Duran Kalkan: Anti faşist direniş, devrimci halk savaşı olarak görülmüyor

AKP-MHP faşizmine karşı mücadelede muğlaklığın olmaması, net olunması gerektiğini belirten Kalkan şunları söyledi: “Hitler faşizmine karşı, Saddam faşizmine karşı, Franko faşizmine karşı nasıl mücadele edilmişse o zaman AKP, MHP faşizmine karşı da öyle mücadele etmek lazım. Anti faşist savaş yürüteceksin. Evet, mücadele deniliyor ama böyle birlik olunmuyor. Mücadelede şu çok zayıflıklar var. Parçalılık, etkisizlik var. Anti faşist direniş, bir devrimci savaş, devrimci halk savaşı olarak görülmüyor. Savaşan güçler var. Elbette böyle görenler onlara hakkı yeterince verilmiyor yani. Şimdi burası önemli. Bu noktada gerçekten de net olmak lazım. Böyle muğlaklıkları bir yana bırakmak gerekli. AKP-MHP bir faşist diktatörlükse o zaman bu faşist terör uyguluyor.”

İNSANLIK SUÇLARINA BİLE KARŞI ÇIKAMIYORLAR

Diğer yandan gerçekten de her gün insanlık suçu işleniyor. Artık gerillaya da değil, köylere saldırıyorlar. Tüm insanlara saldırıyorlar, sivil insanlara. Kimyasal silah kullanıyorlar. Bunu ispatlayanlar var ama egemenliği elinde tutanlardan çıt bile çıkmıyor böyle. Şöyle diyelim; demokrat geçinenler, kendini demokrasi havarisi görenler, böyle bir durumda AKP-MHP yönetimine, Tayyip Erdoğan yönetimine dur diyemiyorlar. Ne yapıyorsun diyemiyorlar. Bu suçtur diyemiyorlar. Destek veriyorlar, çıkar sağlıyorlar oradan. En somut ağır insanlık suçuna bile karşı çıkamıyorlar. Çıkarları kaybolmasın diye, çıkarlarını kaybetmemeleri için. Bundan daha kötü bir durum olamaz. Bu bir çıkar, bir kazanç değil, iğrenç bir durum aslında. Kesinlikle öyle tanımlamak gerekli.

GÖZLERİNİ VE KULAKLARINI AÇMALIYIZ

Şimdi bu bakımdan da daha yüksek sesle haykırmak gerekiyor. Gerillayı desteklemek, güçlendirmek lazım tabii. Özellikle Kürt gençliği gerillayı beslemek için mücadeleye sürekli akmalı. Gerillayı doğru anlamak bu direnişin amacı için olunan her yerde ona destek verici eylemlilikler içinde olmak lazım. Gerillanın amacını herkese iyi tanıtabilmek lazım. Gerillanın sesi olabilmek, çığlığı olabilmek gerekli. Özellikle yurt dışındaki halkımız için dostlarımız için bu çok daha geçerli. Bu kör ve sağır dünyanın gözünü açan, kulaklarını açan bir dünya haline kesinlikle getirmeliyiz. Bu körlük ve sağırlığa son vermeliyiz. Gerillanın haykıran sesini, çığlığını her yerde yankılandırabilmeliyiz, taşıyabilmeliyiz. O direnişin etkisini her yerde temsil edebilmeliyiz, duyurabilmeliyiz. Bu çok çok önemli.

MÜCADELE HER ALANDA DAHA DA BÜYÜYECEK

Gerilla artık şöyle bir noktaya geldi. Evet, büyük bir bedel de ödüyor. Mevcut hazırlıklarıyla AKP-MHP faşizminin saldırılarını kırabilecek, onları göğüsleyebilecek, ona karşı her alanda aktif eylemler geliştirebilecek bir düzey kazandı. Sadece direnmiyor, eylemler yapıyor. Ağır darbeler vuruyor birçok alanda. Sadece Medya Savunma Alanları’nda da değil. Bu süreçte gördük; Serhat’tan Dersim’e, Amed’e kadar birçok alanda eylemler oldu. Tabii kentlerde eylemler oluyor, YPS ve HBDH milisleri tarafından. Bu hepsi bir bütün AKP-MHP faşizmine karşı “Dem Dema Azadiyê ye” hamlemizin öncü direniş gücü oluyor. Öncü direnişini gerçekleştiriyor. Faşizme her gün öldürücü darbeler vururken, kadınları, gençleri, Kürtleri, Alevileri, tüm ezilenleri, Türkiye’nin tüm halklarını gerçekten de eğitiyor, bilinçlendiriyor, örgütlüyor, kardeşliğe çekiyor, mücadeleye çekiyor. Birlik halinde mücadeleyle faşizmin yıkılacağına dair inancı ve umudu güçlendiriyor, canlandırıyor yeşertiyor, diriltiyor. Bu dirilen insanlık da özgür ve kardeşçe yaşamak için daha bilinçli oluyor, örgütlü oluyor, direnişe geçiyor, mücadeleye geçiyor. Mücadele böylece yayılıyor. İnanıyoruz, ikinci yılda bu çok daha güçlenecek. Gerilla eylemleri daha da büyüyecek. Savunma eylemleri olmaktan çıkıp saldırı eylemleri haline gelecek. Özellikle ovalara, kentlere bu eylemlilik daha çok yayılacak. Faşizme ağır darbeler vuracak. Bunun etkisiyle Kuzey Kürdistan’da, Kürdistan’ın diğer parçalarında, Türkiye’de, yurt dışında kadınlar, gençler öncülüğünde halkımız ikinci yılı zafer yılı yapacak. Hedefimiz o. Zafer kazanacak düzeyde bir topyekun anti faşist eylemliliği, direnişi ortaya çıkaracağız. AKP-MHP faşizmini yıkma zaten hamlenin hedefidir. Bu ikinci yıl inanıyoruz ve hedefliyoruz ki faşizmin yıkıldığı yıl olacak.

KAHRAMANLIK MÜCADELESİ ZİNDANDA BAŞLADI

Şunu söylemek lazım bu konuda önce: Bugünkü AKP-MHP faşizmi, 12 Eylül 1980 faşist askeri darbesinin hedeflediği, ortaya çıkartmayı amaçladığı sistemdir, rejimdir, onun bir devamıdır. Aslında onun hayat bulmasıdır. Bu bakımdan da bir bütünlüğü var. Böylece işte 41 yıldır 12 Eylül faşizmine, onun devamı olan AKP-MHP faşizmine karşı büyük bir mücadele oldu. Kahramanlık mücadelesi gerçekten de zindanda başladı. 1982’de Mazlumlar, Ferhatlar, Kemaller, Hayriler, Saralar öncülüğünde anti faşist direnme kararı, fedaice direnme kararı zindanda verildi. Bu direniş dağa taşındı. 15 Ağustos 1984 gerilla atılımıyla Agitler ve Beritanlar, Zilanlar komutasında faşizme öldürücü darbeler vuran kahraman gerilla yürüyüşü oldu. Büyük Özgürlük Yürüyüşü böyle ortaya çıktı. PKK öncülüğünde, Önder Apo’nun düşünceleri ve önderliği temelinde büyük sonuçlar verdi. Bedeller ödedi. Kuşkusuz şehitler verdik. Öncelikle 41 yıldır 12 Eylül darbesi temelinde ortaya çıkan faşist katliamlar, saldırganlığa karşı direniş içerisinde şehit düşen tüm kahraman şehitlerimizi, zindan şehitlerimiz şahsında Agitler, Zilanlar şahsında saygı ve minnetle anıyorum. Gerçekten de kutlanacak tarihin en büyük kahramanlık yürüyüşü, özgürlük yürüyüşü ortaya çıktı. Bu yürüyüşü selamlıyorum. Kesintisiz bir biçimde Kürdistan’da, Türkiye’de yenilmeden süren ve bugün zafer iddiasını ve iradesini her şeyden daha canlı, güçlü tutan büyük bir kahramanlık yürüyüşü, özgürlük yürüyüşü bu. Etkisi yüzyıllara yayılacak, önümüzdeki yıllarda bu direniş daha büyük bir biçimde sürecek.

12 EYLÜL BİR NATO DARBESİYDİ

12 Eylül faşist askeri darbesi tabii yeni bir durum ortaya çıkardı Türkiye’de, Kürdistan’da. Bölgesel ve küresel düzeyde gelişmelerle bağı vardı. Bir NATO darbesidir, ABD öncülüğündeki darbeydi. Kapitalist sistemin NATO’nun, ABD’nin Türkiye ve Ortadoğu’daki çıkarlarını savunmak amaçlı darbeydi. Ama bunları yapabilmek için esas olarak Kürt düşmanı, faşist, soykırımcı mevcut TC sistemini korumayı, yaşatmayı öngörüyordu. Çünkü yıkılma ve çökme noktasına gelmişti. Bu temelde de devrimci demokratik hareketleri, Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni imha etmek için her türlü saldırıyı yürüttü. Bunlar karşısında doğru tutum ne oldu? Gelişme ne yarattı? İnsanlığın varlığını, özgürlüğünü, onurunu ne temsil etti? Direniş temsil etti. Büyük zindan direnişi temsil etti. 15 Ağustos kahramanlık atılımı temsil etti. Büyük gerilla yürüyüşü temsil etti. Önder Apo öncülüğünde PKK’nin yürüttüğü, geliştirdiği bu direnişler temsil etti. Faşizme öldürücü darbeler vurdu. Devrimci halk savaşı stratejisi temelinde gelişen bu direnişler hiçbir zorlu engeli tanımadı. Her türlü bedeli ödemeyi göze aldı. Büyük bir cesaret ve fedakarlık olayı olarak ortaya çıktı. Zorlukları yendi, engelleri aştı. Sonuçta ulusal birlik devrimini gerçekleştirdi. Kadın özgürlük devrimini ortaya çıkardı ve demokratik siyasetin önünü açtı, geliştirdi. Kürt varlığı ve özgürlüğünü emin adımlarla zafere yürüyen. Yenilmez bir hareket haline getirdi. Bunlar çok önemli. Böyle bir tutum gösteremeyen anlayışlar, yaklaşımlar, söylemleri ne olursa olsun faşizm karşısında yok olup gittiler, eridiler, dağıldılar, hiçbir varlık gösteremediler. Demek ki direniş, özellikle de devrimci direniş, devrimci silahlı direniş, faşizmi yıkan, faşizmin karşısında duran, çivi çiviyi söker misali faşist terörü durduran devrimci savaş, devrimci şiddet olarak ortaya çıktılar. Gerçekten de faşizmi durduran, darbeleyen, parçalayan, devrimi geliştiren böyle bir direniş oldu.

AKP-MHP FAŞİZMİ, 12 EYLÜL’Ü ARATIR DURUMDA

Bunları niçin söylüyoruz? Bugün AKP-MHP faşizmi, gerçekten de 12 Eylül faşizmini aratır türdendir. Bir çoğu kıyaslamaya kalkıyor. Kıyaslamacılık yanlış, tersine de gidiyor. Bu sefer 12 Eylül cuntasının savunur gibi durumlara düşüyorlar. Tabii öyle olmamak lazım. O kıyaslamacılık doğru değil. Ama şu bir gerçek; AKP-MHP faşizmi, 12 Eylül cuntasının da aratır cinstendir. O düzeyde bir faşist diktatörlük. Bu çok açık. MHP tescilli faşist zaten. AKP de bütün çizgisiyle birleşti, tüm gücüyle oraya kaydı. Yani İttihat ve Terakki’den bu yana gelen savaşçı, soykırımcı, katliamcı, faşist zihniyetle siyaseti tam bir tek kişi diktatörlüğü -Hitler gibi, Saddam gibi- bir kişi diktatörlüğü halinde Tayyip Erdoğan diktatörlüğü olarak somutlaştırdı. Bu çerçevede saldırıyor yani. Bu açık bir gerçek. Bunu herkes söylüyor artık. Bu diktatörlüğün kendi özellikleri var. Fakat 12 Eylül’ün başlattığı faşist saldırı, faşist egemenlik süreci, devleti yeniden kurma iddiasındaydı. Kenan Evren, kendisini kurucu lider olarak tanımladı. Devletin tüm organlarını -ordu dışında- feshetti. Yeni bir devlet kurdu, işte o kuruluşun erkek egemen faşist soykırımcı zihniyet siyaset temelinde tam bir doruk yapması, bir diktatörlük haline gelmesidir. Bunu açık görüyoruz. Yani daha önce uygulanmış Ermeni, Asuri, Rum halklarına karşı düşmanlıkta görüyoruz. O soykırımların hepsinin bir bileşkesi olarak Kürt düşmanlığı ve Kürt soykırımında görüyoruz. Kuzey Kürdistan’daki saldırılar gerçekten de tam bir faşist soykırımcı katliam, yok etme. Kürtlük adına hiçbir şey bırakmıyor. Ölüsüne de saldırıyor. AKP-MHP faşizmi Kürt’ün ölüsüne de saldırıyor, mezarına da saldırıyor. Her türlü kutsalına, onuruna saldırıyor. Hiçbir şey bırakmak istemiyor Kürtlük adına. Böyle bir saldırı var ve bunu Kuzey Kürdistan da yapmıyor sadece. İşte Rojava’yı işgal ederek, Başûr’u işgal ederek, yani Kürdistan’ın diğer parçalarına da yayıyor. Her alanda Kürtlere düşman, her yerde Kürtlere karşı saldırıyor. Şengal’e saldırıyor, Kürt soykırımı yürütüyor. Göz önündedir. Yaparım, diyerek yapıyor bunu. Hiç gizlemiyor artık. Dünyanın değişik alanlarında da saldırı yürütüyor. Tam bir saldırganlık. İttihat ve Terakki nasıl Ortadoğu’nun, Orta Asya’nın birçok alanına saldırdıysa kendini yayabilmek, egemenliği geliştirebilmek için, şimdi AKP-MHP faşizminin de izlediği saldırganlık böyle bir saldırganlık.

İŞ MÜCADELEYE GELİNCE MUĞLAKLAŞTIRILIYOR

Bunları niye söylüyorum? Gözler önünde herkes böyle diyor. Fakat AKP-MHP faşizmine karşı mücadeleye gelince, bu sefer amalar, fakatlar ortaya çıkıyor. Bu durum biraz muğlaklaştırılıyor. Bir kısmının üstü kapatılıyor hatta bazıları faşizmi tartışır hale geliyor. Çünkü faşist deyince faşizme karşı nasıl mücadele edilir? Az çok biliyor herkes. Anti faşist mücadele nasıl oldu? Hitler faşizmine karşı mücadele nasıl yürütüldü? O günden bu yana faşist diktatörlükler karşısında mücadelenin genel seyri nedir? Bunu herkes biliyor. Antifaşist cepheler kuruldu, antifaşist ordular kuruldu, anti-faşist savaşlar verildi. Büyük kahramanlık savaşları oldu. İnsanlık tarihinin en onurlu savaşları oldu bu. Asya’da oldu, Avrupa’da oldu, Balkanlarda oldu, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar her yerde oldu. İnsanlık değerlerini bu savaşlar korudu.

Demokrasi, özgür yaşam tutkusunu, umudunu bu savaşlar canlı tuttu, ayakta tuttu, yeşertti, yaşanır kıldı. Bu çok net. Bu bilindiği için biraz muğlaklaştırılıyor. Onu söylemek istiyorum. Böyle olmaz. AKP, MHP iktidarı bir faşist diktatörlük ise o zaman faşist diktatörlüklere karşı nasıl mücadele edilmişse AKP, MHP faşist diktatörlüğüne karşı da öyle mücadele etmek lazım. Hitler faşizmine karşı, Saddam faşizmine karşı, Franko faşizmine karşı nasıl mücadele edilmişse o zaman AKP, MHP faşizmine karşı da öyle mücadele etmek lazım. Anti faşist savaş yürüteceksin. Evet, mücadele deniliyor ama böyle birlik olunmuyor. Mücadelede şu çok zayıflıklar var. Parçalılık, etkisizlik var. Anti faşist direniş, bir devrimci savaş, devrimci halk savaşı olarak görülmüyor. Savaşan güçler var. Elbette böyle görenler onlara hakkı yeterince verilmiyor yani. Şimdi burası önemli. Bu noktada gerçekten de net olmak lazım. Böyle muğlaklıkları bir yana bırakmak gerekli. AKP-MHP bir faşist diktatörlükse o zaman bu faşist terör uyguluyordur her yerde. Türkiye’de baştan sona faşist terör uyguluyor, Kürdistan’da faşist soykırımcı terör uyguluyor, katliam uyguluyor. Bütün insanlığı faşist terörle tehdit ediyor. 

En Çok Okunanlar

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler