Kalkan: 15 Ağustos bir yenilmezlik, tarihin en büyük zaferidir

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan: 15 Ağustos bir ruh, bir irade, bir yaşam tarzı, bir cesaret, fedakarlık, bir yeniden doğuştur. 15 Ağustos bir yenilmezlik, tarihin en büyük zaferidir. 15 Ağustos gerçekten bir destandır.

15 Ağustos Atılımı’nın 37. yıldönümü vesilesiyle ANF için hazırlanan programda gerillaların sorularını cevaplayan PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, 15 Ağustos ruhunu bugün HPG ve YJA Star gerillasında yaşandığını belirtti. 15 Ağustos 1984 yılında yaratılan destansı direnişin Heftanin’de, Avaşin’de, Zap’ta, Metina’da, Zagros’da ve Kürdistan’ın birçok alanında devam ettiğini vurgulayan Kalkan, “İnanıyoruz ki 38. 15 Ağustos yılında kahraman gerilla ve bu yiğit halk daha çok birleşecek, daha güçlü örgütlenecek ve daha çok savaşacak.

Devrimci intikam görevlerini daha çok yerine getirecek. Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü 15 Ağustos Atılımı’nın 38. yılında mutlaka sağlayacaktır. Bu temelde herkesi bulunduğu her yerde 15 Ağustos’u doğru anlamaya, doğru dersler çıkarmaya, büyük bir coşku ve heyecanla 15 Ağustos diriliş bayramını, gerilla bayramını kutlamaya çağırıyorum” mesajını verdi.

15 Ağustos Atılımı’nın yıldönümü vesilesiyle gerillaların sorularını yanıtlayan PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, programın ikinci bölümünde şunları belirtti:

15 Ağustos eyleminin pratik örgütlenme aşaması nasıl ve nerede gelişti?

Evet, yani süreç biraz geç kaldı. 82 sonu 83’te dönüşler oldu. 83’te Karasungur arkadaş şehit düştü Mayıs’ta. Başur’a saldırı da oldu. Onun üzerine bazı arkadaşlar Bakur’a geçtiler. Tecrübe azlığı, plan yetersizliği yeterince 83’ün değerlendirilmesine fırsat vermedi. Sonuçlar 84 Ocak-Şubat’ındaki Merkez Komite toplantısında değerlendirildi, Önderlik eleştiriler yaptı. Gerilla için adım atılması gerektiğini ortaya koydu, ki tasfiyecilik vardı. Tasfiyeciliği yenilgiye uğratabilmek için artık gerilla adımını mutlaka atmak lazımdı. Düşman daha fazla idamlara yönelmek istiyordu, cezalar veriyordu 12 Eylül Mahkemesi hakimleri. Bunlar üzerine 84’e daha büyük bir şeyle girildi. Baharda toplantı sonuçları Çiya Reş’te ve Behdinan’da değerlendirildi. Ve ilk eylemler aslında Uludere ve Çukurca’da yapılmak üzere planlandı. Yine daha sonraki eylemleri yapan arkadaşlar bu eylemleri yapmak üzere görev aldılar.

Uludere’deki eylemleri geliştirmek üzere Agit arkadaş, Çukurca eylemini geliştirmek üzere de Abdullah Ekinci arkadaş komutan olarak görev aldı. Bazı küçük eylemler yaptılar ama etkili olmadı. Nasıl bir çıkış olacak, nereden başlanacak, hangi adımlar atılacak belirsizdi. Atılırsa kim hedeflenecek neresi vurulacak belirsizdi. Vurulursa bazı hedefler acaba sonuçları ne olur belirsizdi. Belirsizlikler çoktu yani. Bir cüretle bir şeye girmek gerekiyordu ama nasıl olacağı şeyi zorlayıcı idi. Çünkü çözüm olamamak, geri çekme gibi bir durum yaratıyordu. Bunun üzerine Önderlik değerlendirme ve eleştirilerini yoğunlaştırdı tabii. Yani örgütlenme ve çalışmada daha somutlaşmayı öngören bir planı Fuat arkadaşlarla birlikte ülkeye gönderdi. Onlar geldiler, Fatma ile birlikte. Kapsamlı bir perspektifti böyle ama pratik perspektif hepsi. Bunları değerlendirmek için var olan yönetim toplandık Xinere’de. Bunları değerlendirdik.

