‘Cihatçılar ilk hedefiniz KUDÜS!’ – Rauf KARAKOÇAN

0
592

‘Yüzyılın anlaşması” olarak kamuoyuna duyurulan İsrail-Filistin sorununun çözümünü öngören plan, Filistin cephesinde tepkilere yol açtı. Bu anlaşmanın Filistin’i yok etme planı olduğunu baştan belirtelim. İsrail-Filistin sorunu çok taraflı bir sorun olma özeliğini taşımaktadır. Çeşitli çözüm senaryoları geliştirilmesine, birçok kez “barış planı” adında anlaşmalar imzalanmasına rağmen uygulanma alanı bulamadı. Zamana yayılmış sorunun çözümü için taraf devletlerin siyasi çıkar elde etme temelindeki yaklaşımı, sorunun çözümsüzlüğünü derinleştirmektedir. Türkiye’nin despotik lideri Erdoğan’ın bu meseleyi nasıl kullanacağı da önem taşımaktadır.

“Yüzyılın anlaşması” olarak adlandırılan planın açıklanmasından sonra, AKP şefi Erdoğan beklenen açıklamasını yaptı. Özetle: “Kudüs kırmızı çizgimizdir” diyerek noktayı koydu. İsrail karşıtı radikal söylemleri aslında bir aldatmadan ibarettir. İsrail ile geliştirdiği ticari işler tıkırında yürümektedir. Mavi Marmara olayında da çok büyük laflar edilmişti ama ikili ilişkilerde bir esneme, gerileme yaşanmamıştır. Bu sorunun çözülmesini istemeyen ve sürekli siyasetin bir malzemesi haline getirerek siyasi ranta kurban eden yaklaşımlar da az değildir. Filistin sorunu, İran’ın Siyonist karşıtlığına sürekli malzeme olduğu gibi, Türkiye için de bir retorikten öteye gitmemektedir.

AKP şefi Erdoğan, radikal İslami örgütlerle kurduğu gönül bağı gereği Filistin konusuna zaman zaman eğilmektedir. Erdoğan’ın bir zamanlar Davos zirvesinde Şimon Peres’e karşı “one minute” çıkışı da özü itibarıyla popülist bir çıkıştı. Şimdiki çıkışı da daha üst perdeden dile getirilen benzer bir çıkıştır. “Mescidi Aksa mahremiyetine uzanan ellerin kırılması gerekir, Kudüs’e dikilen gözlerin oyulması gerekir” dedikten sonra “Bunu yapamazsak yarın Kâbe’yi de koruyamayız” diyor. Aklımıza ister istemez şu soru geliyor. Eğer yalan söylemiyorsa, acaba bu söylediklerini nasıl gerçekleştirecektir?

Suriye ve Libya pratikleri göz önünde bulundurulduğunda, radikal İslami cihatçı çete artıklarına yeni bir savaş alanı bulundu. “Cihatçılar ilk hedefiniz Kudüs olacak!” talimatı verilirse şaşmamak lazım. İdlib’deki çete yoğunluğunu eritmek için önemli bir fırsat doğmuş oldu. Türkiye’de her şeyin başı olan AKP’nin şefi Erdoğan, başkomutan edasıyla parmağını Kudüs’e doğru uzatması ve çetelere yeni bir hedef göstermesi pek uzak olmasa gerek. Erdoğan’ın kapalı salon toplantılarına katılanlar, ağıla tıkılmışlar gibi sadece el çırpma görevini yerine getirerek Erdoğan’ın konuşmalarını onaylamış oldu.

Filistin için “Kudüs kırmızı çizgimizdir” diyen AKP şefi, gerçek çözümden yana değildir. Türkiye’de Kürt sorununa yaklaşımından belidir. İktidara geldiği ilk yıllarında Amed’e yaptığı ziyarette “Kürt sorunu benim sorunumdur” demişti. Aradan yıllar geçti Kürtlerin kökünü kazımaya çalışan biri haline geldi. Kürtlerin kanını içse doymaz durumdadır. Kendi iç sorunlarına, Kürtlere ve Alevilere, katliamla, kök kazımayla, baskıyla, işkenceyle, tutuklamayla, korkutma ve sindirmeyle, asimilasyonla yaklaşan birinin İsrail’e söyleyecek sözü yoktur. Çünkü; fıtratında demokrasi, barış, insan hakları yoktur. Cihatçı çeteleri savaştırarak, cihat çağrıları yapan birinin İsrail-Filistin sorununu çözmesi beklenmemelidir.

Diğer dış politika konularında olduğu gibi İsrail-Filistin sorununda da yalnız kalmıştır. Suriye-İdlib konusunda Rusya ile çelişerek “Kendi göbeğimizi kendimiz keseriz” noktasına nasıl geldiyse, bu konuda da aynı noktaya gelecektir. Mescidi Aksa’nın mahremiyeti, Kudüs’ün kırmızı çizgi olması, Kabe’nin korunması konuları, Erdoğan’ın boyunu aşan konulardır. Bu laflar “ağıla tıkılmışların” huzurunda iç kamuoyunun tüketimine sunulan bir gündemdir. Bu sözlerin hiç bir inandırıcılığı ve tutarlılığı yoktur. Kendi Kürtlerine eşit vatandaşlık hakkını çok gören bir zihniyetin Arapları sahiplenmesi tam bir aldatmaca ve yalandan ibarettir. İsrail’i hangi konuda suçluyorsa daha beterini Kürtlere uygulamaktadır. İsrail’in işgal etiği Filistin topraklarıyla Türk devletinin işgal etiği Rojava toprakları arasında ne fark vardır? Hatta daha beterini yapmıştır! Sur’da, Nusaybin’de, Cizre’de yapılanları, İsrail Filistin’de yapmamıştır. İnsanlar diri diri yakılmamıştır.

Elbette insani trajedilere varan Filistin sorunu çözülmelidir. İki devletli, adilane bir çözüm için taraflar ikna edilmelidir. Ama AKP şefi Erdoğan, bu sorunu siyasi malzeme haline getirerek kullanması, kan üzerinde çıkar devşirmesi her şeyden önce Filistinliler için de bir hakarettir. Filistin sorununun çözümsüz kalmasında Türkiye ve Türkiye gibi yaklaşan ülkelerin payı vardır. Filistin sorununu, kendi iç kamuoyunda, dinci ve milliyetçi kesimlerin duygularını okşayarak oy potansiyeline dönüştürme gayretini bir gün Filistin halkı da anlayacaklardır.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here