‘Kadınların erkek şiddeti karşısındaki özsavunması meşru müdafaadır’

0
517

Erkek egemen sistemde kadınların kendini kurtarmak için yaptığı her savunmanın meşru müdafaa olarak görülmesi gerektiğini söyleyen avukat Şeyma Onur, “Kolluk 6284 ve İstanbul Sözleşmesini uygulamayıp ‘eşindir, aile arasında böyle şeyler olur’ diyerek kadını şiddet gördüğü eve geri yolluyor. Hal böyle olunca kadının kendinden başka çaresi kalmıyor” dedi. 

Türkiye’de son birkaç yılda yüzlerce kadın erkekler tarafından katledilerek şiddete maruz bırakıldı. Kadınlar şiddet karşısında kendilerini koruduklarında ise erkek yargı tarafından cezalandırılıyor. 2020 yılı içerisinde 332 kadın erkek şiddetiyle katledilirken 110 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Bu tablo karşısında kadınlar için “özsavunmanın” önemi yeniden gündem oldu. Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi avukatlarından Şeyma Onur, özsavunma ve meşru müdafaaya ilişkin değerlendirmede bulundu. 

‘Kadınların her savunması meşru müdafaadır’ 

Kadınların toplum ve erkek tarafından çok yoğun bir şiddete maruz kaldığını kaydeden Şeyma, ülkede sadece 2020 yılında 316 kadının katledildiğini hatırlattı. Şeyma, kadınların kendilerini şiddetten kurtarmak için aile veya polise başvurduğunu belirterek, “Kadınlar erkek şiddetine karşı çaresiz bırakıldığı erkek egemen sistemde kendini kurtarmak için yaptığı her savunma bir meşru müdafaadır. Bu eylemin neticesi cezasızlıkla sonuçlandırılmalıdır. Kadınların erkeklere karşı yaptığı özsavunmanın hukuktaki karşılığı meşru müdafaa olması gerektiği açıktır. Katledilen kadınlar aslında sadece tek seferlik bir şiddet sonucu katledilmiyor. Her biri sistematik şiddete maruz bırakılıyorlar. Bu sistematik şiddetin sonucu olarak katlediliyorlar” dedi. 

‘Kadınların baştan sona içinde bulunduğu durum görülmüyor’ 

Uğradıkları şiddete karşı özsavunma yapan kadınların olduğunu söyleyen Şeyma, “Hayatta kalma reflekslerinin kanuni karşılığı aslında özsavunma oluyor. Kadınlar aslında bir nevi hayatlarına sahip çıkıyor. Meşru müdafaanın da yargı açısından maalesef olay anıyla değerlendiriliyor. O anda kadının başka çaresi olması gerektiğini söylüyor. Aslında bunun anlık değil kadının içinde bulunduğu çaresizliğin başından beri değerlendirilmesi gerekiliyor. Kadınların mahkeme ifadelerine bakıldığında, ‘ya o beni öldürecekti ya da ben onu’ diyor. Zaten bu başlı başına meşru müdafaanın varlığını destekler nitelikte bir savunmadır. Evet, haksız tahrikten yararlanıyorlar ama meşru müdafaa olarak değerlendirilmiyor. Bu yüzden bu noktada en büyük eleştirimiz yargıyadır” ifadelerini kullandı. 

‘Kadın olayı önceden tasarlamıyor’ 

Şeyma, kadınların çaresiz bırakılmaya çalışıldığını ve bu çaresizliğin kadınları şiddet gördüğü ortama geri götürdüğünü kaydederek, “Bunun toplumda süregelen bir davranış olduğunu biliyoruz. Devletin bir ayağı olan kolluk kadını korumakla yükümlüdür. Kolluğun 6284 ve İstanbul Sözleşmesi’ni uygulaması gerekmektedir. Kolluk bunu yapmayarak, ‘eşindir, aile arasında böyle şeyler olur’ diyerek kadını şiddet gördüğü eve geri yolluyor. Hal böyle olunca kadının kendinden başka çaresi kalmıyor. Ve özsavunma yapan kadının dosyasını erkeklerden ayıran özellikler arasında; kadın plan kurmuyor, o an can havliyle o eylemi gerçekleştiriyor. Erkek gibi önceden tasarlamıyor ve ne yapacağını düşünmüyor. Basit savunmalarda bulunmuyor. Kullandığı aletler ise çoğu zaman şiddetine maruz kaldığı kişiye ait olan şeylerdir. Bu bile aslında kadının bu niyette olmadığını gösteriyor” diye belirtti. 

‘Kendi yaşamımızın denetimini elimize almak istiyoruz’ 

Kadınların özsavunma yapmasının ardından olay yerini terk etmediğine dikkat çeken Şeyma, birçok dosyada kadınların özsavunmasını yaptıktan sonra polisi ve hastaneyi aradığını gördüklerini ekledi. Şeyma, “Aslında kanunun aradığı şartı yerine getiriyor. Bu saldırıyı üzerinden atmak için bir savunmada bulunuyor. TCK tam olarak da bunu istiyor. Kadının yaptığı da meşru müdafaadan fazlası değildir. Yargının yaklaşımına baktığımızda erkekler kadınları katlettiğinde kadının cep telefonu araştırılır. Kadının kiminle görüştüğünü, son zamanlarda kimlerle görüştüğünü, erkeğin neden bunu yaptığını araştırıyor. Fakat kadın özsavunma dosyasında hiçbir şekilde böyle bir araştırma yapılmamaktadır” diye kaydetti. 

Şeyma şöyle devam etti: “Yargının bu konudaki tutumu çok vahim bir durumdur. Erkeğe iyi hal indirimi, haksız tahrik indirimi uygulanması kadınların adalete ulaşmakta ne büyük sıkıntılar yaşadığını gösteriyor ve adalete inançsız kalmasını destekliyor. Özsavunma ile kendi yaşamımızın denetimi elimize almak istiyoruz. Kadınlar olarak hayatlarımıza sahip çıkmaktan, hakkımız olanı almak için mücadele edip örgütlenerek özsavunmamızı yerine getirmekten vazgeçmeyeceğiz. Bugün özsavunma yapan kadınların her bir eylemi patriyarkaya bir yumruk niteliğindedir.” 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here