Aydınlık Yol gerilla örgütü ve Abimael Guzmon

0
133

Kemal SÖBE

Peru’da yıllarca, özellikle 1980-1992’de büyük bir gerilla savaşı vererek, rejimi köşeye sıkıştıran, dünyanın en büyük gerilla hareketlerinden biri olan, Aydınlık Yol’un lideri, Abimael Guzmon, 1992’den beri bulunduğu hapiste, 86 yaşında öldü. Abimael Guzmon felsefe profesörüydü ve Marksist-Leninist-Maoist siyasi çizgide mücadele ediyorlardı. Aydınlık Yol, 1970’lerde kuruluyor, 1980’lerde gerilla faaliyetlerine başlayıp, büyük bir kitleselleşme ve büyüme gerçekleştiriyor. Aydınlık Yol, bazı kurtarılmış bölgeler kazanıyor ve neredeyse iktidarı alabilecek bir noktaya kadar geliyor. Gerilla savaşları, halkın baskı ve zulüm altında yaşadığı, en küçük bir demokratik hakkın olmadığı ülkelerde, rejime karşı küçük gruplar halinde yapılan silahlı direnişlerdir. Bu direnişler daha çokta, vur kaç taktikleri şeklinde olur. Gerilla savaşları, kitleselleşmediği sürece, büyüyemez ve başarılı olamaz. Kitleselleşen gerilla hareketleri hem nicel ve hem de nitel gelişme sağlarlar. 

Dünyada gerilla savaşları veren birçok hareket başarılı olmuşlardır. Kimi gerilla örgütleri, direkt iktidarı devirip yönetimi ele almışlardır, kimileri de müzakere ederek, bazı demokratik reformlar yaparak yönetime ortak olmuşlardır. Aydınlık Yol, çok büyük bir gerilla örgütüydü. Gerilla hareketleri, düşmanla savaşırken tarz ve taktikte ustalaşmak zorundalar. Gizlilik ve ani vuruş gerillanın en önemli tarzlarından biridir. Dünyadaki bütün gerilla hareketlerinin yönetimleri, başta, liderlik olmak üzere, dağda-ormanda gerilla merkez alanlarında-üslerinde sıkı güvenlik sistemi içinde olurlar. Gerillada ani vuruş, hızlılık, istihbarat alma, alan kontrolü, gizlilik kadar, liderin ve üstü düzey yöneticilerin, düşman saldırılarından korunması çok önemlidir. Savaşın en kızgın olduğu koşullarda, örgütün lideri ve üst yönetimi, düşmanın bulunduğu alanların dışında, tam olarak gerillanın denetiminin olduğu yerlerde bulunurlar. Bazen küçük bir tedbirsizlik büyük kayıplara ve giderilmesi zor durumlara yol açabilir. 

1992’de Aydınlık Yol’un lideri Abimael Guzmon ve on üst düzey örgüt yöneticisi, Peru’nun başkenti Lima’da bir semtte bir evde, yapılan bir baskınla yakalanıyorlar. Anlaşılan o ki, Abimael Guzmon, hiç gerilla alanlarına gitmemiş ya da bazen gidiyormuş. Guzmon, uzun yıllar şehirde iyi bir gizlilikle kalmış ve örgütü, şehirde yönetmiş. Aydınlık Yol gibi büyük bir gerilla örgütünün liderinin ve on üst düzey yöneticisinin, hala savaş yürütülüyorken, iktidar ele geçirilmemişken büyük bir tehlike varken, şehir ortamında, güvenliğin olmadığı koşullarda kalması, tedbirsizliktir ve biz buradayız, gelin bizi alın demektir. Hiçbir gerilla lideri ve üst düzey yöneticileri, savaş koşullarında, her an yakalanabilecekleri ve düşmana hedef olabilecek bir ortamda durmazlar, duramazlar. Şehirlerde sadece orta düzeyde ve alt düzeyde yöneticiler az sayıda bulunabilirler. Şehirlerde daha çok yasal ortamda kültürel ve basın yayın çalışmaları olur ama gizlilik gerektiren çalışmalara çok ağırlık verilmez.

Abimael Guzmon ve on üst düzey yönetici arkadaşı yakalandıktan sonra, Guzmon, hükümetle barış görüşmeleri yapabileceklerini açıklamıştı. Savaşan ve halk üzerinde etkili olan bir örgüt, bazı talepler karşılığında, müzakere edebilir yada silahlı mücadeleye son verebilir. Yani müzakere ederek siyasi hedeflere ulaşılıyorsa, silahta ısrarın bir anlamı olmaz. Ama şartsız, koşulsuz, talepsiz müzakere edip silah bırakmanınvda bir anlamı olmaz ve bu durum, davaya ihanetle aynı anlama gelir. Guzmon ve on arkadaşı yakalandıktan sonra, örgütte bölünme oldu, binlerce gerilla silah bıraktılar ve bir hükümet affıyla evlerine döndüler. Ama bir siyasi ve sosyal kazanım elde edilmedi. Guzmon, neyin karşılığında barış görüşmeleri yapabileceklerini söylemişti. Binlerce gerilla hangi toplumsal ve siyasi hakların karşılığında silah bıraktılar? Bunlar önemli konulardır. 

Hiçbir hak talep etmeden, hiçbir kazanım elde etmeden silah bırakmanın anlamı nedir? Latin Amerika’nın birçok ülkesinde gerilla örgütleri kuruldular, büyük mücadeleler verdiler ama birçoğu  da bu gibi akıbetler yaşadılar. Ya yasal parti oldular ya da bu tür dağılmalar yaşadılar. Bazı demokratik, toplumsal ve sosyal haklar karşılığında barış görüşmeleri olabilir ya da silahlı mücadeleye son verilebilir. Ama hiçbir kazanım olmadan, silah bırakmak, onlarca yıl boyunca neden mücadele edildi sorusunu insana sorduruyor. Kolombiya’da FARC-Silahlı Devrimci Örgütü de, geçen senelerde, barış görüşmeleri yapıp, 50 yıldır sürdürdükleri silahlı direnişe son vermişlerdi. FARC, yasal parti olmayı hedefledi ama bunun dışında, bir demokratik reform ve iyileştirme talepleri olmadı. Kürdistan’da da, zaman zaman PKK’nin siyasi yollarla Kürt sorunun çözümünü gündeme getirdiği biliniyor. Ama düşman, şartsız, koşulsuz silah bırakın, gelip teslim olun diyor.

PKK de diyor ki biz Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi karşılığında ancak silahlı mücadeleye son veririz diyor. Yani PKK, bazı temel haklar karşılığında bunu yapabileceklerini söylüyorlar. PKK, silah bırakmıyor, silahlı mücadeleyi bırakıyor. Yani değişen koşullarda gerillanın oynayacağı rolün değişebileceğini söylüyor. Ama bir demokratikleşme, iyileşme ve talep olmadan, silah bırakmanın, mücadeleye ve halka, davaya ihanet olacağını çok iyi biliyor. Guzmon, mahkemelerde kapitalizmi yargıladı, mahkum etti ama Aydınlık Yol örgütü, bir kazanım elde etmedi ve bitme noktasına geldi. Bir örgütün lideri ve bazı yöneticileri yakalanabilirler de, hapise de girebilirler, hatta ölebilirler de. Ama bir örgüt, lideri başlarında olmasa da, yolunda yürüyebiliyorsa, o örgüt artık başarmış demektir. Abdullah Öcalan, 1972’de hapse girince, Türkiye Devrimci Hareketi’nin liderlerinin tasfiye edildiğini ve hareketin başsız kaldığını görünce, ben öyle bir örgüt yaratmalıyım ki ben olmasam da yolunda yürüyebilmeli, mücadele edebilmelidir demişti. Öcalan, 22 yıldır pratik olarak örgütün başında değildir ama PKK daha güçlü bir şekilde devrim yolunda yürüyor. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz