Irkçılık cahiliğin barbarlığın yok etmenin ve faşizmin ta kendisidir

0
1094

  Sema Çelikbilek

“Irkçılık cahilin sığınağıdır. Bölmek ve yok etmek ister. Özgürlüğün düşmanıdır ve kafaya kafaya çarpışıp yok edilmeyi hak eder.” Pierre Berton

Pierre Berton’un dediği gibi ırkçılık cahiliğin, barbarlığın, yok etmenin ve faşizmin ta kendisidir. Irkçılık üzerinden kendini yaşatmaya çalışan Türk zihniyeti, tarihin her döneminde Kürtlere, Ermeniler, Rumlara ve Ermenilere karşı soykırım  politikasını yürütmüştür. Yürütülen bu ırkçı ve faşist politikalar doğrultusunda bir çok halk yok olmaya mahkum bırakılmış yada adını bile duymadıkları topraklara sürgün edilmiştir. Kendinden başka üstün bir ırk tanımayan Türk zihniyeti ideolojisini teklik üzerinden kurmuştur. Tek Dil, Tek Bayrak, tek millet üzerinde kurulan Türk devletinin can damarı ise faşizm ve Irkçılıktır. Irkçılık ve faşizm Türk devletinin temel ideolojisidir. Bütün varlığını bu ideolojiler üzerinde kuran Türk devleti, tarihin her döneminde Kürtlere yönelik soykırımlar ve katliamlar yapmıştır. Ama Kürtler diğer halklar gibi yok olup gitmemiş tam tersine direnişleriyle kendi tarihlerini yeniden yaratmayı başarmıştır. Kürtleri yok edememenin acısını yaşayan soykırımcı Türk devleti, Kürt halkını bitirmeye yönelik bütün soykırım politikalarını devreye koymuştur. Irkçılık ve faşizmle beslenen Türk devleti ve AKP-MHP iktidarının uyguladığı politikalar doğrultusunda Kürtler her alanda dışlanmaya, yok edilmeye ve sindirilmeye çalışılıyor. Bu güne kadar Kürtler her türlü soykırımdan geçmiş ama direnişlerinden ve kendi özbenliklerinden vazgeçmemiş hep direniş halinde oluşmuşlardır. Şimdi ırkçılık ve faşizmin bir örneği de Yozgat’ta karşımıza çıkıyor. Yozgat’ta yapılan faşist ve ırkçı saldırı Türk devletinin tamda zihniyetini yansıttığını söyleyebiliriz. Bu saldırı tarihten kopuk bir saldırı değildir. Bu saldırıyı sadece işçilerin uğradığı bir saldırı olarak ele almak gerçeği görmemektir. Bu saldırı bütün Kürt halkına yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırı 1925 Şark Islahat planıyla oluşturuldu.

İsmet İnönü’nün Şark Seyahati Raporu’ndan:

“Erzincan Kürt merkezi olursa Kürdistan’ın kurulmasından korkarım. Van ve Erzincan’da acele olarak, Muş ovasında tedricen ve Elazığ ovasında kuvvetli Türk kitleleri vücuda getirmek zorundayız. Kürtleri Türkleştirmenin en etkili yolu, Türklerle Kürtlerin aynı okullarda okutulmasıdır. Diyarbakır, kuvvetli Türklük merkezi olmak için tedbirlerimizi kolaylıkla işletebileceğimiz olgunluktadır. Dersim vilâyetinin teşkili ile askerî bir idare kurulması ve Dersim ıslahının programa bağlanması lâzımdır. Erzurum’un içeride Kürtlüğe karşı sağlam bir Türk merkezi haline getirilmesi gerekli, ki, boşaltılan Ermeni köylerine Kürtlerin yerleştirilmesinin engellenmesi de ayrıca gereklidir’…

“Bitlis, Hizan ve Mutki arasında suni olarak daima devlet kuvveti ile vücuda getirilmiş bir Türk Merkezidir. Bitlis olmasaydı bizim onu yaratmamız gerekecekti.”

• Kürtlerin şehirlere yerleşmesi engellenmelidir.

• Kürtlerin etkisini azaltmak için Karadeniz’den buraya muhacirler getirilmelidir. Örneğin Van’a yerleştirilen Karadenizli Türklerden söz ederek onların memnun edilmelerinin sağlanmasını ister. Böylece diğer muhacirlerin Kürt bölgelerine gelmeleri kolaylaştırılmalıdır.

• Türk ve Kürt şehirleri olarak ayırdığı mıntıkalar ayrı şekillerde hizmet almalıdır.

• Kürtlerin bulunduğu yerlerde henüz okul açılmamalı, açılacaksa Türkler için okul açılmalıdır, ikinci planda Kürtleşmiş fakat Türkçeyi çok daha çabuk öğrenebilecek yerlerde açılmalıdır.

• Fransız ve diğer ülkelere karşı Mardin, Urfa ve Hakkari gibi sınır bölgelerinde iyi bir idare kurulmalıdır.

• Boşaltılmış olan Ermeni köylerine Kürtlerin yerleşmesi engellenmelidir.

• Kürt bölgesi, nüfusu bakımından kalabalık olmasına rağmen, ülkeye kalabalığı oranında katkı sunmamaktadır. Bundan dolayı yeraltı zenginliklerinin (petrol, linyit) daha çok nasıl kullanılabileceği araştırılmalıdır.

• Bölgede trahom ve cüzam (sadece Kars’ta bin dolayında cüzamlı var) hastalıkları çok yaygındır.

• Kürtler asimile edilmelidir. Kürt çekim kuvvetine karşılık Türk merkezleri oluşturulmalıdır.

• Kürdistan coğrafyası şimendifer (tren) hattı ile kontrol altında tutulmalı.

• Dersim’e müdahale edilmeli.

• Kaçakçılığın önüne geçilmeli. Kürtlerin ekonomik güç elde etmeleri engellenmeli. Gerekirse bunun için vergiler indirilmeli.”

BELGE:  Şark Seyahati Raporu / 21 Ağustos 1935

Şark Islahat planın son maddesine baktığımızda Yozgat’taki işçilerin saldırıya niçin uğradıkları anlaşılacaktır. Kürtlerin ekonomik güç elde etmeleri sürekli engellenerek yoksullaştırıldı. Bu yoksullaştırılma sistemli bir şekilde yapıldı. Yoksullaştırmayla ortaya çıkan maddi sorunlardan kaynaklı Kürtler Türkiye’nin metropollerinde çalışmak zorunda bırakıldı.  Maddi yetersizliklerden kaynaklı Kürtler iş bulmak ve karınlarını doyurmak için en kötü işlerde çalışmak zorunda kaldı.

Türk devletinin sistemli bir şekilde yürüttüğü Kürtleri her alanda yok etme politikası Yozgat’ta Kürt işçilere yapılan ırkçı saldırı ile netlik kazanıyor.

Yozgat’ta ne olmuştu şimdide ona bakalım

Yozgat’ın Çekerek ilçesine bağlı Bazlamaç ve Kayalar köylerinde orman işçisi olarak çalışan Kürt işçiler saldırıya uğradı. Saldırının ardından işlerini bırakarak Yozgat’ı terk etmek zorunda kalan işçiler, jandarma eskortluğunda Malatya’ya kadar gelerek, memleketleri Mardin’in Derik ilçesine dönmek zorunda kaldı.

Mayıs ayında Derik’ten yola çıkan 13 aile Orman İşletme Şefliği’nin ihalesini alan bir firmanın bünyesinde orman işçisi olarak çalışmaya gittikleri Çekerek’te hazine arazilerine kurdukları çadırlarda yaşamaya başladı. Ancak bir süre sonra çadır kurdukları alanlarda farklı köylerin muhtarları tarafından taciz edilmeye başlanan işçilerden “ayakbastı parası” istenmeye başlandı.

İşçi aileler çadır kurdukları yerlerin hazine arazisi olduğunu belirterek ödeme yapmayı reddetti. Bunun üzerine 18 Temmuz’da Çekerek’te bir araya gelen 18 köyün muhtarı, çadırların kurulu olduğu alana giderek, işçilerden çadır başına bin TL ödemelerini istedi. İşçiler, muhtarlara ödeme yapmayacaklarını, alanın hazine arazisi olduğunu ve Kaymakamlık yetkililerinin çadır kurduklarından haberi olduğunu belirterek, ödemeyi tekrar reddetti. Bunun üzerine muhtarlar köy sakinlerini toplayarak, çadırların bulunduğu alana getirip, işçilere saldırdı. İşçilerin aktarımlarına göre saldırı esnasında kalabalığın “Sizi burada barındırmayacağız”  sözleri de tam bir Türk devletinin ırkçı ve yobaz zihniyetini yansıtıyor.

Yapılan ırkçı saldırı ile birlikte bölgeye Jandarma ekipleri sevk ediliyor. Irkçı saldırının büyümesi üzerine Çekerek kaymakamı, Çekerek Belediye Başkanı ve ilçe Jandarma komutanı, AKP ilçe başkanı olduğu bir heyet bölgeye gidiyor. Heyet ve jandarmanın gözleri önünde Kürt işçiler saldırıya uğruyor. Saldırı esnasında Jandarma ve bölgeye giden heyet saldırıyı desteklercesine “biz hiç bir şey yapamayız. Sizi koruyamayız. Sizin burdan gitmeniz gerekir” deniliyor. Faşist iktidarın adamları tarafından yapılan açıklamada tamda buydu.

Türk devletinin yobaz zihniyetini yansıtan bu olay Kürdistan’da olsaydı Jandarma bütün güçüyle saldıracağını, hatta saldırıyla kalmayıp saldıranları gözaltına alacaktı.  Ama Yozgat’ta durum farklı saldırıya uğrayan Kürtlerdır saldıranlar ise ırkçı Türk zihniyetini yansıtan cahiller topluluğudur. Çünkü Irkçılık cahilin sığınağıdır. Bölmek ve yok etmek ister. Özgürlüğün insanlığın düşmanıdır. Bu ırkçı saldırı Kürt halkının değerlerine, diline, kültürüne ve öz benligine yapılan bir saldırıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz