Belçika Üst Mahkeme Kararı ve 15 Şubat – Cemal ŞERİK

0
697
cemal şerik ile ilgili görsel sonucu

Belçika üst mahkemesi nihayet kararını açıklayabildi. Nihayet diyorum, çünkü Belçika’da ilgili mahkeme tarafından bu karar daha önce alınmış, fakat savcı ve TC devleti bozulması yönünde defalarca itiraz ederek üst mahkemeye başvurmuştu. Aradan geçen hiçte azımsanmayacak bir süreden sonra daha fazla sürüncemeye bırakamayacaklarını anlayınca da, ilgili mahkemenin kararını onayladılar.

Belçika üst mahkemesinin almış olduğu karara göre, PKK’nin  “terör örgütü değil, savaşan bir taraf” olduğu kabul edilmiş oldu. Tabii, böyle bir kararın alınmış olması gecikmelide olsa olumludur. Belçika üst mahkemesinin böyle bir kararı almış olması, önemini daha da arttırmaktadır. Ancak burada görülmesi gereken bu kararın, kendi hukukuna uyan mahkeme tarafından alınan bir karar olmasıdır. Henüz Belçika devletinin meclisine gelerek devlet kararına dönüşmüş bir karar değildir. O nedenle de olumlu olmasına rağmen, Belçika devletinin resmi politikasına dönüşmesi gereken bir karardır. Bu gerçekleşmeden bu kararın etki düzeyinin sınırları da çok dar kalmış olacaktır. Zaten Belçika devletinin mahkemenin PKK’ye dair almış olduğu bu kararı, resmi politikaya dönüştürmesinin önemi buradan  gelmektedir.

Belçika’nı başkenti Brüksel aynı zamanda Avrupa’da diplomasinin de merkezlerindendir. Bir çok karar bu merkezde alındığı gibi, politikalarda burada belirlenmektedir. NATO’nun karargahı da Brüksel’de bulunmaktadır. Önce Avrupa, ardından da daha farklı kıtalarda yer alan devletlerinin PKK aleyhine almış olduğu kararların hiçbiri, bu merkezden bağımsız olarak alınmamıştır. Bu konuda NATO’nun, Almanya Federal Cumhuriyet vb. gibi devletlerin almış olduğu kararlar bulunmaktadır. Hep bu devletler NATO kararlarını, sözleşmesinde belirlenmiş olan bağlayıcı yükümlülükleri kendilerine gerekçe olarak göstermişlerdir.

Asıl önemli olanda Belçika üst mahkemesinin PKK’ye dair almış olduğu kararı, ilk başta Belçika olmak üzere diğer NATO üyesi devletlerinde benimseyerek kendileri için bağlayıcı resmi devlet politikası haline getirmeleridir. Bu sağlanabilirse ancak o zaman Belçika üst mahkemesinin almış olduğu bu karar Kürdistan halkı için olduğu kadar, uluslararası alanda demokrasi güçlerinin de bir kazanımı haline gelir. Eğer bu gerçekleşmezse, NATO üyesi olan TC devletinin Kürdistan’da yürütmüş olduğu sömürgeci soykırım saldırılarının önüne geçilemeyeceği gibi, dünya insanlığının ve demokrasi güçlerinin başına bela edilmiş olan DAİŞ vb. provokasyon/çete örgütlerinin de önü alınamayacaktır. Böyle olunca da Belçika üst mahkemesinin onayladığı PKK kararı, kağıt üzerinde kalan yazılardan öte bir anlam ifade etmeyecektir. Soykırımcı TC devlet gerçekliği de bundan farklı bir sonuçla karşılaşılmasının mümkün olmadığını göstermektedir.

Dikkat edilirse soykırımcı TC devleti, imzasını bulunduğu uluslararası anlaşmalara ya kerhen imza atmış ya da  şerhler düşmediği anlaşmaları kendine göre yorumlayarak, hareket etmiştir. Çoğu kez de bu anlaşmaları kendi için bağlayıcı görmeyerek, çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapmıştır. Suriye’de, Libya’da yapmış oldukları da bu gerçekliğin kanıtlanmış olan en son olan örnekleridir. Tabii bunlarda sadece görünen ve deşifre edilmiş olanlardır.

Soykırımcı TC devletinin, Belçika üst mahkemesinin PKK kararına yaklaşımının da bunun ötesine geçmeyeceği açıktır. Taahhüt edeceğine dair altında imzası olmasına rağmen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını bile ciddiye almayan ve bunu da açıkça ilan eden  faşist TC devlettin bundan başka bir tutum içerisine girmesi de mümkün değildir.

Önder Apo’nun rehine olarak alınışının gerçekleştiği gün olan 15 Şubatın yeni bir yıl dönümüne daha yaklaşıyoruz. Önder Apo’nun tam 21 yıldır mutlak tecrit koşullarında halen rehine olarak tutulmasını da, NATO ve ona üye olan devletlerin politikalarından ayrı olarak düşünemeyiz. Önder Apo Suriye’den ayrılarak, Avrupa’ya doğru hareket ettiğinde bu gerçeklik çok açık bir şekilde görülmüştür. Vermiş olduğu söze rağmen ilk engellemeyi Yunanistan Helen Cumhuriyeti yapmış, daha sonra İtalya’da bekletilmiş, bindiği uçağın Avrupa devletlerinin havalimanlarına inmesi yasaklanmıştır. Ardından da Kenya’dan alınarak İmralı’ya götürülmüştür.

Bu gerçeklik unutulmuş değildir. Kürdistan halkı ve dünya insanlığının bilincinde hala ilk günkü gibi yerini korumaktadır. NATO ve ona üye olan devletlerde bunu görmektedir. Belçika üst mahkemesinin onayladığı PKK kararını da sanki bunlar olmamış/yaşanmamış gibi bir yaklaşımla ele alınamaz. Unutulmamalı ki, Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez 9 Ocak 2013 günü bir NATO üyesi olan Fransa’nın başkenti Paris’te katledilmişlerdi.  Uluslararası komplonun güncellenmesi olan 5 Kasım 2018  tarihli üç PKK yöneticisine başına ödül koyan kararı alan da bir NATO üyesi olan ABD’dedir. Hatta ABD, NATO’nun bir üyesi, değil aynı zaman da  onun kurulmasına öncülük edendir.

Umarız ki, Belçika üst mahkemesinin onayladığı PKK kararı,  NATO ve onun içerisinde yer alan başta Almanya Federal Cumhuriyeti olmak üzere ona üye devletlerin; Önder Apo ve PKK karşıtlığı üzerinde yürüttükleri politikalara bir karşı koyuş olarak anlam kazanır.

Cemal ŞERİK

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz