Devrimci demokratik birlik – Cemal ŞERİK

0
727
devrimci birlik ile ilgili görsel sonucu

31 Mart 2019 Yerel ve 23 Haziran İstanbul Belediye Başkanlığı seçim sonuçları Türkiye’de yeni bir süreç başlatmıştı. AKP-MHP faşist diktatörlüğünün şefleri R.T. Erdoğan ve D. Bahçeli her ne kadar inkar etseler de yerel seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte erken genel seçimler Türkiye’nin gündemine girmiş oluyordu. 2020 yılına girişle birlikte Yüksek Seçim Kurulu’nun olası bir seçimde, seçimlere katılacak olan partilere dair yapmış olduğu açıklamada bu gerçekliği çok net bir şekilde ortaya koymuş olmaktadır.

Kuşkusuz AKP-MHP faşist diktatörlüğünün erken genel seçimden kaçamaz bir hale gelmiş olması kadınların, gençlerin, emekçilerin, sosyalistlerin, devrimcilerin, demokratların bir başarısıdır. Fakat gerçeklik böyle de olsa, AKP-MHP faşist diktatörlüğünün erken seçimleri kabule yanaşmış olmasının üzerinde mutlaka durularak, bir hazırlık içerisinde olunması gerekmektedir.

Yapılan anket çalışmalarına göre AKP-MHP faşist diktatörlüğünü ciddi bir şekilde oy kaybı yaşamaktadır. Böylece tartışmalı olan meşruluğu daha çok tartışma konusu haline gelmiştir. Öyle anlaşılıyor ki, yaşadıkları bu oy kaybı giderek daha fazla artacaktır. Bu da onları işgal ettikleri iktidar koltuğunda oturamaz bir hale getirecektir.

AKP-MHP faşist diktatörlüğünü korkutan da bu gerçekliktir. Çünkü kendi cephelerinden yapmış oldukları planlama ve önlerine koymuş oldukları hedeflere ulaşamamışlardır. Oturdukları iktidar koltuğunu kaybettiklerinde de bir daha amaçlarına ulaşamayacaklarının mümkün olamayacağının farkına varmışlardır. Özünde erken seçimi kabul etmiş olmalarının asıl nedenini de bu gerçeklik oluşturmaktadır.

AKP-MHP faşist diktatörlüğünün 2023 hedefleri vardı. TC Devletinin ilanının 100. yıldönümünü iktidardayken karşılamak istemekteydiler. Bunun ardından da onlarca yılı bulan iktidar hayalleri vardı. Bunu da çok açık bir şekilde 2071 vb. gibi tarihlerle dile getirmekten de geri kalmamaktaydılar. Bunun anlamı ise açıktı. AKP-MHP’de somutlaşan ve halkların başına bela olan, kan, yıkım ve ölümden başka bir şey getirmeyecek olan faşizmin onlarca yıl daha Türkiye ve Kuzey Kürdistan topraklarında hükümran kılmaktır.

31 Mart Yerel ve 23 Haziran İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçları, onlara kurmuş oldukları bu hayale ulaşamayacaklarını gösterdi. Aslında bu hayalleri 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri sonuçlarını gördükten sonra yıkılmıştı. Ardından yapmış oldukları hamlelerle de bu hayallerini yeniden canlandırmak istemişlerdi. Ancak Yerel ve İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçimleri içerisine girmiş oldukları çırpınışlarında sonuç vermediğini gösterdi.

AKP-MHP faşist diktatörlüğü kabul etmek zorunda kaldığı erken genel seçimle, “çıkmayan candan umut kesilmez” misali son bir kez daha harekete geçmeyi kendi çıkarına görmektedir. Yaşadığı sorunların giderek ağırlaşması ve içerisinden çıkılamaz bir boyut kazanması buna neden olmaktadır. Gerek AKP ve MHP’nin parti olarak kendi içlerinde yaşadıkları sorunların tehlike arz edecek boyutlara varmamış olması, gerekse de sistem içi CHP, İyi Parti vb. gibi sözde muhalefet partilerinin, olası bir seçime yönelik hazırlıklı olmamaları da, böyle bir kararı vermiş olmaları üzerinde etkide bulunmuştur.

AKP-MHP faşist diktatörlüğü eğer genel seçimleri normal belirlenen tarihte gerçekleştirseydi, çok daha fazla kaybedecekti. Belki yaşayacakları yenilgi parti olarak onların kaderini belirleyecekti. Suriye savaşının ödenemez bir hale gelen faturası ve koşarak içerisine girilen Libya bataklığının maliyetinin ağırlığı karşısında hiçbir şekilde ayakta kalma şansları olmayacaktı. Bunları gördükleri ve kaçınılmaz sonlarını engellemek ya da ömürlerini biraz daha uzatmak için, yapılacak bir erken seçimi kendileri için kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak görmektedirler.

Türkiyeli ve Kürdistanlı sosyalist, devrimci, demokrat ve özgürlükçü güçlerin görmesi gereken de bu gerçekliktir. Eğer Türkiye ve Kürdistan halklarını şimdiden böylesi bir sürece hazırlamasalar, bundan yararlanacak olan AKP-MHP faşist diktatörlüğünden başkası olmayacağını görebilmelidirler. Sistem içi muhalefet partilerinden de hiç bir şekilde beklenti içerisine girilmemelidir. Eğer o partilerin hem halka hem de kendilerine bir yararları olsaydı, 2018 Genel Seçimi ve “Cumhurbaşkanlığı” oylamasında deşifre olan oyunlara, kendilerini AKP-MHP faşist diktatörlüğüne yama yaparak ortak etmezlerdi. O nedenledir ki, Kürdistanlı ve Türkiyeli sosyalist, devrimci, demokrat ve özgürlükçü güçler AKP-MHP faşist diktatörlüğünün içerisine girdiği bu açmazı, kendileri için bir çıkış, aralarında sağlayacakları birlik ile yükseltecekleri ortak mücadele de atacakları ertelenemez bir adım haline getirebilmelidirler. Bu temelde olası bir erken seçim öncesinde tutumlarını netleştirebilmelidirler. Bunun koşulları vardır. Yeter ki bu gerçeklik görebilsin ve bu doğrultuda gerekli adımlar atılabilsin.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here