Aleviler ve Maraş katliamı

Kemal SÖBE

19 Aralık 1978’de Kürdistan’ın Maraş şehrinde Alevi Kürtlere yönelik, devlet destekli bir katliam yapıldı, yüzlerce Alevi-Kürt katledildiler, sürgün edildiler, yerlerinden edildiler. Katliam, farklı mezhepler arasında gelişen bir mezhep çatışması olarak basına yansıtıldı. Alevilerin büyük çoğunluğu, bu katliamı hala Alevi-Sünni kavgası olarak bilirler. Sünnilerin bağnaz ve aşırı olanları, bu katliamda, din ve mezhep farklılıkları üzerinden maşa olarak kullanıldılar. Dikkat edilirse, tarih boyunca Alevilere yönelik saldırılar yapılmış, katliama uğramışlar. Bu katliamların hepsinin, mezhep farklılıklarından kaynaklı yapıldığı bilinir. Aleviliğin nasıl bir felsefe ne olduğu bilince çıkarılırsa, bu katliamların nedeni daha iyi anlaşılır. Alevilik felesefesi, doğal toplum felsefesi’dir. 

Bu felsefede, bütün milletler yektir-birdir. Yani bir millet diğerinden üstün değildir. Yani üstün ırk kavramı yoktur-yasaktır. Alevilik, işgallere, savaşlara, sömürüye, sınırlara, sınıflara ve devlet-hiyerarşik sistemine karşıdır. Alevilikte saf toplum-insan vardır. Yani insana insan olarak yaklaşılır, değer verilir. Alevilikte üstün olan haktır-adalettir-eşitliktir. Alevi inancına-felsefesine bağlı olan her milletten kesimler, bu duruşlarından dolayı, tarih boyunca  her çağda, dönemden güç olan devletlerin-egemenleri saldırılarına uğramışlardır. Devletler-imparatorluklar kendilerini işgallerle, sömürüyle ve savaşlarla var ederler, ayakta tutarlar. Devlet aygıtı, gücü temsil eder. Yani egemenleri, sermayeyi temsil eder. Devlet ve iktidar, karakteri gereği toplum karşıtıdırlar, toplumu egemenlik altında tutarak varlıklarını sürdürürler. 

Alevilik felsefesi, devlete-güce-hiyerarşiye karşıdır ve bunun olduğu yerde de hep direnmiştir, saf doğal komünal yaşamın savunucusu olmuştur. İşte bu nedenlerden dolayı, Aleviler sürekli devletin hedefi, egemenlerin düşmanı  olmuşlardır ve Aleviler sürekli düşman olarak görülmüşlerdir. Maraş katliamı, sadece Alevi katliamı değil, aynı zamanda ulusal boyutu da bulunan bir katliamdır. Çünkü Maraş’ta katledilen Aleviler genelde Kürtler. Maraş’ı Kürtlerden temizleme ve Alevi Kürtleri kendi yurtlarından sürgün etme planlanmıştı. Maraş normalde Kürt şehridir ama bu gün Maraş merkezde Alevi Kürtler yok denecek kadar az yaşamaktalar. Katliamın korkuları hala geçmemiş olmalı ki Alevi Kürtler, Maraş’ta ev almayı ve yerleşmeyi, cehenneme gitmek gibi düşünüyorlar ve faşistlerin içinde ne işimiz var diyorlar. Zaten Türk-İslam sentezi inkarcı zihniyetinde istediği tam da buydu- budur.

Yani Alevi Kürtler Maraş’tan gitsinler, meydan kendilerine  kalsın. Yani Maraş’ın Alevi Kürt kimliği yok edilsin, Maraş Türk-Sünni bir şehir haline getirsin. Bu yanlıştır. Alevi Kürtler, katliamdan önce olduğu gibi, günümüzde de Maraş’a tekrar yerleşmeliler, bir güç olmalılar. Alevi Kürtler yalnız değiller, kendi ulusal güçleri var. Alevi Kürtler, Maraş katliamının bu gün bütün Kürdistan’da yapıldığını bilmek ve buna tavır almak durumundalar. Son otuz yılda, Kürdistan’da yetmiş tane Maraş katliamı yaşanıldı, hala yaşanılıyor, Kürdistan’da on binlerce Kürt katledildi. Ve eğer Türkiye demokratikleşmezse, Kürt sorunu çözülmezse, yeni Maraş katliamları devam eder. Türk-islam sentezi iktidarda olduğu sürece, mazlumlar hedef olmaktan kurtulamazlar. Çünkü katliam, bizzat devlet tarafından organize ediliyor, yapılıyor. Yani Maraş katliamı, Sivas Katliamı, Dersim katliamını yapanlar tarafından yapıldı ve bu gün bütün Kürdistan bu tehlikenin altındadır.

Türkiye’de de, yoksul emekçi Türk halkından kesimler, yoksulluktan kaynaklı olarak direndiklerinde bu sistemin hedefindeler. Yani Anadolu ve Mezopotamya’da insanlık tehlike altındadır. Bu tehlikeye karşı, Kürtler tabi ki mücadele de ediyorlar, direniyorlar. Devletin toplumlara saldırısının altında sınıfsal ve egemenlik nedenleri bulunmaktadır. Devlet sürekli toplumları egemenlik altında tutmak ve emeklerini gasp etmek ister. Toplumlarda buna karşı direnirler. Kürt Halk Önderi Öcalan, ” devletin olduğu yerde özgürlük olmaz ” diyor. Doğru bir tanımlama. Her şeyin üreticisi halktır, bu durumda devletin işlevi ne olabilir? Halka hizmet mi, yoksa halk üzerinde egemenlik kurmak mı? Devletin halka hizmeti tam bir palavradır, yalandır. Devlet halka hizmet etmez, tam tersi halk devlete hizmet ediyor. Devlet sadece koltuk ve makamdır, güçtür. 

Bu güç, halkın sırtında kambur olur ve halkı kene gibi emer ve kansız bırakır. Bu açıdan, halk devletten arındıkça, kendi doğal saf yaşamını keşfeder. İşte Kürdistan’da, Kürtler halkın saf doğal yaşamını kurmanın uğraşı içindedir. Bu mücadele, Aleviliğin tarihsel felsefesini günümüzde temsil ediyor. Aleviler, Alevi oldukları için katledilmediler, Aleviler, devletsiz toplum yaşamını savundukları için, devletin saldırısına uğradılar. Yani sınıfsal nedenlerden dolayı bu saldırı ve katliamlar oldu. Günümüzde Alevilerin yapmaları gerekenler, mücadeleye devam etmeleri ve demokratik bir düzen kurabilmeleridir. Bu mücadele Kürdistan’da yürütülüyor. Alevilerin kurtuluşu, Kürdistan’ın kurtuluşuyla başarıya ulaşacaktır. Türkiye demokratik olursa, Kürdistan özgür olursa, Alevilerde özgürleşecekler ve özlemini duydukları ve uğruna yüzlerce yıl boyunca bedeller verdikleri komünal yaşama kavuşacaklardır.

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler