Bangladeş, Hindistan ve Pakistan’da “tecavüz kültürünü” anlamak

0
252

14 Ekim 2020, Bangladeş, Dakka’daki koronavirüs salgını sırasında kadın aktivistler ve öğrenciler, tecavüz kurbanları için kadınların güvenliği ve adaletini talep eden bir meşaleli bir eylem düzenledi. / Foto: Reuters-Mohammad Ponir Hossain 

Güney Asya ülkeleri Hindistan, Pakistan ve Bangladeş dünya gündemine sık sık toplu tecavüz olaylarıyla geliyor. Her üç ülkede tecavüzün tanımı kolonyal dönemden kalma ve dar kapsamlı… Tecavüze uğrayan kadını suçlamak oldukça yaygın

Kadın düşmanlığı her toplumda farklı seviye ve formlarda bulunan küresel bir olgu. Tecavüz, kadın düşmanlığının en iğrenç formlarından biri. Güney Asya ülkeleri Hindistan, Pakistan ve Bangladeş dünya gündemine sık sık herkesi dehşete düşüren toplu tecavüz olaylarıyla geliyor. Katı gelenekçiliğin ve ataerkil yapının özellikle kırsal bölgelerde gücünü koruduğu Güney Asya ülkelerinde ‘namus’ kavramı kadın bedeni üzerinde şekilleniyor. ‘Namus cinayetleri’nin oldukça yaygın olduğu bu coğrafyada ‘aileye getirdiği utanç nedeniyle’ tecavüz mağduru kadınlar suçlanıyor, hatta cezanlandırılıyorlar. Kadını sessiz olmaya zorlayan bu durum, failleri daha cesaretlendiriyor. Her gün yüzlerce tecavüz olayının yaşandığı bu ülkelerde ataerkil toplum yapısı, namus kavramı ve kast sistemi kadına karşı işlenen suçlarla mücadeleyi oldukça zorlaştırıyor.

Ocak ayında Bangladeş’te bir lise öğrencisinin tecavüze uğrayıp katledilmesi ülkeyi bir kez daha sarstı. Yine de bu izole bir vaka değildi. Geçtiğimiz yıl Güney Asya’da kadına yönelik sayısız cinsiyetçi saldırı, bölgede tecavüz kültürüne karşı sözde ‘mücadele’ ve ‘ilerleme’ sağlandığı konusunda ciddi endişelere neden oldu.

Hindistan, Pakistan ve Bangladeş’teki kadınlara yönelik saldırılarda politikacıların söylemleri, bilerek ya da bilmeyerek, genellikle mağdurları suçlayarak, asıl suçluya yardımcı oluyor…

Sosyal tepkinin ardından kadınları tecavüz ve şiddetten korumak için önlemler alındığı iddia edilebilir fakat kadına yönelik şiddet ve suçlar artarak devam ediyor. Örneğin 2012 Delhi toplu tecavüz olayı Hindistan ve dünyada büyük bir öfkeyi tetiklemişti. Birçok kişi internetten yaşadığı korkunç olayları anlatmış, sokaklar ve devlet kurumları protestocularla dolup taşmıştı. Protestoların ardından Hindistan’da tecavüz karşıtı yasalar daha sertleştirilmişti. Ayrıca #MeToo hareketiyle birlikte güney Asya’daki kadın avukatlar bir organizasyon kurarak tecavüz ve şiddet mağdurlarına hızlıca ulaşmayı amaçlamışlardı. 2020 yılının yaz aylarında ABD’de yükselişe geçen ‘Siyahların Yaşamı Önemlidir’ protestoları Hindistan’da uzun yıllardır hüküm süren ve en alt sınıf olan Dalitleri baskı altına alan kast sistemi ile kadına yönelik şiddetin sorgulanmasına, hatta doğrudan hedef alınarak protesto edilmesine yol açtı.

Sınırın diğer tarafı Pakistan’da ise tecavüze uğrayan kadınları hedef alan açıklamalar gündemdeki yerini koruyor. Geçtiğimiz yıl Lahora’da bir anne iki çocuğunun gözü önünde tecavüze uğramış ve polis tarafından yalnız olduğu için suçlanmıştı. Yaklaşık 18 yıl önce Mukhtar Mai isimli bir kadın, kardeşinin işlediği ‘zina suçu’dan dolayı yaşadığı köyün konseyi tarafından alınan bir kararla toplu tecavüze uğramıştı. Mukhtar Mai’nin adalet arayışı aldığı tepkilere rağmen tüm dünyaya yayılırken, ‘Benim bedenim. Benim kararım’ sloganı hızla Pakistanlı kadınlar tarafından kullanılmaya başlandı…

Komşuları Pakistan ve Hindistan’ın aksine kadın çalışma oranıyla övünen Bangladeş’te de kadına yönelik şiddet ve tecavüz olayları kaygı verici. 2019 yılında ülkenin Noakhali şehrinde bir kadının muhalif partiye oy verdiği gerekçesiyle aralarında iktidar partisi bölge temsilcisinin de bulunduğu bir grup erkeğin toplu tecavüzüne uğradığı haberi Bangladeş’te büyük bir öfkeye neden olmuş, kadına yönelik şiddet ve tecavüzler ülke gündemine oturmuştu. Ayrıca aktivistlerin yayımladığı verileri göre 2020 yılının ilk 9 ayında 975 tecavüz olayı kayda geçirilmişti. Tüm bu gelişmelerin ardından Bangladeş’te yetkililer tecavüze karşı ölüm cezasını onaylamışlardı.

Güney Asya’da kadınların öncülük ettiği protestolar reformlara yol açtıysa da, ciddi sorunlar hala devam ediyor.


12 Eylül 2020’de Pakistan’ın Karaçi kentinde düzenlenen protesto sırasında, karayolu üzerinde meydana gelen toplu tecavüz olayına karşı kadınlar, şiddeti kınayan pankartlar taşıdı. / Foto: Reuters-Akhtar Soomro

Tecavüzün tanımı

Her üç ülkede tecavüzün tanımı kolonyal dönemden kalma ve dar kapsamlı. Bangladeş’te tecavüzün tanımı ‘rıza ve bilgisi olmadan kadına penisin girişi’ olarak dar kapsamlı tutuluyor. Hindistan’da 2012 yılındaki protesto gösterilerinden sonra tecavüzün kapsamı genişletilmişti. Taciz, takip ve asit saldırısı da tecavüz olarak kabul görürken, aile içi tecavüze dair bir değişiklik söz konusu olmamıştı. Ülkede yüksek mahkeme aile içi tecavüz yasasının anarşiye yol açacağını ve değerlere uymadığını açıklayarak herhangi bir yasaya karşı çıkmıştı. Pakistan’da ise 2006 yılından beri aile içi tecavüz suç sayılıyor.

Mağdurun damgalanması

Güney Asya ülkelerinden damgalanma korkusu nedeniyle bir çok kadın uğradığı cinsiyetçi saldırıları açıklamaktan korkuyor. Bu nedenle ülkelerdeki kadına yönelik suçların gerçek sayısı bilinmiyor. Kadınlar aileleri, yaşadıkları çevre ve yasa koyucular tarafından ömür boyu aşağılanma korkusu nedeniyle ve adalete erişemeyecekleri düşüncesiyle karşı karşıya kaldıkları saldırıları açıklamaktan kaçınıyorlar. ‘Namus lekesi’ kavramı kadın bedeniyle ilişkilendirilen bir konsepte sahip, yoğun geleneksel cinsiyetçiliğe ve ataerkilliğe dayalı durumda.

Noakhali’de yaşanan toplu tecavüz olayının ardından, suçlu erkeklerin tecavüzü sosyal medyada paylaşmasının gücü muhtemelen buradan geliyordu.

Hükümetlerin kadını suçlamaları ve içi boş sözleri

Güney Asya ülkelerinde tecavüze uğrayan kadını suçlamak oldukça yaygın. Bu anlayış bir çok siyasi ismin yanı sıra popüler kültür figürlerinden olan ünlü erkek aktörler arasında da oldukça yaygın. Artan tecavüz olayları nedeniyle erkekler kadınları suçlarken, bir yandan da sert şekilde tecavüzcüleri eleştiriyor ve ağır şekilde cezalandırılacaklarını söylüyorlar. Hükümetler bunu yaparken, kadına yönelik sistematik şiddetin ve tecavüzün gerçek nedenlerini açıklamaktan kaçınıyorlar. Aktivistler, Hindistan’da tecavüz faillerinin ölümle cezalandırılmasının tecavüz oranlarına çok az etki ettiğini savunurken, çalışmalar ülkedeki tecavüz vakaları ve ölüm cezası arasında bir bağlantı olmadığını gösteriyor.

Ayrıca tecavüz failinin üst kastlardan, kolluk kuvvetlerinden ya da üst düzey yöneticilerden olması durumunda mahkemeler suçlulardan yana tavır alarak olayın üstünün kapatılması için çabalıyorlar.

Medyanın rolü

Bu ülkelerdeki medyanın rolü, tecavüz kültürüyle oldukça ilişkili. Dünyaca ünlü Hindistan sineması, Bollywood, güney Asya’da kitleler üstünde oldukça yüksek etkiye sahip. Ülkedeki birçok sinemasal içerik kadınları nesnelleştirerek, ataerkil anlatıları işliyor.

Tecavüz kültürünü değiştirmek mümkün mü?

Toplu tecavüzün yaygın olduğu ve bazen ceza olarak kullanıldığı bu ülkelerde eğitim müfredatının değiştirilmesi gerekiyor. Okullarda erken yaşlarda cinsiyet hassasiyeti işlenmeli ve tecavüz kültürü toplumdan, özelikle çocuklardan uzaklaştırılmalı.

İnsan hakları aktivistleri Hindistan, Pakistan ve Bangladeş’te tecavüzün tanımın değişmesi gerektiğini vurguluyorlar. Aktivistler, aile içi tecavüzün yanı sıra LGBTİ+’lara yönelik cinsiyetçi saldırıların yeni tanımın kapsamına girmesinin bir zorunluluk olduğunu belirtiyorlar.

Öte yandan Güney Asya ülkelerinde kadına yönelik suçları araştıran ve önlemeye çalışanlar için koruyucu bir yasa da gerekmektedir.

Kadınların sığınabilecekleri güvenli yerlerin sayısının artırılması diğer bir önemli konu. Şiddet mağduru kadınlar böyle alanlarda bir araya gelerek desteğe ulaşabilir ve adalet arayışlarını sürdürebilirler.

Tecavüz ve şiddet olaylarının sıklıkla yaşandığı bu ülkelerde, uluslararası kuruluşlar kadını güçlendirme projelerine destek olarak, cinsiyetçi saldırıların azalmasına yardımcı olabilirler.

Sonuç olarak, kadın bedeninin bir savaş alanı olduğu Hindistan, Pakistan ve Bangladeş’te oldukça yaygın olan tecavüz ve kadına yönelik şiddete karşı hükümetlerin yapısal önlemler almaları bir zorunluluk.

Çeviri: Mehmet İnanç

* Buyazı https://www.atlanticcouncil.org/blogs/southasiasource/understanding-rape-culture-in-bangladesh-indiapakistan/ ve https://www.huffpost.com/entry/the-culture-of-rape-in-south-asia_b_5518089 sitelerinden derlenmiştir. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz