HBDH: Seyircilik değil, eylem zamanıdır

0
220

HBDH, işgalci ve faşist saldırılara dikkat çekerek, “Kürt halkının yanında saf tutulmalı. Seyircilik zamanı değildir, eylem zamanıdır” dedi.

Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) Yürütme Komitesi, “İşgale karşı birleşelim, faşizmi yıkalım” başlığıyla yazılı açıklama yaptı.

Açıklama şöyle:

“Gerilla bir ayı aşkın süredir, Metina, Avaşin, Zap bölgelerinde Türk burjuva devletinin işgal saldırılarına karşı tarihi bir direniş sergiliyor. Türk ordusu, Libya’dan, Suriye’den DAİŞ, El Nusra artığı çetelerle, savaş uçağı, SİHA, İHA ve yüksek teknoloji ağır silahlarına, işbirlikçi KDP’nin desteğine rağmen, askeri ve teknik nitelik avantajlarını bir başarıya dönüştüremiyor. Güney Kürdistan dağlarının gerillayla cennet olan toprakları, faşist Erdoğan ve ordusuna bataklığa dönmüş durumdadır.

‘GERİLLA HALKLARIN YOL ARKADAŞIDIR’

Gerilla, Türkiye ve Kürdistan gençliğinin, kadınların, işçi ve emekçilerin, aydınların, ekoloji dostlarının mücadele, yol arkadaşıdır. Boğaziçi direnişçilerinin üniversitelerini işgal eden kayyuma karşı mücadelesi, gerillanın Kürdistan topraklarını işgal etmek isteyen Türk ordusuna karşı verdiği mücadeleyle kesişir. Emekçi köylülüğün; Rize İkizdere, Van, Denizli ve Artvin’de, sermayedarların doğayı, toprakları talan, yıkım ve özelleştirme politikasına karşı geliştirdiği direniş, gerillanın, Kürt halkımızın özgürlük haklarını savunma direnişiyle benzeşir. Kadın özgürlük mücadelesinin İstanbul Sözleşmesi ile kazandığı hakları diktatör Erdoğan, AKP-MHP iktidarı tarafından bir gecede feshetmesine karşı geliştirdiği isyanı, Kürt kadınların, gerillanın özgürlük mücadelesiyle buluşur.

‘KÜRT HALKININ YANINDA SAF TUTULMALI’

Türk burjuva devleti, ekonomik krizini yönetilebilir seviyede tutmak için faşizm ve soykırım siyasetine başvuruyor. Kürdistan’ın batı parçası Rojava ve Güney parçasında fırsat buldukça yayılma, alan tutma, yerleşme amaçlı bir strateji izliyor. Gerek ekonomik gerek siyasi çıkarlarıyla yürüttüğü savaşı, Türkiye’de çok yönlü uyguluyor. Gıda ürünlerine zamla, yeni askeri mühimmat alımı nasıl bir arada ilerliyorsa, işçi haklarını gasp saldırılarıyla, HDP’yi kapatma saldırısı, Kanal İstanbul projesiyle, Güney Kürdistan’ı işgal saldırısı aynı zeminde varlık kazanıyor. Şovenizm, milliyetçilik, cinsiyetçilik, gericilik, politik İslamcılık resmî ideolojisinin kırmızı çizgileri olarak, toplumun üzerinde uyguladığı bir yönetim tarzı hali kazanmıştır. Bu burjuva ideolojisinin tasfiyesi, güçlü bir politik pratik devrimcilikten geçiyor.

Kürt halkımızın kendi kaderini tayin hakkı reddedilerek, Türk devletinin ABD, AB gibi emperyalist güçler ve NATO’nun saldırılarıyla kolektif varlık hakkı, iradesi teslim alınmak isteniyor. Örgütlü direnişçi Kürt, silahlı mücadeleyle öz savunma alan Kürt, yok edilmek isteniyor.

‘SEYİRCİLİK ZAMANI DEĞİL’

Sınıf savaşımının diğer bileşeni emekçi halklar, emekçi Kürt halkının yanında saf tutmalı ve Kürdistan coğrafyasının işgali ve talanına karşı durmalıdır. Kendine devrimciyim, antifaşistim, demokratım, insan ve doğa hakları savunucusuyum diyen her kimse, sokaklara, alanlara çıkmalı, işgale karşı birleşerek, faşizmi yıkma mücadelesini yükseltmelidir. Halk düşmanı bu faşist iktidara atılacak her bir molotof, bomba, her bir kurşun, katlettikleri milyonlarca emekçinin, devrimcinin hesabını sormaya katkı sağlayacaktır. Seyircilik zamanı değildir, eylem zamanıdır.

Faşizm her yerde saldırıyor. Hedefi Türkiye ve Kürdistan birleşik devrimimizdir. Türkiye halklarımız 8 yıl önce gerçekleşen Haziran Gezi ayaklanmasını, Kürdistan halklarımız 9 yıl önce gerçekleşen Rojava devrimini, yeni ayaklanma ve devrim pratikleriyle daha ileriye taşımaya hazırlanıyor. Sınıf mücadelesi, devrim ve karşı devrim arasındaki çelişkiler artarak gelişiyor. On yıllardır, özel savaş ve askeri zor yöntemleriyle, ideolojik, kültürel soykırım amaçlı tasfiye politikalarıyla köleleştirilmek, burjuva devlete biat ettirilmek istenen halklarımız yeni daha büyük bir uyanışa ve harekete yürümektedir.

Gerilla faşizme karşı mücadelenin Kürdistan’da en ön mevzisini tutandır. Faşizme karşı mücadeleyi büyütmek ve darbelemek için Türkiye’nin tüm kentleri birer mevziye dönüştürülmelidir. Bugün Kürt halkımıza ve gerilla alanlarına yönelik gelişen saldırılara sessiz kalanlar, yarın daha sert saldırıların menziline gireceğini unutmamalıdır.

‘Hepimiz Kürdüz, Hepimiz Gerillayız’, ‘Her yer Metina, Zap, Avaşin, Her yer Direniş’ anlayışını mücadelemizde yükseltme zamanıdır. İşgale, faşizme geçit vermemek için, tüm emekçiler, ezilen kadınlar, işçiler saf tutmalıdır. Sen değilsen kim, şimdi değilse ne zaman sorusunun muhatabıdır.

Gezi’ye yoldaş, işçi direnişlerine kardeş gerillanın direnişine, Kürt halkına yönelik bu tasfiye saldırısına karşı, başta Türk halkı olmak üzere, Türkiye ve Kürdistan coğrafyasının kadim Arap, Ermeni, Süryani, Rum, Ezidi, Terekeme, Pomak, Çerkez, Türkmen, Yörük, Hemşin, Laz, Alevi, Hristiyan ve adını sayamadığımız tüm halklar, onurlu eylemsel bir duruş sergilemelidir. Metina, Avaşin ve Zap alanlarında şehit düşen yoldaşlarımızın önünde saygıyla eğiliyor, minnet ve bağlılıkla anıyoruz.

Faşizm ve işgalcilik yenilecek, Türkiye ve Kürdistan birleşik devrimimiz kazanacaktır!”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz