Amed’in komutanı: MAZLUM – Rohat BARAN

0
3564

Amed deyince akla ilk gelen şeylerden biri Qırıxlarıdır. Bunlar eskiden esas olarak Pêxaslarmış. Pêxas da Peya (yiğit) ve xas (öz, has) kelimelerinin bir araya gelmesinden türetilmiş ve yiğidin hası ya da özü koruyan yiğit anlamına gelmektedir. Kürtçede kullanılan mêr, peya, camêr sözcükleri cinsiyetçi bir söylem gibi görünse de öyle değildir, esas vurgu yiğitliğe yöneliktir. Yiğitlik, yani Agitlik de esas olarak toplumsal değerlerin savunulmasıyla ilgili bir olgu olmaktadır, dolayısıyla cinsiyetçi değildir. Tarihte Kürdistan’daki her şehrin, kasabanın, köyün kadınlı-erkekli böyle yiğitleri olmuş, toplumsallığını korumayı kutsal bir iş olarak görmüştür. Zarife ve Alişêr gibi, Rındexan, Xanoyê Cengzêrin gibi… Şêx Seid’e kal ve Seyit Rıza gibi… Serxwebûn, Çeko, Numan gibi… Komutan Mazlum gibi!

Agitlik yaparken kimi ulusal ve genel toplumsal değerleri korumak isterken, kimi de ahlaki değerleri ve iç düzeni koruma gücü olarak rol oynamıştır. Mesela Pêxaslar tarih boyu Amed’in esas olarak toplumsal ve kültürel değerlerini, ahlaki yapısını koruyan, zenginler ve fakirler arasında bir denge kurmaya çalışan öz savunma gücü olarak rol oynamışlardır. Bir yönleri Robin Hoodluk yapmakken, diğer yönleri toplumsal değerlerini her türlü saldırıdan korumak olmuştur. Bu kurumsallaşan biçimde değil, toplumun kendisini savunma refleksinin ortaya çıkarmış olduğu doğal bir mekanizma olmuştur.

Türk devleti cumhuriyetin kuruluşundan sonra Şark Islahat Planı çerçevesinde Kürdistan’ı işgal ve soykırım saldırılarında özel savaşı önemli bir yöntem olarak kullanmıştır. Bunun sonucu Amed’in Pêxaslığına da yönelmiş, böylece yiğitlik anlamına gelen ismini de içeriğini de bozmuş, pîyêxwasîler denen bir tip ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Pîyêxwasî, yani yalın ayak ya da çıplak ayaklılar! Tıpkı Fransız devrimini gerçekleştiren ve toplumcu değerleri savunanların baldırı çıplaklar olarak tanımlanması gibi! Gezi Direnişinde AKP faşizmine karşı koyan demokratik güçlerin Tayyip Erdoğan tarafından çapulcu ya da yine baldırı çıplaklar olarak değerlendirilmesi gibi! Devrimi ezilenler yapar tabii, ama burada hakaret ve küçük görmek için bu tabirler kullanılmıştır. Pêxaslıkta bozulan sadece kavram değil, bu öz savunma gücünün niteliğidir de. Öz savunma gücü olan Pêxaslar; içkici, esrarci, çapulci pîyêxwasîlere dönüştürülmüştür. Şimdi bu durum yayılmış, Amed’de Pêxas dendiğinde insanların zihninde tezahür eden bu içkici, esrarci, elini-eteğini dünyadan çekmiş, ‘davasi olan ama çaqtırmayan’ bir tip ortaya çıkmıştır. Halbuki bunun Pêxaslıkla bir alakası yoktur. Bu iki dönem arasındaki bir süreç de qırıxlık olmaktadır, ama şimdi ona geçmeyelim.

Apocuların ortaya çıkması ve Amed’de örgütlü güç haline gelmesiyle birlikte Pêxaslar, Apocuların da kendileri gibi aynı öz değerleri savunmaları yanında, ulusal ve demokratik insanlık için mücadele eden yanlarını görerek yüreklerini ve kapılarını sonuna kadar açmışlardır. Tabii bu durum devletin daha fazla onlara yönelmesine yol açmıştır. Gün geçtikçe kapitalist modernitenin de yaygınlaşması ve Türk devletinin yürüttüğü psikolojik ve özel savaşla bu özsavunma gücünü bozmada ilerlemeler kat etmiştir. Zaten şu anda Amed’de büyük ahlaksızlıkların, fuhuşun, uyuşturucunun bu kadar geliştirilmesinin temel nedeni, özsavunma gücü olan bu pêxaslığın ortadan kaldırılması ya da bozulması nedeniyledir.

Amed, doğup büyüdüğüm topraklar, yurdum! Yiğitlerin çıktığı, mêrxasların, pêxasların, diyarı! Tüm Amedlilerin tanıdığı, benim ve çocukluk arkadaşlarımın kahramanı olan birinden biraz bahsedeceğim. Biraz diyorum, çünkü esas amacım onu anmaktır. Tanıyan herkesin gönlünde zaten taht kurmuş ve bir daha unutulması mümkün olmayan biri. 9 yıl önce Amanoslara gitmek için yoldayken pusuda şehit düşen biri. Komutan Mazlum Amed! Evdeki adıyla Aydın Baran!

Çocukluğumdan hatırladığım ve neredeyse her anı canlıymış gibi hafızamda duran birkaç şeyden biri Mazlum arkadaşın iki katlı evin yan tarafında eline sazını alıp şarkılar okumasıydı. Hele o “Lo lo Suvaro” şarkısını o kadar güzel okurdu ki, tüm köyde insanların dilindeydi. Köyde herkese aynı ölçüde değer verir, herkes kardeştir, onun için de keka (kardeş) derdi. Bu bir kültürdü. Belki de tüm dünyayı kardeşçe görmek istediğini farkında olmadan kişiler bazında ifade etmiş oluyordu.

1990’lı yıllarda sen gerilla olduktan sonra herhalde o çevredeki çocukların hepsi senin kahramanlık hikayelerinle büyüdü. En azından benim ve arkadaşlarım için öyleydi. Girdiğin çatışmalar, eylemlerin birer efsane olarak anlatıldı. Sonradan araştırdım, acaba abartılıyor mu diye, ancak o zaman söylenenlerin az bile olduğunu gördüm. Tek başına binlerce asker ve çeteyle nasıl savaştığın, günlerce aç-susuz kalman, günlerce yürümen ve daha bir sürü şey… anlat anlat bitmez derler ya, senin de efsaneleşmiş hikayelerin öyledir.

Mesela kışın ortasında bir eyleme gidilecekmiş, ancak senin arkadaşlara cephane getirmen için büyük bir suyu geçmen gerekliymiş. Su derin ve debisi yüksek. Gözünü kırpmadan girmişsin suya, cephaneleri suyun diğer tarafına geçirmiş ve ulaştırmışsın arkadaşlara. Arkadaşlar seni ilk gördüklerinde şaşırmışlar; kefyen ve tüm elbiselerin donmaktan kalıp tutmuş. Sakalından ve bıyığından akan sular buz bağlamış. Sırtında cephaneyle yetişir yetişmez, “hadi gidax” demişsin. Arkadaşlar, oturup dinlenmen, ısınman için zorla tutmuş seni. Hatırlarsan bizim oralarda bir dönem sana kurşun işlemez diye bir söylenti yayılmıştı. Nedeni de girdiğin her çatışmada hiçbir yara almadan çıkmandı.

Renkli ve esprili kişiliğini, güler yüzünü, şakalarının eksikliğini her zaman hissediyor ve özlüyorum. Eminim çok kişi öyledir. Bazen resimlere bakarak gidermeye çalışıyorum bunu, ama yetmiyor.

Mazlum heval, 9 yıl geçti şehadetinin üzerinden. Tanıyanlar her anında seni yaşamaya çalışıyor. Demokratik bir toplum yaratmak ve toplumumuzun ahlaki ve kültürel değerlerini korumak ve geliştirmek için ömrün boyunca mücadele ettin. Bu değerler söz konusu olunca gözünü kırpmadan her şeyin üzerine gidilmeli dedin ve yürüdün. Sadece tam bir pêxası değil, tüm Kürdistan’ın ve tüm insanlığın pêxası oldun. Yıllarca Amed’de verdiğin emek ve yürüttüğün çalışmalarla neredeyse herkesi tanıdın, ilişki içinde oldun ve onlara komutanlık yaptın.

Şehit düştüğünde, Amed’e öyle götürüldüğünde hiçbir Amedli evinde kalmamış, Amed’de şimdiye kadar gerçekleşmiş en büyük karşılama ve anma yaşanmış dendi. Dünyada bundan daha onurluca bir şey olamaz herhalde.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here