‘Adam olmayı’ dayatanlara karşı kadın olmak

Gülşen KOÇUK

Erilliğin topluma aktarıldığı medyanın bu yanını yeni programlardan biri olan “O adam oldun mu” ile bir kez daha gördük. Kadınların bugüne kadar mücadele ettiği, erkekliği kutsayan kavramlardan biri olan “adam”lara karşı medyanın dilini değiştirmekte ısrarcı olacağız. 

En büyük gücün para olduğu ve “paranın açamayacağı kapının olamayacağına” inanıldığı bir çağda para ve teknolojinin “iş ortaklığıyla” hayatın daha “konforlu” hale getirildiğine çoğumuz inanıyoruz ve “paramız kadar” uyguluyoruz. Hayatımızı, sadece son 10 yılda tanıştığımız teknolojiler olmadan hayal bile edemiyoruz belki. Yaşamımız dört bir yandan yeniden şekilleniyor! 

Bir pandemi sürecinin ardından düzenimizde birçok yenilik-değişiklik yaptık ya da yapmak zorunda kaldık. Evlere kapandık mesela. Ve evimize, tüm yaşamımızı sığdırmaya çalıştık. İşyerini evimize taşıdık, tiyatroları, sinemayı, konserleri, tarihi yerleri, sergileri, daha sayamayacağımız ve evimizde ağırladığımız birçok şey var. Bu bir yılda sosyal medyaya ve dijital platformlara da fazlaca yöneldik. TV kanallarında bulamayarak sinema salonlarında aradığımız “kaliteli” yapımları burada aradık. Sonucunda da Netflix, BluTV, Puhu TV gibi birçok platformda pandemi sürecinde ciddi abonelik artışları yaşandı. Örneğin Netflix, sadece 2020’nin ilk çeyreğinde 15,7 milyon yeni abonenin olduğunu duyurmuştu. Bu platformların arasına 1 Ocak itibariyle bir yenisi eklendi: Exxen. Acun Medya’nın kurduğu platformda yayınlanan dizi, yarışma, programlar ve reality showlar ile izleyiciye ulaşmak hedefleniyor.

Pratikte “çağa ayak uydurma” hareketi olsa da zihinsel olarak değişime direnme şeklinde tanımlanabilecek yapımları da içeriyor. Bunlardan isim olarak dikkatimi çeken, “O adam oldun mu?” isimli “yarışma” oldu. Youtube fenomeni olanların/olmak isteyenlerin yarıştığı program, adı ile zaten 10-0 geriden başlamış oluyor. “O adam” olmak istedik mi? O adam olmak isteyen kaç kişiyiz? Erkek-devlet şiddeti bugün o kadar yakıcı ki neredeyse her kadın bununla yaşanamayacağının farkında. Bu farkındalıktan hareketle, görünürde-görünmeyen de bu mücadelenin toplumsallaştığı bir gerçek. Ve toplumsallaşan mücadelede kadınlar, şiddeti besleyen, erkekliği yücelten her kavrama-koda karşı ayrı ayrı savaş açtı, açıyor, farkındalık yaratıyor. Bu kodlardan biri de “adam olmak”. “adam” kavramının, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre ilk anlamı “insan” olsa da, ikinci anlamı olan “erkek” ile bütünleşmiş bir kullanımı bulunuyor.

Eril toplum sistemi içerisinde kutsanan erkeklikle de kadının, erkeğin ulaşması gereken bir ideal olarak veriliyor. Hayatımız boyunca kendi ailemizden ya da çevremizden bir şekilde duyduğumuz/maruz kaldığımız, belki uydurulan hikayelerle benimsetilmiş bir meziyet olarak “adam” olmanın, “olmak istemediğimiz şey olduğunu” büyüdükçe, yaşayarak öğrendik… Ancak “adam” olmak istemememiz, buram buram cinsiyetçilik, erillik kokan bu kavramın asla kullanılmadığı anlamına da gelmiyor. İşte “O adam oldun mu” isimli yayın da tam olarak bunun kanıtı. İsmiyle hedef kitlesinin bir kısmını baştan kaybeden programın, içerik itibariyle de çocuk-genç kesime ulaştığını hesaba katarsak, bunu cinsiyetçi bakış açısının devamı ve kalıcılaştırılma çabası olarak yorumlamak yanlış olmaz.

“Adam olmanın” sonuçlarına her gün tanıklık ederken, “adamlıktaki” ısrar hayret verici. “Jüri”sinin de iki erkekten oluştuğu program, günümüz medyasında erilliğin sürdürülmek istendiğinin bir delili. Ancak, “adamların” varolma çabasına karşı gücünü dayanışmadan alan kocaman bir kadın medyası, sayısız kadın gazeteci var. Geçtiğimiz günlerde (6 Ocak) yayın hayatına başlayan NuJINHA da artık bu mücadelenin bir parçası. Şimdi daha da çoğalmış bir şekilde eril medyanın dilini teşhir etmeyi sürdüreceğiz. 

Dayanışma ile. 

Kaynak: http://www.jinnews.com.tr/

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler