Fransız Devrimi’nin amazonu: Theroigne de Mericourt

0
267

“Fransız kadınlar! Görevimiz büyüktür; yıllardır cahil ve köle durumunda kalan kadının, zincirlerini kırmasının tam zamanıdır” diyen Theroigne (Anne Josephe) de Mericourt, Fransız Devrimi’nin amazonu olarak bilinir.  

Fransa’da kadınların silahlanmasını savunduğu için Fransız Devrimi’nin amazonu olarak tanınan Theroigne (Anne Josephe) de Mericourt, 13 Ağustos 1762’de Belçika’nın Lüksemburg eyaletinde küçük bir kasaba olan Marcourt’ta doğar. Çok çocuklu bir ailesi olan Theroigne, babası ve üvey annesi tarafından hizmetçilik yapmak üzere İngiliz bir aileye verilir.   

Kısa sürede bir lider olarak öne çıkar 

İngiliz aile ile birlikte Londra’ya giden Theroigne,  şarkı söyleyebilmek için İtalya’ya giderek eğitim alır. 1789 yılında Paris’e dönen Theroigne, bütün enerjisini, devrim mücadelesine verir. Kısa sürede yoksul kadınlar arasında bir lider olarak öne çıkan Theroigne, tüm servetini, devrim davasına harcar. Theroigne’in evi, aralarında ‘jakoben’ liderler Robespierre, Danton ve Desmoulis’in de yer aldığı politikacılar ve gazetecilerle dolup taşar.  

Cinsiyetçi söylemler ve iftiralar ile karşı karşıya kalır 

Theroigne,  devrimin, Bastille’in basılması, Ekim ayında kadınların Versailles’a yürüyüşleri gibi önemli anlarında, binici elbiseleriyle ve silahlarıyla, atının üstünde en öndedir. Çok iyi bir konuşmacı olan Theroigne, kralcı basının hedefindedir. Theroigne’i,  aristokratların gazeteleri ve mizah dergileri cinsiyetçi söylemlerle manşetlerine taşır. İftiralarla dolu sayısız yazı, karikatür ve makalede Theroigne’in şahsında devrim kötülenir. Theroigne’e yönelik iftiralar kralcıların yenildiği10 Ağustos tarihine kadar kesilmez. Theroigne ‘in geçmişi sürekli olarak gündemde tutulur.  

‘Kadının zincirlerini kırmasının tam zamanı’ 

1790 yılında tutuklanması için hakkında emir çıkarılan Theroigne, Marcourt’a kaçar, Liege’de devrimci bir gazete çıkarma girişiminde bulunur.  Ancak Avusturya polisi tarafından tutuklanan Theroigne, Tirol’deki Kufstein kalesinde bir yıl tutsak kalır. 1792 yılında Paris’e dönen Théroigne, Saint Antoine varoşlarında bir kadın kulübü kurar.  Kulübün kuruluşunu ilan ederken Theroigne, yaptığı konuşmada şöyle seslenir: “Silahlanacağız: Doğa bile bu hakkı bize veriyor. Onlardan daha az yiğit, daha az cesur olmadığımızı göstereceğiz erkeklere; Avrupa’ya Fransız kadının kendi haklarının bilincinde olduğunu göstereceğiz. Fransız kadınlar! Görevimiz büyüktür; yıllardır cahil ve köle durumunda kalan kadının, zincirlerini kırmasının tam zamanıdır…” 

Toplantılara katılan kadınlar hedef alınır 

Kadınlar haftada üç kez akşamlarını burada geçirir, kitap okur, tartışır ve toplumsal işlerle meşgul olur. Bu, çabucak erkeklerde memnuniyetsizlik yaratır, çocuklar bakımsız kalır. Yemekler pişirilmez, elbiseler onarılmaz. Kadınların sürekli toplantılarda olması, erkekleri büyük önlemler almaya yöneltir. Öyle ki artık, Jakobenler Kulübü’nde kadınlar kulübünün kapatılması tartışılmaya başlanır ve şöyle denir: “Küçük burjuvanın eşi ve anası olan kadın, zanaatçı ve emekçi olarak aile yaşamının temelini oluşturur. Kadın umumi yemekhanelerde tabak çanak toplayan bir garson değildir; kadınlar olmadan ev işleri kaçınılmaz olarak durur.”  

Kadın Kulübü oybirliğiyle kapatılır 

Jakobenler Kulübü’nde Théroigne’in son derece güçlü feminist tutumunun görüşülmesi, toplantının gerçek amacını ortaya çıkararak, tartışmaları artırır. Birçoğunun “erkek hakları”nı beyan etmesi gibi “insan hakları da“ öylesine konuşulur. Robespiere, soğuk bir edayla, Théroigne’in yaptığı işlere sempati duymadığını söyler. Konuşmacılardan biri, kadınların platonik bir duyguyla Théroigne ile beraber olduklarını fakat çoğunluğunun kesinlikle, aile ocağına dönmek için can attığını ileri sürer. Böylece Kadın Kulübü oybirliğiyle kapatılır.  

Kadınların yeteneklerini geliştirmesi yasaklanır 

Daha önce Théroigne, Cordelierler Kulübü’nün tüm haklara sahip bölge üyesi olma teşebbüsünde bulunur, ama bu isteği olumlu karşılanmaz. Kulüp, üyelik talebini reddeder,  çünkü Macon’daki kilise konseyi kadının bir ruha ve akla sahip olduğunu kabul etmesine karşın, yeteneklerini daha fazla geliştirmesini yasaklar.  

Sivil haklar için mücadelesini savunur 

Fransa’nın siyasi kulüplerinde ve ayrıca Ulusal Meclis’te sivil haklar için sesini yükselten Théroigne, Ulusal Meclis için ayrı bir bina inşa etme talebinde bulunur. Théroigne, Sandrine Dejou ile birlikte tüm kadınların silahlanması ve orduya katılma hakkını talep eder. 

‘Yurttaş tacı’ ile onurlandırılır 

10 Ağustos 1792 yılında Tuileries sarayına yönelik ayaklanmanın içinde yer alan Théroigne, özel hizmetlerinden dolayı “yurttaş tacı” ile onurlandırılır.  Théroigne,  o gün, kendisi hakkında sürekli olarak karalama yazıları yazan gazeteci Suleau’nun cezalandırılmasını kalabalıktan ister, bunun üzerine Suleau öldürülür. 1793 yılında Jirondenler’le Jakobenler arasındaki parti çatışmalarının içine çekilir ve popülerliğini yitirmeye başlar.  

Kısa bir süre tutuklu kalır 

Théroigne, Jakobende yaşananlara karşı çıkar ve iç savaşın sona erdirilmesi için barış kampanyası örgütler. Jakobenleri savunan yoksulların Jirondenler’e saldırdıkları bir çatışmada, Jironden Brissot’u korumaya çalışırken Theroigne, bir grup Jakoben kadının saldırısına uğrar. Bu saldırı sonucunda beyninde hasar meydana gelen Théroigne, 1794 yılında kısa bir süre için tutuklu kalır. Ruhsal bir hastalık geçirdikten sonra bir daha kendini toparlayamayan Théroigne, bir sene sonra tümüyle aklını yitirir. Théroigne, 1817 yılında ömrünün son 20 yılını geçirdiği Salpetriere Akıl Hastanesi’nde hayata veda eder. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz