15 Ağustos Atılımı -2: Sürekli yücelen ruh

15 Ağustos Atılımı’nın ruhu durmadan yüceliyordu. Tüm ölçüler daha da yükseltilip bir sonraki aşamaya taşırılıyordu. Fermandar Egid ile başlayan silahlı direniş yükselip başka bir boyuta evrilmişti.

9 Ekim 1998 tarihinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası bir komplo başlatıldı. ABD, İsrail ve İngiltere’nin başını çektiği komplo ile 15 Şubat’ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan esir alındı. Bu döneme damgasını vuran Kürtlerin “güneşimizi karartamazsınız” şiarıyla bedenlerini ateşe verme eylemleri gelişti. Kürdistan ve Türkiye başta olmak üzere her yer savaş alanına çevirildi. Kürt halkının Önderi esaret altına alınmıştı. Komplocu güçlere karşılık Kürt halkı ve gerilla Önder Abdullah Öcalan’ın etrafında ateşten çember olup dünyayı başlarına yıkıyorlardı. Gelişen bu direniş karşısında ABD’nin “bu kadar beklemiyorduk” açıklaması direnişin ne denli yüksek olduğunu gözler önüne sermişti. Fakat bu cümle ile anlatmak kesinlikle yetmeyecektir.

Bu dönem gelişen halkın ve gerillanın direnişi Kürdistan Özgürlük gerillasının nereden nereye geldiğinin bir ispatıydı. Gerilla Önder Abdullah Öcalan’ın esir alınmasına karşılık bir çok yerde geliştirdiği fedai eylemle kendini yeniden ispatlıyordu.

Fedai eylem gerçekleştiren gerillalar;

Tacettin Şahin – Ferhat Kotranıs; Van’ın Başkale ilçesinde işgalci Türk asker ve polislerine yönelik fedai eylem gerçekleştirdi. Ardından bıraktığı fedai eylem mektubundan birkaç satır:

“Ben gerçekleştireceğim eylemimle, halkımın duygu ve istemine cevap olacağım. Düşmana duyduğum kin ve öfkeyi kendimde patlamaya dönüştüreceğim. Bu temelde Başkan Apo’nun iyi bir yoldaşı, şehitlerimizin iyi bir takipçisi olacağım. Yeniden yapılanmış ARGK’nin güçlü bir savaşçısı olacağım. Eylemimle, Başkan Apo’nun belirttiği gibi, en büyük nimetin gerilla olduğunu pratiğimle kanıtlayacağım.”

Şahin Hüseyin – Akif; Duhok’ta MİT binasına yönelik fedai eylem gerçekleştirdi. Mektubundan bıraktığı bir mesaj:

“Güney Kürdistan Halkına

Biz, KDP’ye karşı değiliz. Ama onların da düşmanı arkasına alıp üzerimize gelmesini kabul edemeyiz. Özellikle eylem hedefimde Duhok’u seçişim ve Duhok’ta bulunan Türk MİT binasına yürüyüşüm düşmanadır, sizlere değildir”

Fatma Özen – Rojbin; Gever’de fedai eylem gerçekleştirdi. Ardından Önder Abdullah Öcalan’a atfen bıraktığı yazıdan bir kısım;

“Sizin bir kazandırdığınız, güç verdiğiniz, mezardan çıkararak gün yüzüne çıkardığınız bir kadın askeriniz olarak, şu anda sizin yaratmak istediğiniz yeni yaşam için ölmek kararlılığını göstermek istiyorum. Kaldı ki bu da ölmek değil; Zilan’la, Sema’yla, Fikri’yle buluşmanın kendisidir benim için. Bu da Önderlik ile kadının tarihsel buluşmasıdır. Daha büyük şeyler yapmak isterdim ama gücüm buna yetiyor. Çünkü bu davanın mutlaka başarılacağına inanıyorum. Zafer, özgürlük mutlaka insanlığın olacaktır, kadının olacaktır yani sizin olacaktır.”

Serdar Fatımi – Felat Kadri; Gever’de fedai eylem gerçekleştirdi. Mektubundan Kürdistan Halkına seslenişi;

“Gerek Avrupa’da, gerek Kürdistan’da ve gerekse Türkiye metropollerinde ayağa kalkarak gerçekleştirdiğiniz serhildanlar PKK’nin ve onun önderinin kim olduğunu bir kez daha gösterdi. Düşmanın beyninde bir bomba gibi patlayan bu mücadele bir kez daha ispatlamıştır ki, milyonlaşan Apo gerçekliği, Özgürlük mücadelesi asla bitmeyecek ve mutlak anlamda zaferi getirecektir. Ben bu eylemimle ayağa kalkışınızı ve serhildanlarınızı selamlamaya geliyorum. Yüce Önderimizi tutuklamakla umuda kapılan düşmanın zafer çığlıkları kursağında kalacaktır. Binlerce şehidimizin şaşmaz yolunda çok yakın olan zafer günüyle kucaklaşmaya gidiyoruz.”

Şükriye Kaymaz – Rozerin Sapmaz; Elazığ’da fedai eylem gerçekleştirdi.

-Azad Resul – Xebat; Botan’da fedai eylem gerçekleştirdi.

Zekeriya Muhammed İbrahim – Berbang Avareş; Botan’da fedai eylem gerçekleştirdi.

 Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik gerçekleştirilen komploya karşı gerilla başta fedai eylem tarzı olmak üzere birçok eylem gerçekleştiriyordu. Hamlesel çıkış ile komplocu güçlere en büyük cevabı vermişlerdi. Komploya karşı gelişen fedailikle işgalci Türk devleti ve komplocu güçler hiçbir zaman karşılaşmadıkları bir direnişle karşılaşmışlardı. Ruh yeniden yükselmiş ve yücelmişti.

Esir alındıktan sonra Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan gerillaya Güney Kürdistan’a çekilme çağrısında bulunmuştu. Gerilla da bu çağrıya uyarak Güney sahasına çekilmişti.

İkinci büyük hamle

“Tüm dünyayı yenecek gücümüz olsa da kimseye saldırmayız, ama tüm dünya bir olup üzerimize gelse de direneceğiz”

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan

Bundan sonra ARGK, HPG’ye dönüşür. Hêzên Parastina Gel olarak örgütlenen gerilla güçleri 2004 yılının 1 Haziran’ında yeni bir hamle başlatır. Gerek Önder Abdullah Öcalan’ın yakalanması gerekse de içten dayatılan tasfiye girişimi PKK’yi tasfiye etmeyi başaramadı. Aksine 1 Haziran hamlesi ile  güçlü iradesini ortaya koydu. Tüm çabalar ve umutlar tasfiye etme üzerine yoğunlaşmıştı. Fakat ikinci büyük 15 Ağustos Atılımı ile bu sürece cevap verildi. Gerillanın burada ortaya koyduğu şey aslında “uçurumun kenarında kanatlanmaktı.”

En zor koşullarda gerçekleşen bu atılım, hem içteki düşmanlara hem de dıştaki düşmanlara tarihi bir cevap oldu. Ne yapılırsa yapılsın gerilla giderek güçlenecek ve önünü alamayacaklardı. Gerilla, bu hamleyle faşist Türk devletinin “gerillayı bitirdik, zafer kazandık” naralarını, iddiaları bertaraf etmişti. Beyni katı ve algılamakta güçlük çeken faşist Türk devlet yöneticileri gerillanın gerçekliğinden uzak bir şekilde yaklaşıp hayallere kapılıyordu.

Bu dönemde askeri strateji değişmişti. Uzun Süreli Halk Savaşı Stratejisi’nden Meşru Savunma Stratejisi geliştirilmişti. Paradigmanın değişimi ile birlikte Meşru Savunma Stratejisi uygulanmaya başlandı. Pasif ve Aktif Savunma boyutları ile gelişen yeni strateji 1 Haziran hamlesi ile aktif savunma ile pratikleştirildi.

Tarihi eylemler bu süreçte de devam etti. Adıl Amed, Reşid Serdar, Nuda Karker, Ferhat Dersim ve daha birçok öncü komutan tarafından bu süreç yürütüldü. Bu dönemde efsanevi komutanların büyük çıkışları oldu. Zap’ta operasyona kalkışan Türk ordusu tarumar edildi. Geri çekilmek zorunda kaldı. Yine büyük Oremar baskını ile onlarca asker öldürüldü. 8 asker esir alındı. Aynı dönemde Bezelê karakol baskını da bu dönemde gerçekleşti.

2006 yılında gerillaya karşı kimyasal silah kullanan Türk devletine karşı Amed halkının tepkisi çok sert oldu. Amed halkı gerillayı sahiplenmişti ve sokaklara dökülmüştü.

Meşru Savunma Stratejisi sadece gerilla ile sınırlı kaldı. Gerilla bu stratejinin gelişmesinde yine yalnız kalmıştı. Dağlarda geliştirdiği hamlesel çıkışlarla yine zirveyi temsil ediyordu. Êdî Bese vb. hamleler ile dağlarda yine savaş üst boyutta yürütülüyordu. Bununla baş edemeyen AKP rejimi sürekli ateşkesler isteyerek oyalama politikalarını devreye koydu. Ara ara ateşkeslerle dinen savaş bu süreçler dışında hep yaşanıyordu. 2010 yılının Haziran ayında Önder Abdullah Öcalan tarafından strateji değiştirilerek Devrimci Halk Savaşı stratejisi benimsendi. Günümüze kadar geçerli olan strateji Devrimci Halk Savaşı Stratejisidir.

En Çok Okunanlar

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler