İHD, 3 aylık raporunu açıkladı

0
636

İHD Hapishaneler Komisyonu, İç Anadolu Bölgesinde bulunan cezaevlerinin 3 aylık raporunu yayınladı. Raporda, 3 ay içerisinde 9 tutsağın yaşamını yitirdiği belirtilirken, tutsakların karşılaştıkları hak ihlalleri de sıralandı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishaneler Komisyonu Ocak, Şubat ve Mart aylarında İç Anadolu Bölgesi cezaevlerinde yaşanan 3 aylık hak ihlali raporunu yayımladı. Rapor, avukatların görüşmeleri, tutsakların mektupları ve ailelere gelen aktarımlar doğrultusunda hazırlandı. Komisyon ayrıca kendilerine İç Anadolu Bölgesinde yaşanılan ihlaller için 33 kişinin başvurduğunu da belirtti.

9 tutsak yaşamını yitirdi

Raporda 2020’nin ilk 3 ayında cezaevlerinde 1’i İç Anadolu Bölgesi olmak üzere 9 tutsağın yaşamını yitirdiği belirtildi. Raporda 10 Ocak günü Enver Yıldız’ın Aliağa Kapalı Cezaevi’nde, 7 Ocak günü Nurcan Bakır’ın Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Aysel Koç’un da Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde 2 Mart günü yaşamına son verdiği, 10 Ocak günü Nebi İlhan’ın Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, 26 Ocak günü Medeni Arifoğlu’nun Malatya E Tipi Tipi Kapalı Cezaevi’nden tahliye olduktan sonra, Hüseyin Polat’ın 25 Ocak günü Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevi’nden götürüldüğü hastanede, Ümit Erdinç’in 2 Mart günü Kahramanmaraş Kapalı Cezaevi’nde, Mehmet Yeter’in 36-31 Mart tarihleri arasında Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’nde Covid-19’dan, Ali Erdoğan’ın 4 Mart günü Şakran Çocuk Kapalı Cezaevi’nde yaşamını yitirdiği belirtildi.

Raporda İç Anadolu Bölgesinde bulunan cezaevlerinde yaşanılan ihlaller ise şöyle sıralandı:

“Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesi

A.A 28.02.2020’de yapılan avukat görüşünde; kendisinin 12 kez ameliyat olduğunu, bağırsağının alındığını, bir süre bağırsağının dışarıda olduğunu öyle gezdiğini, karnının başka bir insandan alınan et parçalarıyla dikildiğini, karnındaki yaralar nedeniyle sık sık enfeksiyon oluştuğunu, karnının sağ tarafının açık olduğunu ve ameliyat edilemediğini, Afyon T1 cezaevinde revire çıktığını, revirde pansuman yapılmasını istediğini ancak pansuman malzemesi olmadığını, hatta revirde hiçbir şey olmadığından pansuman yapılamadığını kendisine antibiyotik önerdiklerini, ancak antibiyotiğin de işe yaramadığı için kullanmadığını ifade etmiştir.

M. K. ayrıca kendileriyle birlikte Afyon’a getirilen S. Y. isimli mahpusun iki gözünün yüzde 75 oranında görmediğini, iki gözünde gözbebeklerinin olmadığını, günlük yaşamını idame ettirmekte zorlandığını, en son İstanbul Marmara Hastanesi’nde bir uzman doktorun kendisine ‘göz ameliyatın risklidir ve gözünü kaybedebilirsin, her şeye rağmen gözünü ameliyat edeceğim’ dediğini, kontrolleri ve takibi henüz bitmemişken onun da Afyon’a getirildiğini, bir an önce tedavilerinin yapılması için ya İstanbul Metris R Tipi veya İzmir Menemen R Tipi cezaevlerine nakillerinin yapılmasını talep ettiklerini aktarmıştır.

Ş. B.: 23.03.2020 tarihinde tarafımıza yolladığı mektubunda; yıllardır yaşadığı mide ülser rahatsızlığı, bağırsak sorunları olduğunu, içten kanamalı hemoroid, baş ağrısı, sinüzit, yüksek tansiyon, gül dökümü hastalığı, alerjisi olduğunu; 2018’de aynı yıl içerisinde 2 kez kalp krizi geçirdiğini, 3 kez kalp anjiyosu olduğunu, başta ana damar olmak üzere dört (4) kalp damarına stent takıldığını, kalp damarlarında yüzde 45 oranında daralma olduğunu, sol tarafının büyük oranda ağrılı ve uyuşuk halde olduğunu, kansızlık ve nefes alışverişinde büyük zorluk çektiğini; sağlık sorunlarının ciddi ve ağır bir düzeye geldiğini, özellikle kalp ve yüksek tansiyonun kendisini ciddi olarak zorladığını, arkadaşlarının desteğiyle yaşam ihtiyaçlarını karşılayabildiğini aktarmıştır.

Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesi

A. G., 1 Ocak 2020 günü gönderdiği mektupta, ‘dört aydır diş doktorunun olmadığını, çok acil olmadıkça hastaneye götürülmediklerini, ayrıca hastane sevklerinin geciktirildiğini, hastaneye götürüldüklerinde de kelepçeli tedavi edildiklerini, kabul etmediklerinde de tedavi edilmeden cezaevine geri getirildiklerini, rahatsızlananların acilen hastaneye kaldırılması gerekirken saatlerce bekletildiklerini, uzun süreli açlık grevine girmiş olanların çok ağır sağlık sorunlarının başladığını ve tedavi edilmediklerini, daha önce haftada bir revire çıkarıldıklarını ancak 3 yıldan fazla bir süredir ayda bir kez revire çıkarıldıklarını, periyodik olarak kullandığı ilaçların olduğunu, migren ve mide ilaçlarını revirden yazdırabildiğini; kol ve baş ağrısı için sağlık sorunlarını dile getirdiğinde “kollarında kireçlenme vardır” denilip bir merhem (jel) verilip ya da ağrı kesici yazılmaktan öteye gidilmediğini, tedavi edilmediklerini çünkü hastalıklarını tam tespit edilmeden ağrı kesici ilaçlar yazıldığını, bulunduğu cezaevinde kendisinden daha ağır hastaların olduğunu ve tedavi edilmediklerini, somut örnek olarak Medeni Tarlan’ın uzun süre revire çıkıp sağlık sorunlarıyla ilgili şikayetlerini doktora aktardığında; ‘hemoroidsin’ denilip odasına gönderildiğini ve en son bağırsak kanseri olduğunu öğrendiklerini’ aktarmıştır.

Ali Gülmez, 10 Ocak 2020’de yolladığı mektupta ‘1 yıldır Hipoglisemi hastası olduğunu, düşük tansiyon problemi olduğunu ancak tansiyon ölçüm aleti talebinin karşılanmadığını, 15 yıldır iyi huylu prostat büyümesi olduğunu ve Bolu’ya gelmeden önce altı ayda bir kontrollerinin yapıldığını ancak Bolu’da iki yıl içinde yalnız bir kez doktora gidebildiğini, 20 yılı aşkın süredir prostat hastası olduğunu ve 2 yıldır sevkinin yapılmadığını, 30 yıldır Hemoroid ve anal fistül hastası olduğunu ve sevke götürülmediğini, böbreklerinde taş ve kum olduğunu, akciğer rahatsızlıkları olduğunu, kalpte sıkışma ve ağrı yaşadığını bunun üzerine kontrole gittiğinde kolesterol ilacı yazıldığını ancak bu sorunlar için de 2 yıldır kontrole götürülmediğini, geçmişte yaşadığı işkencelerden kaynaklı omuz, dirsek ve bileklerde iyileşmeyen kalıcı sorunlar ve ağrıların olduğunu, göz ve diş problemleri yaşadığını, revire çıkışlarının uzun zamanları bulduğunu, sürekli olarak tek kişilik ring araçları ile hastaneye götürülmek istendiğini, kabul etmediğinde tutanak tuttuklarını, bu nedenle 2 yıldır hastaneye gidemediğini aktarmıştır.

N. Y., 6 Ocak 2020 günü gönderdiği mektupta, rahatsızlıklarının giderek arttığını, OHAL öncesinde beyin cerrahinin öngördüğü 6 ayda bir yapılan MR kontrolüyle denetimde tutulduğunu, bunun yanı sıra Nöroloji, Gastroloji bölümlerinin de takibi ve kontrolü olduğunu ancak bunların artık kesintiye uğradığını, mevcut durumda, revire çıkartılmalarının bile neredeyse olanaksız hale geldiğini, ilaç lazım olduğundan ilaç talebinin karşılanmadığını, bir sancılanma, soğuk algınlığı, diş ağrısı vb. hastalıklar için revire çıkartılmalarının sıraya bağlı olduğunu ve bir aydan erken revire çıkartılmadıklarını, o esnadaki ağrılarıyla baş başa kaldıklarını aktarmıştır.

Kayseri 2 Nolu T Tipi Hapishanesi

E. A. 24 Ocak 2020’de tarafımıza aktarmış olduğu mektubunda: Bu cezaevine geldiğinden beri sağlık sorunlarının ağırlaştığını, kalbine stent takıldığını, şekerin kontrolden çıktığını ve insüline dönüştüğünü ve kontrollere zamanında götürülmediği için bir türlü kontrol altına alınamadığını, bu hastalıkları kontrol altına alacak ve dengeleyecek bir diyet uygulanmadığını, uygulanan diyetin mide hastaları için olduğunu, tek menü geldiğini, ayrıca son dönemlerde 20 yıldır kullandığı şeker ilaçlarını yazdırmasına rağmen farklı ilaç getirildiğini, anjiyo olduğunu ve anjiyo yapılan yerde derinin altında şişkinlik kaldığını, yaklaşık bir aydır ağrıların devam ettiğini, bir haftadır şeker ilacının olmadığını aktarmıştır.

Kırıkkale F Tipi Hapishanesi

M. K. 30 Mart 2020 tarihinde gönderdiği mektubunda; Cezaevi idaresinin koronavirüs tedbirleri adı altında aldığı önlemlerin yetersiz olduğunu, birkaç gün içinde kendilerinden başka kimsenin temas etmediği elektrik düğmelerine, kapı koluna dezenfektan püskürtülürken ardı ardına birçok tutuklu-hükümlü insanın temas ettiği telefon ahizelerinin hiçbir şekilde dezenfekte edilmediğini, şu ana kadar verdikleri iki su bardağı çamaşır suyu ve sıvı deterjan, kişi başına birer paket sabun verildiğini, sıvı dezenfektan taleplerine ise hücre dışında tutulması şartıyla para karşılığı alabileceklerinin söylendiğini, şimdiye kadar kendilerine hiçbir tarama, test yapılmadığını, birlikte kaldıkları kardeşi Resul Kocatürk’ün astım, akciğerde nodül, otoimmum Hebatit, Hipotroid gibi birden fazla kronik hastalığının olduğunu, salgınına karşı risk grubunda bulunduğunu, önlemler alabilmesi için cezaevi müdürlüğüne 23 Mart 2020 günü yazdığı dilekçede acil olarak maske, kolonya, sıvı dezenfektan ve benzeri malzemeler talep ettiğini ancak cevap verilmediğini aktarmıştır.

Kırıkkale Keskin T Tipi Kapalı Hapishanesi

İHD’ye 01 Şubat 2020 tarihinde mail olarak başvuru yapan mahpus yakını; babası M. T.’nun ayağında sorun olduğunu ancak teşhis konulmadığımı, yürümekte zorluk çektiğini, cezaevine girdikten sonra iyice ilerlediğini ve şu an tekerlekli sandalye kullandığını, hastaneye yatması gerektiğini, açık cezaevine 10 ay önce çıkması gerekmesine rağmen ‘çalışamaz’ diye çıkartmadıklarını, babasının psikolojisinin olumsuz yönde etkilendiğini, açık cezaevine çıkmasını ve hastaneye yatmasını istediklerini aktarmıştır.

Nevşehir E Tipi Kapalı Hapishanesi

F. Ö. 22 Ocak 2020 tarihinde kurumumuza yolladığı mektupta; son zamanlarda böbrek ve cilt sorunu yaşadığını, revirine çıktığında doktorun kendisini dinlemeden kovduğunu, bu tutumları dosyada yazan suç grubundan dolayı gördüğünü düşündüğünü, böbrek rahatsızlığının giderek kötüleştiğini, son zamanlarda yemek yiyemediğini, yediğini çıkardığını, sürekli su içtiğini, yalnız olduğundan dolayı düşüp bayılsa yardım edecek kimsenin olmadığını, bu halde ölüp gideceğini aktarmıştır.

Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi

C. U. 11 Şubat günü avukat ile yapılan görüşmede; Hastaneye erişim haklarının çok kısıtlı olduğunu, Cezaevinde vücudunun ön ve arka kısımları ve bacak arasının yandığını ve yanıklar nedeniyle çok acı çektiğini ancak sadece 1 defa revire götürüldüğünü, sonrasında koğuştaki hemşirenin kendisine baktığını, yanık nedeniyle hiçbir şekilde hastaneye sevk edilmediğini kendisinin en azından kampüsteki hastaneye sevk edilmeyi talep ettiğini, idarenin bu isteği kabul etmediğini, vücudunun yandığını yargılandığı mahkemede durumunu dile getirdiğini, mahkemenin de sağlık kuruluna sevk ettiğini ancak cezaevinin kendisini 1 ay sonra hastaneye sevk ettiğini, sağlık kurulu karşısına çıktığında da yanık izlerinin kaybolması nedeniyle sağlık kurulundan rapor alamadığını aktarmıştır.

D. R. 12 Şubat günü avukat ile yapılan görüşmede: Kendisinin tansiyon, şeker, tiroid, iltihabi cilt rahatsızlığı ve bel fıtıkları hastalıkları olduğunu Ankara Numune Hastanesi’nden sonra Dışkapı Hastanesi’ne kelepçeli götürdüklerini uyku apnesi için Sanatoryum Hastanesine gittiğini, zehirli tiroid hastalığının çok tehlikeli olduğunu ve tiroit hastalığı için endokrinolojiye sevk edildiğini ancak raporlu olmasına rağmen tek kişilik ring aracıyla götürülmeye çalışıldığı için gitmeyi istemediğini, diyabet hastası olduğunu, diyetler verildiğini ancak cezaevi idaresinin diyabet için diyet uygulamadığını, tuzsuz yiyecekler verilmesi gerekmesine rağmen verilmediğini, konu hakkında sık sık başvurular yaptığını ancak idare kararlarında ‘kantinde satılıyor tedarik etsinler’ denildiğini ancak kantinde tuzlu peynirin olduğunu tuzsuz peynirin olmadığını ve diyeti olan mahkumlara hiçbir şey verilmediğini aktarmıştır.

R. K. Ö. 11 Şubat günü avukat ile yapılan görüşmede: Meme kanseri ve zehirli hipertiroid hastalığı olduğunu, doktora muayeneye gittiğinde panik atak olduğunu öğrendiğini, muayene olduğu doktorun kendisine Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) olabileceğini söylediğini, hastaneye tekli ring araçları ile götürülmeye çalışıldığını, sadece raporlu olanların ring araçlarıyla hastaneye götürülebildiğini, ancak panik atağı olduğu için tekli ring aracı ile götürülmeye çalışıldığında binmeyi reddettiğini ve hastaneye gidemediğini, tekli ring aracına binemediği için kendisine soruşturma açıldığını ve hücre cezası aldığını, binmeyen herkese soruşturma açıldığı ve hücre cezası verildiğini ifade etmiştir.

S. Ö. 16 Şubat günü avukat ile yapılan görüşmede: Antalya L Tipi Cezaevinden sağlık sorunları nedeniyle 27 Kasım 2019 tarihinde Sincan’a getirildiğini, Gardner Fibrom hastalığı olduğunu, sol bacağında kitle olduğunu, Akdeniz Hastanesindeki doktorların bacağının kalçadan kesileceğini söylediğini, şu sıralarda Hacettepe Hastanesinde tedavi gördüğünü, doktorun kendisine; ayağının ameliyat edilme seviyesini geçtiğini bu nedenle radyoterapi ile kitleyi küçültüp ameliyat edebileceklerini söylediğini ancak kendisine raporlarının verilmediğini, Sincan’da bir kez Sağlık Kuruluna çıktığını, Sağlık Kurulu’nun ise ‘Hacettepe’ye gitsin, bakarız’ dediğini, burada tıbbi Onkolojiye sevk edildiğini tıbbi Onkolojinin ise bizim alanımız değil dediğini, hapishanede kaldığı sürede kendisine tarama yapılmadığını Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde ancak 2 ay sonra biyopsi olabildiğini, takibinin çok sıkıntılı olduğunu, bu nedenle biyopsi için 3 kez hastaneye götürüldüğünü bir ay içinde ancak biyopsi yapıldığını, ayrıca tiroid ve sedef hastası olduğunu, çamaşırlarını kendisinin yıkamak zorunda olduğunu lavaboya gidemediğini, tek başına banyo yapamadığını aktarmıştır.

Sincan 2 Nolu F Tipi Hapishanesi

K. A. 12 Şubat günü avukat ile yapılan görüşmesinde: Cezaevinde hücrede tutulduğunu; kalp, şeker ve tansiyon hastası olduğunu, ağır prostatı olduğu için 2 ilaç kullandığını, sürekli aşırı bir şekilde terlediğini, 12 yaşında geçirdiği kaza nedeniyle bacağının kalçadan itibaren kesildiğini, sol bacağının tamamen protez olduğunu, omurlarındaki fıtıktan kaynaklı 2 kez ameliyat geçirdiğini, 3. kez ameliyat olduğunda doktorların kendisinin bir ameliyat daha olamayacağını ve ameliyat halinde felç kalacağını söylediğini, cezaevinde hücreye atıldıktan sonra, hiçbir ihtiyacını tek başına gideremediği ve hareket edemediği için hücreyi böceklerin bastığını, kokmaya başladığını ve kokuların avukat görüş odasına kadar geldiğinden tek başına kalamaz raporu alındığını, damadının da aynı cezaevinde kalması nedeniyle kendisiyle aynı hücreye konulduğunu, damadının ağırlaştırılmış müebbet gibi bir cezası ve kesinleşmiş bir hükmü olmamasına rağmen kendisiyle aynı koşullarda tutulduğunu belirtti.

Medeni Tarlan: Kolon kanseri teşhisi ile Bolu F Tipi Hapishanesi’nden Sincan 2 Nolu F Tipi Hapishanesi’ne sevk edilen Tarlan’a ameliyattan önce bir süre bacağındaki damar tıkanıklığı nedeniyle tedavi uygulanmış, hekimlerin onayından sonra kolon kanseri ameliyatı yapılmıştır. Ankara’da tedavisine devam edilmekte ancak bacağı ile ilgili bir iyileşme henüz olmamıştır.

Sincan 1 Nolu L Tipi Kapalı Hapishanesi

Yusuf Yakşi: A. Y. 24 Şubat 2020 tarihinde yaptığı başvuru da Kardeşi Yusuf Yakşi’nin tutuklu olduğu Erzurum H Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hastalığının başladığını, yapılan tahlil ve MR sonuçlarına göre 16.08.2019 tarihinde boğazında kitle olduğu tespit edildiğini, Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin, Atatürk Üniversitesi KBB Bölümüne sevk ettiğini, burada tahlil ve tetkiklerin ardından gırtlağındaki kitlenin kanser olduğunu ve bir an önce müdahale edilmesi gerektiğini, tedavi ve ameliyatın değerlendirilmesi için Ankara Hacettepe Üniversitesi’ne sevkinin yapıldığını, sevk edildiği günden beri Sincan 1 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevinde tutulduğunu, boğazındaki delikten nefes alıp verdiğini, hastaneye günü birlik götürülüp getirildiğini, tetkiklerinin yapıldığını ancak tedaviye başlanmadığını, bir an önce tedavi ve ameliyatının yapılması gerektiğini söylediklerini, hastalığının cezaevinde ancak iki yıl sonra anlaşıldığını ve sürecin uzatıldığını, kitlenin de cezaevinde başladığını ve büyüdüğünü, bu amansız hastalıktan kurtulabilmesi için psikolojisinin ve moralinin yüksek olması gerektiğini, iyi beslenmesinin şart olduğunu, bunların cezaevinde sağlanmasının mümkün olmadığını, tedavi süresince hastaneye gidiş gelişlerinin hastayı çok yıpratacağını, hastanede yattığı sürece ailenin hasta ile ilgilenmesinin mümkün olamayacağını ifade etmiştir.

İletişim yasağı, baskılar ve kötü muamele

Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesi

D. N. İ. 20.02.2020 günü yapılan avukat görüşmesinde; Bandırma’dan gelirken televizyon getirdiklerini ancak televizyon almaları halinde odaya koyabileceklerini, idarece bir televizyon firması ile anlaşıldığını ve televizyonun mahpuslara 1650 TL’ye satılmaya çalışıldığını aktarmıştır.

Kırıkkale F Tipi Hapishanesi

Kırıkkale F Tipi Kapalı Hapishanesi’nden 31 Mart 2020 mektup gönderen M. K.; 24.02.2020 tarihinde, sorunları yerinde öğrenip, gözlemleyip, çözüm üretmek amacıyla geldiklerini söyleyen Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyeleriyle yaptığımız görüşme sonrasındaki Yeni Yaşam gazetesi başta olmak üzere posta ile gönderilen abonesi oldukları dergi ve gazetelerin herhangi bir yasaklama-toplatma kararı olmamasına rağmen fiilen yasaklandığını, Koronavirüs salgınının ilk resmi ölüm vakasının açıklanmasından bir gün sonra, televizyon kanalı Tele1’in yayını kesildiğini ve yerine Ülke TV adlı televizyon kanalının konulduğunu belirtti.

Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi

R. K. Ö. 11 Şubat 2020’de avukat görüşmesinde; engelli, bakıma muhtaç bir oğlu olduğunu, 5 çocuk annesi olduğunu, ailesinin Diyarbakır’da olduğunu, nakil istediğini, kabul edilmediğini aktarmıştır.

R. K. Ö. ayrıca yaşanan sorunlar hakkında da bilgi vererek; sıcak suyun Pazartesi, Çarşamba ve Cuma Günü sadece 1 saat verildiğini bu nedenle duş almakta zorluk yaşadıklarını, sıcak su ile battaniye ve dezenfekte edilmesi gereken kirli yerleri temizleyemediklerini, suların kirli olduğunu ve cezaevindeki insanların hipertiroid hastası olduklarını, cezaevinde sık sık arama yapıldığını, kalın kapaklı kitapların yırtıldığını, ajandaların toplatıldığını, cezaevinde yapmış oldukları küçük hediyelerin toplatıldığını, kendilerine gönderilen kalın kapaklı kitapların idare tarafından verilmeyip bekletildiği aktarmıştır.”

Raporun öneriler kısmında da şunlar belirtildi:

“*Cezaevlerinde son dönemlerde artış gösteren işkence-darp vakalarına son verilmeli, sorumlu olan kişiler hakkında soruşturma açılmalı ve cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.

*Cezaevlerinde meydana gelen intihar vakalarının önüne geçmek için mahpusları ruh ve bedensel bütünlüklerine yönelik tehditler ortadan kaldırılmalı, insan onuruna yaraşır uygulamalar geliştirilmelidir. Gerekli önlemi almayan ve etkisi olan kişiler varsa etkin soruşturmalar yapılmalı ve yaptırımlar uygulanmalıdır.

*Hapishanelere bağımsız sağlık kurumlarının girmesine ve inceleme yapmasına izin verilmelidir. Hapishanelerin denetiminde başta meslek kuruluşları ve insan hakları örgütleri olmak üzere ilgili kuruluşların yer alacakları şekilde yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

*Hastaların revire çıkarılmaları, hastaneye sevkleri hızlandırılmalıdır. Teşhis, tedavi ve kontrollerinin uzman hekimler tarafından yapılması sağlanmalıdır.

  • Kelepçeli muayene ve tedavi yöntemi uygulamasından vazgeçilmelidir. Bu uygulama nedeniyle birçok hasta mahpusun tedavisi yapılamamaktadır.

*Açlık grevindeki mahpuslar ile avukat görüşlerinde kamerayla kayıt uygulaması yapılan hapishaneler bulunmaktadır. Bu uygulama varsa bir olumsuzluk ve şikâyeti mahpusun avukatına anlatmasına, avukat müvekkil görüşmesinin önünde engel teşkil etmektedir. Bu uygulamadan vazgeçilmelidir.”

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here