14 TEMMUZ SİLAHLI PROPAGANDA BİRLİĞİNİN KOMUTANI AGİT ARKADAŞ OLDU

O değerlendirmelerden işte HRK örgütlenmesi, silahlı propaganda birliklerinin kuruluşu, ondan sonra bu baskın eylemleri Eruh, Şemdinli -Çatak’ta olacaktı, olmadı- eylemleri tümüyle o değerlendirmelerden çıktı. Onlar üzerine yürüttüğümüz tartışmalarda -Cuma arkadaş da oradaydı- bu sonuçlara ulaştık. HRK’nin kuruluşuna orada karar verdik. 84’ün herhalde Temmuz’uydu, Temmuz başıydı ya da ortasına doğru. Kuruluş bildirisini bile orada hazırladık. Silahlı propaganda birliklerinin kuruluşuna orada karar verdik. İsimlendirmeler, görevlendirmeleri orada yönetim yaptı. 14 Temmuz Silahlı Propaganda Birliği’nin komutanı olarak Agit arkadaşı görevlendirdi. 21 Mart silahlı propaganda birliğinin komutanı olarak Abdullah Ekinci yoldaşı görevlendirdi. Çatak 18 Mayıs içinde vardı.

Önemli bir hazırlık böyle oldu. Yani hepsini birden yapamadık. Fakat eylem planlamaları onun ardından Behdinan’da oldu. Orada HRK kuruluşuna karar verdik, bildirisini hazırladık. Birliklerini kurduk. Eylem yapacaktı, ilan edecekti ama nerede hangi eylemleri yapacaktı bu soruların cevabını Behdinan’da işte Çukurca, Gever ve Şemdinan hattında çalışma yürüten gruplarla bir toplantı yaparak planlamayı kararlaştırmayı uygun gördük. Çünkü pratik alanı onlar biliyorlardı. Onların düşüncelerini almamız gerekiyordu. Böylece ardından toplantıdan sonra Behdinan’a geçtik ve orada söz konusu birimlerle Şikefta Brindar’a dediğimiz dağda bir toplantı daha yaptık. Onun devamıdır. Eylem planlamaları o toplantıda oldu. Orada arkadaşlar örneğin Şemdinli’nin haritasını getirmişlerdi, krokilerini. nüfusunu. Tartışırken baskın yapılabilir mi, yapılır yapılmaz mesela baskın fikri öyle oldu.

Baskın bir yere olabilecekse yetmez o zaman başka nereler olmalı? Dedim ya demin savaş sahası olarak Suriye İran sınırı arasındaki alanı esas olarak tanımlamıştık. O halde bütün bu alanı kapsamalıydı eylemler. Dolayısıyla en az 3 eylem yapmak iyidir. İşte Eruh, Çatak, Şemdinli. Botan ve Zagros üçgenidir. Oralarda ne olursa üçünde birden olacak her şeyi Botan ve Zagros’taki her kesim duyar. Çünkü düşman gizleyebilir senin yaptığın bir eylemi. Daha önce de belirttiğim gibi Çatak, Çukurca ve Uludere’de yapılan eylemleri hiç basın vermedi bile üstünü kapattılar. Devlet gene kapatabilir. O durumda toplum duyarsa ancak etkisi olabilir. O zaman toplumun duyması için de Şemdinli’dekini Eruh’ta olan duymaz. Bu kadar iletişim yoktu yani. Dolayısıyla yani Botan ve Zagros bütününün duyması için eylemler ona göre planlanmalıydı, yeterli olmalıydı. Baskın fikri öyle gelişti.

KİMSENİN UNUTAMAYACAĞI TARİH: 15 AĞUSTOS

Bu 3 kasaba o dönemde Botan’ın en küçük kasabalarıydı. Bir gerilla takımı ile eylem yapabiliriz diye gördüğümüz kasabalardı. Bir böyle üçgen olması, bir de en küçük olması biçiminde seçtik, herkes, her alan duyabilsin diye. Eylemin içeriği planlandı. Orada artık arkadaşlar önceden de Kürdistan’da savaş konusunda belli bir tecrübemiz vardı. Filistin’de de savaş tecrübemiz oluşmuştu. Böyle baskınlar yaparken neleri içermeli? Askeri boyut, propaganda boyutu. Çünkü biz bir parti eylemi yapıyoruz. İdeolojik, siyasi, askeri eylem birlikteydi. Bunların hepsini planladık. Tek bir askeri eylem planlaması değildir 15 Ağustos eylemleri. Propaganda vardır. Bildiriler dağıtıldı. Kahvelerde konuşmalar yapıldı. Bunların hepsi vardı. Ama esas olan tabii askeri eylemdi. Bunlar da planlandı. Tarihi olarak ulaşma tarihidir. Arkadaşlar merak ediyorlar.

Bir kere daha söylemekte fayda var. Yani orada toplantı yapan gücün bu eylemleri yapabilmek için eylem alanlarına ulaşıp eylemi yapması hangi zamanda gerçekleşebilir? Öyle bir zaman belirlendi. Böyle bir zamanda akılda tutulacak tarih hangisi olabilir? 15 Ağustos oluyor. Ya Ağustos’un başı sonu olacaktı ya da ortası. 12 Ağustos deseydik unuturdu çoğu. Çünkü haftalarca zaman geçecek. Yürüyecek, yorulacak insanlar. Yazmıyoruz, yazılı hiçbir şeyimiz yok. 15 Ağustos eylemlerinin hazırlığında krokileri yapmak, tartışırken krokileri yapmak dışında yazılı hiçbir şey yok. Her şey sözlü tartışıldı, sözlü iletildi. Yayılmasın, duyulmasın diye. Gizliliği koruyoruz. Hepsi aynı anda olsun, güçlü olsun diye hiç kimsenin unutamayacağı bir tarih 15 Ağustos belirlendi.

15 Ağustos olarak planda netleşince oradaki güçte düzenleme oldu. Yani her 3 silahlı propaganda birliğine de bir grup Eruh için gitti. Agit arkadaşa bilgileri aktardı, görevini aktardı. Planlamayı aktardı. Bir grup Çatak’a gittik. Ulaşamadık dediler, yapmadılar. Ağırlıklı olarak zaten Şemdinli’de eylem yapacak güç toplantıdaydı. Onlar da orada birlik olarak örgütlendi. Oradan Avaşin’e geçtik. Mam Reşo’nun üzerinde son toplantıyı yaptık. Tepe Xwede ile Govendê’nin eteğinde, köyün dışında son toplantıyı yaptık. Köy o zaman vardı. Büyük bir köydü Heroj. Şemdinli eyleminin son planlaması orada oldu. Orada yüründü, vuruldu akşam Şemdinli.

Bitti denilen bir Kürt gerçekliği vardı. 15 Ağustos Atılımı’nın ardından Türk devleti nasıl bir tutum sergiledi? Eylemi nasıl ele aldı?

Düşmanın nasıl ele alacağı meçhul bir durumdu bizim için sırlarla doluydu. Hep onu anlamaya çalışıyorduk. Tahminlere göre de tedbirler geliştirdik. Mesela birlikte, eş zamanlı, ondan sonra her alanın duyabileceği yerlerde уapmak. Eğer düşman gizlerse bir biçimde duyabilelim diye. Gerçekten de düşman gizledi yani. Eylemlerden sonra Türkiye gizli bir alarm yaşadı. Türk ordusunun temel sistemi o zaman ayaklanmaya karşı koymaydı. Osmanlı ordusundan geliyordu. Tek sistemi vardı aslında ayaklanan halkı bastırmak. Yeni yeni gayri nizami harp diye gerillaya karşı birim örgütlemişlerdi çok etkisizdi. Bu eylemleri yeni bir Kürt isyanı başladı diye değerlendirip hemen bütün orduyu teyakkuza geçirdiler. Ama basından gizlediler. Turgut Özal tatildeydi. Başbakan hemen Marmaris’i bıraktı, Ankara’ya koştu. Ordu alarma geçti. Kamuoyundan daha fazla gizleyemediler. Basından gizleyemediler.

17 Ağustos’tu herhalde BBC radyosu duyurdu. Bu eylemler oldu diye ilk genel kamuoyuna duyurdu. Böyle gerçekleşti. Bundan sonra istedikleri gibi yönlendirmeye çalıştılar. Düşmanın bu temelde pratik tutumun ne oldu? Ayaklanmaya karşı koyma planlamaları doğrultusunda hemen çapulcular, savaş artıkları, ilçelerimize saldırdılar, teröristler diyerek karşı saldırı başlattılar ve bir plan ilan ettiler. Yani 24 saatte yok edeceğiz. Güneş operasyonu diyorlardı herhalde onu adı da güneş operasyonu. Önce dediler 24 saatte yok edeceğiz duyurunca. Sonra dediler 72 saatte yok edeceğiz. 48 saatte doldu hala diyorlar yok edeceğiz, yok edeceğiz işte. En çok Tansu Çiller diyordu ya bitecek ya bitecek.

Onlarca sözde siyasetçi, parti, örgüt bitti bu 37 yılda ama 15 Ağustos gerilla direnişi bugün Eruh ve Şemdinli eylemleri değil yani Kuzey Kürdistan da değil, dört parça Kürdistan’a yayılmış, dağlarda değil kentlere yayılmış, ovalara yayılmış. Her taraftadır yani. Bu düzeyde bir gelişme sağladı. Engellenemedi. Ama onlar gerçekten de bitireceğiz diye saldırdılar. Her türlü yöntemi kullandılar, aracı kullandılar. Saldırganlığı yaptılar. Öyle istemediler de değil. Ezemediler. Önleyemediler, güçleri yetmedi. Tarzları, taktikleri yetmedi. Gerilla karşısında yenildiler, zayıf kaldılar. Dünya halklarının deneyimine alan, Türkiye’nin, Arabistan’ın, İran’ın, tüm Ortadoğu’nun direnme ve gerilla deneyimlerini alıp kendisinde sentezleyen PKK gerillası, Apocu gerilla, HRK, ARGK işte bugün HPG ve YJA Star gerillacılığı faşist Türk ordusunu yendi.

KÜRT GERİLLASINA KARŞI ÖZAL KADAR SAVAŞAN OLMADI

Bu ordu NATO’nun bir ordusudur. Sonuna kadar destek verdi NATO, Gladio’yu harekete geçirdi. Aslında NATO Gladyosunu yeni, NATO’yu yendi. Hazmedemiyorlar. Onun için Önder Apo’ya saldırı bundandı. Uluslararası komplo bundandır. Bu kadar ağırlaştırılmış tecrit, işkence buradan kaynaklanıyor. Hazmedemiyorlar, intikam almaya çalışıyorlar. Aslında yenilgilerini bir türlü kabul etmek, itiraf etmek istemediler. Yani 24, 48, 72 saat geçti fakat zorlukla geçti. Agit arkadaşın günlüklerini okuyun. Peşlerine düştüler. Hezil’e kadar takip ettiler. Çünkü 60 civarında silah almışlardı. Eruh Adliyesinden onları hestirlerle taşımak isteyince zorluklar çıktı. Peşlerine takıldılar. Yani hiç takip edilmedi filan da değil ama etkisiz kılamadılar, güçleri yetmedi. Ardından da saldırılarını sürdürdüler tabii.

Cumhurbaşkanı olarak Kenan Evren bu saldırıların komutanlığını üzerine aldı. Özal siyasi sorumluluğunu aldı Başbakan. İş bölümü yaptılar kendi aralarında. Yani orduyu tümüyle saldırıya geçirdiler. Kenan Evren kendisi de Şemdinli’ye kadar geldi. Moral vermeye çalıştı oradaki orduya başka yerlere gitti. Mesaj üzerine mesaj yayınladılar. Ordunun morali kırılmasın, savaş gücünden düşmesin diye. Yani çok çaba harcadılar. Geçmişte bazıları Özal’ın ciddiye almadığını, savaş yürütülmediğini filan söyledi, yalandır, doğru değil. Özal kadar Kürt gerillasına karşı kimse savaşmadı. Savaşın ekonomik siyasi alanını örgütleme konusunda çok becerikliydi ama yetmedi. Bütün bunları yapmasına rağmen yetmedi.

1985 YILINDA SAVAŞA NATO EL KOYDU

Kenan Evren’in komutanlık taslaması yetmedi. Yani sonuna kadar saldırıları yetmedi. Şemdinli’ye geldiler mesela meydan okudu Şemdinli’den bütün gerillaya, Ortadoğu’ya. Sınır üzerindedir ya. Şemdinli’den geri giderken konvoyunu vurdu arkadaşlar. Güvenliğinden ölüler öldü, yaralılar oldu. O da karizmayı çizdi epeyce. Basına 15 Ağustos eylemleri yansıdı, Kenan Evren’in konvoyu da vuruldu diye. Gerilla eylemleri o kadar etkili oluyor. Askeri eylemler o dönemde önemliydi. Hepsi askeri eylemler oldu. Sadece Gabar’daki bir olay dışında 3 aylık planlamada şehit vermedik.

Sadece Gabar’da halk içinde çalışan bir arkadaşımızı, Kerim Baytar’ı Mardin Derik’te çeteler vurdu. Onun dışında savaşta şehit vermedik. 84 eylemliliği iyiydi yani. Aynı düzeyde sonuçları değerlendirip daha büyütülmüş bir savaşı örgütleme gerillayı büyütme, yaratıcı kılmada zorluk yaşandı, darlık yaşandı. Geri çekilme emareleri yaşandı. Onun için 85 sonrası süreçte kayıplar ortaya çıktı, şehitler verdik. Gerillaya uygun hareket edememekten aslında şehit verdik. Gerillanın tabii ki başarı kazanması lazım. Başarının tarzıdır. Başaramayacağı savaşa girmez ki zaten. Tedbirsiz olmaz, düzensiz olmaz.

Başlangıçtaki durum öyleydi. Agit arkadaşın komuta ettiği gerillacılık kesinlikle o çizgide yürüdü. Doğru komuta tarzı çizgisi oydu. Fakat bu çizgi sürdüremedik esas alamadık. Çetecilik saptırdı, düşman içten saptırmalar geliştirdi. Dolayısıyla savaş uzadı, şehadetler verdik. Bu tür durumlar düşmana biraz umut verir oldu. Yoksa düşman aslında 84 eyleminde 15 Ağustos sonrasında yenildi. 85 Baharı’nda NATO’ya götürdüler meseleyi. Yenilmezlerse götürmezlerdi. NATO’dan beşinci madde kapsamında destek istediler. Bize saldırı var Irak tarafından destek vermelisiniz diye. Ondan sonra savaşa NATO el koydu. Şimdiye kadar da NATO yürütüyor.

15 Ağustos Atılımı’nda kadınların katılımı nasıldı? Bu katılımın daha sonraki süreçlere etkisi nasıl oldu?

Kadın katılımı, devrimciliğinin tarihsel gelişimi biliniyor. Yani gerçekten de Kürdistan’da isyanlarda toplum direndiği için kadınlar mutlaka yer alıyor zorunlu olarak. Fakat onun ötesinde bilinçli, örgütlü, öncü olarak mücadeleye katılması PKK ile oldu. Önder Apo’nun düşüncesiyle oldu. Önder Apo’nun düşüncesi de adım adım gelişerek ilerledi. Yani zorluklar, engeller bu alanda diğer alanlardan biraz daha da fazlaydı. Profesyonel devrimci militanlık, o geleneksel toplum ortamında, sömürgeci egemenlik ortamında gerçekten zordu. Partileşme sürecinde bu zorluklar yaşandı ama göğüs gerildi zorluklara. Bu konuda Önder Apo’nun tutumu belirleyici oldu. Bütün geri dar yaklaşımlara karşı ısrar etti. Dolayısıyla 12 Eylül darbesine gelindiğinde, yani partinin bir kadın hareketi vardı.

Parti kongresinde kadın arkadaşlar vardı, Sara arkadaş vardı mesela. Partinin komite örgütlenmelerinde kadın kolları, bütün bölge ve yerel komiteler de vardı. Yeterince bilinçli, eğitimli olmayabilir ama temsil düzeyi vardı. Bir de bir defa kırılınca o tutucu damar PKK’nin insana değer veren, kadına değer veren, mal mülkü olarak yaşamı ele almayan, dolayısıyla da kadına öyle yaklaşmayan, bu tür yaklaşımlara karşı keskin tutumu net bir biçimde toplumsal kesimi yayılınca gelişme hızlı oldu. Zaten sanki öyle bir şey bekleniyormuş gibi toplum bu anlayışları kırdı. Başka yerler için kırmadı ama PKK’ye öyle bir güven gelişti ki insanlar kadın erkek kendilerinden kuşku duyar PKK’den kuşku duymaz oldular. Kürt yurtseverliği bir çizgiye oturdu.

Örneğin 78, 79, 80’de Mardin’den diğer yerlere kadar en tutucu görünen yerlerde aileler sonuna kadar PKK’yi destekler hale geldiler. Kadınlar büyük bir cesaretle bu işin içine girdiler. Görev üstlendiler, her düzeyde kadrolaşmaya yöneldiler. Geri çekilmede önemli bir topluluk oluştu. Bir grup arkadaş vardı. Kıyaslama iyi değildir ama tabii insan bir şeyi anlatabilmek için de öyle yapmak zorunda kalıyor. Başka herhangi bir örgütte olmayan bir durum ortaya çıkmıştı. Bu sefer sadece PKK’ye katılmadılar Kürdistanı da bırakıp Ortadoğu’nun diğer alanlarına PKK ile gittiler Lübnan’a, Filistin’e. Gerilla eğitimine katıldılar özgür birey olarak.

KADIN GERİLLALARIN ARDINDAN LİBYA ORDUSUNDA KADINLAR ASKER OLDU

Birinci konferanstan sonra ülkeye dönüşü gerçekleştirmesi için 70 80 kişilik bir eğitim grubumuz vardı. 8-10 arkadaş da kadın arkadaştı. Onlardan hazırlananlarla 3 ay eğitim yaptık. Sonuçta büyük bir tören yaptık. Dostlar geldiler. Davet etti Önderlik, Cuma arkadaş Beyrut’tan Lübnan askeri ateşesi, Filistinli örgütleri bilmem ki birçok örgüt hepsine söz verdik. Böyle bir tatbikat oldu. O zaman (Libya’nın) Lübnan Ateşesi ilginçtir hiç unutmuyoruz onu Türkler her zaman ilkler yaptılar bu bölgede dediler dedi. Yine ilk yapıyorlar. Ben sizin cesaretinizi hayranım. Bu kadınları nasıl buraya kattınız ve özgürlük savaşçısı haline getirdiniz? Bunun bir örneği daha yok Ortadoğu’da. Ben Libya’ya gidersem Başkan Kaddafi’ye önereceğim kadınları askere alsınlar.

Gerçekten daha sonra Libya ordusunda kadınlar asker oldu. Sadece Kürdistan üzerinde değil, bölge üzerinde de daha o zamandan değiştirici etkisi vardı. Bu konuda doğru özgürlükçü tutum çok devrimcidir, çok değiştiricidir. Ülkeye geri dönüşte 83’te kadın arkadaşlarda az az döndüler. Yani öyle tümü birden değil gruplar halinde değildi ama ikişerli üçerli gruplar halinde dönüş yaptılar. Behdinan alanında, Xinere’de, Avaşin’de, Zap’ta var oldular, kamplarda kaldılar.

83 84 kışı ve baharında artık ülkeye dönüş ve gerillacılığa yönelim vardı. Demin ifade ettim gerilla nasıl yürüyecek belli değildi. Tabii ki parti örgütlenmesi buna göre gelişecekti, onun önündeki sorunları aşmak gerekiyordu. Yine kadın katılımı da burada gerillalaşması da nasıl olacak o çözümlenmesi gereken bir durumdu. Yaratıcı yaklaşım gerekiyordu. 15 Ağustos eylemleri olduğunda Behdinan’da kadın arkadaşlar da vardı. Hemen ardından Botan’a geçenler oldu. Eylemler duyulur duyulmaz ikinci haftasında.

ÖNDERLİK ÇİZGİSİ PKK’Yİ GELİŞTİRDİ

Hanım arkadaştı ilk geçen. Ondan sonra da 84 85 kışında 85’te, bütün Zagros ve Botan hattındaki temel birliklerde var oldular. Katıldılar. Birliklerin sayısı az olduğu için katılımda biraz dikkat etmek gerekiyordu. Yalnız başına olmuyor, tek olmuyor. Sayı olarak fazlalaşınca da birlik sayısı fazlalaşıyor. Bunlar da çözümlendi. Yani bunlar hep karşılaşılan sorunlardı, çözüldü. Pratik deneme yapa yapa ama hep hatalar da yaptık. Eksiklikler gösterdik ama önemli olan neydi? Isrardı. Bu devrimciliği yürütmeydi. Böyle bir yönelim de oldu. 85 Direnişi’nde her yerde yer aldılar. 85’tE ilk şehitleri de verdik.

85 şehitlerin içerisinde kadın arkadaşlar da oldu. Hanım arkadaş da şehit düştü Eruh’ta. Rahime arkadaş da şehit düştü Besta ve Cudi arasında. Çiçek arkadaş da şehit düştü. Dersimli Çiçek arkadaş. Önderlik Filistin’den gelirken demiş ki Çiçek arkadaş hiçbir şey yapamazsan bir köylü örgütleyebilirsin. Yani en azından bir muhtar bir köy örgütlüyor, bir muhtar da mı olamazsın diye. Gelmişti. Bazı tartışmalar da vardı. Fatma’yla da tartışılıyordu. Bu zorlayıcıydı, ondan da kaynaklıydı. Bir gün not yazmış, bunu notta ifade etmişti. Yani pratiğe katılmak istiyorum. Hiçbir şey yapamazsam bir köy örgütleyebilirim. Bir köy örgütlemek için Besta’ya girdi. Besta’nın hepsi köydü o zaman. O mücadele içerisinde şehit düştü. Diğer birçok arkadaş daha şey olarak katıldılar.

Değişim ne oldu yani? Tabi ideolojik olarak önderlik çizgisi, örgüt olarak PKK’yi geliştirdi. Ama bunun örgüte, eyleme dönüşmesi, her türlü bireyden ve toplumdan kaynaklanan geriliklerin, gericiliklerin kırılması gerillayla oldu. Gerillaya katılımlar, kadın gerillalaşmasıyla bu ilk adımlar gerçekten de kadın gerillalaşması adımları oldu. 70’lerin ortasından itibaren partileşme sürecinde Bakur’da bazı şeyler kırılmıştı. Önce toplum biraz şeyle karşıladı. Kadınlar böyle olur mu? Kendi başına hareket ediyorlar. Hafif bir tepki oldu fakat PKK ölçüleri görünce demin ifade ettim tersine döndü.

ZORLUKLARIN NASIL AŞILDIĞINI HİÇ UNUTMAMALIYIZ

Aynı şeyi gerillacılıkta Botan’da oldu. İlk zamanlarda böyle görünce şaşkınlık çok tabii. Bu şaşkınlığın yarattığı biraz şey de vardı fakat çok bir tepki ve reddetme durumuna gitmedi. Çok kısa sürede tersine döndü olumlu etki yaptı. Bu sefer daha fazla değer görür oldu, daha çok şey hiç Colemerg’de ilişkimiz yoktu. 85-86 kışında Azime arkadaşı Colemerg’in içinde gönderdik. Yalnız başına hiç ilişkimiz yoktu. Bahara kadar bir grup örgütledi çıktı. Toplum öyle yadırgama değil tam tersine o düzeyiyle benimser hale geldi, köylük alanda da öyleydi. Hem gerillanın destek olmasında, giderek gerillaya katılım da son derece etkili rol oynadı.

Özgürlük bilincinin iradesinin gelişmesi, kadının özgürleşmesi, devrimcileşmesi, iradeleşmesi, kendi kişiliğinde en büyük devrimi gerçekleştirmek olduğu kadar toplumda da en büyük, en temel devrimi gerçekleştirmek oluyor. Bu böyle gözle görülür gibidir. Öyle görünmez şey değil, anı anına hızla yapıyor. Bir çok ölçü değer yargısı bakıyorsun kırılıyor ve insanların doğruları değişiyor, güzelleri değişiyor, iyileri değişiyor, paradigmalar değişiyor. Ret kabul ölçüleri değişiyor. Yeni ölçülere, ilkelere bağlı yeni insan ortaya çıkıyor. Gelişme böyledir.

Daha sonra bu büyük gelişme bunun üzerinde oldu ama ilk atılan temellerin zorlukları vardır. O zorluklarla mücadele edildi, direnildi. Onları iyi bilmek lazım. Bu zorluklara göğüs germek, nasıl yaşandı onu hiç unutmamak gerekli. Ama bu görkemli büyük gelişme ortaya çıkınca görülünce o zorlukları insan yani rahatlıkla kabul edilebilir görüyor. O bir sıkıntı verici değil tam tersine bir güçlenme kaynağı olarak insanı rahatlıkla değerlendirebiliyor ki özgür kadının gelişimi, kadın gerillacılığı temeli de bunun gelişimi ve bugün bütün devrime öncülük eden kadın özgürlük devrimi haline gelmesi o ilk temellerinin atılması ile oldu. Her şey orada yatıyor. Saygı ve sevgiyle anıyorum.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan ve HPG-YJA Star gerillalarının 15 Ağustos Atılımı’na dair mesajları şöyle:

HPG gerillası Amed: 15 Ağustos Atılımı, aslında Mazlum Doğan ile yakılan ateşin günümüze kadar büyüyerek gelmesini temsil ediyor. Bu ateş daha da büyütecek. Ateş düşmanı ve düşmanla birlikte hareket eden birçok kişiyi de yaktı. Sonuç alıncaya kadar başta Kürdistan olmak üzere bu ateş her yeri aydınlatacak. Bu temelde 15 Ağustos Atılımı başta Kürt halkına, Ortadoğu halklarına ve bütün arkadaşlara kutlu olsun.

HPG gerillası Mahir: Ben de başta Önderlik olmak üzere tüm halkların, zindanda ve dağlarda direnen tüm arkadaşların 15 Ağustos diriliş bayramını kutluyorum. 15 Ağustos Atılımı Kürt halkının intikamıdır. Kürt halkının tüm isyanlarında bize kalan miras, düşmana karşı direnmek ve zafer elde etmek. 15 Ağustos Kürt halkının zafer günüdür.

HPG gerillası Kendal: Bizler de komutan Agit çizgisinde daha da güçlenmeliyiz. Yine sanat alanında da 15 Ağustos Atılımı’nı daha da büyütmeliyiz. Adım adım bu devrime layık bir başarı elde etmeliyiz.

YJA Star gerillası Dilan: Başkan Apo, tüm halkımızın, zindanda direnen ve mevzilerde büyük bir mücadele veren arkadaşlarımın 15 Ağustos diriliş bayramını kutluyor ve bugünleri bize yaşatan tüm şehitlerimizi büyük komutan heval Agit şahsında minnetle anıyorum. 15 Ağustos’u Kürt halkına tekrardan öz savunma gücünü kazandıran bir diriliş bayramı olarak ele alıyorum. Çünkü insan olmanın en temel koşulu kendisini savunabilme koşuludur. 15 Ağustos Atılımı’ndan önce kendini savunan, kendi olabilen bir Kürt gerçekliğinden bahsetmek çok mümkün değil. Fakat 15 Ağustos’la beraber kendisini savunan bir halk gerçekliği açığa çıktı. Bugün de bu savaş her gün biraz daha büyüyerek güçleniyor ve her Kürt bireyinin kendisini savunduğu oranda bu savaş zaferi de getirecektir. Yani bulunduğumuz her alanda devrimci halk savaşını tüm bu yoldaşların emeği şahsında da zafere götüreceğimizin iddiasını, kararlılığını ve coşkusunu bir kez daha dile getiriyoruz.

HPG gerillası Argeş Delila: Heval Agit ve Zilan şahsında tüm devrim şehitlerini saygı ile anıyor, sözümüzü ve kararlılığımızı bir kez daha yineliyoruz. Şüphesiz komutan Agit’in yarattığı direniş çizgisini esas alan gerillalar Kürdistan’ın her alanında destanlar yazıyor. Topraklarımızı işgal eden emperyalist güçlere karşı ancak Zilanların, Agitlerin, Beritanların, Mazlumların, Kemallerin, Hayrilerin ruhu ile direnerek işgale ve tecride son verebilir ve özgür Kürdistan’ı yaratabiliriz.

YJA Star gerillası Irmak: 15 Ağustos bizler için önemli bir gün, varlığımızın ilan edildiği, büyük zaferlerin yazıldığı bir gün. Böylesi bir güne muhakkak büyük cevap olmak gerekiyor. Özellikle Kürdistan gençliğinin ve kadınlarının böylesi bir güne zafer çizgisinde katılması gerekiyor. Ben de bu temel Kürdistan gençlerini özgür Kürdistan dağlarına gerillalaşmaya çağırıyorum.

HPG gerillası Argeş Serhed: 15 Ağustos Atılımı’nın 37. yıldönümü önderlik şahsında herkese kutlu olsun. Komutan heval Agit şahsında tüm şehitlerimizi minnetle anıyor, anıları önünde saygı ile eğiliyorum. Başarı sözümüzü tekrarlıyorum. 15 Ağustos Seyit Rızaların, Ağrı isyanının, Şengal fermanlarının intikamıdır.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan: Tüm yoldaşlara teşekkür ediyorum, mesajlarına katılıyorum. Gerçekten de 15 Ağustos bir ruh, bir irade, bir yaşam tarzı, bir cesaret, fedakarlık, bir yeniden doğuştur. 15 Ağustos bir yenilmezlik, tarihin en büyük zaferidir. 15 Ağustos gerçekten bir destandır. Bu ruh bugün HPG ve YJA Star gerillasında yaşanıyor. Heftanin’de, Avaşin’de, Zap’ta, Metina’da, Zagros’da, Botan’da, Xakurkê’de yaşanıyor. Bu ruh Serhat’ta, Dersim’de yaşanıyor, bu ruh Kürt kadınlarında ve gençlerinde yaşanıyor. İşçi, emekçi tüm Kürt halkında, Kürt dostlarında yaşanıyor. İnanıyoruz ki 38. 15 Ağustos yılında kahraman gerilla ve bu yiğit halk daha çok birleşecek, daha güçlü örgütlenecek ve daha çok savaşacak. Devrimci intikam görevlerinin daha çok yerine getirecek. Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü 15 Ağustos Atılımı’nın 38. yılında mutlaka sağlayacaktır. Bu temelde herkesi bulunduğu her yerde 15 Ağustos’u doğru anlamaya, doğru dersler çıkarmaya, büyük bir coşku ve heyecanla 15 Ağustos diriliş bayramını, gerilla bayramını kutlamaya çağırıyorum. 15 Tebaxê pîroz be. Cejna vejînê pîroz be.

En Çok Okunanlar

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler