Daha güçlü bir HDP, daha demokratik bir Türkiye – Cihan DENİZ

0
708

HDP’nin geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da gerçekleştirdiği 4. Olağan Kongresi, her yönüyle gündeme damgasını vurmuştur. Ne Corana virüsü, ne Türkiye’nin Suriye ve Libya’da ardı ardına yaşadığı kayıplar, ne de iktidarın yarattığı suni gündemler HDP Kongresi’nin yarattığı coşkuyu gölgeleyebilmiştir. Pazar gününden beri Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri, halkların sahiplenmesi ile, uluslararası katılım ile ve tabii ki verilen mesajlar ile HDP Kongresi olmuştur.

Demokratik siyasete dönük örneğine 90’lar döneminde bile rastlanmayan bir devlet terörüne, kongreye katılımın her türlü kirli araçlar da kullanılarak engellenmesine çalışılmasına rağmen kongrenin büyük bir katılım ve coşku ile sahiplenilmesi kendisi başlı başına hem devlete hem de bizzat HDP’nin kendisine verilmiş net bir mesajdır. Van’da kongreye gitmek için kiraladıkları araçlar devlet güçleri tarafından sudan bahanelerle yola çıkmaktan alıkonulanların kar kış demeden yeni bir araç gelinceye kadar yola yürüyerek devam etmeleri, devlete halkın verdiği mesajın özüdür. Halk, ne yaparsan yap, hangi hukuksuzluğa başvurursan vur, koşullar ne kadar zorlu olursa olsun bizi gideceğimiz yoldan alıkoyamazsın, bize engel olamazsın demektedir.

Ama aynı zamanda halklar HDP’ye de bir mesaj vermiştir. Halkalar kongrede verdiği mesaj ile HDP’ye tüm yetmezliklerine, eksikliklerine ve yanlışlarına rağmen HDP’yi hala bir umut olarak gördüğünü, ona güvendiğini ortaya koymuştur. Bu çok önemli ve kesinlikle yanlış değerlendirilmemesi gereken bir mesajdır. Halkların coşkulu ve kararlı duruşunu, HDP’nin bugüne kadar güttüğü günlük siyasete dönük eleştirilerin yanlış ve haksız olduğunun teyidi olarak okumak büyük bir hata olacaktır. Halk, sahip olduğu köklü ve tarihsel direniş geleneği ve dayandığı ideoloji ile HDP’nin tüm bu yanlışları, eksikleri aşma potansiyeline sahip olduğu ve bu noktada onun yanında olduğu mesajını vermiştir.

Aynı şekilde kongreye dönük enternasyonal dayanışma da büyük bir önem taşımaktadır. Çok sayıda ülkeden partiler ve örgütler bizzat kongreye gelerek HDP şahsında halkların ve ezilenlerin Türkiye’de faşizme karşı verdikleri mücadelenin yanında olduklarını ortaya koymuşlardır. Leyla Halid’in kongrede yaptığı konuşmayı “Yaşasın Filistin, Yaşasın Kürdistan” diye bitirmesi halkların verdikleri mücadelelerin özünde ne kadar da ortaklaştığını göstermektedir. Türkiye’nin iç ve dışta yaptığı yanlışlar sonucu büyük bir yalnızlık içine yuvarlandığı bir süreçte, HDP’nin kongresine uluslararası düzeydeki bu ilgi mutlaka altı çizilmesi gereken bir husustur.

Tabii bir de madalyonun diğer yüzü var. Kongre sadece demokrasi ve barış cephesi için büyük bir moral kaynağı olmakla kalmadı. Türkiye’nin mevcut durumundan nemalanan, iktidarlarını sürdürmenin, ceplerini doldurmanın yolunu baskı da, zulümde ve kanda ve zulümde görenler için ise kongre büyük bir kaygı ve endişe kaynağı olmuştur. Çünkü daha güçlü bir HDP’nin daha demokratik bir Türkiye ve dolayısıyla da saltanatlarının sonu anlamına geldiğini belki bizden de iyi farkındadırlar. Normalde belki on tane partinin bile kapısına kilit vurmasına yetecek sayıda üyesini ve yöneticisini tutuklamalarına rağmen HDP’nin kongresini tam da faşist iktidarın burnunun dibinde Ankara’da bu görkemde yapmış olması iktidar için büyük bir hayal kırıklığı olmuştur. İktidar, kendisine bağlı çamur medyasını eliyle her türlü özel savaş yöntemini kullanmış olmasına rağmen halk ile HDP arasındaki bağı koparamamıştır. Dahası, tüm kriminalize etme çabalarına rağmen gerek ülke için gerekse de uluslararası düzeyde HDP kongresine katılımın düzeyi de iktidar çevreleri açısından daha da büyük bir hayal kırıklığıdır. İktidar sadece uluslararası katılımı değil aynı zamanda sadece CHP’nin değil Babacan ve Davutoğlu çevrelerinin de ya bizzat gelerek ya da mesaj göndererek kongreye katılmış olmalarını mutlaka not etmiştir.

İktidar kanadında yarattığı etkiyi görmek için çamur medyasında adeta bir yerden düğmeye basılmış gibi HDP kongresi hakkında sadece yalan ve çarpıtmaların olduğu artarda yapılan programlara bakmak yeterlidir. Bu programlara katılanlar, HDP’nin kongrede kendini gösteren demokrasi ve barış umudunun üstünü örtmek ve bu umudun Türkiye’deki diğer siyasi güçler ile bir araya gelmesinin önüne geçmek, halkların ortak mücadelesini parçalamak için kıt akıllarıyla her türlü çarpıtmayı yapmaktadır. Bahçeli’nin grup konuşması da iktidar kanadının yaşadığı şaşkınlığı ve panik halini ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak, Pazar günü yapılan kongre demokratik siyaset alanında HDP’nin omuzlarındaki tarihsel sorumluluğu bir kez daha ortaya koymuştur. Yukarıda belirtildiği gibi, halk bu kongrede HDP’ye ve demokratik siyaset alanına çok önemli mesajlar vermiştir. Bu mesaj karşısında yeni seçilen HDP yönetiminin vereceği en iyi cevap, Türkiye’den başlayarak tüm bölge için barış ve demokrasi yönünde atılacak kararlı adımlar atmak olacaktır. Bu noktada atılacak il ve belki de en önemli adım, HDP’nin dayandığı ideolojik zeminin fikir mimarı Abdullah Öcalan üzerindeki kabul edilemez tecridin parçalanması için kararlı ve bu sorumluluğu cezaevlerine bırakmayan bir kampanyanın tüm Türkiye halkları ve tüm ezilenler ile beraber derhal başlatılması olacaktır.

Bu duygularla ateşten bir gömlek giymek anlamına gelen HDP yönetimine seçilen herkese başarılar diliyorum.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here