Dersim: Gerilla iradesi, fedailiği ve direnişi ile düşmanın nasıl yenildiğini her gün gözler önüne seriyor

0
139

YJA Star Askeri Konsey üyesi Beritan Dersim, aylardır devam eden gerilla direnişini, Kürt sorununun çözümüne ilişkin muhatap tartışmalarını, Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri Stêrk TV’ye değerlendirdi.  

2015 yılından bu yana gerillaya yönelik saldırıların araksız devam ettiğini söyleyen YJA Star Askeri Konsey Üyesi Beritan Dersim, “Amaçları gerilla alanlarını ele geçirmekti. Fakat planları Garê’de yenilgiye uğradı. Bu sadece Türk devletinin yenilgisi değildi, NATO’nun da yenilgisiydi. 1 hafta 10 gün içerisinde sonuç alacaklarını düşündüler. Öyle olmadığını gördüler. Evet belki birkaç tepe aldılar ama duramıyorlar. Bazı yerlerden geri çekildiler” diye konuştu.

Türk devletinin gerilla karşısında yenilgiye uğrayacağını anladığında KDP’yi devreye koyduğunu hatırlatan Dersim, “KDP ihanetten vazgeçmelidir. Barzani ailesi! Erdoğan üzerine hesap yapmayın, ortada kalırsınız! KDP değil, Barzani ailesi! Barzani ailesi bütün hesaplarını Erdoğan ve Bahçeli üzerine yapmış. Barzani ailesi Başûr’da hegemonik bir güç olmuş durumda. Bir yandan YNK’nin zayıflamasını, diğer yandan diğer muhalefet partilerinin yok olmasını istiyor. 42 milyar Dolar Türk devletinin bankalarında. Barzani ailesi o parayı oradan almak için Erdoğan’a mahkum olmuş durumda. Erdoğan o paralara el koymuş durumda. PKK’ye karşı benim yanımda savaşmazsan, işbirliği yapmazsan bu parayı alamazsın, diyor. Bu şekilde Barzani ailesini rehin almışlar” dedi.

Beritan Dersim’in Stêrk Tv’de yayınlanan röportajı şöyle:

Bildiğiniz gibi son süreçte Ortadoğu’da sıcak gelişmeler yaşanıyor. Uluslar arası güçler de yoğun bir hareketlilik halinde. Yaşanan bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle Süleymaniye’de alçakça bir saldırı sonucu şehit düşen Şükrü Serhat, Bazên Zagrosê ve Cenga Xabur şehitleri şahsında tüm devrim şehitlerini saygı ile anıyorum. Hareketimiz 40 yıldan fazladır yoğun bir savaşta. Partimiz zaten bir şehitler partisidir. Geçmişten bugüne mücadelemiz bu temelde devam etti. Heval Şükrü ömrünü bu davaya verdi. Bütün yaşamı boyunca Önderlik felsefesi ile büyük bir inanç, güçlü bir iradeyle en ön saflarda mücadele etti. Bu arkadaşlar şahsında halkımızın fedailiği bir kez daha ispatlandı. Nerede olursa olsun özgürlük çizgisi şehitler sayesinde gün geçtikçe daha da büyüyor. Bu anlamda şehitlerimize borçluyuz. Bir kez daha onlara verdiğimiz sözü tekrarlıyoruz, intikamlarını alacağız ve kanlarını yerde bırakmayacağız.

Ortadoğu’da ve dünyada sıcak gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmelerin Ortadoğu’ya ve hareketimize nasıl yansıdığı özgürlük hareketinin açıklamaları ile değerlendiriliyor. Bizler de bu gelişmelerin merkezinde yer alıyoruz. Uluslar arası güçler son süreçte yoğun bir trafik halinde. NATO toplantısı öncesi ve sonrasında yeni ittifaklar büyük planlar devreye koymak istiyorlar. Son yaşanan gelişmelerin ardından eski ittifak güçleri bazı konularda ters düştüler ama amaçları ortak. O da Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek. Şu an bir tıkanma yaşıyorlar ve bunu aşmak için yeni planlar yapıyorlar. Bir diğer yandan dünyayı da dizayn etmek istiyorlar. Halkları, inançları, dinleri kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etmek istiyorlar. Basından takip ettiğimiz kadarıyla yeni pazarlıklar yapılıyor. Pazarlık yaptıkları konulardan biri de biziz. Kürt halkı üzerine hesaplar yapıyorlar. Ortak noktaları, çıkarları.

ABD’NİN GİRDİĞİ HER YERDE DAHA FAZLA KAN AKTI

Kapitalist modernite her alanda bir tıkanma yaşıyor. Bu tıkanmanın aşılması için de bazı değişiklikler yapmak istiyorlar ama bunlar temel değişiklikler değil. Aslında amaçları insanları kandırmak. Kendilerini kabul ettirmek için sorunları çözeceklermiş gibi bir algı yaratıyorlar. Oysa ki yaşanan savaşların asıl sorumlusu onlar. Özellikle Ortadoğu’daki savaşın başını ABD, Britanya, Fransa çekiyor. Kendi aralarında iş bölümü yapmışlar, Rusya’yı da aralarına almak istiyorlar. Birçok konuda anlaşmış durumdalar ama paylaşım noktasında çıkarları gereği çatışıyorlar. Asıl savaşları bunun içindir. Son günlerde Türkiye, ABD, Irak, İran, Almanya ve tüm uluslar arası devletler, yaşanan savaştan nasıl fayda sağlarım mantığıyla sürekli görüşmeler halindeler.

Şu an yaşanan savaşın merkezi Ortadoğu’dur. Hegemonik güçler, Ortadoğu’ya bütün savaşı yaydı. Çıkarları için önce ulus devletleri zayıflatacaklar, sonra bu devletleri kendilerine bağlayacaklar. Afganistan, Irak, Suriye’ye dikkat edin; bu hegemonik güçler nerede bir sorun halletmişler? Bir örneği yok. 2003 yılında Irak’a girdiler, hangi sorunu hallettiler? Tam tersi daha çok kan döküldü, sorunlar daha da büyüdü. 20 yıl Afganistan’da kaldılar, hangi sorunu çözdüler ki? Daha da derinleşti sorunlar. Afganistan’ın durumu ortada. ABD halklar için bugüne kadar hiçbir şey yapmadı. Şu an Ortadoğu’daki savaşın merkezi Rojava ve Suriye. ABD şu an orada kendi çıkarları temelinde siyaset yürütüyor. Kimse Amerika oraya demokrasi, özgürlük getirecek diye kendisini kandırmasın. Sadece çıkarları için orada. Kimse bu güçlere sırtını dayamasın.

TÜRK DEVLETİNE DEMOKRATİK MODERNİTE SİSTEMİNİ YOK ETME GÖREVİ VERİLMİŞ

Başta Kürtler olmak üzere Ortadoğu’da yaşayan halklar üzerinde planlar yapılıyor. Uluslar arası komplo da bu yüzden oldu. Ortadoğu’ya yönelik planlarını daha rahat hayata geçirmek içindi komplo. Önderlik 1999 yılında söyledi 3. dünya savaşının başladığını. Uluslar arası güçler Ortadoğu’daki planları için bizi engel olarak gördüler. Önder Apo’nun felsefesi, ideolojisini kendi sistemleri için tehlike olarak gördüler. Bundan dolayı hareketimizi tasfiye etmek istiyorlar. Son yapılan toplantılar da uluslar arası komplonun devam ettiğini gösteriyor. Erdoğan ve MHP’yi de bu amaçla kullanıyorlar.

Bir tarafta halkların temsil edildiği demokratik ulus çizgisi, diğer tarafta ise hegemonik güçlerin oluşturduğu kapitalist modernite çizgisi. Türk devletine de demokratik modernite sistemini yok etme görevi verilmiş durumda. Erdoğan’a dediğimizi yaparsan seni iktidarda tutarız, aksi halde tasfiye ederiz diyorlar. Erdoğan da zaten iktidarda kalmak için her şeyi yapıyor. Şu an Türk devleti diye bir şey yok ortada. Mafyatik, çetevari bir yönetim Türkiye’yi yönetiyor. Kanun yok, yasa yok, hukuk yok. Şu an herkes Ortadoğu’da bir güç olmak istiyor. Bunu birbirleri ile savaşarak değil, paramiliter güçler üzerinden yapmaya çalışıyorlar. Çeteleri bir araya getirip kendilerine bağlıyorlar, daha sonra çıkarları temelinde kullanıyorlar.

ABD yıllardır Rojava’da Kürtlere destek veriyor diyorlar. Kürtlere nasıl bir destek verdiği tartışma konusu. Ne vermiş Kürtlere? ABD oradayken Serêkaniyê, Girê Spî işgal edildi, Rusya oradayken Efrîn işgal edildi. Onlar onayladı işgali. Şimdiye kadar Kürtlerin statüsünü tanımışlar mı? Rojava halkı bunu neden sormuyor. Neden bu noktada ısrar etmiyor? Rojava’nın statüsü neden kabul edilmiyor? Rojava’da Demokratik Modernite sistemi inşa edildiği için bilinçli bir şekilde tanımıyorlar. ABD, Britanya ve Fransa da hareketimize engel olmak istiyor. Amaçları Rojava’ya statü vermek değil. Amaçları orada savaş çıkarmak. Bu yüzden kendimize sormalıyız. O zaman neden sırtınızı bu güçlere dayıyorsunuz? Tarihten ders çıkarmamız gerekir. Irak’tan, Afganistan’dan ders çıkarmalıyız. Bu anlamda Önderliğimizin ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Eğer sen öz gücünle örgütlenir ve savaşırsan tüm dünya bir olsa da seni yenemez. Ama böyle olmazsan ne kadar güçlü olursan ol, sadece kendini kandırırsın.

Gerilla yaklaşık 5 aydır dünyanın gözü önünde amansız bir direniş sergiliyor. Bütün saldırılara, kimyasal silahlara rağmen NATO’nun tekniğine karşı mücadelesini sürdürüyor. Gerillanın direnişi şu an hangi aşamada?

Hareketimize yönelik saldırı Önderlik şahsında başladı. Yani İmralı’da başlattıkları saldırıları, Kürt halkının yaşadığı tüm alanlara yaydılar. Mafyatik  Erdoğan’ın şu an yürüttüğü savaş insanlık dışı bir savaştır. İnsanlık suçu işliyorlar. Saldırıların merkezi de İmralı. Şu an bu saldırılar Kürdistan’ın 4 parçasına yayılmış durumda. Her alanda savaş var. Amaçları PKK’yi zayıflatmak ve o güçlere teslim olmasını sağlamak. Onlar da gerillanın imha edilemeyeceğini biliyorlar. Önderlik şu an büyük bir direniş sergiliyor. Önderliği teslim almak istiyorlar. Ama önderlik bir milim geri atmam dedi. Gerilla da Önderliğin yürüttüğü direniş çizgisinde mücadele ediyor. Biz sadece Türk devletine karşı savaşmıyoruz, NATO’ya karşı da savaşıyoruz. Türkiye’nin kullandığı silahlar, NATO güçlerinin.

2015 yılından bu yana savaş aralıksız bir şekilde devam ediyor. Ama Garê savaşı ile birlikte yeni bir aşamaya geldi. Amaçları gerillanın merkezini ele geçirmekti. Fakat planları Garê’de yenilgiye uğradı. Bu sadece Türk devletinin yenilgisi değildi, NATO’nun da yenilgisiydi. Tabii bu yenilginin sonuçlarını tartıştılar. Daha sonra Medya Savunma Alanları’na saldırı başlattılar. 23 Nisan’dan bu yana Metina, Zagros, Avaşin, Bakur hattına yönelik saldırılar aralıksız bir şekilde sürüyor. Türk devleti eğittiği çeteleri getirtip para ile savaştırıyor. Gerilla karşısında da Erdoğan’ın kurduğu çeteler savaşıyor. 1 hafta 10 gün içerisinde sonuç alacaklarını düşündüler. Öyle olmadığını gördüler. Evet, belki bir kaç tepe aldılar ama oralarda da duramıyorlar. Bazı yerlerden geri çekildiler. Sonuç alamadıklarını görünce kimyasal kullandılar.

Uluslar arası güçler, kimyasal silah kullanılıyor gerekçesi ile 2003 yılında Irak’a girmediler. Yine Beşar Esad kimyasal silah kullandı diyerek yaptırım uygulamadılar mı? İran’ı nükleer silah yapıyor gerekçesi ile ablukaya almadılar mı? O zaman neden Kürtlere kullanılan kimyasal silaha ses çıkarmıyorlar? Çünkü konu Kürtler olunca bu saldırıları onaylıyorlar, silah veriyorlar. Türk devleti ile ortaklar. Uluslar arası sivil toplum kuruluşları neden sessiz? Onların da tepki göstermesi gerekir. Kimyasal silah büyük bir suçtur. Kürtlerin, gerillanın kimyasal silahla öldürülmesi meşru mu? 5 aydır Kürdistan dağlarında kimyasal silah kullanılıyor kimse ses çıkarmıyor. Gerillanın iradesi karşısında yine de sonuç alamıyorlar. Gerilla iradesi, fedailiği ve direnişi ile düşmanın nasıl yenildiğini her gün gözler önüne seriyor.

KÜRT GENÇLERİ TÜRK DEVLETİNE ASKERLİK YAPMASIN

Düşman her gün “şu kadar gerilla öldürdüm” yalanını söylüyor. Öldürülen askerlerden neden bahsetmiyorlar? İnsanlar nasıl inansın onlara? Bu şekilde özel savaş yürütüyorlar.

Geçtiğimiz günlerde bir asker teslim olmak istedi, sırtından vurdular onu. Bir kez daha çağrı yapıyoruz askerlere; o tepelerde perişan olacağınıza, gelin gerillaya teslim olun. Hepsi kaçmaya çalışıyor. Özellikle Kürtlere söylüyorum, Türk devletine paralı askerlik yapan haindir, namussuzdur. Kim Zagroslarda gerillaya karşı durabilir ki? Gelin, teslim olun. Biz yıllarca esir askerlere baktık ama Türk devleti gelip öldürdü. Tüm kamuoyu gördü o esirlerin nasıl öldürüldüğünü. O tepelerde telef olacağınıza, gelin teslim olun.

Kürt gençleri de Türk devletine askerlik yapmasın. Kürtlerin katili olmayı nasıl kabul edebiliyorlar? Dünyada böyle bir örnek yok. Türk devletine askerlik yapıp kardeşlerinizin katili oluyorsunuz. Kürt genci olarak o orduda ne işiniz var? Eğer siz de teslim olmak isterseniz gerilla sizi koruyacaktır. Gerilla şu an yeni bir tarih yazıyor. Amansız bir direniş sergiliyor. Amaçları gerillayı yok etmek ama Erdoğan gerillanın yok olduğunu rüyasında bile göremeyecektir. Bizler belgelerle konuşuyoruz. Varsa onlar da çıkarsın belgelerini. Sadece uçakları var, ona güveniyorlar. Uçaklarla da sonuç alamıyorlar. Yüzlerce uçakla saldırıyorlar yine de başarılı olamıyorlar. Bu kadar şey olmasına rağmen muhalefet bunun hesabını sormuyor.

Türkiye’de muhalefet beş kuruş etmiyor. Muhalefet, muhalefet olsaydı Türkiye’nin hali böyle olmazdı. Aslında sözde muhalefet Erdoğan’ı bu hale getirdi. Her gün kriz var diyorlar. Bunun sebebini neden sormuyorlar? “Sebebi Erdoğan” diyorlar. O zaman neden hesap sormuyorsunuz? “Bir gün biz de birşey yapacağız” diyorlar. O gün ne zaman, neden şimdi değil peki? Aslında CHP’nin yarattığı şey, mücadelenin önünü almak. CHP isteseydi şimdiye kadar 10 defa Erdoğan’ı düşürmüştü. Özellikle Kılıçdaroğlu yaptı bunu. Halka umutsuzluğu aşıladılar. Eylem yapamayan, muhalefet olamaz. Diğer partiler de CHP’nin yolundan gitmemelidir.

Yaşanan krizlerin sebebi, Erdoğan’ın yürüttüğü savaş politikasıdır. Bunu bildikleri halde neden hesap sormuyorlar? Sessiz kalıyorlar. Sessiz kalmak da savaşa onay vermektir. Sonra da çıkıp Kürt sorunundan bahsediyorlar. Yalancı ve ikiyüzlüler. Bu şekilde Kürtleri kandırmak istiyorlar. Gerçek muhalefet olsaydı halkın önünü almazdı, Erdoğan’dan hesap sorardı.

KDP OLMASAYDI TÜRK DEVLETİ BİR ADIM BİLE ATAMAZDI

KDP’ye ilişkin de bir şeyler söylemek istiyorum. Türk devleti gerilla karşısında yenilgiye uğrayacağını anlayınca KDP’yi devreye koydu. KDP ihanetten vazgeçmelidir. İhanet çizgisinde duruyor, Türklerle işbirliği yapıyor. KDP olmasaydı Türk devleti bir adım bile atamazdı. Birlikte gerillaya karşı operasyon yapıyorlar. Artık yeter, bu ihanetten vazgeçsinler! Başûr halkımız da bu ihanetin farkında. Başûr’da yaşanan krizi biliyoruz. Halk kalıcıdır, mücadele kalıcıdır, PKK kalıcıdır ama Erdoğan gidicidir. Barzani ailesi, Erdoğan üzerine hesap yapmayın, ortada kalırsınız! KDP değil, Barzani ailesi! Bütün hesaplarını Erdoğan ve Bahçeli üzerine yapmış. Barzani ailesi Başûr’da hegemonik bir güç olmuş durumda. Bir yandan YNK’nin zayıflamasını, diğer yandan diğer muhalefet partilerinin yok olmasını istiyor. Barzani ailesi dışında kimsenin ses çıkarmasına izin vermiyor. Milleti perişan etmiş durumdalar.

42 milyar Dolar Türk devletinin bankalarında. Barzani ailesi o parayı oradan almak için Erdoğan’a mahkum olmuş durumda. Erdoğan o paralara el koymuş durumda. PKK’ye karşı benim yanımda savaşmazsan, işbirliği yapmazsan bu parayı alamazsın, diyor. Bu şekilde Barzani ailesini rehin almışlar. Bu aile Başûr halkını da bezdirmiş durumda, halk bıkmış artık. Bu aileden kurtulmak istiyorlar. AKP yöntemi ile iktidarlarını sürdürmek istiyorlar. Yol yakınken bu ihanetten vazgeçsinler, doğru yola gelsinler. Herşeyden önce yurtsever olsunlar. Ama bunlar ülkeyi satıyorlar. Bizim tek isteğimiz Kürt halkına ihanet etmemeleri. Başûr için benim parçam diyor, ne zamandan beri Başûr senin oldu? Aile çıkarlarını bir kenara atsınlar artık, tarihte de görüldü Kürt halkı bu yaklaşımlardan dolayı çok kaybetti. Ailecilikle, aşiret yöntemleri ile kimse birşey kazanmamıştır.

“Burası benim parçam, PKK burayı bırakıp Bakur’a gitsin” diyor. Bu nasıl bir ahlaksızlıktır, nasıl bir rezalettir, nasıl bir bilinçsizliktir? Senden çok PKK burada kalmayı hak ediyor. Başûr halkı senden çok PKK’ye inanıyor, PKK’ye güveniyor, PKK’ye sırtını dayamış. Halk, belki baskılardan dolayı bunu dile getiremiyor ama gerçek budur. AKP gibi bir sistem oturtmaya çalışıyor ama bir gün bunun hesabını halk sorar. Bu devran hep böyle gitmez. Şunu bilsinler ki Başûr kimsenin babasının malı değil. 40 yıldır 4 parça Kürdistan’dan Kürt gençleri bu topraklarda savaştı. Başûr senin olduğun kadar Rojava, Bakur, Rojhilat halkınındır. Elbette geçmişte Başûr için savaşanlara saygımız sonsuz ama şu an sürdürülen siyaset yanlış. Barzani ailesi dışında kimse PKK’nin Başûr’dan çıkmasını istemiyor. Her şeyden önce biz kardeşiz. Pêşmerge bizim kardeşimizdir. Ben de Kürt’üm Başûr halkımız da Kürt. Ama sen beni değil Türkleri kabul ediyorsun. Türklerin gelip kardeşini öldürmesine destek veriyorsun. Pêşmerge bunu kabul edecek mi, Başûr halkı kabul edecek mi? Kabul etmiyorlar, gözümüzle görüyoruz.

KDP’NİN YENİ PLANLARI VAR

Bu hakareti kabul etmiyoruz artık. 40 yıldır sayemizde orada rahat oturuyorsun. Sayemizde o hükümet var. Eski defterleri açmayalım isterseniz. PKK size her zaman bir Kürt partisi olarak yaklaştı, yurtsever duygularla yaklaştı, sizi dost olarak gördü. Biz bu hislerle Hewlêr’i savunduk, Maxmur’u savunduk, senin bırakıp gittiğin Şengal’i savunduk. KDP zaten Şengal’de bitti. Êzidî halkına ihanet ettiniz, onları terk ettiniz. Hala Şengal’i bırakıp gitsinler diye parça parça olmalarına, öldürülmelerine, katliama uğramalarına ön ayak oluyorsunuz. Türkler gelip o kutsal topraklarda yaşasın diye çalışıyorsun. 3 bin Êzidî kadın hala DAİŞ ve Türk çetelerinin elinde. Êzidî kadınlarını kurtaran YPG-YPG, QSD olmasına rağmen diyorlar biz kurtardık. Sen kaçıp gittin! Nerede kurtardın? Sen Êzidî halkını bırakıp kaçtıktan sonra Kürtlerin gözünde bittin!

Dihok’da bir çadır kurmuş, Êzidî halkı orada kalıyor. Neden bırakmıyorsunuz halk topraklarına dönsün? Neden öncüleri Mam Zeki’nin şehit edilmesine yol açtın? Neden o toprakların insanı olan Seîd Hesen’in şehit düşmesine neden oldun? Elbette bizler kardeşiz; bizden Başûr halkına, Pêşmerge’ye iğne ucu kadar zarar gelmez. Binlerce Kürt genci Kürdistan topraklarında şehit düştü; insan biraz saygılı yaklaşır, düşmanın diliyle konuşmaz. KDP’nin yeni planları olduğunu duyduk. Biz üzerimize düşeni yaptık. Eğer biraz şeref, ahlak, onur, namus varsa sizde, bu düşmanlıktan vazgeçersiniz, halkın değerlerine sahip çıkarsınız. Kürt gençleri parça parça katledilirken siz nasıl evinizde rahat uyuyorsunuz? Maxmur’da ziyaret ettiğin Tekoşer hevalı da şehit ettirdin. Bu ihanet değil midir? Tekoşer’in gidip çayını içtin ama Metina’da şehit olmasına sebep oldun. Bu kadar vicdansızlık olur mu?

Heval Şükrü bu davaya ömrünü verdi, Bakurluydu ama Başûr halkı için o topraklarda çalıştı. Şehit düşmesine sebep oldunuz. Başûr’u Türklere teslim etmek istiyorsunuz ama biz bunun önünü alacağız. Halkımızı Türklere teslim etmenize izin vermeyeceğiz. Çünkü Türk devleti yarın öbür gün Başûr’a DAİŞ’i yerleştirecek, çeteleri yerleştirecek. Halkımızı göç ettirecekler. Başûr halkı bunu hak etmiyor.

Başûr halkının nasıl yurtsever olduğunu, PKK ve gerillayı ne kadar sevdiğini biliyoruz. Belki şu an korktukları için ses çıkaramıyorlar ama bu ihanete karşı bir tutum sergilemeliler. Pêşmerge düşmanına karşı silahlanmıştı, biz düşman mıyız? Pêşmerge’ye soruyorum, siz gerillaya karşı mı silahlandınız? Düşmanınız kimdir netleştirin. Pêşmerge ve gerilla kardeştir, bir kez daha çağrıda bulunuyorum gelin düşmana karşı birlikte aynı mevzide savaşalım.

Türkiye’de son günlerde Kürt sorunu tartışmaları yeniden gündeme geldi. Sizce neden tekrar Kürt sorununu gündeme getirdiler?

Bu tartışmaların altı boştur. Bu tür tartışmalara girmek istemiyoruz ama sanırım seçim var. Bu yüzden Kürtleri kandırmak istiyorlar. Ama Kürtler buna kanmaz. Tutturmuşlar tek muhatap HDP’dir diye. Bir tane muhatap var; o da İmralı’dır. Şimdiye kadar neredeydiniz? Tartışmalara karşı değiliz ama yalan dolan, entrika üzerine niye tartışma yürütelim? 4 parça Kürdistan halkı “Önderimiz Öcalan’dır” diyor. Kabul etsen ne olur, etmesen ne olur? Mecbur kabul edeceksin; muhatap Önderliktir. HDP’nin de tabii ki rolü var. Seçim yaklaşmış, Kürt sorunu var, çözülmeli diyor. Erdoğan senden fazlasını söyledi, hatta İmralı’ya gidip Önderliği muhatap aldı. Sonrasında ne yaptığını herkes gördü. Kürt halkı muhatap tartışmalarına kulaklarını tıkamalıdır. Böyle şeyler gündemimiz olmamalı. Kürt halkını kimse kandıramaz artık. Kürtler her geçen gün örgütleniyor, değerlerine sahip çıkıyor, iradeliler. Kürt halkına yönelik saldırılara, baskılara kimse ses çıkarmıyor, sözde muhalefet partisi CHP de muhatap İmralı değil HDP’dir diyor. Gitsin kim inanıyorsa bu fıkraları onlara anlatsın. Kürt halkını artık kandıramazlar.

Ne hikmetse her seçimde Kürt sorunu birilerinin aklına geliyor. Kürt çocuğuna bile mikrofonu uzatıp CHP’nin amacını sorsan kandırmadır der. O küçük çocuğa bile muhatap kim diye sorsanız, Öcalan’dır der. Kürt halkı bunlara ders vermelidir. Tek muhatap var, o da İmralı’dır. Onun dışında hiçbir muhatap kabul etmiyoruz. Yok zaten. Tabii ki HDP de rolünü oynayabilir. HDP de aktördür. Sonuçta Kürt halkı ve HDP çatısı altında olan diğer halkları da temsil ediyor. Elbette HDP de bu işin içinde olacaktır, kimse aksini söyleyemez. HDP de olumlu bir rol oynayabilir. Neden HDP’ye bu kadar saldırıyorlar? Çünkü anlamsız kılmak istiyorlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar Kürt halkı HDP’den vazgeçmez. Adı HDP olur, başka birşey olur, bu mesele irade meselesidir. Kürt halkı tercihini yapmıştır, artık Kürt halkını kandıramazsınız.  

TEK MUHATAP SEROK APO’DUR

Serok Abdullah Öcalan dışında bir muhatabımız yok bizim. HDP ve demokrasi güçleri de elbette çözümde yer almalı. Faşist olmayan tüm partiler, üçüncü çizgide bir araya gelmelidir. HDP kimsenin yedek parçası değildir. Ama şu an AKP de, CHP de çıkarları temelinde bir yaklaşım sergiliyorlar. HDP kimsenin oyununa gelmemeli. Onlar HDP’ye katılsınlar; üçüncü çizgiye gelsinler. Bütün saldırılara karşı HDP dimdik ayakta, Kürt halkı arkasında. Halkımız ne istediğini, muhatabın kim olduğunu biliyor. Bizler de muhatap tartışmasını yapanları muhatap almıyoruz. Kürt sorunu sadece Kürtlerin değil tüm Türkiye halklarının sorunudur. Bu yüzden Türkiye halkları da buna göre tutum almalıdır.

Kürt sorunu devam ettiği sürece Türkiye’de yaşanan krizler daha da büyüyecektir. Sorunların tüm kaynağı Kürt halkına karşı yürütülen savaştır. Eğer Kürt sorunu çözülürse herkesin sorunu çözülür. Adalet sorunu, ekonomik sorun, işsizlik sorunu, sağlık sorunu başta olmak üzere tüm sorunlar çözülür. Bu sorunları yaratan faşist rejimin ortadan kalkmalı, demokrasi güçleri de bu boşluğu doldurarak yönetime el koymalıdır. Bu kadar basit. Seslerini çıkarıp harekete geçmeleri lazım.

Bu süreçte dört parça Kürdistan’da Kürt halkına yönelik saldırılar devam ediyor. Bu saldırılara karşı tepkiler de var. Bu tepkileri yeterli buluyor musunuz?

Hiç yeterli değil. Evet bazı tepkiler var ama yetmez. Eskisi gibi ‘Vur gerilla vur, Kürdistan’ı kur’ demekle olmaz bu iş. Halkın da bu direnişin bir tarafında yer alması lazım. Herkesin elini taşın altına koyması lazım. Nereye kadar seyirci kalacaklar? Gerilla direniyor, düşmana darbe vuruyor; “gerilla onurumuzdur” demek yetmez. Evet baskı var ama böyle de olmaz. Dört parça Kürdistan ve dünyanın neresinde bir Kürt varsa mutlaka yapacak bir şeyi de olur. Hiçbir şey yapamıyorsanız, bir açıklama yapın, bildiri dağıtın, insanları bilgilendirin, bir taş atın. Elinizden ne geliyorsa onu yapın, ne olursa olsun. Kürt çocukları, gidin AKP’nin camlarını kırın, arabalarını yakın. Yapılacak çok şey var. Yeter ki karar verin ve yapın. Ne yapılacaksa bu süreçte yapılmalıdır.

Halkımıza da söylüyoruz, elbette zulüm var, elbette vahşi bir şekilde saldırıyorlar ama bu dünya onlara da kalmayacak. Bizler bunların önünü alabiliriz. Bedel vermemiz gerekirse bedel de vermeliyiz. Onursuzca yaşayacağımıza, bedel ödeyerek onurlu bir şekilde ölürüz. Bu konuda kadın ve gençlere önemli bir rol düşüyor. Kadınlara, gençlere, tüm Kürt halkına ve dostlarına çağrımız budur. Kürt halkı yalnız bırakılmamalıdır. Eğer Kürt halkının dostları iseler dostça yaklaşmalılar. Elbette yapılan şeyler var, saygı duyuyoruz, basit de yaklaşmıyoruz ama yeterli değil. Çünkü yeni bir aşamadayız şu an. Bu aşama büyük bir çalışma, fedakarlık, eylem istiyor. İnanıyoruz ki bu saatten sonra Kürt halkı, kadınlar ve gençler öncülük rolünü oynayacaktır. Yine demokrasi ve özgürlük güçleri de bu mücadele yürüyüşünde yer almalı. Herkes gerillaya sahip çıkmalıdır.

Son olarak Şenyaşar ailesi şahsında şehit ailelerimizin mücadeleleri, direnişleri, varlıkları bize güç veriyor. Direnişleri asla boşa gitmeyecek. Bütün Kürt halkı şehit ailelerini desteklemeli, yalnız bırakmamalıdır. Kürt halkı bu dönemde rolünü oynarsa Erdoğan’ın ömrü çok kısadır. İstanbul’da, İzmir’de ya da herhangi bir şehirde alanlara çıkılsa Erdoğan tamamen bitecektir, zaten korkudan ölüyor. Artık zamanı geldi, harekete geçmemiz lazım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz