HDP ve ‘çöktürme planı’

Faşist odaklar ne yaparsa yapsınlar HDP’nin toplumsal desteğini ve birikimini ortadan kaldıramayacaklardır. Türkiye demokrasi güçleri, Erdoğan-Bahçeli faşizmine karşı olan kesimler HDP’yi sahiplenmelidirler. 

ZEKİ AKIL

Erdoğan-Bahçeli faşist hükümeti “çöktürme planı” gereği bütün cephelerde Kürt halkına ve kurumlarına saldırıyor. 2015 Temmuz’undan beri darbe içinde darbe, plan içinde plan yapılıp, uygulanıyor. Bu açıdan Kürtlere karşı yasaların ve hukukun uygulanması söz konusu değildir. Bu konuda söylenen her şey yalandır, göz boyamadır. Gerçekleri saptırıp imha konseptini gözden kaçırmaya dönüktür. Türkiye’deki yasalar ve adli kurumlar uygulanan imha siyasetinin emrinde ve onun bir aracıdır.

HDP herkesin gözü önünde açık, legal bir çalışma yürütüyor. Eşit olmayan şartlarda kazandığı belediyeleri bile Erdoğan gasp ediyor. Bütün belediyelerine el koydular. Bu kadar belediye başkanı seçimden hemen sonra suç mu işledi? Milletvekilleri, parti eşbaşkanları siyasi faaliyetlerinden dolayı ‘terörist’ ve ‘bölücülükle’ yaftalayıp hapislere atılıyorlar. Milletvekilleri hakkında meclise yağmur gibi fezlekeler yağdırılıyor. Erdoğan tam Hitler gibi ‘belediyeler halka hizmet etmiyor, paraları Kandil’e gönderiyor’ yalanıyla her tarafı terörize ediyor. Bütün istihbarat, polis teşkilatı ve mahkemeler onun emrindedir. Müfettişleri belediye çalışmalarını didik didik inceliyorlar. Bugüne kadar Erdoğan’ın iddialarını doğrulayacak hiçbir dava ve karar yoktur. Erdoğan önce hedef belirliyor, saldırıya geçiyor, daha sonra savcılar ve mahkemeler verilen emir doğrultusunda HDP’ye kurulan kumpasın aracı oluyorlar.

HDP, Türkiye’deki siyasi dengeleri etkileyen bir partidir. Güçlü bir mücadelesi, demokrasi geleneği, bilinçli ve aktif bir kitle tabanı vardır. Kalk bütün saldırılara ve bir düzine partinin kapatılmasına rağmen direnme gücünü gösterebildi. HDP son belediye seçimlerinde AKP’ye karşı CHP adaylarını destekledi. İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde AKP’ye kaybettirdi. Erdoğan politikada aslında sıfırı tüketmiş, ekonomiyi iflasa götürmüştür. Savaşı Libya’dan Ermenistan’a, İdlib’den Şengal’e ve Hewlêr’i de kapsayacak biçimde her tarafa yaymış. Bütün bunlara rağmen savaşı kazanamıyor ve halka vaat edecek bir şeyi de kalmamış. 2002’den beri Türkiye’yi yönetiyor. Türkiye’yi batıran kendisidir. HDP veya CHP Türkiye’yi yönetmiyor. Ama Erdoğan muhalefeti suçluyor, olumsuzlukların faturasını onlara çıkarmaya çalışıyor. Bu açıdan HDP’ye saldırması kendi siyasi geleceğiyle de ilgilidir.

HDP’yi PKK’yle özdeşleştirerek, düşmanlaştırıp ötekileştirerek Türkiye halkından ve demokrasi güçlerinden izole etmeye çalışıyor. Özellikle muhalefetin ittifak yapmasını sabote etmek istiyor. Garê’ye yaptığı operasyonunun fiyaskoyla sonuçlanmasından sonra gündemi saptırıp, Kürtleri ve HDP’yi çarmıha gererek, kıpırdayamaz hale getirmek için kafa yoruyor. Erdoğan’ın ittifakı olan MHP ve Perinçek HDP kapatılsın diyor. Mevcut haliyle AKP de kapatmaktan beter etmek istiyor. Bütün faşist odakların birleştiği nokta HDP’yi bitirmek, etkisizleştirmek ve tasfiye etmektir. Bunun için HDP’li milletvekilleri bile sokağa çıkamaz, esnafları ziyaret edemez hale getirildiler. Çarşıda yürüyen milletvekillerin önünü polis kesiyor, onları çembere alıyor. Aynı şey fezlekeler üzerinden parlamentoda yapılıyor. Daha önce CHP dokunulmazlıkların kaldırılmasına oy verdiği için Selahattin Demirtaş ve diğer milletvekillerini hapse attılar. Şimdi CHP bu işi yapmasa bile İYİ Parti’ye yaptırmak istiyorlar. İYİ Parti’nin zihniyeti zaten farklı değildir. Bu işe teşnedirler. Nitekim bazı sözcüleri dokunulmazlıkların kaldırılmasına oy vereceklerini söylediler. Bu girişimlerle muhalefetin birbirinden uzaklaşmasına, meydanın Erdoğan’a bırakılmasına kapıları açıyorlar.

HDP büyük bedel ödemiş bir siyasi geleneğin temsilcisidir. Çok sayıda çalışanı, yöneticisi katledilmiş, linçe uğramış, ırkçı-faşist kampanyalara hedef olmuşlardır. Şimdi binlercesi hapishanededirler. Sürekli evleri basılıyor, fişleniyor, tehdit ediliyorlar. Ama Seyid Rıza’nın Dersim’de idama giderken “Sizin hilelerinizle baş edemedim, bu bana ders oldu. Ben de size boyun eğmem bu da size dert olsun” tutumunu şimdi HDP sergiliyor. HDP bu oyunlarını, komplo ve zorbalıklarını durduramıyor, ağır bedel ödüyor. Ama Türkiye’nin geleceğini, umudunu ve özgürlüğünü sırtlamış. Faşizmin karanlıklarına karşı ses olmaya çalışıyor. Faşist odaklar ne yaparsa yapsınlar HDP’nin toplumsal desteğini ve birikimini ortadan kaldıramayacaklardır. Türkiye demokrasi güçleri, Erdoğan-Bahçeli faşizmine karşı olan kesimler HDP’yi sahiplenmelidirler. Esas muhalefetin temsilini HDP yapıyor ve saldırı altındadır. HDP ne kadar zayıflatılır veya sınırlandırılırsa Türkiye demokrasi güçleri ve anti-faşist muhalefet de o kadar zayıflar ve etkisiz kalır. HDP’ye yaklaşım turnusol kağıdı gibidir. Herkesin gerçek yüzünü ortaya çıkaracaktır. Ya demokrasiden yana ya da Erdoğan-Bahçeli faşizminin safında olunacaktır. 

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler