Kalkan: PKK Kürdistan’da yeni bir toplum yarattı

0
166

PKK’nin Kurdistan’da yeni bir toplum yarattığını söyleyen Duran Kalkan, “Kurdistan’da gelişen mücadele bütün insanlığa, kadınlara, gençlere, halklara, ezilenlere yayılıyor. Onlar PKK’de kendilerini görüyorlar. PKK yayılacaktır, bunu kimse önleyemez” dedi.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, PKK’nin 44 yıllık yürüyüşünü “Maya tutmuştur, yol açılmıştır, yolda yürüyüş önemli bir düzeye gelmiştir. Gerisi zaferden zafere koşan bir özgürlükçü gelişme, devrimci gelişme olacak. 45. PKK yılında bunu çok daha güçlü bir biçimde gerçekleştireceğiz” sözleriyle özetledi.

Kalkan ile PKK’nin 45. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle ANF için yapılan söyleşinin ikinci ve son bölümü şöyle:

Kültür-sanat alanına ilişkin değerlendirmelerde bulundunuz. Aynı soruyu basın-yayın için de sormak istiyorum. 50 yıl önce Kürtlerin bu anlamda durumu neydi, neler yaratıldı, etki düzeyi ne oldu? Ve bu 50 yıllık serüvende hakikati kavratma çalışmaları nasıl oldu?

Propaganda, basın alanında numunelik şeyler var. Örneğin, değerli Kürt bilge Musa Anterlerin çabaları. Kitap, makaleleri, yazıları vardı. Zorluklar altında neler yapabildikleri ortada. Eğitim sistemi soykırımcı, sömürgeci sistemin elinde. Asimilasyon, soykırım kurumu olarak çalıştılar. PKK’nin, 50 yıllık mücadelesinde en başarılı faaliyeti eğitimdir. Bunun da temeli propaganda, kendini eğitme, toplumu eğitme, kadroyu eğitme, savaşçıyı eğitmedir. Önder Apo’nun tüm faaliyetleri budur. Önder Apo’ya “en büyük silahın nedir” diye sorduklarında, “bilim” dedi. PKK baştan itibaren çeşitli propaganda yöntemlerini kullandı. Başlangıçta sözlü propaganda yaptı, gizlilik gereği hemen materyal çıkaracak hali yoktu. Çünkü PKK otosansür uygulamıyordu kendisine. Sözlü propagandanın ardından yazılı sürece geçildi. Daha sonra silah eğitimi başladı.

PKK’de silah en temel eğitim araçlarından biri oldu. Kadroyu, gerillayı, kadını, genci, bütün toplumu eğitti. Hala da eğitiyor  Silahın anlamı budur. Silahlı propagandayı 78-86 yılları arasında yoğun da kullandı. Silahlı propaganda yaparken yazılı ve görsel basın yayına da adım attı. Basın-yayın rolü daha çok 1990’dan sonra ortaya çıktı. Basın-yayın alanında ilk dergi, Serxwebûn’dur. 4-6 Eylül 1978’de ilk sayısı Amed, Bingöl ve Elazığ’da illegal olarak basıldı. Ardından 5, 6 sayı özel olarak devam etti. Daha sonra da yazılı çalışmaları 1982 yılından itibaren Avrupa üzerinden geliştirildi. Günümüze kadar 40 yıldır her ay yayınlanıyor. Bunun dışında kitaplar basıldı, dergiler çıkarıldı. Sonra 1995’ten itibaren televizyon ve radyo yayınları geliştirildi.  90’lı yıllarda Türkiye ve Kurdistan’a taştı. İstanbul üzerinden Özgür Gündem, Toplumsal Diriliş ve Özgür Halk olarak… Başur, Rojava ve Rojhilat’ta da gelişti. Rojava’da 1986 yılından sonra Arapça olarak yayın çıkarıldı.

Bugün çok geniş bir külliyat haline geldi. Dört parça Kurdistan’da ve yurtdışında yazılı, görsel, işitsel düzeyde birçok dilden yayın yapılıyor. Önemli bir etkinliği var fakat yine de silahlı propagandanın da etkinliği var. Gerilla eğitici rolünü sürdürüyor. Bu tarihsel süreçte basın-yayının etkinlik durumu ne oldu, onu değerlendirmek gerekir. PKK ilk çıktığında hiçbir materyali yoktu. Sözlü propaganda yapıyordu ama ideolojik mücadele de çok etkiliydi. Çünkü hakikati söylüyordu, gerçekleri ifade ediyordu. Herkesin görüp de söylemediklerini söylüyordu. Herkesin  kaçtığından kaçmıyordu; onun için herkes bin yazıyor, bin konuşuyordu. PKK’nin bir konuşması bin yalanı yok ediyordu. İşin gerçeği bu.

BASIN-YAYIN ALANINDA KENDİ KİMLİĞİMİZİ, ÖZGÜNLÜĞÜMÜZÜ KORUMALIYIZ

PKK, silahı çok doğru yerde, anlamlı kullandığı için silahlı propaganda çok etkili oldu. Gerillanın rolü çok güçlü ve eğitici oldu. Basın-yayın da öyledir. Evet, şu an bir düzeyi var fakat gücü maddi çokluğundan gelmiyor; gerçekleri, hakikati ifade etmesinden ileri geliyor. Herhangi bir çıkar, yalan, dolan olmamasından ileri geliyor. Basın-yayın karşı tarafın özel savaş sisteminin bütün yalanlarını, hilelerini ortaya koyuyor. Bunları açığa çıkardığı sürece gerçekleri gösteriyor, maskeleri düşürüyor. Bir kıvılcım düzeyinde bile olsa etkili oluyor. Bu gerçeği görmemiz lazım. Basın-yayının, özel savaş sisteminin hilesini, yalanını ortaya çıkarma görevi var. Büyük bir mücadele alanıdır.

Diğer yandan eğitici rolü de var. Kürt toplumunu, Kürt kadınını, gencini, ezilenleri eğitme rolü var. Kurdistan’da ortaya çıkan gerçekleri bütün insanlığa taşırılmasında basın-yayın sorumlu. Geniş ve önemli bir çalışma alanıdır. Bizdeki basın-yayının diğerlerinden farkı var, bunu görmemiz lazım. Burada eksiklikler var. Bir eleştiri olarak söylemem de gerekiyor. Amacını tam bilemiyor, rolüne tam hakim değil, dolayısıyla onu nasıl gerçekleştirecek ona hakim değil. Başkalarına benzeme çok fazla yaşanıyor. Sözlü propagandayı kimse yapmıyordu, sadece PKK yaptı.

Önder Apo ve PKK başkalarına benzemedi. Basın-yayında kendi kimliğimizi, kendi özgünlüğümüzü korumamız lazım. Biz bir özgürlük hareketinin sesiyiz. Özgür toplum, özgür kadın, özgür birey yaratıyoruz, eğiliyoruz. Özgürlük mücadelesi yürütüyoruz. Özel savaşa karşı mücadele ediyoruz. En temel mücadele alanıdır basın-yayın. Eskiden dördüncü kuvvet deniliyordu, şimdi birinci kuvvet oldu. Her şey basın-yayınla topluma ulaşıyor. O halde basın-yayınımızı bu düzeye getirmemiz lazım.  Propaganda, ajitasyonumuzu basın-yayın üzerinden de etkili hale getirmemiz lazım.

50 yıllık mücadele tarihinde ortaya çıkan birkaç nesil oldu. Bu nesillerin, özellikle gençliğin durumu nedir? Kapitalist-modernitenin gençlere dönük saldırıları nasıl olmuştur ve PKK bilinci ile şekillenen gençliğin devrimci duruşu nasıl olmalı?

Birkaç nesil olmadı, bir yeni toplum ortaya çıktı. Önder Apo, 70 yaşının üzerindedir, PKK’nin kurucuları 70 yaşına yaklaşıyor. Önder Apo 94’te şöyle demişti: “Yönetim 40 yaşında, komutan 30 yaşında, savaşçı 20 yaşında, PKK en güçlü çağında.” O zaman öyleydi. O zamandan bu yana 30 yıl geçti. PKK birkaç nesil yaratan değil yeni bir toplum ortaya çıkaran bir güç oldu. Herkes PKK’nin içinde var olmadı ama şu an var olanlar baştan itibaren PKK’yi tanıdılar. Yaşamlarının bir anından tanıdılar, etkilendiler, içinde oldular, karşısında oldular, yanında oldular. Dolayısıyla PKK ile birlikte yeni bir toplum ortaya çıktı dememiz lazım.

PKK’den önce toplumsal değer yargıları, ölçüleri nelerdi, şimdi nelerdir? Sosyolojik, psikolojik, ideolojik açıdan aslında bu kıyaslamaları yapmak lazım. Somut gelişmeler var çünkü. Çok maddiyatçı olmamalıyız. Herşeyi siyasi, askeri ya da para ile ölçmemeliyiz. Bugün PKK içinde olan gençlik uluslararası komplo ve ona karşı mücadele içinde oluşan bir gençliktir. Mevcut gençliği öyle tanımlamamız gerekli. 90’lı yıllarda gerillaya katılımları Önderlik değerlendirirken özel savaş üzerinde çok durdu. Özel savaş gençliği diye tanımlamalar yaptı. Özel savaş sisteminin okulda, sokakta gençlere kazandırdığı zihniyet, tarz, davranışlar vardı. Bunlar çok kötüydü, çok bireyci, çok bencil. Toplumdan çok kopuk, çok maddiyatçı, çok hileciydi. Eğitimi bunlara karşı geliştirdi. Bu yapılan değerlendirmeler özel savaş için de geçerli. Ama bu 15 Şubat komplosu ile, İmralı tecridi ile yürütülen bir savaş. Bu şekilde ele almak gerekiyor. İmralı tecrit sisteminin Kürt insanı ve gençliği üzerindeki etkileri nelerdir diye ele almak gerekiyor. Bunları incelememiz lazım.

Gençliğe dönük düşman saldırıları çok tahripkar. Özel savaşın çok ötesinde. Öyle ki hiçbir gelecek umudu bırakmayan, karamsar, kötümser kılan, aşırı bireycileştiren, maddiyatlaştıran bir sistem. Gençlerin bazılarını kültürel soykırım ile alıyor bir köle gibi kullanıyor, onun dışındakileri devrime katılmasın diye her türlü özel savaş saldırıları yapıyor. Uyuşturucu, fuhuş her türlü yozlaştırıcı, bitirici bir saldırı var. Basına bakın Türkiye’ye de yayılmış bu. Kılıçdaroğlu o gün diyor, uyuşturucu baronlarını açıklayacağım. Bu silah baronlarını da, siyaset baronlarını da açıklasa iyidir. Türkiye’ye de yaymışlar; 10 yaşına inmiş. Her tarafta uyuşturucu satılıyor. AKP-MHP faşist diktatörlüğü planlı, bilinçli bir biçimde bunu yapıyor. Kurdistan’da komplodan sonra çok daha ileri bir biçimde yaptılar. İlker Başbuğ diyordu savaşı 7 boyutta yürütmeliyiz. 7 değil 17 boyuta çıkardılar. En çok da kadına ve gençliğe yöneliyorlar. Ama en yoğun saldırı gençliğe oluyor. Kürt insanı bu gerçeği görmeli. Gençliğe bu çerçevede yaklaşmalı. Biz de buna karşı mücadele yürütüyoruz. Gençlik mücadele yürütüyor.

GENÇLİK SİSTEM İÇİ MÜCADELEDEN ÇIKMALI

Bu mücadelenin içinde doğan, büyüyen gençlik de var. Hala katılıyorlar, Apocu gençlik diyorlar kendilerine. Dört parça Kurdistan’da var, yurtdışında var; bu önemli. Gerillaya katılıyorlar, özgürlük mücadelesinin diğer alanlarına katılıyorlar. Önder Apo ile başlayan bir gençlik yürüyüşü de var aynı zamanda. Önder Apo bir gençlik önderi, PKK bir gençlik partisidir. “Genç başladık, genç başarıyoruz” dedi Önder Apo. Bugün de her alanda mücadeleyi yürüten dinamizm, gençlik dinamizmidir. Fakat özel savaşın etkileri çoktur, zorlayıcılığı var. Büyük bir kitle bu özel savaş saldırısının etkisinde. Gençlik hareketi, diğer hareketlerimiz gençliğe dönük bu saldırılara karşı yeterince mücadele edemiyor. Gençliği uyarması ve o durumdan çıkarması lazım. Çok yaygın çalışmak lazım. Sürekli kesintisiz bir mücadele yürütmek gerekir. Bazen söylüyorlar, açıklama yapıyorlar, bir, iki eylem yapılıyor, duruluyor. Oysaki özel savaşın bütün boyutlarına karşı kesintisiz mücadele olması lazım. Gençliği eğitme, bilinçlendirme, gerillaya katma, kültür-sanat, basın ve devrimci faaliyetleri gençliğin omuzlaması lazım. Gençliği o düzeye getirmek gerekir.

Gençlik çok okumalı, çok tartışmalı. Bu düzenden fazla bir şey beklememeli. Düzen içi çalışmalarla bir yere gitmemeli. Düzen içine kayma var gençlikte. Özellikle Bakur ve Türkiye için bunu söyleyebiliriz. Zaten Başûr’a da o yansıyor. Rojava bu konuda dikkatli olmalı. Rojhilat gençliği kopuyor bu son direnişte, bu çok önemlidir. Gençlik sistem içi mücadeleden çıkmalı. Orada özel savaş yok eder onu. O bakımdan sistemin dışına çıkabilmek, harekete bu temelde daha çok katılabilmek gereklidir. Sistem içi siyasetin ağır etkisinde kalan bir gençlik düzeyi ortaya çıktı bunu kırmamız lazım. Gençlik siyasi mücadeleye güç vermeli ama kendisi o siyaseti yapan olamaz. Bu bakımdan çok dikkatli olmamız gereken bir durumdayız. Genç yoldaşlara, tüm Kürt gençliğine bir uyarıda bulunuyorum. Çok okusunlar, tartışsınlar, örgütlensinler ve mücadeleye çok daha aktif katılsınlar. Çünkü gelecek onlarındır. Doğru geleceği de ancak kendi elleri ile yaratırlar.

PKK’nin ilk çıkış yıllarına gidersek dört parça Kurdistan PKK ile nasıl tanıştı? İlk grupların ailelerle tanışması, yine ilk arkadaşların yaklaşımları nasıldı?

Kurdistan’ın parçalanması nedeniyle PKK’ni Kurdistan’a yayılması parça parça oldu. Bir anda olmadı. Önderliksel doğuş, ilk grup Ankara’dan gelişti. Oradan Kuzey Kurdistan’a yayıldı. 76-80 arasında PKK Kuzey’de kuruldu. PKK programı Kurdistan’ın bütünlüğünü ön görüyordu ama esas olarak programı Kuzey Kurdistan devrimine ilişkindi. Hilvan ve Siverek direnişlerinin ardından PKK’nin kuruluşu Kurdistan ve yurtdışında bir etki yarattı. Özellikle Kuzey’den Avrupa’ya gidenler orada yurtseverleri PKK ile tanıştırdılar. Bunun üzerinden yurtdışına açılım oldu. Önder Apo PKK ilanından önce Rojava’ya geçti. Ordan Suriye, Lübnan, Filistin ile ilişkiler içerisine girdi. Böyle bir geçiş temelinde dışa taşması oldu PKK’nin. 1979 yılından itibaren Rojava’da adım adım yayıldı. Suudi’den Libya’ya kadar Kürt işçiler vardı, bundan dolayı PKK Arap sahasında da yayıldı.

Rojhilat’a 80 başında Karasungur ve bir grup arkadaş geçti. Rojhilat’ta PKK yayılımı bu şekilde oldu. Gittikçe gerilla grupları geldi. Başur 81-82’den itibaren tanıdı. 81’de Karasungur arkadaş, daha sonra Egîd arkadaş Başûr’la tanıştılar. Başûrlu güçler o zaman dışarıdaydı. KDP de, YNK de o zaman orada değillerdi. Diğer örgütler de İran-Irak savaşından sonra dönüyorlardı. Pêşmerge gücü, halk gücü gelebildiği kadarıyla geldiler. Rojhilat alanı şahlık yıkılmıştı, Kürt örgütlerinin de denetimi vardı. PKK onlarla tanıştı. Savaşın ardından örgütlerle o ilişkiler yürümedi ama toplumla devam etti.

Rojava’da Önder Apo önce evleri tanıdı. Daha sonra ilk gruplar gitti. Evler tuttuk, Qamişlo’da, Kobanê’de, Efrîn’de, Halep’te. Yurtseverlerin evinde de kaldık ama kendi evlerimiz de oldu. Özellikle 12 Eylül geri çekilmesi olunca daha fazla kendi evlerimize ihtiyaç oldu. Gerilla hazırlıklarının ihtiyacını karşılayacak kadar ilişkiler oldu. Bakur’da halk içerisinde yayıldı. Önce ilişkiler daha çok öğrenciler üzerinden oluyordu. Sadece gençlik değildi, aydınlarla da, memurlarla da ilişkiler gelişti. Onlar üzerinden ailelere, halka, işçi ve emekçilere, sonra köylere açılma gelişti.

İNSANLAR DOĞRULUĞU, ADALETİ PKK KADROLARINDA GÖRDÜLER

Hem olumlu hem olumsuz yanları var. Herkes açık değildi. Yurtseverlerdi ama korkuyorlardı, dikkat etmeleri gerekiyordu, mesafeli duruyorlardı. Çocuklarının katılımına, profesyonelleşmelerine karşı çıkıyorlardı, yurtsever ol ama sen önde olma başkası önde olsun düşünceleri çoktu. Böyle zorlukları vardı, yoğun bir mücadele gerektirdi. Şimdiki gibi bir ortam yoktu. Örneğin kadınların aileden kopması çok zor bir şeydi. Çok büyük bir mücadele gerekti, biraz da zamanla oldu. Tanıyarak oldu. Önder Apo bütün bunları çok iyi bildiği için Kürtlere ve Kurdistan’a özgü bir mücadele tarzı geliştirdi. Kadro eğitimi, Apocu grubun şekillenmesi tamamen bunları bilme temelinde oldu. Halkı tanıyacaksın, halkın değer yargılarına sahip çıkacaksın, malına, canına, namusuna saygı göstereceksin.

Kürt insanı öyle sözle inanacak durumda değildi. Ezilmiş, o kadar katliamdan geçirilmiş, soykırım altında olan bir halktı. Sana inanması için görmesi, denemesi lazımdı. O halde yaşam tarzında, davranışına dikkat edeceksin. Halkla ilişkiler PKK’de buna göre şekillendi. Çok ölçülü, dikkatli, insanları etkileyecek, onlardan olumlu yan bulup, insanları kabul eder kılacak özelliklerle oldu. Bir defa kitle çizgisi vardı, kimlerle ilişkileneceksin, insanlara nasıl yaklaşacaksın, kadına, işçiye, aileye nasıl yaklaşacaksın? Nasıl ilişki kurulur, insanlar nasıl ikna edilir, hepsi amaca göre ve başarmak üzere şekilleniyordu. Bu konuda çok duyarlı ve dikkatliydiler. Önderlik ölçüleri ve ilkeleri çok etkiliydi. PKK herşeyi affeder bunu affetmezdi. Bu konuda çok duyarlıydı. Böyle çalışmalarla halkı etkiledi, adil davrandı, hiç haksızlık yapmadı, zorluk çıkarmadı.

İnsanlar doğruluğu, adaleti, hakkı, gerçeği PKK kadrolarında gördüler. İşçiler, emekçiler, kadınlar bunu gördükçe etkilendiler. Önder Apo savunmada, “Ne söylediklerine değil, nasıl yaşadıklarına bakarak, görerek halk inandı Apoculara ve her türlü desteği verdi” diye yazdı. Böyle olunca halkın bağlanması çok güçlü oluyor, her şeyini veriyor. Kürt halkı özgürlük için mücadele edenlere her şeylerini verdiler. Kürt kadınları zaten yurtseverliği temsil ediyorlardı, bütün aileyi, toplumu aştılar. PKK’de affedilmez suç halka karşı işlenen suçlardır. Bu düzeyde kendi içinde bir disiplin uyguladı. Toplum da gördü bunu. Kendinden çok, hukuku-adaleti PKK’nin temsil ettiğine inandı ve o düzeyde bağlandı.

PKK kurulmadan önce PKK mücadelesi içerisinde yer alanların o dönemdeki ruhu, mücadeleci kişiliği, yine Apocuların karakteri nasıldı?

Onları ifade etmeye çalıştım. Bir defa amaçla bağlı herşey. PKK’nin iddiası büyüktü, amaçları netti. Dolayısıyla ciddi işlerle uğraşıyordu. Önder Apo’nun kişiliği disiplindir, örgüttür, ciddiyettir, amaç bağlılığıdır. Partiye ve kadroya bütünüyle bu özellikleri verdi. Uğraştığı işin ciddiyetine, ölçülerine, ilkelerine uygun davrandı, hareket etti. Öyle herkes her biçimde PKK içerisinde yer alamadı. Herkesi, her ölçüyü kabul etmedi. PKK’ye katılanların, PKK adına çalışanların kendisi için, bireysel olarak aradıkları, istedikleri hiçbir şey yoktu. Her şeylerini özgürlük mücadelesine, halkın baskıdan, sömürüden kurtarılmasına veriyorlardı. Bir şey alan değil verendiler aslında. Kendileri her şeylerini veriyorlardı, onun için de ilişki kurdukları herkes bir şeyler veriyordu. Verdiğinin bir bireyin çıkarı, ihtiyacı için kullanılmayacağını, mücadelenin, halkın ihtiyaçları için kullanılacağını iyi biliyorlardı. O yüzden insanlar etkileniyordu, katılıyordu.

O dönem çalışmalarını mahkemelerde en iyi Mazlum arkadaş, Kemal arkadaş, Hayri arkadaş dile getirdi. Aç da kaldık, susuz da kaldık, gerekirse 3 saat, gerekirse 300 saat konuştuk, bir kişi ile ilişki kurmak, onu kazanmak için sonuna kadar peşinden gittik dediler. Bahçelerde, sokaklarda kaldık, yatacak yer bulamadık, yiyecek bulamadık dediler. Ama bunları hiç şikayet etmediler, bunların aşılacağına inandılar. Hazır hiçbir şey ile hareket edilmedi. Şimdi herkes maddi imkan istiyor. Ufak birşey olunca, hele ver ona göre yapayım, diyor. Bunun PKK’likle bir bağı yoktur. Apocu çalışma kesinlikle öyle değildir. Sen sadece görev alabilirsin. PKK adına çalışma yapıyorsan ne mutlu sana. Sen üreteceksin, sen çalışıp kazanacaksın. Devrimcilik, siyaset, mücadele kazanma, başarma işidir. Var olanı kullanma değildir. PKK devrimciliği hiç böyle olmadı.

Böyle olsaydı Apocular olamazdı, PKK hiç kurulamazdı. Hazır hiçbir şey yoktu çünkü. Gerçekten ne bir insan vardı, ne beş kuruş para vardı. Diyelim Ankara’dan Amed’e mi gidecek, Antep’e mi gidecek, yol parasını bulmuşsa ne mutlu. Ondan ötesini kendisi yaratırdı. Haki arkadaş hamallık yaptı, işçilik yaptı para gerektiği zaman. Bu anlamda her adım atışta kazanma oldu, gelişme oldu. Her girilen yerden sonuç çıktı. İşin ciddiyeti, amaç bağlılığı vardı. İnsanlar PKK’li, Apocu kadroyu görünce inandılar. Amed-Siverek çevresinden bir grup vardı mesela. Serxwebûn’u okumuşlar, bizimle görüşmek istediler. Bir arkadaşla gittik, ne olacak acaba diye. Şaşırdık; baktık ellerinde Serxwebûn var. Dediler, “Biz bunu okuduk, PKK gerçekten burada yazılanları yapacak mı yapmayacak mı; onu sormak istedik. “Biz kızdık tabii. Biraz tepki gösterdik; PKK yapmayacaklarını yazmaz, söylediğini yapar, yapacağını söyler. Ölçüsü budur. Elbette uygulayacaktır. Eğer uygulayacaksa biz de PKK’liyiz, PKK’ye katılıyoruz, dediler. Öyle katılım gösterdiler. İnsanlar böyle kazanıldı.

BERLİN’DEKİ KONFERANS  JIN JIYAN AZADÎ KONGRESİ GİBİYDİ

PKK mücadelesinde en önemli başlıklardan biri kadın direnişidir. Bu anlamda ilk günden bu zamana kadar kadın mücadelesinin seyri nasıl gelişti?

En son Berlin’de Uluslararası Kadın Konferansı yapıldı. Başarılı geçtiği ifade edildi. Partimiz adına selamlıyorum o konferansı. Sonuçların da başarılı olacağına inanıyorum. 41 ülkeden katılım gerçekleşmiş, gerçekten de iyi tartıştılar. Bizim devrimimiz; yaşamı özgürleştirmek dediler. Büyük bir iddia, irade ve bilinç vardı. İyi bir noktadan tutulmuştu. Sanırım dünyanın dört bir yanındaki kadın hareketlerine etkisi olacaktır. Rojhilat ve İran kadınları için de büyük bir destek oldu, mesaj oldu. Jin Jiyan Azadî devrimini destekleyen, adeta onun kongresi gibi birşey oldu. Büyük etkisi olacağına inanıyoruz.

Kadın özgürlüğü konusu önemli. Kürtler özünde anaerkil bir toplum, neolitiği yaşamış bir toplum. Dolayısıyla ana tanrıça kültürünü yaşamış bir toplum. Ama bu hep böyle kalmadı. Özellikle Osmanlı sistemi içerisinde son 200-300 yılında Kurdistan’da gelişen ağalık, feodalite erkek egemenliği en ileri düzeye çıkardı, ataerkilliği geliştirdi. Feodal, derebeylik düzeni durumu tersine çevirdi. Ardından soykırımcı, egemenlik ulusal kültürleri en çok temsil eden kadına yöneldi. Eskiden Jandarma Genel Komutanlığı yapmıştı, 80’li yılların sonunda Kurdistan’da Kolordu Komutanı’ydı, bir kadın gazeteciyle röportaj yapıyordu. Hüngür hüngür ağlıyordu, “Bacılarımızı Türkleştiremedik, en büyük hatayı orada yaptık, bu olaylar onun için çıkıyor” dedi. Başarısızlıklarını ilan ediyorlardı. Sömürgeci-soykırımcı saldırıların hedefinde kadınlar olduğunu ve orada başarısız olduklarını itiraf ediyorlardı.

Bunun çarpıtması da var. Özel savaş politikası en çok kadını zorladı. Özel savaş saldırıları yine gençlik ile birlikte en çok kadını hedefledi. PKK açısından değerlendirilirse; evet, PKK başlangıçta kadınların yoğun katılım geliştirdiği bir hareket olmadı, olamazdı da. Mümkün değildi. Ankara’da doğdu, Kurdistan’da da çıkış yapamadı. Egemenlikçi sistem öyleydi. Dolayısıyla kadın öncülüğünde bir ulusal devrim başlasaydı zaten orada ulusal kölelik de olmazdı, kadın köleliği de olmazdı. Baştan itibaren diğer örgütlerde hiç yer almadı kadınlar ama PKK’de az da olsa bir temsilini buldu. Parti Kuruluş Kongresinde Sara arkadaş vardı. Sara hevali de saygı ve minnetle anıyorum. PKK kadına çağrı yaptı. Kurdistan’ın durumunu ve kadının durumunu benzer gördü.

KADIN DEVRİMİ KURDİSTAN’DA BÜYÜK BİR DEVRİM

PKK kadınlara, Kurdistan ulusal kurtuluşu kendi özgürlüğünüz için de gerekli, bunlar birbirine bağlı, dedi ve bu temelde mücadeleye katılma çağrısı yaptı. PKK’nin topluma yaklaşımı, halka yaklaşımı, mücadeleye yaklaşımındaki ciddiyeti, disiplini, örgütlülüğü kadın konusunda da oldu. Bilinci belki azdı ama son derece dikkatliydi. Küçük burjuva örgütler gibi devrimciliği bir evlilik kurumu gibi görmediler. Evlilik ilişkileri ile değil mücadele arkadaşlığıyla başladı. Batman’dan Mardin’e, Dersim’den Serhat’a kadar her alanda kadın çalışması da yapıldı. Katılımlar da oldu. Profesyonelleşmede biraz zorluk da yaşadık, o doğal bir durumda. Yurt dışına çıkışta kadın grubu vardı.

Gerilla eğitimi görüldü. 15 Ağustos sürecinin ardından daha fazla katılımlar oldu gerillaya. Zaten 90’da özgür kadın birlikleri ortaya çıktı, PAJK, YJA Star kadın öz savunması oluştu. Büyük bir örgütlü güç, kadın özgürlük devrimi ortaya çıktı. Önder Apo, ‘87 baharından itibaren kadın konusunu değerlendirdi. 3. kongremiz önemli bir çözümlenmeydi, aile çözümlenmesiydi. Orada büyük bir ideolojik, devrimsel gelişme yaşadı PKK. Onun sonuçlarını teorik bilince dönüştürme, topluma yansıtma üzerine değerlendirmelerini geliştirdi Önderlik. Özgürlük sorunu giderek topluma yansıdı. Katılımlar daha çok arttı.

Önderlik 93-94 kışında kadın ordulaşmasını değerlendirdi, daha sonra kadın kurtuluş ideolojisini, savunmalarda jineolojiyi geliştirdi. Kürt ulusal devrimi 90 ortasından itibaren kadın özgürlük devrimi ile birleşti. Serhildanlar, kadın özgürlük devrimiydi. Kadınlar öncülüğü giderek özgürlük devriminde esas oldu. Bu ideolojik çizgi öncülüğü oldu, kadın özgürlüğüne dayalı bir ulusal özgürlük, toplumsal özgürlük ön görüldü. Kadın devrimi Kurdistan’da büyük bir devrim. Jineoloji en derin, en özgürlükçü bir düşüncedir. İdeolojik çizgidir.

YÜZYILIN DEVRİMİ BAŞLADI DİYEBİLİRİZ

Kürt özgürlüğü, ulus özgürlüğü, toplum özgürlüğü kadın öncülüğünde ve kadın özgürlüğü ile gelişiyor. Bu Ortadoğu ve tüm dünyayı etkiliyor. Dediğim gibi en son Berlin konferansında nasıl bir enternasyonalist hareket haline geldiğini gördük. 21. yüzyıl şimdiden kadın yüzyılı oldu. Jin Jiyan Azadî sloganı her yerde atılıyor. Rojhilat’ı ve İran’ı önemsemek lazım bu konuda. Orada patlayan şey, büyük gelişmelere yol açacak. Devrimsel gelişmeler yaratıyor, yaratacak. Kurdistan’daki kadın devrimini de, Ortadoğu ve dünyayı da daha derinden etkileyecek. 21. yüzyıl kadın yüzyılı dendi, Tayyip Erdoğan da çıktı, Türkiye yüzyılı dedi. Bu kadar taklitçilik olmaz. Öyle kolay olmaz. Türkiye’nin bu yüzyıla katılabilmesi için kadın özgürlüğünü esas alması gerekiyor. Kürt’ün, Alevinin özgürlüğünü esas alması lazım. İşçinin ve emekçinin haklarını esas alması lazım. Köklü ve demokratik devrimi gerçekleştirmesi gerekiyor.

Bunun için sadece AKP-MHP faşizmi değil TC’nin mevcut sisteminin köklü bir değişim yaşaması lazım.  Türkiye toplumunun büyük bir zihniyet devrime ihtiyacı var ancak öyle olabilir. Fakat öyle çalma ile bu iş olmaz. Gerçekten 21. yüzyıl şimdiden kadın yüzyılı olmayı başardı. Fransız devrimi hürriyet, eşitlik, kardeşlik sloganı bütün dünyayı etkiledi, Ekim devriminin sloganı sosyalizm bütün dünyayı etkiledi. Şimdi kadın devrimi Jin Jiyan Azadî bütün dünyayı etkiliyor. Yüzyılın sloganı, yüzyılın devrimi başladı diyebiliriz. Başarılar diliyorum.

Son olarak günümüzde PKK mücadelesinin geldiği düzeyin bölgeye ve dünyaya açılımı nasıl oldu?

Bazıları PKK’yi yok edeceğiz, diyorlar. Nerede, nasıl yok edecekler? Birkaç PKK’li öldürürsek yok ederiz, İmralı kapılarını kapatırsak PKK’yi yok ederiz, diyorlar. Önderlik her türlü tecridi kırdı. Ben ölümü yendim dedi Önder Apo. Bu doğrudur. Gerçekleşmiş başarmış bir Önderlik gerçeği var. Onun önünü kimse alamaz. PKK on binlerce şehit verdi. Her şehadet yeni gelişmelerin başlatıcısı oldu. PKK’lileri katletmekle PKK yok edilemez. PKK ne haline geldi? Bir kadın devrimi, gençlik devrimi haline geldi. Dört parçada Kurdistan toplumunu içine aldı. Ortadoğu’nun demokratik halk hareketidir. İnsanlığın özgürlük ve demokrasi hareketidir. Rojava devrimi hem kadını hem insanlığı etkiledi. Herkes DAİŞ’e karşı Kobanê direnişine, Rojava direnişine katıldı. Şimdi AKP-MHP faşizmine karşı yürütülen mücadelenin etkisi bütün dünyaya yayılıyor. Aydınlar, sanatçılar, siyasetçiler, akademisyenler bu direnişe destek veriyor, Önder Apo’nun özgürlüğü için mücadele ediyorlar. PKK oralara kadar yayıldı. Dünya gençlerini, kadınlarını harekete geçiriyor, büyük bir enternasyonal hareket haline geldi.

PKK’NİN YAYILMASINI KİMSE ÖNLEYEMEZ

PKK’nin enternasyonalizmi güçlüdür çünkü Önderliksel doğuş, PKK’nin ilk ideolojik-politik çizgi temellerinin atılışı bütün dünya özgürlük hareketlerinden, devrimlerinden yararlanarak, onların olumlu yanları alınarak oluşturuldu. Kurdistan özgürlük devriminin çizgisi dünya halklarının mücadelelerinin somutlaşmasıdır. PKK enternasyonalizmini böyle kurdu. Şimdi de Kurdistan’da gelişen mücadele, ortaya çıkan gerçeklik, bütün insanlığa, kadınlara, gençlere, halklara, ezilenlere yayılıyor. Onlar PKK’de kendilerini görüyorlar. Çünkü gerçekten de PKK’nin ilk teorik tezlerinden ideolojik-politik çizgisinin oluşumundan başlamak üzere onların etkisi vardır, katılımı vardır. Bunun için böyle görüyorlar. PKK yayılacaktır, bunu kimse önleyemez. Bu temelde ilişkiler, ittifaklar gelişiyor, daha da gelişebilir.

Türkiye’de bir değişim, yenilenme var. Devrimci, demokratik güçlerle, sosyalist güçlerle ilişkiler iyidir. Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) temelinde önemli bir ittifakımız var. AKP-MHP faşizmine karşı mücadele böyle yürüyor. Ortadoğu’nun hemen hemen bütün halk kesimleri ile ilişkiler var. Dünyada da yeni arayış içerisinde olan, gençlerle, kadınlarla ilişkilerin gelişimi vardı. Sol-sosyalist güçler, aydınlar daha çok ilgi duyuyorlar. Şimdi kimyasal silaha karşı etkinlik geliştirmeye çalışıyorlar. Yaparlar yani, bu düzeye geldi. Her şey göz önünde. Bir tarafta Kürt’ü yok sayan, inkar eden, Kurdistan’ı parçalayan soykırımcı dünya sistemi var, bir tarafta ise Kürt özgürlük temelinde gelişen yeni bir yaşam, insan ilişkileri, yeni bir toplumsal oluşum gerçekleşme var. İşte PKK Kürtleri bu duruma getirdi, Kurdistan’ı bu düzeye çıkardı.

Resmi kuruluşun 45. yılında, genel örgütsel doğuşun 50. yılında bu gerçeklerin bilincindeyiz. Bu mücadeleyi daha fazla yürütüyoruz, yürüteceğiz de. Maya tutmuştur, yol açılmıştır, yolda yürüyüş önemli bir düzeye gelmiştir. Gerisi zaferden zafere koşan bir özgürlükçü gelişme, devrimci gelişme olacak. 45. PKK yılında bunu çok daha güçlü bir biçimde gerçekleştireceğiz. Bu temelde başta Önder Apo’nun olmak üzere, yoldaşlarımızın, halkımızın, dostlarımızın, parti bayramı, PKK’nin 45. yıla girişini bir kere daha kutluyor, herkese özgürlük ve demokrasi mücadelesinde üstün başarılar diliyorum.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here