Ferzad Can: Denizlerin, Mahirlerin, mirasını yaşatarak, devrim çizgisinde mücadele ederek, mutlaka kazanacağız

0
674

Halkların Birleşik Devrim Hareketi Yürütme Kurulu Üyesi Ferzad Can, Halkların Birleşik Devrim Hareketi’nin 5. yıl dönümü vesilesiyle ANF’ye önemli değerlendirmelerde bulundu.Halkların Birleşik Devrim Hareketi’nin 12 Mart 2016 yıllında kuruluşunu ilan ettiğini hatırlatan Can, “Özellikle 12 Mart’ın tercih edilmesinin nedenlerinin biri de Halkların Birleşik Devrim Hareketi kendini Türkiye ve Kürdistan sosyalizminin özgürlük ve mirasçısı olarak, tanımladı.

12 Mart 1971 askeri faşist darbesine karşı, Mahirlerin, Denizlerin, İbrahimlerin, başlatmış olduğu devrimci çizginin mirasçısı ve sürdürücüsü olarak kendini tanımladı. Bu bakımdan 12 Mart önemli bir tarihti. 12 Mart aynı zamanda Qamışlo ve Gazi katliamına karşı ayaklanmalarının da yıl dönümüydü. Halkların Birleşik Devrim Hareketi bu güne kadar halklarımıza karşı yapılan katliamların, hesabını sorma iradesini gösterdi.

HBDH kuruluşunda ve bildirgesinde emperyalizme, faşizme ve her türlü gericiliğe karşı, halkların, işçi, emekçilerin, kadınların, gençlerin, sesi ve iradesi olarak ortaya koydu. Kuruluşunun ardından ve bu topyekun savaşa karşı bütün güçleriyle bunun mücadelesini yürüttü. İşçi, emekçileri ve halkların bayrağı altında mücadeleye çağırdı. Sömürgeci ve faşist şef Erdoğan ve onun Partisi AKP ve özellikle 2015 saray darbesinden sonra başta Kürt Özgürlük Hareketi olmak üzere, devrimci ve sosyalist hareketlere karşı, bir topyekun saldırısını başlattı. Bir bütünen toplumu esir almaya ve teslim almaya çalışıyordu. Öncü ve devrimci partileri teslim alması gerekiyordu.

Kürdistan’da uzun yıllardır bir devrim söz konusuydu. Ulusal devrim bir devrim olarak, yaşansa da esas olarak bir devrim gerçekleşiyordu. Başarı için, zafer için mutlaka birleşik devrimin örgütlenmesi gerekiyordu. Halkların Birleşik Devrim Hareketi bu iddia ile ortaya çıktı. Ve kurulduğu bu tarihe kadar büyük bedeller ödedi aynı zamanda faşizme de büyük bedeller de ödetti. Kurucu Üyelerimizden, Delal Amed, Atakan yoldaş, Baran Serhat, Ulaş Bayraktaroğlu, Ulaş Adalı, Aynur, Ceren, Taylan yoldaş ve birçok yoldaşı, HBDH kurucusunu ve savaşçısını bu mücadele içerisinde sonsuzluğa uğurladık” diye konuştu.

ROJAVA DEVRİMİ DİRENİŞ KAYNAĞIMIZ OLDU

Bakur’da, Türkiye’de, Rojava’da, Şengal’de ve Güney Kürdistan’da Halkların Birleşik Devrim Hareketi’nin faşizmin imha ve soykırım saldırılarına karşı sonuna kadar mücadele ettiğini vurgulayan Ferzad Can devamla şunları belirtti: “2016-2017 süreçleri devrimler bakımından çok önemli olanaklar sunan bir süreçti. Halkların Birleşik Devrim Hareketi de yeni bir oluşumdu. Kuruluş aşamasındaydı, doğal olarak bir takım sıkıntılar ve zorluklar öngörülüyordu. Gelinen aşama bakımından bir yol kat ettiğimizi, çok güçlü bir şekilde hayat bulduğunu söyleyebiliriz. Özellikle emperyalist savaşların ortaya çıktığı ve yerli işbirlikçi sömürgeci devletlerle böylesi bir süreçte, Halkların Birleşik Devrim Hareketi’nin önemi daha çok ortaya çıkıyor.

Sömürgeci faşist Türk devleti Ortadoğu halklarının umudu olarak gördüğü Rojava devrimini tasfiye etmeye, bütün gücüyle bu devrimi boğmaya çalıştı. Faşist sömürgeci rejimin amacına ulaşamadığını söyleyebiliriz. Rojava’da içine düştükleri durum uluslararası platformlarda görülüyor. Rojava devrimi ve kazanımları aynı zamanda Bakurê Kürdistan ve Türkiye’de bir gereklilik ve zorunluluk olduğunu ifade etmek gerekiyor. Sömürgeci faşist rejim bu gün işçiler, emekçiler ve halklarımız bakımından tüm bu savaşın krizini, faturasını emekçi halklarımıza, yıkmaya çalışıyor. Kemer sıkma politikaları değil aynı zamanda onların sesini de çıkarmama, her türlü faşist yasalarla, yöntemlerle halkımızın boğazını sıktığını söyleyebiliriz. Bir bütün olarak toplumu teslim almak ve yok etmek için faşist bir saldırı içinde olduğunu dile getirebiliriz.”

SİLAHLI MÜCADELE ŞART

“Faşizmin saldırılarına karşı herkesi, direnişe, ayaklanmaya, Halkların Birleşik Devrim Hareketi bayrağı altında birleşmeye ve savaşmaya davet ediyoruz” çağrısında bulunan Can, “Başka türlü bir kurtuluş yok. Direnmeden, hesap sormadan, mücadele etmeden, başarı şansı yok. Başta Kürt halkı olmak üzere toplumun değişik ve farklı inanç kesimleri kadınlar, emekçiler, gençler, mutlaka Halkların Birleşik Devrim Hareketi bayrağı altında birleşmeli.

Kentlerde, kırlarda, gerilla mücadelesini, silahlı mücadeleyi, geliştirmemiz gerekiyor. Silahlı mücadeleyle birlikte, alanları, sokakları, mutlaka terk etmemek gerekir. Gerekirse, meşru savunma cephesinde, gerekirse askeri alanda mutlaka bu mücadeleyi yükseltmemiz lazım. Sömürgeci faşist rejimin ve yok etme politikaları karşısında kararlı ve iradeli bir şekilde yürümemiz gerekiyor.

Halkların Birleşik Devrim Hareketi’nin milisleri ve intikam birimleri özellikle son süreçte ve 2019’da başlatmış oldukları eylem çizgisi bizlere yol göstericisi olmalı, hesap sorma bilincimiz, perspektifimiz olmalı, bu konuda yeterli değildir bunu kabul ediyoruz. Fedai devrimci bir çizgi temelinde yürünüyor. Gerek eylemlerin başarısı bakımından, gerekse eylem çeşitliliği bakımından, yol gösterici ve mutlaka bu perspektif esas alınmalı, bu hattan kesinlikle yürümemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

TARİHSEL SORUMLULUĞUMUZ VAR

AKP-MHP faşist iktidarın halklara karşı topyekun bir saldırı başlattığını ifade eden Halkların Birleşik Devrim Hareketi Yürütme Kurulu Üyesi Ferzad Can, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Kendi iktidarlarını koruyamayacakları için savaşı, ırkçılığı, istilayı, sömürgeciliği, bir kurtuluş yolu olarak görüyorlar. AKP-MHP’nin yaratmış olduğu krizin faturasını halklarımıza yaratmaya çalışıyorlar. Bu krizden çıkamayacaklarını onlar da biliyorlar. Yapısal krizlerin yanında ekonomik krizler de yaşanıyor. Bu durumun kısa süre içerisinde aşılacağı görünmüyor. Birçok insan açlıktan, işsizlikten, sokak ortasında bedenini ateşe verirken, sömürgeci, faşist rejim Libya’ya asker gönderiyor. Rojava devrimini boğmak adına ve trilyonlarca para harcıyor. ÖSO çetelerine para aktarıyor.

Halkımız bunu iyi bilmeli Rojava devriminin boğulması, Libya’ya asker gönderilmesinin, Türkiye işçi ve emekçilerine bir faydası olmayacaktır. Tam tersine ekonomik olarak yoksullaşmasına yol açacaktır. Daha fazla sefalet içinde yaşamasına neden olacaktır. Türkiye işçi ve emekçileri Türk devletinin işgalci ve sömürgeci zihniyetine karşı çıkmalıdır. Halkların Birleşik Devrim Hareketi’ne katılmalı ve destek sunmalıdır. Başka hiçbir türlü bu baskıcı, sömürgeci, zihniyetini ortadan kaldırma koşulu yoktur. Demokratik Türkiye ve Özgür Kürdistan’ın yolu mücadeleden, direnmekten, hesap sormaktan geçtiğini biliyoruz. Bu temelde Halkların Birleşik Devrim Hareketi bu çizgiyi daha kararlı bir şekilde yürütecektir. En temel görev olarak mücadeleyi geliştirerek, büyüterek ve böyle bir hedefi önüne koydu.

Son olarak şunu ifade edebiliriz, Halkların Birleşik Devrim Hareketi emperyalizme, Kapitalizme, faşizme ve erkek egemen düzenlere karşı oluşmuş bir harekettir. Bu gün faşizmden, kapitalizmden mağdur olan bunun acılarını yaşayan, halklar, işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, mutlaka Halkların Birleşik Devrim Hareketi’nin saflarında, kentlerde, kırlarda, gerilla ve milis güçlerini çoğaltarak, büyüterek, hesap sormalı. Şehitlerimizin izinde yürüdüğümüz de, onların fedai devrimci tarzlarını yakaladığımız da başarı mutlaka ve mutlaka bizim olacaktır. 5. kuruluş yıl dönümümüzde, HBDH savaşçılarına selamlarımızı iletiyorum.”

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here