Çare anayasal haklarda değil, öz savunmadadır

Serhat EREN

Faşist Türk devleti Kürtler üzerinde inkar ve imha siyasetini yürütüyor. Deniz Poyraz, Hakim Dal ve en son iki gün önceki katliam ile soykırım saldırıları devam ediyor. Faşist Türk devleti Kürtlere herhangi bir hak tanımıyor. Dirensen katlediyor, direnmezsen de katlediyor. Hem de en feci şekilde, DAİŞ yöntemleriyle Kürtleri katledilmeye devam ediyor.

Faşist Türk devletinin oluşumu zaten Kürt inkarı ve imhası üzerinedir. Kurulduğu günden bu yana katliamlar gerçekleştiriliyor. Zilan, Dersim, Sefo deresi katliamları en göze çarpan katliamlardır. Sefo katliamının yıldönümünde Konya’da yedi kişilik bir aile tümden katledildi. Önce silahlı saldırı yapıldı, sonra evleri ateşe verildi ve en sonunda cenazeler bahçelerine dizildi. Yakılan evin etrafında bulunan bir kısım faşist güruh “burada hiçbir Kürt yaşamayacak” diye bağırıyor. Bu kadar barbarlaşanların yapabileceği daha fazla şeyler de olabilir. Görünen o ki metropollerde Kürt halkına yönelik saldırılar devam edecek.

Faşist Türk devleti adı üzerinde faşist. Bu devlete demokrasi işlemez. Zaten devlet yapısı gereği demokrasi ortadan kaldırılmıştır. Yapılan anayasa da devletin istediği şekilde uygulanır ya da uygulanmaz. Tüm anayasal haklar devletin elinde olur. Dolayısıyla anayasal haklar devletin istediği şekilde olur. Hakkı veren devlet olur, alacağımız bir hak yoktur. İstediği hakkı verir, istemediğini vermez. Söz konusu Türk devleti gerçeği olunca Kürtler yoktur. Kürtlerin faşist anayasaya göre de bir hakkı yoktur. Kürtlerin Türkiye’de sadece Türk olmaya hakkı vardır. Kürtler milletvekili seçerse tutuklanır, belediye başkanı seçerse kayyum atanır, bir partiye oy verirse parti kapatılır.

Böylesi bir devlette hala anayasal haklarla kendimizi savunacağımızı düşünenler gaflet içerisinde yaşıyorlar demek zorundayız. On kişinin bir araya gelmesine izin vermeyen faşist Türk devleti Kürtlerin herhangi bir talebine yanıt vermemekte keyfidir. Şuana kadar Kürtler anayasal olarak Türk devletinde neyi anayasal hukuk yollarını kullanarak elde ettiler ki? Dönüp bakıyoruz; katliamlar ve devam eden sistematik soykırım saldırıları…

Anayasal hukuk yolları Kürtler için bu saatten sonra en son başvurulacak yerlerdir. Daha öncesinde görevler bulunmaktadır. En öncesinde var olan strateji, yani Devrimci Halk Savaşı’na doğru yoğunlaşıp perspektifi üzerinde harekete geçmek gerekiyor. Devrimci Halk Savaşı stratejisinin üç ayağından ikisi olan öz savunma örgütlülüğü ve halk örgütlülüğü geliştirilmeli. Soykırım saldırıları altında yaşayan bir halk olan Kürtlerin sıradan ve olanlardan bihaber yaşamak gibi bir hakkı yoktur. Şuan Kürdistan’da Türk devletinin Kürt halkı üzerinde yürüttüğü bir savaş vardır. Yani yaşanan bir savaş halidir. Kürtlerin yaşam hakkı yok. Sürekli bir saldırı var ve yaşamlarını bu savaşa göre örmeliler. Sıradan ve kendi olmayan bir yaşamın dışına çıkılmalı. Savaş halinde iken sıradan bir yaşam bizim esasımız olamaz.

Özü itibariyle bir yaşamdan da söz edilemez. Evlerimizde dahi güvende değilsek, anadilimizi rahat konuşamıyorsak, her an tutuklanma ya da saldırı korkusuyla yaşıyorsak buna yaşam diyebilir miyiz? Bu yaşamı kabul etmek mümkün müdür? Bu faşizmi sadece oy kullanarak aşacağımızı sanarsak yanılırız. Ya da sadece birkaç kişinin toplandığı basın açıklamaları, yürüyüşlerle bu faşizmi kıracağımızı düşünmemeliyiz. Bu faşizm yüzyıllardır örülüyor. Sadece Kürtlerin var olduğunu dillerine alana kadar yıllarca silahlı bir mücadele verildi. Bu faşist saldırıları da durdurmak öyle kolay olmayacaktır. Devrimci Halk Savaşı perspektifine göre gerilla, öz savunma ve halk örgütlülüğü başarıyla örgütlenmesi bize istediğimiz sonucu getirir. Gerillalar zaten kesintisiz direniş halindedir. Her gün Türk ordusuna kayıplar verdiriyor. Savaş tünellerinde muazzam bir direniş sergileniyor.

Öz savunma örgütlülüğü de şimdi kısmi de olsa YPS çatısı altında faaliyet yürütüyor. Şimdi esas görevlerden biri öz savunma (YPS) örgütlülüğünü Kuzey Kürdistan ve metropollerde daha da ileriye taşımaktır. Bu öz savunma örgütlülüğü ile gelişecek refleksler faşist saldırıları durdurabilecek kapasiteye taşınabilir. Bunlarla gelişecek halk örgütlülüğü sürekli serhildan durumları ile gücüne güç katar. Halkın örgütlülüğü hem gerillayı hem de öz savunmayı besler ve geliştirir hale geldiğinde Kürtlerin kendi başlarına kendilerini güvenceye aldıkları dönem olur.

Halk olarak bizim bizden başka kimsemiz yok ve ne yapacaksak kendimiz yapacağız. Bir başkasından savunmayı beklemek bizi sürekli saldırılarla yüz yüze bırakır. Bu saldırıları bertaraf etmek için çare öz savunma örgütlülüğünden geçer. Bu, herhangi bir ailenin herhangi bir üyesi tarafından yerine getirilir. Baba, anne, abla, ağabey vb.

Bunları örgütleyemezse Kürt halkı saldırıların hedefi olur. Tekrardan belirtmek gerekir, anayasal hukuk ile garantiye alabilecek hiçbir şey yoktur. Çare anayasal hukuk değildir, öz savunmadadır.

En Çok Okunanlar

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler