Amed Malazgirt: Amacımız Türk devletini yenilgiye uğratmak

0
250

Türk devletinin işgal saldırılarına karşı devam eden gerilla direnişine değinen Amed Malazgirt, “Amacımız Türk devletini Kürdistan’da yenilgiye uğratmak. Bedeli ne olursa olsun işgale izin vermeyeceğiz” dedi.

Halk Savunma Merkezi Karargah komutanlarından Amed Malazgirt Stêrk TV’de yayınlanan özel programda Türk devletinin saldırılarını ve gerillanın direnişini değerlendirdi.

Gerilla direnişi karşısında tıkanan Türk devletinin kimyasal silaha başvurduğunu söyleyen Amed Malazgirt, bunun bir savaş suçu olmasına rağmen uluslararası güçlerin bu duruma sessiz kalmasına tepki gösterdi.

Gerillaların büyük fedakarlıklarla Türk devletinin işgaline engel olmak için direndiğini belirten Amed Malazgirt, “Bölge halkı da PKK’nin bu işgalci güçlere, kullandıkları tekniğe karşı nasıl bir direniş sergilediğine şahittir. Türk devletinin kullandığı silahlara karşı hiç bir güç bu şekilde direnemez. Ama PKK gerillaları hem bu tekniğe, hem de Türk devletinin işgaline karşı en üst aşamada direniyor. Bundan dolayı Türk devleti bazı alanlarda tıkandı. Bu tıkanmadan çıkmak için de daha fazla savaş suçu işlemeye başladılar. Kendilerini başarılı göstermek için bütün imkanlarını seferber ettiler. Savaşın da bir hukuku var ama işgalci Türk devleti şehit düşen arkadaşlarımızın cenazelerine işkence yapıyor, bu işkence görüntülerini de internette yayıyor. Bu Türk devletinin ahlaksızlığını gözler önüne seriyor” diye konuştu.

Son günlerde peşmerge güçleri ile yaşanan gerginliğe de değinen Amed Malazgirt, “Serok Apo bize Kürt güçleri arasında bir savaşı yasaklamıştır. PKK olarak ne olursa olsun, fikir ayrılıkları olabilir, eleştiri olabilir ama Kürtler arası bir çatışmayı onaylamıyoruz. Türk devletinin zorlanmasından dolayı KDP’nin bir kanadı da kendilerini Türklere şirin göstermek için bazı alanlarda bizi ablukaya almak istediler. Gerilla daha fazla zorlanırsa ne olacak? İster istemez hoş olmayan şeyler yaşanacaktı. Kısaca şunu söylemek istiyorum; Kürtler arası bir savaş yaşandığında en çok Türk devleti mutlu olur. Bu hassas süreçte kendi aramızda kötü bir şey yaşamamalıyız. Aksi takdirde hem Kürt düşmanları çok sevinecek, hem de Kürt halkının kazanımları ortadan kalkacaktır” dedi.

Halk Savunma Merkezi Karargah komutanlarından Amed Malazgirt, Stêrk TV’de yayınlanan röportajı şöyle:

Türk devleti 23 Nisan’da Avaşin, Zap ve Metina’ya yönelik saldırılar başlattı. Bu saldırılara karşı gerilla da Bazên Zagrosê ve Cenga Xabur devrimci hamleleri ile direnişe geçti. Gerillanın devam eden direnişi hangi aşamadadır?

Bu operasyon 46 gündür devam ediyor. Operasyona karşı arkadaşlarımız da büyük bir mücadele veriyor. Her gün her alanda çetin bir savaş yürütülüyor. Türk devleti Metina, Avaşin ve Zap’a yönelik bir saldırı başlattı. Düşman yerleştikleri yerleri daha fazla genişletmek istiyor. Birkaç koldan arazilere girdiler. Düşman arkadaşların da tünellerine girmeye çalıştı. 3 gün ısrar etmesine rağmen arkadaşların direnişini kıramadı. Ağır darbeler yediler. Bu operasyondan birkaç gün önce yani 19 Nisan’da bütün bölgeye hava saldırısı başlattılar. Hava saldırısının ardından bazı alanlara indirme yaptılar. Operasyon bu şekilde başladı.

HPG olarak zaten yaşanan savaşa dair bilgileri günlük olarak basın yolu ile açıklıyoruz. Tabi bu yapılan eylemler oluyor genelde. Türk devleti bütün teknik imkanlarını bu operasyonda kullanıyor. Gerilla direnişinin devam ettiği alanları 24 saat boyunca uçaklarla bombalıyor. Yine tank, top ve obüslerle bölgeye yoğun bir saldırıda bulunuyor. Türk devletinin yürüttüğü savaş göğüs göğüse bir savaş değildir. Yani kalleşçe bir savaş yürütüyorlar. Yoğun bir teknik kullanıyorlar. Örneğin bir yerde 100 asker 3 arkadaşa yönelik saldırı yaptıktan sonra kenara çekiliyor ardından hava saldırısı başlıyor. Bu yüzden bu alanlardaki arkadaşlarımızın büyük bir direniş gösterdiğini söylüyoruz.

BİNLERCE ASKER VE ÇETE İLE DİRENİŞİ KIRAMAYAN DÜŞMAN KİMYASAL SİLAH KULLANDI

Mamreşo’da savaş başladığında ilk 11 gün heval Serhat öncülüğünde büyük bir direniş sergilendi. Türk devleti büyük bir darbe yedi. Binlerce askeri ve çetesi ile saldırıya geçmişti. Buna rağmen arkadaşlardan bir tepeyi alamıyorlardı. Büyük kayıplar da verdiler. Suriye’den getirdikleri çeteleri de bu savaşta kullanıyorlar. Örneğin öldürülen bu askerlerin cenazelerini Rubarok’a defnediyorlar. Bu yüzden fazla gündeme gelmiyor asker ölümleri. Ara sıra öldürülen askerlerin aileleri ile de anlaşarak gündeme getiriyorlar. Ama düşmanın alandaki kayıpları çok daha fazla. Her darbe yedikten sonra güçlerini değiştiriyor.

Mesela bizim güçlerimiz öyle değil. Alanda hangi arkadaşlarımız varsa onlar direniyor. Üstelik çok büyük fedakarlık ve kahramanlıklarla direniyorlar. Bu direnişte bir çok değerli arkadaşımız şehit de düştü. Mamreşo alanında heval Serhat, heval Sarya öncülüğünde büyük bir direniş yaşandı. Sonuna kadar da savaştılar ve düşmanın mağaralara girmesine izin vermediler. Düşmanın her girişimi kırdılar. Bütün teknik saldırılarına rağmen arkadaşların direnişini kıramayan düşman en son kimyasal silah kullanarak arkadaşlarımızı şehit ettiler. Binlerce askeri ile o arkadaşlarımızın direnişini kıramıyordu.

Bu yüzden kimyasal silah kullandılar. Dikkat ederseniz medyada bazı arkadaşlarımızın cenazeleri çıktı, kurşun izi yoktu o cenazelerde. Bütün arkadaşların cenazeleri kurumuştu. Nu kimyasal silah kullandıklarını kanıtlıyordu. Buna rağmen ne uluslararası alanda, ne de bölge de kimyasal silah kullanımına karşı ciddi tepkiler verilmedi. Oysaki savaş suçudur bu.

KÜÇÜK CİLO ALANINA 40 GÜN GİREMEDİLER

Yine Mervanos hattında, heval Botan, heval Ekin, düşman indirme yapmaya çalıştığında kobralara, helikopterlere karşı büyük bir savaş verdiler. Teknikle savaştılar ve kahramanca şehit düştüler. Düşman 40 gün boyunca Küçük Cilo alanına girmeye çalışıyorlardı ama arkadaşlarımız direnişleri ile buna müsaade etmiyor. Türk devleti son birkaç gündür bu alana girmiş durumda. O hatta şu an çetin bir savaş yaşanıyor. Saldırılar ilk başladığı zaman o bölgede olan Bawer arkadaş düşmana ilk darbeyi vurdu. Heval Bawer Küçük Cilo ve Qela Bêdewê alanlarında büyük bir direniş ve fedakarlık gösterdi. İşgalci Türk devletini etkisiz hale getirmişti. Bawer heval da o alanda şehit düştü.

O alanda büyük fedakarlık ve direniş sergileyen heval Şoreş de son mermisine kadar savaşarak şehit düştü. Yine heval Egid o bölgede ne kadar eylem varsa bunların öncülüğünü yaptı. Kahramanca bir direnişle şehit düştü. Bu arkadaşlarımızın şahsında bütün şehitlerimizi saygı ile anıyorum, onlara verdiğimiz özgür Kürdistan’ı yaratma sözünü yerine getirmek için Türk devletinin işgaline karşı mücadelemizi en üst aşamada sürdüreceğiz. Kürdistan topraklarından Türk devletini atacağız. Bu PKK gerillalarının verdiği bir sözdür.

Türk devleti bir an önce birkaç alanda daha kendisine bir hat oluşturup operasyonu genişletmek istiyor. Bu noktada bütün imkanlarını seferber etmiş durumda. Mamreşo, Mervanos, Küçük Cilo ve Qela Bêdewê hattında savaş büyümüş durumda. Düşmanın niyeti ön hatları daha çabuk ele geçirmekti ama yaşanan direniş düşmanın hareket etmesini engelledi. Bu yüzden bahsettiğim hatlarda arkadaşlarımızın eylemleri hala devam ediyor.

TÜRK DEVLETİ TIKANDIĞI İÇİN DAHA FAZLA SAVAŞ SUÇU İŞLİYOR

Metina hattında da eylemler devam ediyor. Zendura ve Kêste bölgelerinde savaş sürüyor. Zaten ilerleyemiyorlar. 46 gündür direnen arkadaşlarımız Türk devletinin tünele girmesine izin vermiyor. Yani bölgenin tamamında savaş yaşanıyor ve bu savaş daha da uzayacak gibi görünüyor. Hedefimiz düşmanın ilerleyişini engellemek ve yerleştiği alanlarda güçlü eylemler yapmak. Türk devleti istediği başarıya ulaşamadı bu yüzden basınında sadece ara sıra bahsediyor yaşanan savaştan. Bu bile tek başına nasıl bir direnişin yaşandığını gösteriyor.

Bölge halkı da PKK’nin bu işgalci güçlere, kullandıkları tekniğe karşı nasıl bir direniş sergilediğine şahittir. Türk devletinin kullandığı silahlara karşı hiç bir güç bu şekilde direnemez. Ama PKK gerillaları hem bu tekniğe, hem de Türk devletinin işgaline karşı en üst aşamada direniyor. Bundan dolayı Türk devleti bazı alanlarda tıkandı. Bu tıkanmadan çıkmak için de daha fazla savaş suçu işlemeye başladılar. Kendilerini başarılı göstermek için bütün imkanlarını seferber ettiler. Savaşın da bir hukuku var ama işgalci Türk devleti şehit düşen arkadaşlarımızın cenazelerine işkence yapıyor, bu işkence görüntülerini de internette yayıyor. Bu Türk devletinin ahlaksızlığını gözler önüne seriyor.

ON YILLARDIR KÜRT HALKINA HER TÜRLÜ İŞKENCEYİ YAPIYORLAR

İnsanlar DAİŞ çok barbar diyorlar. Türk devletinin yıllardır Kürt halkına yaptıkları DAİŞ çetelerinin yaptıklarından daha fazla. Kafa kesme, kol kesme, kulak kesme bunlar eskiden beri Türk devletinin yaptığı işkencelerdi. DAİŞ 2012 yılından sonra öne çıktı ama Türk devleti 1990’lı yıllardan bu yana gerillaya karşı yasak silah kullandı, kimyasal silah kullandı, şehit düşen gerillaların cenazelerine işkence yaptı. Aynısını Kürt toplumuna da yaptı. Silahsız bir çok yurtsever insanımızı nasıl şehit ettikleri göz önündedir.

Örneğin 2 yaşlı yurtsever insanımızı helikopterden attılar. Kimse güçlü bir tepki vermedi. Türk devleti sanki dünyanın jandarması olmuş, herkes onlardan korkuyor, Erdoğan ve Bahçeli de bunu kullanarak herkese meydan okuyor. Herkes suskun kaldığı için onlarda gerillaya ve Kürt halkına karşı her türlü kötülüğü, barbarlığı yapıyorlar. Zaten Avrupa devletleri sessiz, Türk de onlardan cesaret alıyor. Yine bazı sözde Kürt güçleri de Türk devletinin Kürt gençlerine karşı sürdürdüğü siyaseti onaylıyor. Asıl kötüsü de bu.

Doğrudur Türk devleti bizimle savaşıyor ama PKK’nin kim olduğunu çok iyi biliyorlar. PKK sadece 1 parçadaki güç değildir. Şehit düşen PKK gerillaları ya Başurludur, ya Rojavalıdır, ya Bakurludur, ya da Rojhilatlıdır. Yani 4 parça Kürdistan’ı temsil ediyor. Türk devleti bunu çok iyi biliyor. O yüzden başta bu gücü yok etmeliyiz ondan sonra diğer güçlere sıra gelir diyorlar. Biz bunu söylediğimizde bazı güçler sanki biz Türk devleti ile savaştığımız için böyle oluyor diye düşünüyorlar. Ama durum öyle değil. Biz 2 sene Türk devleti ile savaşmazsak Türk devleti diğer güçlere saldırmaya başlar.

BUGÜN PKK’Yİ BAHANE EDİYORLAR, YARIN BAŞKA BİR GÜCÜ BAHANE EDERLER

Erdoğan kimle birlik olduysa bize karşı savaştı. Türk devleti Rojava’yı hedef gösterdiğinde hatta daha öncesinde MİT ile AKP yönetiminin konuşmaları ortaya çıktı. ‘Türkiye’de tam hakimiyet sağlamak için İstanbul’da camilere saldırtıp provokasyon olaylar çıkararak bir kesimi etkileyelim’ dediler. Daha sonra bu sesler internete düşünce pratiğe geçmedi bu olay. Yine Suriye’ye ilişkin Hakan Fidan, Erdoğan konuşmasında Fidan, “Gerekirse Suriye’ye adam göndeririz, Türkiye tarafına 3, 5 füze atar Suriye’ye bu şekilde gireriz” diyor. Bunlar bizim yorumlarımız değil ortaya çıkan konuşmalar.

Şimdi de diyorlar Başur’da PKK var. Evet PKK Başur’da var ve Türk devletinin işgaline karşı mücadelesini sürdürecektir. Türk devleti Kürdistan’a saldırmak için bugün PKK’yi bahane ediyor, yarın başka bir Kürt gücünü bahane edecek. Çünkü böyle bir stratejileri var. Erdoğan etrafına çeteleri toplamış, teknik olarak da kendilerini güçlü görüyorlar bu yüzden “2023 yılına kadar nereyi işgal edersem, nereye yerleşirsem benim için başarıdır” diyor. Bundan dolayı hamle hamle başlıyor. Önce Mavi vatan diyerek Libya’ya kadar gitmek için bir gündem yarattılar. Bunun sonucunda bazı krizler de çıktı. Bazı büyük devletler önce Türk devletini ciddiye almadılar. Türk devleti de bundan cesaret aldı ve ilerledi. Bunu gören diğer devletler bir sınırlama getirdiler. Türk devleti daha sonra geri adım attı. Yani Türk devleti bir tavır gördüğü zaman geri adım atıyor.

Efrîn işgalinde Kürtlere yaptıklarını unutmak mümkün mü? Ben Kürdüm, şeref ve namus sahibiyim diyen biri Efrîn’de yapılanları unutmamalı. Türk devleti şu an Bakur’da Kürt halkına tutuklamadan, işkenceye, öldürmeye, katliama kadar her türlü zulmü yapıyor. Bunlar unutulacak şeyler midir? Şimdi yine aynı yöntemlerle kendilerine yeni alanlar açmaya çalışıyorlar. Ben PKK ile savaşıyorum diyor, Başika’da PKK mi var? Musul’da PKK mi var? Türk devletinin niyeti belli. Bakur’da Kürt halkının iradesini tamamen kırmak ve Kürtlerin varlığını inkar etmek. Kürtlerin ana diline dahi müsaade etmiyor. Bu sadece Bakur’da yaşanmıyor, her yerdeki Kürtleri hedef alıyor. Başur’daki saldırıların sebebi de stratejik bir alan yaratıp, bölgeye hakim olmayı hedefliyorlar. Üslerini tamamen yerleştirip, alanı tamamen kontrolü altına almayı hedefliyorlar. Kendisine karşı çıkan herkesi de yok etmek istiyorlar.

Türk devletinin vahşi saldırılarına karşı gerillanın direnişini nasıl görüyorsunuz?

Metina hattında tünel savaşı yaşanıyor. Mamreşo’da 2 tarafta tünel savaşı var. Şehit Serdar alanında da tünel savaşları yaşanıyor. Oradaki arkadaşların direnişi sürüyor. Türk devleti savaşta kendisini başarılı göstermek için bu bölgelerde savaş hukukunda yasak olan her şeyi yaptı. Gerillalar küçük gruplar halinde eylem yaparak düşmana ağır darbeler vuruyor. Arazide de benzer eylemler yapılıyor. Savaş bu aşamada devam ediyor. Gerilla güçlerimiz düşmanın tekniğini boşa çıkarmak için yeni yol ve yöntemler geliştiriyor. Türk devletinin bu işgal operasyonu devam edecek.

Türk devleti bu yoğun teknik ile birçok alanı hemen işgal edeceğini hesaplamıştı ama bu direnişi gördükten sonra savaş stratejilerini gözden geçirmeye başladılar. Kendilerini başarılı göstermek için yeni arayışlar içerisindeler. Arkadaşlarımızın moral ve motivasyonu yüksek. Türk devletinin işgaline son vermek için büyük bir mücadele de veriyorlar. Kürtler 4 parça Kürdistan’da, Avrupa’da ve yaşadıkları her yerde bu kahraman şehitlere sahip çıkmalıdır. Elbette halkımız şehitlere sahip çıkıyor ama kendisini para için satan, sözde Kürt, Kürdistan davası yürüttüğünü iddia eden ve Türk devletinin yanında yer alan bazı ihanetçiler düşmana cesaret veriyor.

Bir tarafta hesapsız bir şekilde Kürt ve Kürdistan için canını feda edenler, diğer tarafta ise düşmanın yanında yer alanlar var. Bu durum tabi ki insanın canını acıtıyor. Kürdistan’ın 4 parçasında ve yurtdışında gerillaya sahip çıkan halkımızı da selamlıyorum. Halkımız gerillaya sahip çıktığında, gerillalar bundan güç ve moral alıyor. Amacımız Türk devletini Zap, Metina ve Avaşin alanlarında yenilgiye uğratmak. Bedeli ne olursa olsun yapacağız. Zaten bu bedeli her gün ödüyoruz ama Türk devletinin Kürdistan topraklarında rahat yaşamasına asla müsaade etmeyeceğiz.

Türk devleti gerillaya karşı kimyasal silah kullanarak bir kez daha savaş suçu işledi. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk devleti tarihte de bu yöntemleri uygulamıştır. Zaten hareketimize karşı geçmişte de bir çok defa kimyasal silah kullandı. Şimdi de Mamreşo alanında, Şehit Serdar tepesinde, Küçük Cilo hattında kimyasal silah kullanıyor. Kamuoyu ile de defalarca paylaştık. Kimyasal silah kullanıldığına dair görüntüler, belgeler var. Mamreşo alanında şehit düşen arkadaşlarımızdan birinin annesi düşmana ‘Şehit düşürüyorsun peki neden cenazesi ile oynuyorsun’ diye soruyor. Türk devletinin gerçekliği budur. Uluslararası alanda bulunan dostlarımız Türk devletinin bu savaş suçlarını daha iyi teşhir etmeli, gündeme koymalılardır.

Bakur’da bir takım eylemler yapılıyor. Bu eylemleri yapanları da selamlıyoruz ama daha can alıcı eylemler yapılmalıdır. Özellikle Kürdistan ve Türkiye metropollerinde olan arkadaşlarımız daha etkili eylemler yapmalıdır. Örneğin Türk devleti içerisinde savaş kararı veren bir kesim var. Bu kesin savaş üzerinden zenginleşip, en lüks yerlerde yaşamlarını sürdürüyorlar. Diğer tarafta ise insanları fakirleştirip maaşa bağlayarak asker yapıyor, öldüğünde de üzerinden siyaset yürütüyor. Bu savaş kararını verenlerden bir kaçı hedef olsaydı, onlar da ölüm acısı yaşasaydı o zaman mecburen başka yöntemleri gündemlerine alacaklardır. Metropol eylemlerinin hedef tespitleri iyi yapılmalı ve bu çerçevede sonuç alınmalı. Kürdistan dağlarında devam eden direnişe sadece yürüyüş yaparak destek olmak yeterli değildir. O yüzden Kürt gençleri de gerilla gibi eylemler yapmalıdır.

Rojava ve Başur’da da Türk devletinin işgaline karşı tepkiler sürerken, Erdoğan da sık sık bu 2 parçayı tehdit ediyor. Bugünlerde de Maxmur’u gündemlerine almışlar ve saldırıda bulunuyorlar. Sizce Erdoğan’ın hedefi ve amacı nedir?

Erdoğan son yıllarda bütün yetkileri kendinde topladı. Bir konuşma ile bütün kurumları harekete geçiriyor. Bütün kurumlar elinde olunca ona göre bir strateji belirliyor. Saldıracağı bölgeleri önce gündemleştiriyor, daha sonra tepki gelmeyince saldırıya geçiyor. Efrîn’de, Serêkaniyê’de öyle yaptı. Şimdi de Başur’la ilgili planlarını devreye koydu. Hedefleri Musul ve Kerkük’tür. Kerkük Türkmenlerindir diyerek Kürdistan topraklarına el koyuyorlar. Yıllardır Maxmur kampını hedef gösteriyor. Orada sivillerin yaşamadığını, PKK’nin kaldığını iddia ediyorlar. Maxmur’da yaşayan insanlar yıllar önce Türk devletinin zulmünden kaçıp gelenlerdir. Yollarda çok acılar çektiler, kimin çocukları şehit düştü. Şu an orada yaşayan insanlara sorsunlar bakalım Maxmur’da yaşam alanı var mıydı? Su bile yoktu. Çöldü, akrep ve yılandan başka bir şey yoktu. Bu insanlar orada kendilerine bir yerleşim alanı yaptılar. Şuan 13 binden fazla insan yaşıyor.

Bu insanlar büyük bir kahramanlıkla, kimseye minnet etmeden, büyük emekler vererek Maxmur’da kendilerine yer yaptılar. Erdoğan Maxmur’u hedef gösterdikten sonra uçaklarla bombalamaya başladılar. Dünya Türk devletinin bu tutumuna karşı ayaklanmalıdır. Türk devleti uluslararası alanda hesap vermelidir. Erdoğan mahkemede yargılanmalıdır. Ama çok ilginç hala o herkesi tehdit ediyor. Kendisine Kürdüm, Kürdistanlıyım diyen ama Erdoğan’ın Maxmur halkına yaptıklarına karşı durmayan Kürt değildir. 7 yaşındaki bir çocuğa, ‘Türk devleti Maxmur’a operasyon yapacak’ dediğinde o çocuk bile Türk devletinin orada ne işi olduğunu sorar. Amaçları oradaki sivilleri katletmek, Kerkük hattını ele geçirerek bölgede hakimiyet kurmak.

Maxmurlular için onlar PKK’liler deyip duruyorlar. Siz bu insanların köylerini yaktınız, çocuklarını katlettiniz, mallarına, mülklerine el koydunuz. Bu insanlar buna rağmen Türk devletinin zulmüne boyun eğmedi. ‘Zorluk yaşarsak bile şerefli bir yaşamımız olsun’ dedi bu insanlar. Şu anda da bunu yapıyorlar. Tüm zorluklara rağmen boyun eğmeden şerefli bir yaşam sürdürüyorlar. Türk devletinin bu yaklaşımına karşı tüm Kürdistanlılar ve Kürdistani güçler bedeli ne olursa olsun tutum sahibi olmalılar. Eğer bir tutum göstermezlerse sonrasında çok daha kötü şeyler olacaktır.

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde peşmerge güçleri Metina alanındaki bir gerilla kampına saldırıda bulunmak istedi. Bu saldırı girişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kararımız var, Serok Apo bize Kürt güçleri arasında bir savaşı yasaklamıştır. PKK olarak ne olursa olsun, fikir ayrılıkları olabilir, eleştiri olabilir ama Kürtler arası bir çatışmayı onaylamıyoruz. Türk devletinin zorlanmasından dolayı KDP’nin bir kanadı da kendilerini Türklere şirin göstermek için bazı alanlarda bizi ablukaya almak istediler. Karargahımızın ne olursa olsun Kürtler arası bir çatışmaya sebebiyet vermememiz gerektiğine dair kararı var. Bizler bu savaşta her gün onlarca şehit veriyoruz. Bölge halkı da Türk devletinin işgaline karşı nasıl direndiğimizi görüyor. Biz mevzilerimizi saldırılar Bakur tarafından gelecek şekilde yaptık. Yani bir tarafta sırtımız Başur halkında, peşmergeleri de zaten dost olarak görüyoruz. İnanıyoruz ki işgalcilere karşı verdiğimiz savaşta sırtımızdan hançerlenmeyiz.

KDP bazı gerilla alanlarını ablukaya alıyor, bu da Türk devletine hizmet ediyor. Gerilla daha fazla zorlanırsa ne olacak? İster istemez hoş olmayan şeyler olacaktır. Kısaca şunu söylemek istiyorum; Kürtler arası bir savaş yaşandığında en çok Türk devleti mutlu olur. 2007 yılından bu yana bunu istiyor. PKK olarak buna dikkat ediyoruz, şuan soğuk kanlı yaklaşıyoruz olaylara. Bu hassas süreçte kendi aramızda kötü bir şey yaşamamalıyız. Aksi takdirde hem Kürt düşmanları çok sevinecek, hem de Kürt halkının kazanımları ortadan kalkacaktır. Hem de Kürtlerin eli ile, bu çok iyi bilinmeli. Bu yüzden herhangi bir çatışma yaşanmasından yana değiliz. Başur halkımıza söylüyorum; Türk devleti ile gerilla arasında bir savaş yaşanıyor ve bu hassas süreçte gelmesinler. Çünkü Türk devletinin bilinçli bir şekilde sivilleri hedef alarak şehit ediyorlar. Sivil halkımızın güvenliği açısından o bölgelere silahlı güçler gelmemeli.

Aldığımız bilgilere göre Türk devleti birçok alana patlayıcı yerleştirmiş durumda. Kontrolsüz bir gücün böylesi kritik bir alana gelmesi çatışmaya sebep olur. Çünkü Türk devletinin böyle bir niyeti var. Bu yüzden Başur tarafında kontrolsüz bir hareketin yaşanmamasını umut ediyoruz. Kötü bir durum yaşanmaması için herkesin dikkatli olması gerekir. Eğer savaş daha da büyürse son noktada peşmergeler bize destek verir diye düşünüyorduk. Türk devleti ile savaşsın demiyoruz ama bazı alanlarda bize destek verir diyorduk. Bunu da yapmıyorsa, Türk devletine karşı oluşturduğumuz mevzi hattında bizi zayıflatacak hamlelerde bulunmasınlar. Biz Türk devleti ile savaşıyoruz, büyük bedeller ödüyoruz. Canımızdan başka verecek bir şeyimiz yok onu da her gün veriyoruz. Her gün şehit veriyoruz. Ben Kürdüm, Kürdistanlıyım diyen herkes yanımızda yer alıp işgalcilere karşı durmalıdır.

KCK geçtiğimiz aylarda “Dem Dema Azadiyê ye” hamlesi başlattı. Kürt halkı da bu hamleye sahip çıktı. Bu hamle çerçevesinde zindandaki arkadaşlar Rêber Apo’nun özgürlüğü için açlık grevi eylemindeler. Kürt halkının ve zindandaki arkadaşlarımızın direnişini kutluyor, başarılar diliyoruz. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz