BAŞARAN: Direniş olmadan tecrit kalkmaz

0
638

HDP Şırnak İl Örgütü’nün düzenlediği panelde konuşan Ayşe Acar Başaran, herkesin ilk konusu ve mücadelesi tecrit için olması gerekiyor diyerek, “Direniş olmadan tecrit kalkmaz. Bugün bize dilimize, kimliğimize saldırılar sürüyor. Tecridi kırmadığımız sürece bu sorunları da çözemeyiz” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak İl Örgütü, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası komplo sonucunda 15 Şubat’ta 1999’da Türkiye’ye getirilişinin 21.yıldönümü dolayısıyla panel düzenledi. HDP Cizre İlçe binası konferans salonunda düzenlenen panele, HDP milletvekilleri Ayşe Acar Başaran, Nuran İmir ve Hüseyin Kaçmaz, Abdullah Öcalan’ın avukatı Rezan Sarıca, TJA aktivistleri, il ve ilçe örgütleri ile çok sayıda kişi katıldı. Panel saygı duruşu ile başladı.

Panel, avukat Rezan Sarıca’nın konuşmasıyla başladı. Abdullah Öcalan ile 2011-2019 yılları arasında yaptıkları başvurulara rağmen görüşemediklerini söyleyen Rezan, “2019 yılına geldiğimiz son 4-5 yılda korkunç olaylar yaşandı. 2019 yılında çok kıymetli bir direniş ortaya koydular cezaevindekiler. Bu direniş sonrası görüşme gerçekleştirebildik. Sayın Öcalan üzerinde 21 yıldır tecrit sürüyor. Bu tecrit Öcalan’ı hiç geriye götürmedi. O kadar büyük inanıyor ki bizler dışarda olmamıza rağmen onun gibi düşünemiyoruz. Kürt sorunu ve halk sorununu bizler nasıl çözeriz diye yeterli sonuçlar elde edemiyoruz. Öcalan’ın söylemleri o yüzden bugün de tarihi söylemlerdir” dedi.

‘Siyaseti güçlendirmeliyiz’

Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşmelere değinen Rezan, “Her görüşmede Cizre üzerine konuştu. Bizden daha iyi görüyor halkın sağlığını, ekonomisini. Meleye Ciziri’den Ehmedê Xanî’den, Mem u Zin‘den bahsetti. Demokrasi adına söylemleri oldu. ‘Cizre halkı kendini yasta bırakmamalıdır. Yaklaşımını yeni yaşama göre yapmalıdır. İleriye bakmalıdır’ dedi. Bu direnişin 2020’den sonraki dünyada ‘akıl siyaseti’ yürütülmesi gerektiğini söyledi. ‘Siyaseti güçlendirmeliyiz. Komplolara karşı uyanık olmalıyız. Özgür bir siyaset için 3. Yol’u işlemeliyiz’ dedi. Sıcak selamları vardı halka. Halka çok bağlı olduğunu söyledi” diye belirtti.

‘Tecrit Öcalan üzerinde sürüyor’

Ardından konuşan Ayşe Acar Başaran ise, Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999’dan bu yana tecride maruz kaldığını ifade ederek, “Tecrit Öcalan üzerinde sürüyor. Görüşmeler hukuka aykırıdır. Hukukta aile görüşmeleri haftalıktır. İnsani olarak da bu böyledir. İmralı’da insanlık dahi yoktur” dedi.

‘Beyaz tülbentli annelerin direnişi sonucu görüşme gerçekleşti’

Ailelerin başvurularına göre değil devletin isteğine göre görüşmelerin gerçekleştiğini vurgulayan Ayşe, 21 yıldır bu engellemelerin hukuksuzca sürdüğüne işaret etti. Ayşe, “Açlık grevi ile görüşmeler gerçekleşti. Dünya tarihinde böyle bir açlık grevi görülmedi. Öcalan’a bağlı olan tutukluların grevi aylarca sürdü. 7 arkadaşımız yaşamını yitirdi. Böyle bir direniş tarihte yoktur. Beyaz tülbentli annelerin direnişi sonuca varınca görüşme gerçekleşti. Direniş büyüdükçe görüşme gerçekleşti. İlk görüşmenin ardından ikinci görüşme olur mu olmaz mı bilmiyorduk. Adalet Bakanı ‘Hukuken bir engel yoktur’ açıklaması yaptı. Bunu söylemesinin ardından sonraki görüşmenin ardından bir daha görüşme gerçekleşmedi” ifadelerine yer verdi.

‘Bu tecrit devlet siyaseti haline gelmiştir’

“2013-2015 yılları yapılan görüşmelerin olduğu süreçler bizlerin aklında. Ondan sonra uygulanan yasak ve baskılar da hafızalarımızda” diyen Ayşe, tecridi iktidarın sürdürdüğüne dikkat çekti. Ayşe, “Bizler burada tecrit altındayız. Bu tecrit devlet siyaseti haline gelmiştir. Bütün halklar tecrit altında bugün. Bugün onların istediği savaşı yükseltmektir. Eskiden halklar kolaylıkla barış diyebiliyorlardı. Bugün bu tecritten kaynaklı insanlar barış daha diyemiyor. Söylemlerimiz dahi tecrit altındadır. Demokratik siyaset bugün kalmamıştır” diye konuştu.

‘Tecrit savaştır, savaşı sürdürmektir’

Abdullah Öcalan’a yönelik komplonun üzerinden 20 yıldan fazla bir zaman geçtiğini söyleyen Ayşe konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Ortadoğu’nun tamamında yeni bir yaşam kurulabilirdi. 20 yıl geçmesine rağmen savaşsız bir günü yok. Suriye bugün bitme aşamasına geldi ama başka devletlerde butona bastılar. Rojava’da uygulanan sitemi yok etmek istiyorlar. 4 parça Kürdistan halkının tek ses çıkarmasının sonucu bu katliam ve soykırım engellendi. Tecridin amacı büyüktür. Tecrit savaştır, savaşı sürdürmektir. Bugün AKP Ortadoğu’da önümüzdeki yüzyılda da Kürtleri statüsüz bırakmak istiyorlar. Sayın Öcalan Kürt halkının ve diğer halklarının kurtuluşunu sağlayabileceğini söyledi. Onların istekleri ise bunu yok etmektir. Müzakere ve görüşmelerde Öcalan her seferinde ‘Ben bu sorunu çözerim’ dedi. Ama sistemin hiçbir zaman istediği bu olmadı. Maksat çözüm olsaydı Cizre bodrumların insanlar öldürülmezdi. Direniş olmadan tecrit kalkmaz. Bugün bize dilimize, kimliğimize saldırılar sürüyor. Tecridi kırmadığımız sürece bu sorunları da çözemeyiz. Bizler coşkulu moralli olarak yeni yaşamı inşa edebiliriz. Onun felsefesine göre yaşamı kurarsak tecridi kaldırırız. Çünkü onun felsefesi direnişi gösteriyor. Bunu başarırsak tecridi kırabiliriz.”
Yapılan konuşmaların ardından panel soru-cevap şeklinde sona erdi.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here