Akıl; sonradan ah çekmek için değil, önceden düşünüp tedbir almak içindir

Baran CİNDİ

‘Akıl hazır değilse, göz göremez’ demokratik bir yürüyüş bile engellerle karşı karşıya kalıyorsa bir ülke de, Toplum her an patlamaya hazır bir mayına dönüşür. İnsanları zorla biata çekmek ve var olan düzene tabi kılmak, saldırganlığı artırmaktan başka bir işe yaramaz. Toplumlar akışkandır, inanmadığı bir şeye inandırmak ve bunu şiddetle uygulamak karşı devrimi kaçınılmaz kılar. Bu ayaklanma, nefreti, en üst düzeyde yakma ya yol açar. İnsanlar kinlerini bir yere kadar saklar ve sonra su gibi yolunu bulduğunda sel gibi patlar önüne çıkan her şeyi yıkar ve düzleştirir. Şimdiye kadar devlet yapısı insanları demokrasi adı altında yürüyüşlerle bir nebze yürütebiliyordu ve varolan tansiyonun dinmesi bu yolla atılıyordu. Bunu kontrolde tutmak ise önemliydi. Stresini boşalt ve bitsin gerisi olmasın anlayışı devam eden bir durumdu. Şu an ise iktidarın kendisi direk şiddet yanlısı ve her yürüyüşü ve tepkiyi şiddetle bastırmanın yol ve yöntemine girişmektedir. Topluma şiddet dayatarak var olan öfkeyi dindiremezsin içten içe bir volkana dönüştürürsün ve patlama anı yakındır.

‘Akıl insanın külâhında bir çividir. Yumruk yemeden içeri girmez’

Tabi şiddet gösterirken de bir yandan en üstten açıklamalar yapılarak umut dağıtma işlemi başlatılır. Reform, yeni anayasa, hizmetler ve en önemlisi ise pasif muhalefete yüklenme durumu. Demokratik olarak kendini muhalif görmek ve sadece var olan iktidarla baş edileceğini düşünmek yanılgıdan başka bir işe yaramaz. Sana karşı şiddet var polisi, MİT’i, askeriyle, yönetici ve hatta imamıyla sana saldıran bir yapıya karşı izlediğin yol devletimiz ve demokratik protesto ise kendini kurban olarak ilan etmişsin çoktandır. Seni tanımayana zorla kendini demokratik bir şekilde tanıtmak günü kurtarmaktan başka bir şekilde izah edilemez. Kandırılıyorsun!

Evet kandırılıyorsun bunun farkındasın fakat örgütlü olmadığından günü geçirme derdindesin başka diyarlardan bir kıvılcım aramakla meşgulsun.

Günümüz istihbaratı ve savaşın her zerresinin işlendiği bir dönemde demokratik gücünün yanında örgütlü yapıyı görmemek en büyük cahilliktir. Sana zorla yönelen her türlü bilgi ve kirli politikayı sana aşılatmaya çalışırken, demokratik adımlar attığını tüm kamuoyuyla rahatça paylaşırken gerçek demokratik hareketler ise demokratik olduğunu belirtmekle meşgul.

Kendi içinde yalnızlığı yaşamanın psikolojisi sadece baskılar bizi yıldıramaz olmamalı. Var olan gücü kullanmak ise zor olmamalı sürekli eylem örgütlemek en iyi çalışma olarak görülmedikçe basit muhalif olarak kalmaktan öteye geçemez. En büyük güç sen iken, sürekli hilelerle kendini en büyük güç olduğunu gösterene en fazla biat olur. Biat eden bir muhalif, geride kalan ise belli kişilerden oluşan bir iktidar en büyük güç yığını ise bekletilen sokak, mahhalerlerde bekletilen halk yığını.

‘Akıl istediği kadar ilerlesin, kalbi asla geride bırakmaz’

Topluma kendi toplumuna inanmama ve iktidarın söylemleri ve şidettine takılmak sonu gelmeyen bir girdaba çekilmek gibidir. Kendine inanan, toplumuna inanan güç olur ve bu güç er geç patlar. En büyük iktidarım gücüm diyeni de toza çevirir. Bunu görmek için toplumla yaşamasını bilmek ve kendini bir zümreye ait olmaktan çıkarmakla başlar. Yoksa en fazla kendi hanedanlığınla sınırlı kalmış binlerce hanedana bölünmüş ve kendi derdine düşmüş bir akıl kalır. Kalp ise toplumundur. Onu gözardı etmek bilmeyerek iktidara tabi olmaktır.

Akıl noksanlığı iki türlü olur; biri delilikten, öbürü cahillikten.

Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar.

Akıl; sonradan ah çekmek için değil, önceden düşünüp tedbir almak içindir.

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler