‘Gerilla mücadelesini doğru anlama faşizmi yenmenin yegâne yoludur’ 

0
161

PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına Deniz Kaya yaptığı yazılı açıklamada, “Büyük emek ve bedellerle 39 yılı geride bırakan ve 40. yılına giren 15 Ağustos Diriliş ve Gerilla Bayramı’nı başta Önder APO’ya, ölümsüz komutan Mahsum KORKMAZ (Egîd) şahsında tüm özgürlük ve insanlık şehitlerine, ezilen ve direnen halklara, 15 Ağustos ruhuyla büyük bir mücadele, emek ve fedakarlıkla düşmana ağır darbeler vuran kahraman gerillaya kutluyoruz, Komutan Egîd ve Komutan Zilan şahsında tüm özgürlük şehitlerini saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz” dedi.

15 AĞUSTOS GERİLLA ATILIMI VE DİRİLİŞ BAYRAMI

Açıklama şöyle devam etti:

“Tarihi ve destansı 15 Ağustos 1984 Gerilla Atılımı, köleliğe doğru eğdirilmiş ve fiziki-kültürel soykırıma tabi tutulmuş Halkımızın özgür yaşamının sağlanılmasının büyük bir adımı olmaktadır. 39 yıl önce Eruh ve Şemdinli’de bir grup gerilla öncülüğünde gerçekleştirilen eylemlerin anlamı ve büyüklüğü bugün daha da iyi anlaşılmakta ve tüm çevrelerce de bir ilham kaynağı olmaktadır. Askeri, siyasi, sosyolojik, kültürel anlamda büyük değere sahip olan 15 Ağustos Gerilla Atılımı ve Diriliş Bayramı’nın yerel, bölgesel ve küresel ölçekte PKK-PAJK öncülüğünde yaratmış olduğu etki, başta kadınlar ve gençler olmak üzere birçok örgüt ve kesimi büyülemiştir. Şanlı gerilla gücünün Halkımızın Dirilişi’ni T.C sömürgeci ve işgalciliğine geliştirdiği eylemle cevap vermesi ve yine halkımızın kölelik zincirinin de kırıldığını sıkılan kurşunlarla beyan etmesi kölelik girdabına sokulmuş halkımızın varlığını yeniden tarih sayfalarına ait olduğu yere çıkarmıştır.

15 Ağustos 1984 Gerilla Atılımı’ndan sonra askeri, sosyal, siyasal, sosyolojik, kültürel anlamda devam eden gerilla mücadelesi ve PKK-PAJK hakikati yerel, bölgesel ve küresel ölçeğe etkileri olmakla beraber Kürdistan’da çok kapsamlı bir toplumsal ve siyasal değişim yarattı. Varlığı fiziki ve kültürel olarak gün gün soykırıma tabi tutulan Halkımızın içine girmiş olduğu sessizlik durumunu sarsarak kendi öz gerçekliği ile hareket etmesine ve yine sömürgeci-işgalci T.C devlet eliyle işbirlikçileştirilen, çeteleştirilen kişi ve aşiretlere dönük eylemler yaparak sömürgeciliği-işgalci T.C devletinin uygulamalarını etkisiz kıldı.

Sömürgeci-işgalci T.C devleti 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile Kurdistan ve Türkiye’de ne kadar dinamik demokrat, sol-sosyalist hareket varsa hepsine ağır yönelimlerle saldırdı. NATO ve ABD desteğinin büyük olduğu ve bizzat kendileri tarafından planlanmış 12 Eylül 1980 askeri darbesi, tüm devrimci ve demokratik kesimlerin kadro ve sempatizanlarını zindanlara koyarak geliştirdiği işkence ve uygulamalarla iradelerini kırmaya çalıştı. O dönem Kürt yurtseverliği ve gençliğinin dinamiğine de saldıran T.C devleti bu planlı darbenin sadece uygulama gücüydü, arkasında kapitalist sistem güçlerinin kendisi vardı. Yani Kürtler ezilecek, ezdirilicek ve hiçbir zaman bir Özgür Kürt gibi hareket edemeyecek düzeyde kalacak kararı kapitalist sistem güçlerinin kararıydı ve T.C işgalci-sömürgeciliği ile ortaklaşılmıştı.

KÜRT ARTIK ESKİ KÜRT OLMAYACAKTI

Önder APO böylesi bir imha-inkar siyasetinin Kürt halkına karşı, halklara karşı güdüldüğü bir zamanda devrimci bir düşünüş ve eyleyişle harekete geçerek PKK hakikatini ortaya çıkardı. İmkansızlıklar içinde olduğu kadar PKK hakikati güçlü ve haklı ideoloji ile halk içinde giderek benimsenerek toplumsal bir Halk hareketine dönüştü, günümüzde ise bu hakikat evrenselleşen bir hakikate dönüşmüş ve tüm toplumlar için bir umut ışığı olmuştur. 15 Ağustos 1984 Gerilla Atılımında sergilenen direniş halkımızı ölüm uykusundan uyandırmış, köleliğe mahkum edilen halkımızın yüreği ve beyninde de direniş kıvılcımlarını çakmıştır. Halkımızın tarihi artık dört sömürgeci devlet gücü içinde yok hükmünde sayılmış bir vaziyette değil artık kendi tarihini gün yüzüne çıkarmış ve tarihinin olması gereken olan yerinde yeniden kendini var etmeyi başarmıştır. Yani denildiği gibi Kürt artık eskisi gibi bir Kürt olmayacaktı. Kürt, özgür yaşama karar kılmış ve özgür yaşam içinin direnen ve savaşan bir Kürt olacaktı. Önder APO, 15 Ağustos 1984 büyük Gerilla Atılımı’nın ve yine silahlı gerilla mücadelesinin askeri, siyasi, kültürel, bilimsel, psikolojik, sosyolojik boyutlarını 12 Eylül 1980 darbesi sonrası Ortadoğu sahasına birçok kadroyu eğiterek hazırlıklara başladı. Bir yandan kadro gücü örgütlendirildi bir yandan da zindanda büyüyen PKK direnişçiliğinin çığlıklarına cevap olunmaya başlandı. Zindanda Mazlumlar, Dörtler ve 14 Temmuz Direnişçilerinin eylemlilikleri, direnişçilikleri dışarda da büyük bir etki yaratmış ve toplumsal direniş bilincini açığa çıkarmıştır. Halkın bağlılığı ve yine zindan direnişçiliğinden alınan direniş talimatıyla gerilla mücadelesi yavaş yavaş Kurdistan’a girmeye başlayarak Halkımıza ait olmayan tarihe karşı mücadeleye etmeye başladı. Gerek düşmanın ağır yönelimleri, gerek önceki Kürt isyanlarının kanlı sonuçlanması Halkımıza etkileri çok olan bir zamanda verilecek cevabın sadece düşmana verilmesi de yetmiyordu 15 Ağustos’ta sıkılan kurşunun derin politik anlamı buradan gelmektedir, içinde tarihi barındırdığı kadar sömürgeciliğin beyinlerde oluşturduğu sınırlara da sıkılmaktaydı, halkımızın ölüm kaderine teslim olmuş olduğu zihniyete de bir uyanma cevabıydı.

ULUSAL VE EVRENSEL ÖZ TAŞIYAN ATILIM

Halkımızı fiziki ve kültürel olarak öldüren sömürgeci-işgalci Türk devleti eylem sonrası ne yapacağını şaşırır vaziyette kalmıştı. Bir grup APOCU gerillanın mücadelesi T.C devletini derinden sarsmış ve korkutmuştu, bu korku ve sarsıntıyı saklamak için ise özel savaş medyalarını kullanmaya başladılar, önceden eylemden bahsetmeye bile korkan T.C sömürgeciliği sonradan ‘Birkaç şakinin işidir, ömürleri 72 saattir’ diyerek haberler servis etmeye başladılar. Oysa ki 39 yılı geride bırakan 15 Ağustos Gerilla Atılımı 40. yılına daha büyük direnişlerle giriyor ve mücadele hatlarını askeri, sosyal, siyasal, kültürel, bilimsel, felsefi olarak daha da büyütüyor. 15 Ağustos 1984 Gerilla Atılımı halkımız için derin ve hayati bir öneme sahip olduğu için Diriliş Bayramı olarak kutlanıyor ve mücadeleyi büyütme kararı olarak görülüyor. Yine 15 Ağustos 1984 Gerilla Atılımı, ulusal öz taşıdığı kadar evrensel bir karaktere sahip olduğu için, evrensel bir özgürlük ve demokrasi atılımının da başlangıcı olarak onurlu tarih sayfalarında yerini aldı.

GERİLLA MÜCADELESİNİ BÜYÜTECEK EYLEMLER…

Kurdistan Kurtuluş Güçleri (HRK) ile Şemdinli ve Eruh’ta başlayan gerilla mücadelesi, bugün Kurdistan ve Türkiye’de özelde de Zap, Avaşin ve Metina’da PKK ve PAJK ruhu ile mücadele eden APOCULAR’ın HPG ve YJA-Star direniş hakikati ile devam ediyor, Halkımız başta olmak üzere tüm insanlık değerlerine sahip çıkma ve onurunu koruma direnişi olarak, tüm insanlığa umut olmaya devam ediyor. Büyük değerler ve bedellerle işlenmiş olan gerilla mücadelesinin bu önemini doğru kavrama ve anlama faşizmi yenmenin yegâne yoludur. Bu çerçevede 40.yılına giren gerilla mücadelesini doğru anlamak halkımız için de ve varlığı T.C tekçiliği altında eritilmek istenilen her halk ve kesim için, yine kapitalist sermaye güçlerinin köleleştirme, insanlıktan çıkarma sistemine karşı her kesin ve kesimin, kimyasal, termobarik, nükleer bombalarla insanlık dışı bir biçimde imha edilmek istenilen gerillayı sahiplenmeye T.C devletinin ve T.C devletine Kürt soykırımında yardım eden devletleri teşhir etmeye ve onlara karşı ses çıkarmaya, gerilla mücadelesine büyütecek ve gerillaya cevap olacak eylemler geliştirmeye çağırıyoruz.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz