Kalkan: PKK Kürt toplumunu bilinçlendirdi

0
40

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan; “PKK’nin silahlı mücadelesi düşman egemenliğini kırdı, Kürt toplumunu bilinçlendirdi, cesaret, fedakarlık, irade kazandırdı. Örgütlü güç haline getirdi. Kürt kadınlarını eğitti ve örgütledi” dedi.

PKK’nin kuruluşundan önce Kürt halkının kimliğini gizleyen bir halk durumuna getirildiğini söyleyen Kalkan, “Oysaki şimdi Kürtlük insanlığa ışık tutan bir kimlik. Bugün dünya, ‘Jin Jiyan Azadî’ diyor. Kürtçe slogan atılıyor. 50 yıl önce kendi dilinden kaçan Kürtlerden, ezilenlerin, insanlığın, Kürtçe konuştuğu bir dünyaya geldik. Bunların hepsi mücadele ile oldu” dedi.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, PKK’nin 45. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle ANF’nin sorularını yanıtladı. Söyleşinin ilk bölümü şöyle:

PKK 45. yılını karşılıyor, yarım asrı aşan bir Önderlik yürüyüşü de var. Bu yarım asırlık sürede somutlaşan Önderlik gerçeği nedir?

PKK’nin kurucusu ve bugüne getireni Önder Apo’dur. Öncelikle İmralı’daki tarihi direniş ve Önder Apo’yu saygı ile selamlıyorum. 50. Önderlik ve parti yılını yaşıyoruz, PKK’nin ise 45. kuruluş yılına giriyoruz. Başta Önder Apo olmak üzere tüm yoldaşlarımızın, halkımızın, parti bayramını bu vesile ile kutluyorum. Haki Karer yoldaş şahsında bu partinin 50 yıllık kahraman şehitlerini saygı, sevgi ve minnetle anıyorum. 45. parti yılımızı selamlıyor, özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürüten herkese üstün başarılar diliyorum.

Partinin 45. kuruluş yılına girişi büyük bir direniş içerisinde gerçekleştiriyoruz. İmralı öncülüğünde bir direniş. Gerillanın kahramanca yürüttüğü bir direniş var. Zap, Avaşîn, Metîna başta olmak üzere Kurdistan’ın dört bir yanında HPG ve YJA Star gerillalarının kahramanca direnişi var. 45. yılına PKK gerçeğine yakışır bir direniş içerisinde giriyoruz. Öncelikle Zap, Avaşîn ve Metîna başta olmak üzere 4 bir yanda direnen kahraman gerilla güçlerimizi, yine direnen halkımızı, gençleri, kadınları selamlıyorum. Zap, Avaşîn ve Metîna direnişi şehitlerini de saygı ile anıyorum.

PKK bir halk hareketi, kadın ve gençlik hareketidir. Büyük bir direnme hareketidir, bir bütün tanımlanması olarak özgürlük hareketi deniliyor. Önder Apo’nun yarattığı, geliştirdiği bir harekettir. Dolayısıyla Önderlik ve şehitler hareketi diyoruz biz. 50 yıllık direnme tarihi aynı zamanda 50 yıllık Önderlik yürüyüşü tarihi oluyor. Bu 50 yılın her anından Önder Apo’nun izleri ve geliştirdiği mücadele var. 44 yıllık PKK mücadelesinde ortaya ne çıktı denildiğinde, birinci planda değerlendireceğimiz husus büyük Önderliksel gerçekleşmedir.

Önder Apo’yu 1973 Ekiminde tanıdım. Haki ve Kemal arkadaşlarla birlikte kaldığı Bahçelievler’deki evdeydi. Tabii baharda, Newroz’da PKK’nin temellerini atan toplantıyı yapmıştı. Apocu grup şekilleniyordu. Önder Apo’yu ilk gördüğümde kitap okuyordu, o evde herkes kitap okuyordu zaten. Cuma arkadaşla gittik. Haki arkadaşla aynı fakültede matematik bölümünde okuyorduk. Önder Apo ve Kemal Pir ile ise o zaman tanıştım. Kitap almak için gitmiştik.

ÖNDER APO BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE GÖREV ÜSTLENDİ

1970 yılları başında Türkiye ve Kurdistan’da büyük bir direniş vardı. Dünya 68 gençlik devrimini yaşıyordu fakat sonuçları ezilmeye doğru gidiyordu. Birçok alana devrimin etkileri yeni yansıyordu. Türkiye’de de gelişen bir devrimci hareket vardı ama önderleri 1972’de, 1973’te katledildiler. Kurdistan’da zaten Bakur ve Rojhilat’ta bütün direnişler ezilmişti, Başûr’da bir direniş vardı, onun etkisi Kurdistan’ı içine alıyordu. 1975 başında Cezayir Antlaşması ile Güney’deki direniş de ezildi, yenildi. Büyük bir direniş yaşanmıştı, umut olmuştu ama gerici saldırılar Türkiye’de de, Kurdistan’da da bu umudu yaratan Önderleri katletmişti, hareketler tasfiye olmuşlardı. Böyle bir Önderlik boşluğu vardı. Önder Apo böyle bir ortamda bilinçli bir şekilde görev ve sorumluluk üstlendi. Ağırlığını da üstlendi. Önderlik 50 yıldır bu görev ve sorumluluğu başarıyla yürüttü. Hem koşullar, hem yaratılan değerler itibarıyla hem de kesintisiz yarım asırlık itibarıyla benzeri az bulunan bir gerçekleşmedir.

Bu gelişme Önder Apo’nun çabası ile oldu. Sorumluluk duygusu ile, dehası ile oldu. Önderlik her zaman okuyordu ve inceleme yapıyordu. En çok 19. yüzyılın 2. yarısı ile 20. yüzyılın ilk yarısına dair kitapları okuyordu. Kürt sorunu nasıl ortaya çıkmış, kim çıkarmış, nasıl bir sorun, küresel kapitalist sistem nasıl oluşmuş, bu dünya sistemi nasıl bir sistem, neden Kürtler, halklar bu duruma gelmiş, neden Rusya’da 1917’de devrim oldu da diğer alanlara yayılamadı, nasıl yayılacak? Bunları anlamaya çalışıyordu. Yani başka halkların tecrübelerini, birikimlerini özümsemeye çalışıyordu. Başkalarının yazdıklarını, görüşlerini öğrenmeye çalışıyordu, onlardan alıp ona göre Türkiye’yi ve Kurdistan’ı anlamak istiyordu.

PKK böyle bir araştırma inceleme çabasının anlam gücünün sonucu olarak ortaya çıktı. Bilgi edinilebilecek tüm kaynakları okudu, okuttu. Bizler de okuduk en çok Mazlum arkadaş okudu. Kütüphanelere gittik, nerede kitap var bulmaya çalıştık. Türkçe bütün kaynaklar incelendi. PKK’nin ideolojik-politik çizgisi dediğimiz, PKK’nin programında ve manifestosunda ifadeye kavuşan teorik bilgiyi, ideolojik stratejik çizgi, bilinç düzeyi bu araştırma-incelemenin sonucunda ortaya çıktı. PKK böyle kuruldu. Kurdistan’da Önderlik boşluğunu doldurmak, en olumsuz durumda topluma öncülük etmek üzere Önderlik görevi böyle üstlenildi.

EN ZORLU KOŞULLARDA BÜYÜK DOĞUŞ GERÇEKLEŞTİ

İkinci süreç de biliniyor. Yurtdışına çıkış, Ortadoğu’ya, Lübnan-Filistin sahasına 1979 Temmuzundan itibaren çıktık. Ortadoğu kaynıyordu. İran’da şahlık yıkılmıştı devrim vardı, Arap sahasında Filistin direnişi öncülüğünde büyük bir hareketlenme vardı. Türkiye’de 12 Eylül 1980 faşist askeri darbesi oldu. Irak İran’a saldırdı, savaş başladı. Yani Ortadoğu askeri bakımdan son derece hareketli bir dönemdeydi. Önder Apo bu dönemin başlangıcında da süreci anlamak için yoğun bir şekilde okudu, inceleme yaptı fakat önceden okuduklarıyla birlikte gücünü tümü ile pratiğe yöneltti. Eğitime yöneltti, kadro, komuta, savaşçı eğitti. Kurdistan’da gerillayı geliştirmek için tüm gücünü pratiğe döktü. Böyle büyük bir gerilla direnişi içerisindeyken 90’lı yıllarında başında Real Sosyalizm çözüldü. Yeni bir dünya durumu ortaya çıktı. Bu yeni dünya durumunu anlamaya, PKK’yi yürütme, özgürlük direnişini Kurdistan’da geliştirme arayışlarına girdi. Bu sefer daha çok değerlendirme, yoğunlaşma süreci içerisine girdi.

Böyle bir ortamdayken bunları pratiğe geçirmek için 1 Eylül 1998 yılında ateşkes ilan etti. Kesinlikle Önderliğin amacı bu bilgi birikimini ve yeni durumu değerlendirmekti. Ona göre değişim ve dönüşüm yaşamaktı. Kürt sorununu ortaya çıkartan ve yürüten güçler, kapitalist modernite sistemi uluslararası komplo ile saldırdı. Önderlik Avrupa’ya çıktı, Avrupa sistemini bizzat içine girerek tanıdı. 15 Şubat komplosunun ardından İmralı durumu ortaya çıktı. İmralı’da Önderlik yeniden bir araştırma inceleme yaptı. Bilgilerini yeniden tazeledi, düşüncelerini ona göre ölçtü, tarttı. Olup bitenleri çok derin bir biçimde eleştirel-özeleştirel temelinde sorguladı. Tarihte öz eleştiri yapan dolayısıyla böyle güçlü değişim dönüşüm gerçekleştiren Önderler arasında en önde gelenlerdendir Önder Apo.

Sonuç, Önder Apo’yu büyük bir düşünsel devrime, entelektüel devrime götürdü Önder Apo’yu. Paradigma değişimi dediğimiz gerçekleşme budur. Büyük bir zihniyet devrimidir. Böyle bir devrimi yaşadı. Aslında 90’lı yıllarında ortalarında yaşıyordu. 80 ortasında kısmen bir adım atılmıştı, 90 ortasında 5. kongre sürecinde belli adımlar atılmıştı. 1 Eylül 98 ateşkesi ile böyle bir değişim ve dönüşümün, zihniyet devriminin zeminini yaratmak istedi. Fakat bu gerçekleşme İmralı’da oldu. Tüm ezilenlerin kurtuluşu için, insanlığın demokratik, özgür yaşamı için yeni bir bakış açısı, ilkeleri geliştirildi. Böylece bir hakikat devrimi temelinde yeni paradigma oluşturuldu. Yani iktidarsız ve devletsiz bir toplum yaşamı. Bütün insanlığa yol gösteren, öğreten bir düşünce gücü, Önderliksel gerçekleşme ortaya çıktı. Kadın özgürlüğü temelinde toplumsal özgürlüğü, toplum yaşamını, demokratik yönetimi, demokratik konfederalizmi tanımlayan bir Önderliksel gerçekleşme ortaya çıktı.

Önder Apo gerçekliği bu işte. 50 yıl önce başkalarından öğrenerek yaşamı anlamaya çalışan Kürtlük Önder Apo şahsında bugün Kurdistan’da geliştirilenlerle herkese biraz yol gösteren, öncülük eden bir Kürtlük haline geldi. Önderliksel gelişme böyle bir düzey ortaya çıkardı. En zor koşullarda, en zayıf, imkanların en az olduğu ortamda büyük doğuş gerçekleşti. Önderlik gerçeği budur. 50 yıllık mücadelenin en büyük değeri, en büyük gerçekleşme, Kürtler için olduğu kadar bütün halklar için, kadınlar ve gençler için, bütün insanlık için Önderliksel doğuştur. Önder Apo’nun ortaya koyduğu demokratik, ekolojik, özgürlükçü paradigma, demokratik modernite kuramı yeni bir kuramdır. En azından 21. yüzyılın özgür yaşam gerçeğini tanımlayan bir kuramdır.

50 yıllık bir Önderlik ve PKK mücadelesi var. Bu 50 yıllık mücadelenin kazanımları neler oldu? Kürtlerin kendilerini örgütleme araçları hangi zemin üzerinden inşa edildi?

Önderliksel gelişme hangi zeminde olduysa Kürt toplumundaki değişim, gelişme de aynı zeminde oldu. Bu zeminin temel özelliği en az imkan ile toplumun gerçekleştirdiği bir gelişme. Maddi zemin, imkanlar ve fırsatlar bakımından değerlendirirsek en azıdır. Böyle bir ortamda gelişmeler oldu. Zaten Kurdistan devriminin özelliği bu. Engeller aşılarak, zorluklar yenilerek mücadele bu aşamaya getirildi. Bunu iyi görmek, bilmek lazım. Biraz imkan azalınca paniğe kapılanlar, şu olmaz, bu olmaz diye karamsarlığa düşenler demek ki bu gelişmeden hiçbir şey anlamıyorlar. Bu gelişme diyalektiğinin uzağındalar. Onları küçük burjuva ruh halleri, düşünceleri olarak tanımlamak lazım. Bir fukaralık, zavallılıktır. Her şeyi maddiyata, imkana bağlamış, yaşamı orada gören, kendinden hiçbir şey üretemeyen bir zavallılık durumudur aslında. Kurdistan’da özgürlük devriminin gelişimi öyle değil.

Bu gelişme neler yarattı, neler değiştirdi? 50 yıl önce Kürt’ün adı yoktu, Doğulu diyorlardı, bazı Kürtler de Doğulu’yuz diyordu. Kurdistan denilmiyordu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi deniliyordu. Mezopotamya ile Anadolu’nun ne alakası var? Kürtlük kaçınılan, saklanılan bir kimlikti. Kürt, kendini Kürt olarak ifade etmek istemiyordu, utanıyordu kimliğinden. Oysaki şimdi Kürtlük insanlığa ışık tutan bir kimlik. Bugün dünya, ‘Jin Jiyan Azadî’ diyor. Kürtçe slogan atılıyor, kadınlar öncülüğünde insanlık Kürtçe yürüyor. 50 yıl önce kendi dilinden kaçan Kürtlerden, ezilenlerin, insanlığın, Kürtçe konuştuğu bir dünyaya geldik. Bunların hepsi mücadele ile oldu. PKK Kurdistan diyerek ortaya çıktı. PKK, “Kurdistan” dediğinde birçoğu “provokatör”, diyordu. Öyle söylenir mi, şöyle baskı yaparlar, böyle baskı yaparlar diyordu. Korku vardı, kaygı vardı. Güney-Kuzey-Doğu-Batı Kurdistan tanımlamasını PKK getirdi. PKK, Kürt’e kimlik kazandırdı, onur kazandırdı, irade kazandırdı, bilinç kazandırdı, örgüt kazandırdı, birçok değer kazandırdı. Onuru ile yaşama ve ölme kazandırır. Şex Said’in, Seyid Rıza’nın son sözlerini hatırlayalım. Onlar öyle rastgele söylenmiş sözler değil, tarihe ışık tutan, geleceğe sorumluluk yükleyen sözlerdir. Bunlar önemli şeyler.

Bugün herkes Kürtleri tanıyor, Kurdistan’ı tanıyor, Kürt Özgürlük mücadelesini tanıyor, Kürt kadınlarını ve gençlerinin mücadelesini tanıyor. Buradan mücadeleyi öğrenmeye çalışıyorlar. Önder Apo’nun, PKK’nin 50 yılı bunu geliştirdi, bunu kazandırdı. Bazıları gelişmeyi büyük diktatörlük, devlet kurmak olarak algılıyorlar ama öyle bir şey yok. Büyük ordular kuramadı, parası çok değil, maddi yaşam kimseye bahşetmedi ama insanca, onurlu, şerefli, özgürce yaşamı ortaya çıkardı. Demek ki özgür yaşam, şerefli yaşam maddiyatla ölçülmüyor. Maddiyatla ölçenler insanlık değerlerinden uzaklaşanlardır.

Aynı soruyu kültür-sanat bağlamında da sormak istiyorum. 50 yıl önceki durum neydi? Bu alanda neler kazanıldı ve kültür-sanat çalışmalarının toplumsal değişimdeki rolü ne oldu?

Sanat ile edebiyat, birey ve toplum yaşamının ilke ve ölçülerinin şekillenmesinde belirleyici alanlardır. Fakat sanat ve edebiyatın da dayanakları var. Her yerde, her zaman ve her koşulda gelişen şeyler değillerdir. Onları geliştiren insandır. İnsan da onları geliştirecek düzeyde olmalı, bilinç olarak, çözümleme olarak, kişilik kazanma olarak, ölçü olarak… Yine bireyi ve toplumu çözümleyecek değerler ortaya çıkmış olmalı. 50 yıl önce Kurdistan’da bunların hiçbirisi yoktu. Çünkü dört parça Kurdistan’da da direnişler ezilmişlerdi, sömürgeci-soykırımcı egemenlik tam hakimiyet kurmuştu. Kültürel soykırım, asimilasyon her alanda sürüyordu. Kürt kimliğinin, kişiliğinin, ölçülerinin gelişmesini bir yana bırakın Kürtlükten kaçış vardı. Ulusal yok oluş, ulusal başkalaşım, dedi buna Önder Apo ve PKK. Soykırım varken sanat ve edebiyat olmaz, yok oluş olur.

PKK ilk kurulduğu zamanlarda da gençlik düzeyinde sanatsal faaliyetlere katılıyordu, aktif yer de alıyordu. Hemen silahı kapıp, dağa koşup çatışmaya girerek PKK ortaya çıkmadı. Sanat ve edebiyatın gelişimini gerçekleştirecek kişiliği de, sanat ve edebiyata konu olacak zemini de PKK’nin direnişi yarattı. Özellikle gerilla direnişi ortaya çıktığında bu zemin oluştu. 50 yıl önce Kürt sanat ve edebiyatı olamazdı. 1994 yılında dil çalışmaları konusunda PKK eleştiriliyor dediler; Önder Apo, “Geçin onu, kendi özgür olmayan halkın dili özgür mü olur, dili nasıl özgür olacak”, dedi. Kendi özgür olacak önce. Onun için özgürlük mücadelesi verecek. Bir edebiyat tartışması oluyordu, Yaşar Kemal’i eleştirdi. “Eşkıyanın romanı mı olurmuş? Romanın zeminini gerilla yaratıyor, biz yaratıyoruz. Gelsin Kurdistan dağlarına görsün nasıl romanlar yazılıyor orada. Kişilikler nasıl çözülüyor, nasıl yeni insani değerler ortaya çıkıyor? Bunları görsün” dedi.

50 yıllık Önderliksel ve parti yürüyüşü var. 40 yıllık kesintisiz gerilla savaşı var. Aslında 77’den itibaren öz savunma direnişi esas alınırsa 45 yıllık bir meşru savunma direnişi ve on binlerce kahramanı var. On binlerce kahramanlık yaşanmış bu süreçte. Öyle zorluklardan geçilmiş, öyle engeller aşılmış, öyle mücadeleler edilmiş ki insan ve toplum elenmiş. İnsani değerler nelerdir, insanı insan yapan, toplumu toplum yapan değerler, ölçüler neler, bunlara karıştırılmış sahtelikler, iktidar ve devlet etkileri, erkek egemen sömürü çıkarları neler bunlar ayrışmış, elenmiş.

EN BÜYÜK PATLAMA SANAT VE EDEBİYAT ALANINDA OLACAK

Yeni özgür insan, özgür kadın, özgür erkek, özgür yaşam, demokratik toplum ortaya çıkmıştır. Demokratik ulus toplumu bunu ifade ediyor. Kurdistan’daki gelişme tamı tamına budur. Bütün bunlar büyük bir gelişmedir. Yani sanat ve edebiyat için en güçlü zemin şu an Kurdistan’da var. Bu 50 yıllık mücadelenin, yaşanan bu büyük kahramanlıkların her biri bir insan çözümlenmesidir. Her köyde, her mahallede, her ailede yaşananlar bir toplum çözümlenmesidir. Şu an dünyanın bütün toplumlarında sanat ve edebiyat için en güçlü zemin Kurdistan’da, Kürt toplumunda var. Kurdistan Özgürlük Mücadelesinin ortaya çıkardığı değerler olarak var. Diğer toplumların da değerleri var ama çoğu 50 yıl önce, 100 yıl önceye dayanıyor. Kurdistan’daki yaşanıyor. Kimyasal silahlara karşı, nükleer silahlara karşı, Zap’ta, Avaşîn’de direnen gerilla şahsında yaşanıyor bu.

Her yerde özgürlük mücadeleleri zor olmuştur ama Kurdistan her yerden farklı. Kurdistan’da uygulanan soykırımın başka yerde bir örneği, benzeri yok. Dolayısıyla buna karşı mücadele veriliyor. Mücadele edemezsen kazanamazsın. Kadın özgürlüğüyle, toplum özgürlüğü ile birlikte ulusal özgürlük gerçekleşiyor. Mücadeleler bu kadar iç içe geçmiş durumda. Sanat ve edebiyatın zemini çok daha güçlü. Buna rağmen sanat ve edebiyat bu düzeyde gelişiyor mu? Hayır, çok zayıftır. Düşman saldırıları çok, fırsat bulmak da zorluklar var. Bazı şeyleri yapabilmek için kısmi imkanlara daha ihtiyaç var. Fakat esas olan bu değil. Demek ki ideolojik askeri mücadelenin yaptığı çözümlenmeyi, yaşayan bir insan gerçekliği konumunda bir zayıflık var. Sanat ve edebiyat alanı böyle bir çizgiye tam girmiş değil. Gerillayı özümsemiş değil, Önder Apo çizgisini özümsemiş değil. Önderlik 50 yıl nasıl yaşadı, nasıl çalıştı, Ankara’dan başlarken nasıl başladı, şimdi İmralı’da nasıl yaşıyor ve çalışıyor? Gerçek, özgür ve doğru yaşam bu. Bundan uzaklık var.

Kendine sanatçıyım, edebiyatçıyım diyenler bu gerçeği görmüyorlar. Zap’taki gerilla kimyasal silaha, nükleer silaha karşı nasıl direniyor, nasıl savaşıyor, nasıl o tünellerde direniş gösteriyor? Gerçek yaşam bu, hakikat bu, özgür yaşam budur. İnsanca değer budur, bunun dışında bir yaşam gerçeği yok. Bunlar incelenemiyor, duyulmuyor, hissedilmiyor. Neden? Demek ki hala sömürgeci-soykırımcı zihniyetin, duygunun, siyasetinin etkisinde kalma var. Kendini çözümleme zayıf, özeleştiri az yani. Kapitalist modernitenin küçük burjuva bireyciliğinin özel maddi yaşamından kurtulamama, aşamama durumu var. Oraya saplanıp kalma var. Kendini toplumsallaştıramama yaşanıyor. Oysaki edebiyatçı, sanatçı demek bireyciliğin aşılması demektir. Tam bir toplumsallaşmayı, halklaşmayı ifade ediyor.

Belli bir düzey var, mücadeleye büyük katkılar da sunuyor. Bu vesile ile sanat ve edebiyat çalışanlarını selamlıyorum, başarılar diliyorum. Fakat üzerinde durulması, tartışılması gereken bir alan. İnanıyoruz ki önümüzdeki büyük patlama sanat ve edebiyat alanında olacak. Devrim büyük bir kültür devrimi olarak sanat ve edebiyatla daha çok gelişme sağlayacak.

PKK’yi diğer örgütlerden farklı kılan özelliklerinden birisi de silahlı mücadeleyi olmazsa olmaz olarak görmesiydi. Bu bağlamda dört parça Kurdistan’da yürütülen silahlı mücadelenin yaratımları ve etkileri nasıl olmuştur?

Silahlı mücadele önemli bir alan. Kurdistan’da baştan beri tartışmalı bir alandır. Bazıları PKK eşittir silah diyor, öyle sananlar var. Bazıları büyük yanlışlık diyorlar, her türlü yakıştırmayı yaptılar. Dış dünyadan yapıyorlar ama Kürtler adına da yapıyorlar. O ilkel milliyetçi, teslimiyetçi, küçük burjuva milliyetçi çevreler. Bunları çok gördük. Çok büyük mücadele yürüttük. Silahlı direnişe ilişkin Önder Apo’nun değerlendirmeleri tümü ile doğrulandı. Gelişme ve gerçekleşme Önder Apo’nun düşünceleri temelinde oldu. Bu açık bir gerçek. Önder Apo’nun düşünceleri nelerdi? Bunları da doğru bilmek lazım. Bu konudaki yanlış bilgileri atmak lazım. Önder Apo son savunmalarında bunu bir ilke olarak koydu, “Dünyayı yenecek gücümüz olsa bile hiç kimseye saldırmayacağız, dünya birleşip üzerimize gelse meşru demokratik haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi. PKK’nin, Önder Apo’nun çizgisi bu. Direnme çizgisi bu. Silahlı direniş ve mücadele de bu temelde gündeme geliyor. Bu anlamda bir meşru savunma mücadelesidir. Tamamen öz savunma kapsamında yürüyor.

Kurdistan için silahlı mücadele zorunluydu, onu ortaya koymamız lazım. Çünkü kültürel soykırım vardı. Dil, tarih, kültür, ülke, isim her şey yok ediliyor, asimilasyona uğratılıyordu. Ekonomik sömürü vardı, siyasi hakimiyet vardı doğru ama bunların hepsi askeri zora dayanıyordu. Askeri egemenlik tarafından uygulanıyordu. Yani hepsinin arkasında dayanak olarak askeri egemenlik, zor vardı. O askeri egemenlik darbelenmeden bunların aşılması, dilin özgürleştirilmesi, kültürün geliştirilmesi, tarihe sahip çıkma, Kürtçe konuşma, Kürtçe eğitim mümkün değildi. Bununla toplum kurtulamazdı, ona izin de vermezlerdi. Mümkün değil ki. Bakın, bugün kimyasal silah kullanılıyor denildi diye 9 gazeteciyi hemen tutukladılar. Araştırma yapılsın dediği için profesörü cezaevine koydular. Neye dayanarak koyuyorlar? Zor gücüne dayanarak, polisine-askerine dayanarak koyuyor. O halde bu askeri zor gücünü darbelemeden, parçalamadan, yıkmadan, sen diğer alanlarda gelişme sağlayamazsın, ayakta kalamazsın.

ŞİDDET KIRILMADAN HİÇBİR DEMOKRATİK GELİŞME KÜRDİSTAN’DA OLMAZ

Dilini, kültürünü, tarihini, ekonomini, siyasetini oluşturamazsın, hepsi askeri zor tarafından ortadan kaldırılıyor. Ancak o sömürgeci-soykırımcı zoru kırdığında oranda sen bunlarda gelişme sağlatırsın. Nitekim öyle oldu. 90’lı yılların başında demokratik siyaset öyle ortaya çıktı, Kürtçe konuşma, sanat-edebiyat yapma, kurslar açma, Kürt toplumunun öz yönetimlerini oluşturabilme öyle ortaya çıktı. Bunların hepsi gerilla mücadelesi ile gelişti. PKK’nin anlayışı buydu, bunu herkes doğru anlamalı.

Bir, bu sömürgeci zor, devrimci mücadele ile, şiddet ile kırılmadan hiçbir ulusal, devrimci, demokratik, özgürlükçü gelişme Kurdistan’da olamaz ve ayakta kalamaz.  

İki, bu faşist sömürgeci zoru meşru savunma temelinde öz savunma direnişi ile kırarsın. Bu temelde yürüteceğin silahlı mücadele, direniş özsavunma temelinde olmak zorundadır. Yani varlığını ve özgürlüğünü savunma temelinde olmalıdır. Başkasını yıkma, egemenlik kurma, sömürme üzerinde olmamalı. PKK’de bu yoktur işte. PKK’nin silahlı anlayışında Önder Apo’nun belirttiği, “Dünyayı yenecek gücümüz olsa bile hiç kimseye saldırmayacağız, dünya birleşip üzerimize gelse meşru demokratik haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz”, sözleri esas alınıyor. HRK, ARGK ve HPG temelinde yaşanan bu silahlı direniş gelişimi tamamen böyle bir kapsamda oldu. Haki Karer’in katledilmesi ve intikamının alınması ile başladı silahlı mücadele. Haki hevalin katledilmesinden sonra şu karar alındı; her kadro çalışırken güvenliğini sağlayacak. Onun için hem hareket tarzına dikkat edecek hem de mümkünse donanımlı olacak. İlk örgütlü şiddet kullanımı da Haki Karer’in intikamını almak üzere oldu. Arkasından Halil Çavgun’un intikamı üzerine oldu. Hilvan direnişi, Siverek halkının intikamını almak, onun öz savunmasını gerçekleştirmek üzere oldu.

PKK KÜRT HALKINI ÖRGÜTLÜ GÜÇ HALİNE GETİRDİ

Sonunda 12 Eylül 1980 faşist askeri darbesi geldi Kurdistan’ın her tarafına, Kürt halkının tüm değerlerine saldırdılar. Kurdistan’ı tümüyle bir katliamdan geçirmeye yöneldiler. 15 Ağustos 1984 yılında gerilla atılımı da buna karşı Kürt halkını ve Kurdistan’ı savunmak üzerine gelişti. Bugüne kadar da bu savunma çizgisi devam ediyor. Bugün Zap’ta da, Avaşîn’de, Metîna’da ve Kurdistan’ın diğer alanlarında da sürdürülen gerilla direnişi tamamen bu temelde bir direniştir. Bunun ne kadar doğru olduğu ortaya çıktı. Düşman egemenliğini kırdı, Kürt toplumunu bilinçlendirdi, eğitti, kimlik kazandırdı, onur, şeref kazandırdı, cesaret, fedakarlık, irade kazandırdı. Örgütlü güç haline getirdi. Kürt kadınlarını eğitti ve örgütledi. Kadın gerillaya ihtiyaç duyuldu. Şu an kimse farklı bir şey diyemez.

AKP-MHP saldırıları ortada. Bu silahlı mücadele olmasın biz siyaset yapalım diyenler varsa ahmak derim sadece. 50 yıldır bunu söyleyenleri duyuyoruz, buna karşı PKK mücadele etti. Hep PKK gelişme yarattı, büyüdü, Önder Apo ve PKK doğrulandı tarih tarafından. 50 yıldır yalanlananlar, yanlış oldukları ortaya çıkanlar hala aynı şeyleri söylemekte devam ediyorlar. Boş, onlardan vazgeçmek lazım. Yani PKK’nin silahlı mücadelesini büyük bir özgürlük devrimini yaratma, özgür insanı, demokratik toplumu ortaya çıkartma, özgür kadını geliştirme gücü olarak görmek lazım.

Zaten bu mücadele bunları geliştirdi. Dikkat edelim, ne çıkardı ortaya? Yeni bir devlet diktatörlüğü mü çıkardı, şunun bunun üzerinden baskı, sömürü kuran bir güç mü çıkardı, derebeylik mi kurdu Barzanilerin yaptığı gibi? Yok. Ne yarattı? Özgür insan, özgür kadın, demokratik toplum, demokratik ulus, demokratik siyaseti geliştirdi, bunların önünü açtı. Bunun da ne kadar doğru ve anlamlı olduğu, toplumlar, insanlar açısından ne kadar gerekli ve geliştirici olduğu açığa çıktı.

Devam edecek…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz