Kasım Engin Yoldaşın anısı devrimci intikam yeminimiz olsun!

0
984

Duran KALKAN

Nasıl ki Kasım Yoldaş 24 saat pratik içerisinde olmuşsa, her an saldırıları boşa çıkartarak devrimci görevleri yerine getirmeyi başarmışsa, onun anısına geliştirilecek Devrimci İntikam Mücadelesi de söz konusu çabaları daha çok artıracak, faşist-soykırımcı saldırıları daha çok kıracak, her alana yayacak, büyütecektir. AKP-MHP faşizmini daha çok kuşatarak, darbeleyecek, onu tarihi sona, yenilip çöp sepetine atılma durumuna mutlaka götürecektir. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır.

PKK’nin değerli militanı, Kürt halkının yiğit evladı, halk önderi ve gerilla komutanı Kasım Engin Yoldaşı faşist soykırımcı düşmanın 27 Mayıs şafağında gerçekleştirdiği alçakça bir saldırı sonucunda şehit vermiş bulunuyoruz. Kuşkusuz Kürt halkı ve Kürdistan Özgürlük Hareketi olarak acımız ve öfkemiz çok büyüktür. Ancak biz bu büyük acı ve öfkeyi çok daha büyük bir devrimci bilince ve eyleme dönüştürmek zorundayız. Kasım Engin Yoldaşın anısını önümüzdeki sürecin devrimci intikam hamlesine dönüştürmek durumundayız. Bu temelde öncelikle Şehit Kasım Engin Yoldaşı ve şahsında tüm özgürlük ve demokrasi mücadelesi şehitlerimizi saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz. Başta Önder Apo olmak üzere tüm partili yoldaşların, şehit ailemizin, yurtsever halkımızın ve dostlarımızın acısını paylaşıyoruz. Kasım Engin Yoldaşın anısının Özgür Kürdistan ve Demokratik Ortadoğu mücadelesinde her zaman yaşayacağını belirtiyoruz. 

Şimdi Hareket ve halk olarak Kasım Engin Yoldaş gerçeğini doğru anlamamız ve şehadetinin üzerimize yüklemiş olduğu devrimci görevleri başarıyla yerine getirmemiz gerekiyor. Gerçekten de Kasım Engin Yoldaş 35 yıllık devrimci yaşamı boyunca, anlayana büyük güç veren çok zengin bir devrimci miras ortaya çıkarmış ve bizlere bırakmış bulunuyor. İşte bu devrimci mirasın doğru anlaşılıp başarıyla devrimci pratiklere dönüştürülmesi gerekiyor. 35 yıllık bir özgürlük savaşçısı ve gerilla komutanı, bir halk önderi, büyük bir propagandacı ve ajitatör, bir yazar, bir sanatçı, bir sporcu, her türlü görev ve sorumluluğun gereğini başarıyla yerine getirmeye çalışan komple bir devrimci militan, bir Apocu fedai olarak Kasım Engin Yoldaşın ortaya çıkartmış ve bizlere devretmiş olduğu çok büyük bir devrimci birikim vardır. 

Çünkü Kasım Engin Yoldaş gerçekten de büyük bir devrimci çalışmayı durmadan, yorulmadan, usanmadan, deyim yerindeyse yatmadan, dinlenmeden, dağ-taş, ova-mıntıka dememiş, bilinen en yüksek tempoyla yürütmüş, tarihi öneme sahip devrimci bir birikim ortaya çıkartmayı başarmıştır. Önder Apo, Mazlum Doğan Yoldaşın pratik çalışmasını değerlendirirken “Günde 500 sayfalık kitap etüt ediyordu” demişti. Gerçekten de Kasım Engin Yoldaş Mazlum Doğan devrimciliğinde somutlaşan bu yüksek tempoyu en üst düzeyde temsil eden yoldaşlardan birisi olmayı rahatlıkla başardı. Günde ortalama 20 saat durmadan, dinlenmeden devrimci çalışma yürüttü. Her gün en fazla 4 saat dinlenmeyle yetinen, onun dışındaki tüm zamanını devrimci mücadeleye harcayan çok yüksek bir temponun sahibi oldu. 

Gerçekten de hiperaktif bir devrimci pratiğin sahibiydi. Mazlum Doğan Yoldaş Hilvan Direnişi’ni değerlendirirken “Kürdistan devrimcilerinin bir elinde silah bir elinde kitap olmalıdır” demişti. Kasım Engin, bu Mazlum Doğan ilkesini 35 yıllık devrimci yaşamında en yüksek düzeyde temsil eden yoldaş oldu. 35 yıl boyunca bir elinde silah, bir elinde kitap, Avrupa’dan Kürdistan’a, Amanos ve Toroslardan Botan’a, Zagros’a, Behdinan’a kadar dört parça Kürdistan’ın her alanında ayak basmadık yer bırakmadı. Her gün 20 saatten fazla çalışarak Önder Apo’nun düşüncelerini halka ulaştırmaya, ihtiyacı olanları devrimci bilinçle eğitmeye, Önder Apo’nun çizgisini her alanda örgüte ve eyleme dönüştürmeye çalıştı.

Kasım Yoldaş her zaman büyük düşünen ve yüksek tempoyla çalışan bir devrimci militandı

Kasım Engin Yoldaşta kibir, büyüklük taslama, karamsarlık, umutsuzluk, şikâyet gibi sözlerin izi bile yoktu. Devrimci yaşamı boyunca çocukla, gençle, yaşlıyla, kadınla, erkekle, herkesle yoldaş olmayı bildi. Hiçbir zaman yüzünde gülümseme, beyninde umut, yüreğinde inanç eksik olmadı. Hiçbir zorluk ve engel Kasım Yoldaşın devrimci coşkusunu ve heyecanını azaltamadı, hiçbir düşman saldırısı Kasım Engin Yoldaşı daralma ve geri çekilme durumuna düşüremedi. O her zaman büyük düşünen ve yüksek tempoyla çalışan bir devrimci militan olmayı bildi. Her zaman, her türlü göreve ve sorumluluğa hazır oldu. Hiçbir zaman görev ayrımı yapmadığı gibi, her hangi bir görev karşısında başarılı olamayacak, o görevi yapamayacak kaygılı bir tutuma düşmedi. Öğrendiğini yoldaşlarıyla paylaşmaktan, çevresini eğitmekten her zaman büyük heyecan duydu. Kasım Engin Yoldaş işleri zorlayan değil, her zaman kolaylaştıran, tıkanma değil, her zaman çare ve çözüm gücü olan bir devrimci tutumun sahibi olarak yaşadı. Bütün bu özellikleriyle de gerçekten Apocu çizgiyi en üst düzeyde temsil eden devrimci bir militanlık ve tutarlı bir yurtseverlik ölçüsünü ortaya çıkartmayı bildi. 

Şimdi hepimizin, tüm partili yoldaşların, kadınların ve gençlerin, yurtsever halkımızın kendi durumunu bu öncü, fedai militanlık ve tutarlı yurtseverlik çizgisinde değerlendirmesi gerekiyor. Yine Kasım Engin Yoldaşın Önderlik ve Şehitler gerçeğinde, bir kez daha somutlaştırdığı kahraman şehitler çizgisinde kendini değerlendirmesi, hata ve eksikliklerini gidererek doğru ve başaran devrimci militanlar ve yurtseverler haline getirmesi gerekiyor. 

Kasım Engin Yoldaşı gerçekten de doğru anlamak ve doğru anmak gerekiyor. Önder Apo Egîd Yoldaş için, “Egîd Yoldaş şirin, Egîd Yoldaş cesur, Egîd Yoldaş fedakâr insan” demişti. Önder Apo’nun ölümsüz komutanımız Egîd Yoldaş için söylediği bu özelliklerin hepsi gerçekten de Kasım Engin Yoldaş için de söylenmeyi hak ediyor. Kasım Engin Yoldaş yiğitliğin, şirinliğin, cesaret ve fedakârlığın en büyük temsilcilerinden birisi oluyor. İşte bu büyük devrimciyi tüm bu yönleriyle ve ortaya çıkardığı özellikleriyle anlamak ve izinden yürümeyi başarmak gerekiyor. 

Bilindiği gibi Kasım Engin Yoldaş Firat’ın batısında, Mereş’în Pazarcix İlçesinde doğdu ve ilk çocukluğunu Kürdistan’ın bu verimli topraklarında geçirdi. Tabii ilk doğuş anından itibaren de günümüzde adı ‘Fırat Kalkanı’ olarak konmuş olan sömürgeci-soykırımcı zihniyet ve siyasetin saldırılarına maruz kaldı. Daha çok küçük yaştan itibaren asimilasyona ve Türkleştirme operasyonlarına tabi tutuldu. Bunun bir parçası olarak da küçük yaşta doğduğu ana ve ata yurdu topraklarından kopartılarak Avrupa’ya sürgüne gitmek zorunda bırakıldı. 

Kasım Engin Yoldaş gençlik yıllarını Avrupa’da, Almanya’da geçirdi. Ülkesinden ve halkından kopartılmış olmasına rağmen yaşamdan ve bir insan olarak gelişmekten umudunu hiçbir zaman koparmadı. İçinde bulunduğu alanla uyumlu olmak, oradan verilenleri en iyi biçimde temsil etmek için elinden gelen bütün çabayı harcadı. Keskin zekâsı ve yüksek temposuyla sürgün edilmiş olduğu Avrupalarda verili düzeni en iyi kavrayan haline gelmeyi de başardı. Almanya gibi bir yerde üniversite okuyabilecek bir düzey kazandı. Almanya birincisi olacak kadar sportif etkinlik sahibi oldu. İsteseydi kapitalist modernite sisteminin hem gözde bir sporcusu, hem de iyi bir bilim kölesi haline gelebilirdi. Yaşamda asimile olma ve soykırıma uğrama temelinde her açıdan önü açıktı. Aradığı her türlü imkânı bulabilecek bir konumdaydı. 

Ülkeye dönme kararıyla Önder Apo’yla, özgürlük çizgisiyle, dağla, gerillayla, tarihle, özgür insanlıkla buluştu

Fakat Kasım Engin Yoldaş belli bir bilinç kazanıp kendi halk gerçeğini, içinde bulunduğu Avrupa ve kapitalist modernite gerçeğini biraz anladıktan sonra kendine sunulmaya çalışılan kapitalist modernite sisteminin tüm bu köleleştirici maddi imkânlarını elinin tersiyle itti. O asimile olmuş, kapitalizme hizmet eden bir fosil olarak maddi imkânlar bolluğu içerisinde yaşamak yerine, bir insan olmayı, insan olarak kalmayı, bunu da ülkesinin ve halkının özgürlüğünde bulmayı ve yaratmayı esas aldı. 

İlk gençlik yıllarından itibaren Kürdistan’da gelişmekte olan Apocu Özgürlük düşüncesinden derinden etkilendi. Kürdistan’da başlatılan 15 Ağustos 1984 gerilla atılımının ateşiyle tutuştu, kendine sunulmaya çalışılan asimile edici ve köleleştirici tüm kapitalist modernite imkânlarını bir yana iterek Kürdistan’da gelişmekte olan Özgürlük Hareketi ve mücadelesine katılmaya ve onun içinde yer almaya karar verdi. Bir süre Avrupa’nın farklı alanlarında çok yönlü kitle çalışması ve propaganda faaliyetleri içinde olduktan sonra 1980’lerin sonunda Mahsum Korkmaz Akademisi’ne geçti. Avrupa’daki sürgün yaşamına son vererek ülkeye dönme ve bir özgürlük savaşçısı olma kararına ulaştı. Bu temelde Önder Apo’yla, özgürlük çizgisiyle, dağla, gerillayla, tarihle, özgür insanlıkla buluştu. 

Kasım Engin Yoldaşın anlama ve uygulama sorunları yoktu. En zor konuları ve sorunları bile keskin zekâsıyla anlayabilen, çözüme ulaştıran bir düşünce gücüne ve yine hiperaktif temposuyla her türlü göreve koşabilen yüksek bir enerjiye sahipti. Bu temelde Mahsum Korkmaz Akademisi’ndeki Önderlik eğitimi ardından 1990-93 sürecinde doğduğu alan olan Firat’ın batısında, Amanos’tan Toroslara, Engizeklere, Binboğalara kadar tüm Batı Kürdistan’da gerillacılık yaptı. Dağ dağ, köy köy dolaştı. Ayak basmadık küçük bir toprak parçası bırakmadı. 

Maraş Katliamı temelinde Firat’ın batısında yok edilmek istenen Kürt varlığını Apocu özgürlük çizgisinde yeniden diriltebilmek için elinden gelen her türlü çabayı harcadı. Ardından 1994 yazında bir Parti Merkez Okulu Eğitim Devresi gördükten sonra Kürdistan’ın direniş kalbi olan Botan’a yürüdü. 1994-2000 yılları arasında, uluslararası komploya kadar Botan’ın değişik alanlarında gerillacılık yaptı. Burada hem bir gerilla savaşçısı, hem bir gerilla komutanı oldu. Yüzlerce Botanlı genci eğitip gerilla saflarına kattı. Botan’da ayak basmadık yer bırakmadı. Hem bir Botan öğrencisi hem de Botan gençliğinin ve halkının bir öğretmeni olarak yaşadı. Demirel-Güreş-Ağar-Çiller faşist-soykırımcı çetesinin topyekûn özel savaş saldırılarına karşı gelişen Botan direnişinin büyük bir gerillacısı ve gerilla komutanı olmayı bildi. 

Kasım Engin Yoldaş’ın esas kişilik özellikleri Uluslararası Komplo ardından ve komploya karşı mücadele süreci içerisinde ortaya çıktı. Kasım Engin Yoldaş, faşist-sömürgeci zihniyet ve siyasetin Önder Apo’ya saldırı temelinde Kürdistan özgürlük bilincini ve hareketini yok etmek istediği bu ağır baskı ve karanlık ortamında gerçek bir bilinç, irade ve umut gücü olarak ortaya çıkmayı başardı. Uluslararası Komplo’ya karşı Önderlik gerçeğini en iyi anlayan ve bu temelde Uluslararası Komplo karşısında Önderlik çizgisinde en güçlü mücadele eden devrimci militanlardan biri oldu. Komplonun vahşi saldırıları hiçbir zaman Kasım Engin Yoldaşı korkutmadı, umutsuzluğa sevk etmedi, iradesini kırmadı, bilincini karartmadı; tam tersine Önder Apo’nun aydınlatıcı ve yol gösterici gerçeğini her zamankinden daha fazla bu dönemde bilince çıkartarak Uluslararası Komplo’ya karşı mücadelenin öncü militanlarından birisi haline geldi. Komplonun vahşiliğini anlamak kadar, ona karşı mücadele edip yenilgiye uğratılacağını gösterebilen, anlayan bir bilincin, iradenin, cesaret ve fedakârlığın sahibi olmayı da bildi. 

Bu temelde Uluslararası Komplo’yu yenilgiye uğratacak bir mücadelenin büyük bilinci, iradesi, coşkusu, heyecanı haline gelmeyi başardı. Kasım Engin Yoldaşın çok yönlü devrimciliği, komple militanlığı, devrimci mücadeleye her zamankinden daha büyük coşku, heyecan, umut, inanç ve iradeyle katılımı böyle zorlu bir süreçte ortaya çıktı. Bu temelde umutsuzluğa karşı umut, karanlıklara karşı ışık, irade kırılmasına karşı kararlılık, iddiasızlığa karşı yüksek bir irade, mücadeleden kaçınmaya karşı Önderlik çizgisini daha derinden anlayıp özümseme ve daha yüksek bir tempoyla uygulama gücü haline geldi. Uluslararası Komplo’ya karşı, her türlü göreve, her alanda sımsıkı sarılan öncü militanlardan biri olarak her türlü bireyci-oportünist-tasfiyeci eğilim ve anlayışlara karşı büyük bir mücadelenin sahibi oldu. 

Kasım Yoldaş komplo ve tasfiyeciliğe karşı mücadelenin öncü militanlarından birisi oldu

Uluslararası Komplo’ya karşı mücadelede Kasım Engin Yoldaş karanlıklara ışık, karamsarlığa karşı umut, her türlü oportünist ve tasfiyeciliğin korkulu rüyası olmayı bildi. Uluslararası Komplo’ya karşı mücadeleyi, oportünizme ve tasfiyeciliğe karşı mücadeleyle birleştirerek dönem görevlerine çok yönlü ve büyük bir heyecanla sarılan bir militan haline geldi. Böyle bir dönemde ideolojik-örgütsel, her türlü çalışmada her zaman görev ve sorumluluk üstlendi. Tasfiyeciliğe karşı mücadelenin öncü militanlarından birisi oldu. En önde gelen bir militan olarak kıvrak zekası ve yüksek temposuyla örgütsel dağınıklığın önlenmesi, toparlanmanın geliştirilmesinde büyük bir çaba sergiledi. Yeniden yapılanma sürecinde böyle bir dönemin başarısına öncülük edecek güç olarak gerillanın ‘HPG’ ismiyle yeniden yapılanma çalışmalarında uzun süre yer aldı. Uzun süre HPG basın komutanlığı görevini yürüttü. Yeni dönemin gerilla yapılanmasına bilinciyle, pratiğiyle, eğitici ve yönetici gücüyle büyük bir katkı sundu. 

Nûda Karker ve Azad Siserlerle birlikte Savunma Komitesi görevi yürüttü. HPG’de paradigma değişiminin gerçekleşmesi ve gerillanın yeni paradigma temelinde HPG ismiyle yeniden yapılandırılıp örgütlü ve eylemli hale getirilmesinde büyük bir emeğin ve çabanın sahibi oldu. Kasım Engin Yoldaş 1 Haziran 2010’dan itibaren gelişen Dördüncü Stratejik Dönem olarak tanımladığımız Devrimci Halk Savaşı sürecine daha yoğun olarak ideolojik mücadele alanındaki çalışmalar içerisinde yer alarak katılım gösterdi. Hem PKK Merkez Komitesi hem de KCK Yürütme Konseyi üyesi olarak uzun süre basın-yayın çalışmalarına aktif katıldı ve Basın Komitemizin birinci dereceden sorumluluğunu yaptı. 

Devrimci Halk Savaşı Stratejisi’ni propaganda-ajitasyon cephesinden geliştirebilmek için yoğun bir çabanın sahibi oldu. Propaganda-ajitasyon çalışmalarını, dönem görevlerini başaracak düzeye getirebilmek için yoğun bir ideolojik-örgütsel-eğitsel çalışma içerisinde oldu. Dersler verdi, kitaplar yazdı. Başta tarih olmak üzere birçok konuda araştırma ve inceleme çalışması yürüttü. Böyle bir süreçte sürekli düşünen, araştıran, yeni bilgilere ulaşan ve ortaya çıkardığı, öğrendiği yeni şeyleri hep yoldaşlarıyla ve halkla paylaşan, usanmaz ve yorulmaz bir yüksek tempolu çalışmanın sahibi oldu. Bu temelde Partimizin ideolojik alan çalışmalarının örgütlendirilmesine ve yürütülmesine en üst düzeyde katılım gösterip çalışmaları koordine eden örgütsel yapı içerisinde yer aldı. Böylece Devrimci Halk Savaşı’nı başarıya götürecek ideolojik-örgütsel çizgi mücadelesini ve propaganda-ajitasyon düzeyini ortaya çıkartmaya çalıştı. Devrimci Halk Savaşı Stratejisi’nin ideolojik öncülüğünü yapma çabası içinde oldu.  

AKP-MHP faşizminin Medya Savunma Alanları’na dönük hava ve kara saldırılarının geliştiği dönemdeyse bir yandan söz konusu ideolojik alan çalışmalarını kesintiye uğratmadan yürütürken, diğer yandan Medya Savunma Alanları’na dönük düşman saldırılarına karşı geliştirilen direnişin komuta görevini de üstlenip yürütmeye çalıştı. Hem ideolojik çalışma alanında, hem de askeri alanda faşist-soykırımcı düşmana karşı Devrimci Halk Savaşı temelinde yürüttüğümüz mücadeleyi birleştiren ve birlikte yürütmeyi gerçekleştiren öncü militan olarak önemli bir rol oynamayı başardı. 

Kasım Engin Yoldaş işte böyle yoğun ve yüksek tempolu bir devrimci çalışma ve mücadele içerisindeyken faşist-soykırımcı düşman saldırısına maruz kaldı ve şehit düştü. Dolayısıyla söz konusu saldırı da, şehadet de bir tesadüf değildi. Besbelli ki faşist soykırımcı AKP-MHP diktatörlüğü ve onun uzantısı haline gelmiş olan Kürt işbirlikçi ihaneti Kasım Yoldaş şahsında somutlaşan özgürlük mücadelesinin gelişiminden ve anti-faşist direnişin büyümesinden çok büyük bir korkuya kapılmıştı. Çünkü Kasım Yoldaşın seçkince temsil ettiği Apocu çizgide gelişen özgürlük ve demokrasi direnişi AKP-MHP faşizmini tam bir çöküş sürecine sokmuş, adeta yıkımın eşiğine getirmişti. Aynı zamanda Kürt işbirlikçiliğinin ve ihanetinin de her türlü maskesini alaşağı ederek iyice teşhir olur, deyim yerindeyse ipliği pazara çıkar hale getirmişti. 

İşte bu güçler kendi aralarında her türlü kirli ittifakı yaparak ve ABD’den, genelde kapitalist modernite sisteminden de her türlü desteği alarak Kasım Engin Yoldaşımızı katleden bu alçakça saldırıyı düzenlediler. Dikkat edilirse mevcut saldırı öyle tekil bir olay değildir. Söz konusu güçler el birliği ederek Koronavirüs gibi bir salgından da fayda umarak PKK öncülüğündeki Kürdistan özgürlük bilincini ve eylemini daraltabilmek ve mümkünse tasfiye edebilmek için her türlü planlı saldırıyı geliştirmeye çalışıyorlar. Bunu Bakurê Kurdistan ve Türkiye’de yaptıkları gibi, Medya Savunma Alanlarına, Başûrê Kurdistan’a, Rojava ve Kuzey Doğu Suriye’ye dönük olarak da yürütüyorlar. Hatta İdlib, Libya olaylarında görüldüğü gibi Ortadoğu’nun değişik yerlerinde faşist savaşı tırmandırmaya çalışıyorlar. 

Kürt halkına karşı tarihin en ağır faşist baskı-terör ve sömürü saldırısı yürütülüyor

Bu temelde son KDP ve YNK ortaklığının Zînê Wertê Boğazı’na dönük operasyonunda da açığa çıktığı gibi Medya Savunma Alanları’nı daha çok kuşatmaya ve bu alanlara dönük imha saldırılarını daha çok arttırmaya çalışıyorlar. Rojava Kürdistan’ı baskı altında tutmak ve Rojava Özgürlük Devrimini geriletebilmek için her türlü çabayı yürütüyorlar. Bakurê Kurdistan’da insanlık tarihinin en vahşi katliamını ve soykırımını uygulamaya koyuyorlar. Başta kadınlar olmak üzere halk üzerinde yoğun bir baskı, katliam, taciz ve tecavüz uyguluyorlar. Demokratik siyaset güçlerini, gençleri, kadınları tutuklayıp zindanlara dolduruyorlar. Kürt’ün dirisine düşman olup saldırdıkları gibi ölüsünden de korkuyor ve Kürt özgürlük savaşçılarının mezarlarına saldırıyorlar. Cesetlerini parçalamaya çalışıyorlar. Mezarlıklarını yıkıp tahrip ediyorlar. Kemiklerini yerlerinden çıkartıp Türkiye’nin değişik yerlerine taşıyarak gizlemeye, saklamaya, Kürt Özgürlük Mücadelesinin en büyük değerleri olan kahraman şehitleri, Kürt halkının gözünden uzak tutmaya çalışıyorlar. 

Kuşkusuz bu saldırılar dört parça Kürdistan’la sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin değişik alanlarına da yayılarak başta Kürt halkı olmak üzere diğer halkalara karşı da tarihin en ağır faşist baskı-terör ve sömürü uygulamasına dönüşüyor. AKP-MHP faşizmi Kürdistan’da tarihin en ağır soykırımcı saldırılarını uyguladığı gibi Türkiye’de de çok yoğun ve ağır bir faşist baskı ve sömürü uyguluyor. Böyle bir uygulamada Türkiye’nin bütün değerlerini satışa çıkartarak kapitalist modernite güçlerinden destek almaya, Kürt işbirlikçi ve ihanetini kendi hizmetine koşmaya çalışıyor. 

Yani emperyalist efendilerinden ve işbirlikçi ihanetten medet uman, onlara dayanarak ayakta kalmaya ve ömrünü uzatmaya çalışan bir konumu yaşıyor. Kuşkusuz bu temelde de en çok PKK’ye saldırıyor. Parti öncülüğümüzü, Parti yönetimimizi, Parti militan yapımızı ve gerilla öncülüğümüzü imha edebilmek için hiçbir ahlaki ve hukuki kural tanımayan, savaş hukukunun hiçbir gereğine dahi uymayan alçakça bir saldırı yürütüyor. Bir gerillayı imha edebilmek için onlarca savaş ve keşif uçağı kaldırıyor. Günlerce peşinden koşuyor, defalarca saldırı yapıyor. Günün 24 saatinin her anında, dört parça Kürdistan’da özgürlük mücadelesi yürüten güçleri bulup imha edebilmek için TC devletinin, Türkiye ülkesi ve toplumunun tüm gücünü böyle bir imha saldırısına seferber ediyor. İşte Kasım Engin Yoldaşın şehadetine yol açan saldırı da böyle topyekûn faşist-soykırımcı özel savaş saldırısının bir parçası olarak gerçekleşmiş bulunuyor. 

Kürtlük üzerinde insanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir katliam uygulanıyor

Peki, söz konusu bu saldırılar ne anlama geliyor? Çok açık ki bugün AKP-MHP faşizminin Kürt halkına karşı yürüttüğü saldırganlık tarihin tanık olduğu en ağır soykırım saldırısıdır. Böyle bir saldırı temelinde Kürt varlığını ezip imha ederek Kürt halk varlığına dair bir iz dahi bırakmak istemiyor. Dilini, kültürünü, tarihini, doğasını, coğrafyasını, değerlerini, toplumsal yaşamını ve tarihsel birikimini şehitlerine kadar her şeyi yok ederek Kürtlüğü tarihten silmeye çalışıyor. TC devletinde somutlaşan ve bugün AKP-MHP faşizmi tarafından uygulamaya konan Kürt düşmanı zihniyet ve siyaset, Kürt soykırımı projesi, Kürtlüğe dair her şeyi yok etmeyi, tümden ortadan kaldırmayı, Kürdistan’ı ve Kürtlüğünü kaybetmiş insanları Türkiye’nin bir parçası haline getirmeyi, Türkleştirmeyi, Kürtlüğü asimile ederek Kürt toplumunu Türk uluslaşmasının bir parçası haline getirmeyi hedefliyor. Yani Kürtlük üzerinde insanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir katliam uygulanıyor, soykırım yürütülüyor. Bir kök kazıma saldırısı söz konusu. 

Bugün AKP-MHP faşizminin dört parça Kürdistan’da ve yurtdışında Kürt’e ait her şeye azgınca ve vahşice saldırısının hedefi kesinlikle budur. Bu konuda hiç kimse yanılmamalıdır. TC devleti ve AKP-MHP faşizmi tarafından Kürdistan’da uygulanan soykırımın bugünün dünyasında ve tarihsel geçmişte bir eşi-benzeri, bir örneği dahi bulunmuyor. Bu düzeyde vahşi, her türlü insanlık değerlerini yok sayan ve yok eden bir barbarca saldırıyı AKP-MHP faşizmi Kürt halkına karşı yürütmeye çalışıyor. Böylece Kürt varlığını yok etmek, yüzyıldır devam eden Kürt soykırımını başarıya götürmek istiyor. Faşist soykırımcı zihniyet ve siyaset olarak kendi varlığının ancak Kürt’ün yok edilmesiyle mümkün olduğunu görüyor. Kürt’ü yok edebilmek için de önce özgür Kürt’e, Apocu Kürt’e, PKK Kürt’üne saldırıyor. Böyle bir saldırıda geçici olarak Kürt işbirlikçiliğini ve ihanetini de alçakça kullanıyor. Besbelli ki işi bitene kadar Kürt ihanetinden ve işbirlikçiliğinden medet umuyor. Ama biz tarihsel geçmişten iyi biliyoruz ki Kürt Özgürlük Mücadelesi geçici olarak ezilip imha ve tasfiye edildikten sonra sıra söz konusu işbirlikçi hainlere de geliyor. 

TC’de somutlaşan Kürt düşmanlığı ve soykırımcılığı kendisine hizmet eden, işbirlikçilik yapmış olan Kürt’e de tahammül etmiyor. Ona da yaşama imkânı vermiyor. Mustafa Kemal’in şu ünlü sözü hiçbir zaman unutulmamalıdır; ‘Kendi milletine faydası olmayanının bize de faydası olmaz’ diyor. Nitekim Lozan sürecinde Kürdistan’ın çeşitli yerlerinden gelmiş, kendisine hizmet eden, TC meclisinde Kemalist hareketi savunan vekilleri, Lozan’da Kürt soykırımını kabul ettirdikten ve devlet egemenliğini sağladıktan sonra uydurma suçlarla bir bir idama götürüyor, imha ediyor. Onları suçlayıp idama götürürken işte bu sözleri söylüyor. Bugün AKP-MHP faşizminin bu insanlık dışı vahşi ve barbarca soykırımlarına ortak olan, işbirlikçilik yapan Kürtlerin bu gerçeği çok iyi bilmesi ve unutmaması gerekiyor.

Diğer bir yan ise çok açık ki hem AKP-MHP faşist diktatörlüğü, hem de Kürt düşmanı ve soykırımcısı TC sistemi ancak böyle vahşi, faşist-soykırımcı bir baskıyla, terörle, katliamla ayakta kalabiliyor. Gerçekten de maskesi düşmüş, ipliği pazara çıkartılmış durumda. Nasıl bir Kürt düşmanı, halk düşmanı, kadın düşmanı, insanlık düşmanı olduğu iyice açığa çıkartılmış ve teşhir edilmiş bulunuyor. Bütün dünya bugün Tayyip Erdoğan-Devlet Bahçeli ikilisinde somutlaşan faşist zihniyet ve siyasetin nasıl büyük bir tehlike arz ettiğini çok iyi görüyor ve anlıyor. Kürdistan’da yapılan uygulamalar Amerika’da da, Avrupa’da da, Asya’da da biliniyor. ABD’de de siyahlar katledilirken TC devletinin Kürdistan’daki Kürt katliamları örnek olarak gösteriliyor.

‘İkinci Cumhuriyet’ denen faşist soykırımcı TC diktatörlüğünün artık sonu gelmiştir

Bir yandan her alandaki ırkçı, şoven, milliyetçi saldırılar, düşmanlıklar, katliamlar TC devletinin ve AKP-MHP faşizminin Kürt düşmanı faşist-soykırımcı zihniyet ve siyasetiyle benzeştirilirken, diğer yandan bu tür ırkçı-şoven-faşist saldırılara karşı gençlerin, kadınların, halkların direnişi de Kürt halkının Bakurê Kurdistan’da, Rojavayê Kurdistan’da, Başûr’da, Rojhilatê Kurdistan’da faşist-soykırımcı saldırılara karşı yürüttüğü kahramanca direnişten ilham alıyor. Dünyanın dört bir yanından gençler, kadınlar, Kürt gençleri ve kadınlarının her türlü faşist-soykırımcı zorbalığa karşı geliştirdikleri kahramanca özgürlük mücadelesinden ilham alarak, umut ve güç alarak direniyor, mücadele ediyor. Kendi mücadelelerini Kürt halkının, gençlerinin, kadınlarının mücadelesiyle birleştiriyor, özdeşleştiriyor. 

Besbelli ki yüz yıllık TC’nin soykırım zihniyet ve siyaseti artık iyice deşifre olmuş ve yolun sonuna gelmiştir. Bu zihniyet ve siyaseti en barbarca yürüten AKP-MHP faşizmi artık tam bir çözülme ve çöküş sürecindedir. Hem CHP’nin kurduğu TC faşist-soykırımcı sisteminin hem de Kenan Evren-Tayip Erdoğan ve Devlet Bahçelinin kurduğu ‘İkinci Cumhuriyet’ denen yeni faşist soykırımcı TC diktatörlüğünün artık sonu gelmiştir. Böyle bir diktatörlük iyice teşhir olmuş, Ortadoğu halkları ve insanlık için nasıl büyük bir tehlike arz ettiği herkes tarafından görülür hale gelmiştir. Bunu bu biçimde deşifre eden, görünür kılan, ortamı aydınlatan ise hiç kuşkusuz Partimiz öncülüğünde Kürt gençlerinin, kadınlarının, Kürt halkının yürüttüğü kahramanca mücadele olmuştur. 

İşte bu mücadele bugün AKP-MHP faşizmini yıkımın eşiğine getirmiş durumda. Gerilla direnişi her gün dağda, ovada, şehirde faşist soykırımcı zihniyet ve siyasete öldürücü darbe vuruyor. Kürt gençlerinin ve kadınlarının her gün dört parça Kürdistan ve yurtdışındaki eylemleri AKP-MHP faşist soykırımcı zihniyet ve siyasetini teşhir ediyor. Böylece TC’de somutlaşan Kürt düşmanı, faşist-sömürgeci-ırkçı-şoven zihniyet ve siyasetin sonuna gelinmiştir. AKP-MHP faşizminin ağır bir çöküşü yaşadığı ve ömrünü daha fazla uzatamayacağı netleşmiştir.

Şunu net ifade edebiliriz: Evren-Erdoğan-Bahçeli faşist-soykırımcı diktatörlüğü ne kadar saldırırsa saldırsın, ne kadar katliam yapar, kan akıtırsa akıtsın, ne kadar devrimci-yurtseveri katleder, tutuklayıp zindanlara doldurursa doldursun kesinlikle yüzünü maskeleyemeyecek, kendisini gizleyemeyecek, ömrünü uzatamayacak. Partimizi, gerillamızı, Kürdistan Özgürlük Hareketini imha ve tasfiye edemeyecek, Kürt halkını özgürlük için mücadeleden uzaklaştıramayacaktır. Tam tersine çokça söylenen bir söz olarak ‘Döktüğü kanda boğulacaktır, uyguladığı vahşet içinde yok olacaktır.’ Geliştirdiği zulüm ve katliamlar içerisinde çöküşe gidecek ve kendisi yok olacaktır. Artık bu kanıtlanmıştır. 

AKP-MHP faşizmi, Erdoğan-Bahçeli diktatörlüğü Kürtler kadar Türkiye halklarının ve insanlığın da başına büyük bir bela haline gelmiştir. On yıllardır PKK’yi imha etmek, Kürt halkını özgürlük mücadelesinden alıkoymak için yürüttükleri saldırılar başarısız kalmış, boşa çıkartılmıştır. Uluslararası Komplo yenilgiye uğratılmıştır. Önder Apo’nun ve Partimizin büyük direnişiyle Kürt gençleri, kadınları, Kürt halkı, Kürt dostları, tüm devrimci, demokratik güçler ve insanlık artık gerçeği net bir biçimde görür hale gelmiştir. Dolayısıyla söz konusu vahşi saldırılar, katliamlar Kürt gençlerini, kadınlarını, Kürt devrimcilerini artık korkutmamaktadır, ürkütmemektedir. Tam tersine onları daha çok öfkelendirmekte, kinlerini daha çok arttırmakta, mücadele azim ve kararlılıklarını daha çok büyütmekte, iradelerini daha keskin kılmaktadır. AKP-MHP faşizmi ne yaparsa yapsın, kendini dünya kapitalist güçlerine ne kadar pazarlarsa pazarlasın Kürt işbirlikçiliğinden ve faşist-soykırımcı barbarlıktan ne kadar medet umarsa umsun, dolayısıyla ne kadar çok saldırı yapar, katliam uygular, tutuklamalar geliştirirse geliştirsin partimizi zayıflatamayacak, gerilla direnişimizi daraltamayacak, kadın ve gençlik öncülüğündeki halkımızın ve Türkiye halklarının anti-faşist özgürlük ve demokrasi direnişlerini kesinlikle kıramayacaktır. 

Şehitlerimiz mücadelemize daha büyük güç katacaktır

Partimiz öncülüğünde kahraman gerillamızın ve halkımızın geliştirdiği direniş faşist soykırımcı zihniyet ve siyaseti yerle bir edecek, tarihin çöp sepetine mutlaka atacaktır. Bunda da kahraman şehitlerimiz her zaman öncülük rolü oynayacaklardır, gerçeği gösterecekler, bizleri eğitecekler, iradeli kılacaklar, her zaman her yerde en temel güç kaynağımız olarak rol oynayacaklar, faşist soykırımcı-sömürgeci zihniyet ve siyaseti yenilgiye uğratan direnişin öncü komutası olarak tarihi rollerini oynayacaklardır. Şehitlerimiz mücadelemize daha büyük güç katacaktır. 

AKP-MHP faşizmi bilsin ki Kasım Engin Yoldaşın katledilmesi bizleri, PKK militanlarını, HPG ve YJA-Star savaşçılarını, Kürt gençlerini ve kadınlarını korkutmamıştır, ürkütmemiştir, yıldırmamıştır, geri adım attırmamıştır. Tam tersine onların öfkesini ve kinini büyütmüş, bilinçlerini derinleştirmiş, iradelerini keskinleştirmiş, mücadele etme kararlılıklarını, cesaretlerini ve fedakârlıklarını özgürlük için daha da büyütmüş, artırmıştır. 

Dolayısıyla şu çok iyi bilinmeli ki yaşamı içerisinde büyük, yüksek bir tempoyla ve üretken bir tarzla, büyük-devrimci değerler ortaya çıkartıp miras olarak bize bırakmayı başarmış olan Kasım Engin Yoldaş ve tüm şehitlerimiz, şehadetleriyle gerçekleri daha çok aydınlattıkları gibi, bizleri eğiterek, mücadele azim ve kararlılığımızı artırmışlardır. Yine devrimci mücadelemizin her alanda daha güçlü gelişmesini, daha etkili yürütülmesini ve daha sonuç alıcı kılınmasını sağlamışlardır. Kuşkusuz önümüzdeki süreçte bu rolünü çok daha etkili oynayacaktır. Nasıl ki her türlü faşist-soykırımcı saldırıya rağmen Kasım Yoldaş 24 saat pratik içerisinde olmuşsa, her an saldırıları boşa çıkartarak devrimci görevleri yerine getirmeyi başarmışsa, aynı şekilde Kasım Engin Yoldaşın anısına geliştirilecek Devrimci İntikam Mücadelesi de söz konusu çabaları daha çok artıracak, faşist-soykırımcı saldırıları daha çok kıracak, her alana yayacak, büyütecektir. AKP-MHP faşizmini daha çok kuşatarak, darbeleyecek, onu tarihi sona, yenilip çöp sepetine atılma durumuna mutlaka götürecektir. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Kasım Engin Yoldaşın anısı her zaman devrimci intikam yeminimiz olacak, devrimci görevlerimizi daha büyük başarıyla yerine getirmemize güç ve imkân sunacaktır. 

Büyük şehidimizin ailesinin de ifade ettiği gibi dönem acılar altında ezilme, ağlama, sızlama dönemi değildir. Dönem tersine Şehit gerçeğini daha doğru anlama, daha gerçekçi sahiplenme ve şehidin izinden daha büyük bir cesaret ve fedakârlıkla yürüme dönemidir. Dolayısıyla dönem devrimci intikam görevlerine, anti-faşist direniş görevlerine, özgürlük ve demokrasi mücadelesini daha da büyütme ve geliştirme görevlerine daha çok ve daha sıkı sarılma, bu görev ve sorumlulukları Önderlik ve Şehitler çizgisinde anı anına doğru tarz, üslup ve tempoyla başarılı bir biçimde yerine getirme dönemidir. Çok açık ki tüm şehitlerimiz anısına, Kasım Engin Yoldaş anısına, Parti öncülüğümüzün, gerillamızın, kadın ve gençlik hareketimizin, halkımızın vereceği cevap kesinlikle bu tarzda direnişi büyütme ve zafere götürme tutumu olacaktır. 

Hareket ve halk olarak şu gerçekleri yakın geçmiş içerisinde çok net bir biçimde gördük: 2020 baharına Kürt halkı ve Özgürlük Hareketi olarak çok daha hazırlıklı ve mücadeleci bir temelde girdik. Özellikle Ortadoğu’da yaşanan Üçüncü Dünya Savaşı’nın geldiği nokta, sağladığı derinlik ve yaygınlık, bu durumun ortaya çıkardığı imkân ve fırsatlar hem Kürdistan’da Özgürlük Mücadelesini geliştirmemiz için bize büyük fırsat ve imkân sundu, hem de böyle bir mücadeleyi geliştirme görev ve sorumluluğu içine soktu. 2020 yılında tecridi kırma, faşizmi yıkma, Kürdistan’ı özgür, Türkiye ve Ortadoğu’yu demokratik hale getirmek için böyle büyük bir devrimci direniş hamlesinin hazırlıkları içerisinde olduk ve Uluslararası Komplonun 22. yılına giriş sürecinde komploya karşı halk direnişi temelinde böyle bir süreci başlattık. Bu büyük bir başlangıçtı, yeni bir çıkıştı. Ardından 8 Mart’ta Kürdistan’da ve dünyada kadınların özgürlük için ayağa kalkışları gerçekten görkemli oldu. Tüm zamanların en büyük ve en yaygın kadın duruşu, Kadın Özgürlük tutumu, iradesi, Kadın Özgürlük Mücadelesi ortaya çıktı. 15 Şubat Komplosu’na, tecride ve faşizme karşı direniş durumu, 8 Mart kadın özgürlük direnişi büyük bir mücadele yılına girilmiş olduğunu ve bunun AKP-MHP faşizmini kesin bir yenilgiye uğratacağını herkese gösterdi. İşte böyle bir ortamda bu Koronavirüs denen mikrop saldırısı AKP-MHP faşizminin gerçekten de imdadına yetişti. Deyim yerindeyse onları kurtaran oldu. 

Nasıl ki emperyalist efendilerinden, Kürt işbirlikçi ihanetinden medet umuyorlarsa Erdoğan-Bahçeli faşizmi Koronavirüsten de medet umar, fayda sağlar bir duruma düştü. Bu kadar yıkımın, çöküşün eşiğindeydi. Çökme ve çözülme noktasındaydı. Böyle bir durumda söz konusu mikrop saldırısına dayanarak geliştirdiği faşist baskı, saldırı, denetimle devrimci mücadelelerin önünü kesmeye, durdurmaya, bu temelde de ömrünü uzatmaya çalıştı. Newrozların, kahramanlık haftalarının, 1 Mayısların büyük devrimci eylemliliğinin önünü kapatmaya çalıştı. Gerçekten de tehditlerle, korkutarak, yasaklarla toplumsal hareketi belli ölçüde zayıflatmayı bildi ama kahraman gerilla güçlerimiz, Parti öncülüğümüz bu oyuna gelmedi. Bunun tehlikeli bir oyun olduğunu, AKP-MHP mikrobunun Korona mikrobundan daha tehlikeli bir mikrop olduğunu değerlendirerek böyle bir süreçte Özgürlük Mücadelesini, faşist-soykırımcı düşmana kahredici darbeler vuran devrimci gerilla eylemlerini kırda ve şehirde daha güçlü geliştirdi. Bu çerçevede önemli ölçüde AKP-MHP oyunu bozulmuş oldu. Bir yönüyle ömrünü uzatmak için tahakküm kurmaya çalışmış olsa da diğer yandan gerilla direnişi ile hileleri, oyunları bozulabildi. 

Şimdi bunun bir oyun ve hile olduğu, uygun yol ve yöntemler bulunarak anti-faşist topyekûn direnişin her alanda geliştirilmesi gerektiği herkes tarafından anlaşılıp kabul görünce, bunu engelleyebilmek için istihbarat ve teknik imkânları kullanarak insanlık dışı vahşi saldırılarını ve katliamlarını uygulamaya koydular. Bizleri, Parti öncülüğümüzü, gerilla ve halk direnişimizi söz konusu katliamlarla, şehadetlerle engellemek, dolayısıyla 2020 devrimci hamlemizin çok daha yaygın ve güçlü gelişmesini engellemek istiyorlar. 

2020 yılını Kasım Engin intikam yılı haline getireceğiz

Fakat şunu bilsinler; hesapları şimdiden bozulmuştur. Umutları kursaklarında kalacaktır. Yaptıkları saldırıların büyük çoğunluğu zaten boşa çıkarılmıştır. Kasım Engin Yoldaş gibi şehadetler de mücadeleyi zayıflatıcı değil, tam tersine daha çok büyütücü, yaygınlaştırıcı, Partimizde, gerillamızda, kadın, gençlik hareketimizde, halkımızda ve dostlarımızda devrimci azmi, iradeyi daha çok geliştirip, eylemliliği daha çok büyütücü rol oynayacaktır. 

Bu tür katliamcı saldırılarla önümüz kesilmek istenmektedir. İşbirlikçi ihanetin saldırılarıyla mücadelemizin önü kesilmeye, sınırlandırılmaya çalışılmaktadır. Bunu çok iyi görüyor ve anlıyoruz. Fakat faşist-soykırımcı düşman ve uşakları çok iyi bilsinler ki bu saldırılar bizi zayıflatmayacak tam tersine daha çok güçlendirecektir. Mücadelemizi daraltmayacak daha çok büyütecek ve yaygınlaştıracaktır. Bu saldırılarla zayıf düşen, geri çekilen, kuşatılan biz olmayacağız, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi ve Türkiye devrimci, demokratik hareketi olmayacak, tam tersine söz konusu saldırılar anti-faşist özgürlük ve demokrasi mücadelemizi daha çok büyütecek, daha çok yayacak, daha çok derinleştirecek, Kürdistan’da olduğu kadar Türkiye’ye de yayacak, dağda olduğu kadar şehre yayacaktır. Dolayısıyla AKP-MHP faşizmini yıkıma götürecek mücadele her zamankinden daha güçlü gelişecektir. 2020 hamlemiz engellenemeyecek, tam tersine daha büyük bir öfke ve kinle, daha güçlü geliştirilecektir. Kasım Engin İntikam Hamlesi olarak bütün şehitlerimizin intikamlarını alma temelinde hamle daha çok büyüyecek, daha etkili geliştirilecek ve AKP-MHP faşizmi kesin sonuna, çöküşe ve çözülüşe böyle bir hamleyle mutlaka götürülecektir. 

Bunlar temelinde açıkça ifade ediyoruz ki tüm PKK kadro ve sempatizanları, tüm Partili yoldaşlar, hepimiz Kasım Engin Yoldaş anısına Önderlik ve Parti çizgisinde daha güçlü partileşerek kendimizi Önderlik ve Şehitler çizgisinde eleştirel-özeleştirel sorgulamadan geçirip yenileyerek, devrimci intikam görevlerimize her alanda daha güçlü sahip çıkacağız. Bu temelde daha büyük savaşıp daha büyük kazanacağız. 2020 yılını Kasım Engin intikam yılı haline getireceğiz. 2020 yılını İmralı tecridinin kırıldığı, AKP-MHP faşizminin yıkıldığı, Kürdistan’da özgürlüğe, Türkiye’de demokrasiye adım atıldığı bir yıl yapacağız. Böyle bir mücadeleyi başarıyla yürütmek için her alanda öncülük görevlerimize daha güçlü sahip çıkıp, daha etkili yürüteceğiz ve mutlaka başaracağız. 

Yine kahraman Kürdistan özgürlük gerillası Bakur’da Başûr’da, Rojhilat’ta, Rojava’da, dört parça Kürdistan’da, dağda, ovada ve şehirde, her alanda Kasım Engin intikam görevlerine daha güçlü sahip çıkacak, kendini yenileyip yeniden yapılandırarak, Demokratik Modernite çizgisinin gerillası ve özsavunması olarak faşist-soykırımcı zihniyet ve siyasete, AKP-MHP faşist diktatörlüğüne karşı her alanda doğru tarz, üslup ve yeterli tempoyla daha güçlü savaşacak ve daha büyük başaracaktır. Her gün faşist-soykırımcı düşmanı kahreden, ona öldürücü darbeler vuran, kahraman şehitlerimizin intikamını alan devrimci eylemler mutlaka geliştirecektir. 

AKP-MHP faşizminin yaptıklarının hiçbiri yanına kalmayacaktır. Faşist-soykırımcı-sömürgeci suçların hepsinin hesabı mutlaka bir bir sorulacaktır. İşbirlikçi-ajan yapı, halk üzerinde baskı uygulayan güçler, AKP-MHP faşizmine hizmet eden tüm ekonomik-siyasi-askeri yapılar kahraman gerillamızın ezici vuruşlarına hedef olmaktan kendilerini kurtaramayacaklardır. Her an faşist-soykırımcı düşmanın ensesinde kahraman Kürt gerillasının nefesi olacaktır. 

Gençlik, Kasım Engin Yoldaşın anısına Özgürlük Mücadelesi’ne daha güçlü öncülük edecektir

Dört parça Kürdistan ve özellikle yurtdışındaki Kürt gençliği bir gençlik devrimcisi olan Kasım Engin Yoldaşın anısını daha doğru anlayıp, daha güçlü sahip çıkarak her alanda özgürlük mücadelesine daha güçlü öncülük eden bir konuma kendisini mutlaka getirecektir. Yurtdışındakiler ülkeye koşarak, ülkedekiler dağda, ovada, şehirde özsavunma ve gerilla güçlerine katılarak, faşist-sömürgeci-soykırımcı düşmana karşı daha aktif, etkin, öldürücü darbeler vuran bir mücadele içerisine yürüyerek dönemin görevlerine başarıyla sahip çıkacaktır. Gençlik her alandaki mücadelenin aktif öncülüğünü yapma rolünü bu süreçte mutlaka daha güçlü ve daha başarılı bir biçimde uygulamayı bilecektir. Geleceğinin ve kurtuluşunun başka yolu yoktur. Bunun gerisindeki duruşlar ve mücadeleler kendi geleceğini karartmaktan öteye bir rol oynamaz. Dolayısıyla kurtuluş, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin başarısındadır. Kürdistan’ın özgürlüğünde, Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun demokratikleştirilmesindedir. Demokratik Ortadoğu ve Özgür Kürdistan hedefi herkesten çok Kürdistan gençliğinin hedefidir. Gençlik için bir geleceği, hem de özgür geleceği yaratmayı öngörmektedir. 

O halde Kürt gençliği Özgürlük Mücadelemizin aydınlatıcı temelinde de kendisini daha çok eğitecek, süreci daha doğru anlayacak, Kasım Engin gerçekliği karşısında kendisini daha derin sorgulayıp mücadeleye her alanda daha güçlü katılım yaparak faşist-sömürgeci-soykırımcı düşmanı yenme, özgürlüğü kazanma mücadelesini tam başarı çizgisinde yürütmeyi mutlaka bilecektir.

Özgürlüğe herkesten çok ihtiyacı olan ve doğru özgürlük bilincini herkesten fazla ortaya çıkartarak bu temelde kendini eğitip örgütlemiş ve mücadeleci kılmış olan Kürt kadınları mevcut gelişmeleri daha doğru anlayarak faşist-soykırımcı saldırıların en başta kadınlar olmak üzere tüm devrimci güçleri ve halkı hedefleyen katliamcı gerçeğine karşı daha doğru bilinçlenme, örgütlenme ve daha etkili mücadele etmeyi mutlaka bilecektir. Bu temelde Apocu özgürlük çizgisini bilinç ve pratik olarak en yetkin temsilcilerinden olan Kasım Engin Yoldaş gerçeğini daha doğru ve derinlikli anlayıp, Kasım Engin İntikam Hamlesini daha güçlü örgütleyip katılım gösterecektir. 

Zaten şu gerçekler bilinmekte, Özgür Kadın Hareketimiz tarafından açıklanmış bulunmaktadır: Kasım Engin Yoldaş gerçekten de Apocu özgürlük çizgisini, kadın özgürlüğüne dayalı toplumsal özgürlük çizgisini en çok anlayan, özümseyen, bu temelde kendisini en fazla eğiterek Önder Apo gibi özgür kadına yoldaş olmak için çalışan öncü militanlardan biriydi. Böyle bir yoldaşlık düzeyine ulaşma durumunu devrimci yaşamı ve mücadele süreci içerisinde çok önemli düzeyde başarmayı bildi. Şehadetiyle gerçeklerin daha çok aydınlatıcısı oldu. Kürt kadını, Önder Apo’nun çizgisini, düşüncesini özümseyen ve pratikleştirmeye çalışan Kasım Engin Yoldaş şahsında özgür erkek gelişimini, kadınla erkeğin özgürce ve eşitçe ilişkilenme ve özgürlük amacı doğrultusunda birlikte yaşayıp mücadele etme gerçeğini gördü. Dolayısıyla bu gerçekliğe bu önümüzdeki süreçte daha çok sahip çıkacaktır. 

Şu kanıtlanmıştır: Mücadele sonuç vermekte ve başarı ortaya çıkartmaktadır. Kadın Özgürlük Çizgisi temelinde yürütülen mücadeleler özgür kadını ve özgür erkeği, dolayısıyla toplumsal özgürlüğü adım adım ortaya çıkartmaktadır. İşte bunun en somut kanıtı şehit yoldaşlarımızdır, Sara Yoldaşımızdı, Delal Yoldaşımızdı, Çiçek Yoldaşımızdı, Kasım Engin Yoldaşımızdı. Demek ki mücadele, başarı kazandırmaktadır. Daha çok mücadele, daha doğru mücadele daha fazla kazandıracaktır. O halde şehitler gerçeğimizden daha çok öğrenerek onların anılarına doğru sahip çıkmanın bir gereği de olarak kendileriyle yoldaş olmayı, insanca var olmayı, yaşamanın temeli haline getirmiş olan Kasım Engin Yoldaş gerçeğini daha doğru anlayacaklar. Özgür Kadın Hareketi söz konusu katliamların hesabını sormayı da Özgürlük Mücadelesini Kürdistan’da ve dünyanın her tarafında çok daha güçlü ve etkili bir biçimde geliştirerek erkek-egemen, faşist-soykırımcı zihniyet ve siyasetten her an, her gün hesaplar soran, onları yıkıma götürerek özgür toplumu adım adım geliştiren sonuçları da mutlaka yaratacaktır.

Yurtdışına nasıl yaklaşılır, sorusuna en doğru cevabı Kasım Engin Yoldaş vermiştir

Bunlar çerçevesinde daha çok kendini sorgulaması gereken iki güçten bir tanesi yurtdışındaki Kürt halk varlığı ve özellikle Kürt gençliği olmaktadır. Kasım Engin gerçeği yurtdışına nasıl çıkıldığının ve oraya nasıl yaklaşılması gerektiğinin en somut örneğidir. Hiç kimse eğip bükmemeli, kendine göre yorumlamamalıdır. Çizgi Kasım Engin çizgisidir, gerçeğidir. Başka türlü çizgiler, doğru, devrimci ve yurtsever ölçüler ortaya konmaya çalışılmamalıdır. Yurtdışına nasıl çıkılır ve oraya nasıl yaklaşılır sorusuna en doğru cevabı, en devrimci ve yurtsever cevabı Kasım Engin Yoldaş vermiştir. Herkes bunu böyle anlamak, kendini bu temelde eğitmek, bu çizgiye güçlü bir biçimde katılmaya çalışmak durumundadır. Onu muğlaklaştıran, revize eden yaklaşımlar kesinlikle olmamalıdır. Onun için de yurtdışında devrimci nasıl olunur? Devrimci genç kime denir? Yurtseverlik neyle mümkündür? Bu iyi bilinmeli. 

Kasım Engin bir tanedir, tektir, tekildir denilemez. O öncüdür, önderdir, örnektir, herkesin izinden yürümesi gereken bir gerçekliktir. Doğru yaşamın kendisidir. Örnek alacağımız, izinden yürüyeceğimiz yaşam gerçeği kesinlikle Kasım Engin gerçeğidir. O halde yurtdışında Özgür Kürdistan yaratamayacağımız açıktır. Sürgüne gönderildik, zorluklar içerisinde olduk, o halde bunu bilince çıkartarak Kürdistan’da Özgürlük Mücadelesini geliştirmek, zafere götürmek, Kürdistan’da özgür yaşamı inşa etmek için herkes seferber olmalıdır. Yurtdışındayken de Kürdistan’da Özgürlük Mücadelesini geliştirip, özgür yaşamı geliştirmeye seferber olunmalıdır. Fikirler bu temelde oluşmalı, tartışmalar bu eksende gelişmeli, yaşam buna göre örgütlenmeli, imkânlar buraya seferber edilmelidir. Kasım Engin gibi kapitalist modernitenin köleleştirici maddi yaşam imkânlarını herkes elinin tersiyle itebilmelidir. Oradan bize bir yaşam çıkmaz, ama o imkânları toparlayıp eğer Kürdistan’da Özgürlük Mücadelesinin zaferi ve özgür yaşamın inşası için kullanabilirsek işte doğru tutum budur. O zaman ne mutlu bize, böyle yapabilmeliyiz, mümkünse ülkeye dönüş olmalı, mücadeleye katılım olmalı. 

Avrupa’da var olan imkân ve fırsatlar örgütlü bir biçimde derlenip toparlanarak Özgürlük Mücadelesine ve Kürdistan’daki özgür yaşamın inşasına sevk edilmelidir, seferber edilmelidir. Avrupa’daki değerlerin hepsi Kürdistan’da özgür yaşamın inşasına ve Özgürlük Mücadelesinin zaferine yöneltilmelidir. Başka türlü en küçük bir kullanım olmamalıdır. Öyle kullanılan yurtseverlik bu gerçeklerle bağdaşmaz. Bu açıdan da daha çok yönümüz ülkeye olmalı, daha mücadeleci olmalıyız. İmkânlarımızı daha çok Özgürlük Mücadelesine ve ülkedeki özgür yaşamın inşasına sevk etmeliyiz, seferber etmeliyiz. Elbette herkes bir anda her şeyi toplasın, Kürdistan’a dönsün anlamına gelmez bu durum. Bu ne mümkündür, ne de gerekli. Ama mesele fiziki olarak kalkıp Kürdistan’a gitmiş olmak değildir. Mesele Özgürlük Mücadelesine ve özgür yaşamın inşasına büyük katkılar sunmaktır, her şeyi oraya seferber etmektir. Zindanda, yurtdışında, ülkede nerede olursa olsun yaşamını ve imkânlarını özgürlük mücadelesine ve özgür yaşam inşasına sevk ediyorsa işte gerçek yurtsever budur. Doğru devrimcilik böyle bir yurtseverlik üzerinde gelişebilir. Fedaileşme bunun üzerinde yürür. Başka türlü olmaz.

O halde daha fazla yurtseverleşmek, imkânları, fırsatları daha çok Özgürlük Mücadelesine ve Kürdistan’daki özgür yaşama sevk etmek, yurtdışında olunsa bile ruh olarak, duygu olarak, düşünce olarak, imkânları sevk etme olarak Kürdistan’da yaşamayı bilmek, Kürdistan’da yaşıyor gibi olmak, hissetmek kesinlikle gereklidir. Buna büyük ihtiyaç vardır. Kasım Engin gerçeği başta gençlik olmak üzere tüm Kürt halkını, kadını ve erkeğiyle böyle bir doğru devrimcileşmeye ve yurtseverliğe çağrıdır. Biz inanıyoruz tüm halkımız, kadınlar, gençler bu büyük çağrıya büyük cevap verecekler, kendilerini bu temelde daha örgütlü, mücadeleci, özgürlük mücadelemize daha çok hizmet eder kılacaklardır. 

Bundan etkilenen ikinci kesim ise Firat’ın batısındaki halkımızdır, Kürt varlığıdır. Gerçi bu varlık Maraş Katliamından bu yana Batı Kürdistan’da büyük ölçüde azaltıldı, asimilasyonun yanında göçertmeler var olan durumu ortaya çıkardı. Bu Rojavayê Kurdistan’da da 2016 saldırısıyla birlikte geliştirilmeye çalışılıyor. Efrîn işgaliyle Kuzey Batı Kürdistan’da 40 yılı aşkın süredir uygulanan Firat’ın batısını Kürtsüzleştirme operasyonu, soykırımcı saldırısı Rojava Kürdistan’da da yürütülmeye çalışılıyor. 

Kasım Engin gerçekliği Firat’ın batısında Kürtlüğün var olma iradesidir

Kuşkusuz TC devleti, AKP-MHP faşizmi bütün Kürt varlığına düşmandır. Kürt’ü dünyadan ve tarihten silmek istiyor. Her türlü iziyle, değeriyle hiçbir şey bırakmamayı hedefliyor. Fakat bunu bir plan dâhilinde yapıyor. Uzun süredir ilk hedefinin, önem verdiği yerin Firat’ın batısı olduğunu biliyoruz. Bunu 1927’den beri İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ortak raporu temelinde geliştirmeye çalışıyorlar. Erzincan-Dersim planlamasıyla başlattılar, diğer alanlara adım adım yaydılar. Şimdi de bunu işgal ve katliamlarla sonuca götürmek istiyorlar. Kürtlüğü öncelikle Firat’ın batısında, kadim Kürdistan topraklarının önemli bir bölümünde yok etmek istiyorlar. İşte Kasım Engin Yoldaş gerçekliği bir de burada kendini ve önemini ortaya çıkartıyor. 

Firat’ın batısında, Mereş’in Pazarcix ilçesinde doğan, oradan yurtdışına sürülmüş bir kişi ve kişilik olarak, yurtsever nasıl olunur? Devrimci nasıl olunur? Kürt varlığına özgürlük, eşitlik ve demokrasi çizgisinde nasıl sahip çıkılır? Sorularına en doğru cevabı veren gerçeklik Kasım Engin gerçekliğidir. Bir de Kasım Engin gerçekliğini böyle anlamak gerekiyor. 

Kasım Engin gerçekliği Firat’ın batısında özgürlük, kardeşlik ve demokrasi temelinde Kürtlüğün yaşama iradesi ve kararlılığıdır, Kürtlüğün var olma iradesidir. Fırat Kalkanı işgal operasyonunun yenilgiye uğratılması bu kadim Kürdistan topraklarında Kürt varlığının özgürce ve halkların kardeşliğini içeren demokrasi temelinde ilelebet yaşanır ve yaşatılır kılınmasıyla mümkündür. Kasım Engin gerçeği Firat’ın batısında Kürt olarak var olma ve yaşamanın andıdır, iradesidir, ölçüsüdür, bunun mümkün olduğunu gösteren tek temel tutumdur. O halde Firat’ın batısındaki Kürt halkının da Kasım Engin gerçeğinden öğreneceği, örnek alacağı çok büyük değerler var. Diline, kültürüne, tarihine sahip çıkmak kadar Kürdistan bütünlüğüne sahip çıkmak, Özgürlük Mücadelesine katılmak, onunla bütünleşmek, yaşamı mutlaka kendi tarihi, dil-kültür değerleri temelinde özgürce ve kardeşçe kılmayı esas almak Kasım Engin çizgisini ifade etmektedir. Önder Apo’nun Kürdistan’ın bütünlüğü için geliştirdiği bu çizginin, Firat’ın batısına uyarlanan hali Kasım Engin gerçeği olmaktadır. O halde Kasım Engin tarihine, diline, kültürüne ne kadar büyük bir çabayla, ısrarla sahip çıktıysa, Firat’ın batısındaki halk da böyle sahip çıkmayı bilmelidir. Niye bu kadar dil bilimcisi oldu, Kürt diline önem verdi, Kürtçeyi geliştirdi? Neden bu kadar tarihçi oldu, tarih bilincine, bilimine önem verdi, tarih araştırması yaptı ve tarih bilimini geliştirdi? Fırat Kalkanı operasyonu temelinde Firat’ın batısı için planlı olarak geliştirilen soykırım projesini boşa çıkartmanın tutumu, mücadelesi olduğu için bunları geliştirdi. O projeyi yenilgiye uğratmak, boşa çıkartmak için geliştirdi. O halde Firat’ın batısındaki kadınlar, gençler, tüm Kürt halkı, herkes birer Kasım Engin olmayı, Kasım Engin gerçeğinden öğrenmeyi ve ders çıkarmayı mutlaka bilmelidir. 

Biz inanıyoruz önümüzdeki süreçte bu gerçeklik daha çok tartışılacak, daha doğru anlaşılacak ve böyle bir öncü örnek etrafında ‘Fırat Kalkanı’ isimli soykırım planı yenilgiye uğratılarak Firat’ın batısındaki Kürtlük özgürlük, eşitlik ve kardeşlik temelinde daha çok geliştirilip başarıyla yaşatılacaktır. 

Kasım Engin Yoldaş gerçeği Demokratik Ortadoğu Birliği’ni yaratma çağrısıdır

Kasım Engin Yoldaş gerçeği Türkiye halkları ve devrimci, demokratik güçleri için AKP-MHP faşizmine ve TC’de somutlaşan Kürt düşmanı sömürgeci-soykırımcı zihniyet ve siyasete karşı ortak mücadele etmenin, özgürce, kardeşçe bir demokratik yaşamı birlikte kurmanın çağrısı olmaktadır. Biz tüm Türkiye devrimci, demokratik güçlerinin, Türkiye halklarının, gençlerinin ve kadınlarının Kasım Engin Yoldaş gerçeğini böyle anlayacaklarına, bu çağrıya olumlu cevap vererek içinde bulunduğumuz süreçte Kürt halkının özgürlük ve eşitlik mücadelesiyle daha çok birleşerek AKP-MHP faşizmini yıkıma götürecek anti-faşist, anti sömürgeci, özgürlük ve demokrasi mücadelesini birlikte daha güçlü geliştirileceğine inanıyoruz. 

Kendi şehitlerinin izinden yürüyen Kürt halkının tutumu kesinlikle bu temeldedir. Türkiye halkları da böyle bir tutuma geldikçe TC’de somutlaşan ve AKP-MHP faşizmi tarafından bugün vahşice uygulanan ırkçı-şoven, Kürt düşmanı faşist soykırımcı zihniyet ve siyasetin Türkiye’de yaşama imkânı kalmayacaktır. Bu zihniyet ve siyaset var oldukça Türkiye sadece geleceğini kaybetmiyor, Türkiye toplumu sadece daha ağır baskı-sömürü-katliam yaşamıyor, insanlıktan tecrit oluyor; onurunu, şerefini kaybediyor. Alnına çok kötü bir kara leke, soykırım lekesi sürülüyor. Bu çok olumsuz, tehlikeli bir durumdur. Türkiye’nin devrimci, demokratik güçleri, aydın ve sanatçıları bu gerçeği daha iyi görmelidirler. Bunlar Kürtlerden kaynaklanmıyor, Kürtler özgürlük için mücadele ediyorlar diye bunlar olmuyor. Tam tersine Kürt’ü yok sayan ve yok etmek isteyen TC devletine, İttihat Terakkiden beri partilere hâkim olan zihniyet ve siyasetin kendisi oluyor. Oradan kaynaklanıyor. Sorumlu ve suçlu bu zihniyet ve siyasettir. O halde buna dur demek gerekiyor. Bu zihniyet ve siyasete geçit vermemek, karşı çıkmak, ona karşı daha aktif mücadele etmeyi bilmek gerekir.

Kasım Engin Yoldaş gerçeği Ortadoğu halkları için başta Araplar olmak üzere tüm halk toplulukları için Demokratik Ortadoğu Birliğini yaratma çağrısıdır. Biz inanıyoruz ki Ortadoğu’nun tüm halkları, aydınları, sanatçıları, siyasi güçleri, devrimci, demokratik kesimleri bu çağrıyı daha doğru anlayacaklar, Kürdistan Özgürlük Hareketiyle daha güçlü ilişkiler kurup ortak mücadelelerini birlikte geliştirmeyi bileceklerdir. 

Aynı çağrı tüm insanlık içindir, dünyanın tüm halkları için, devrimci, demokratik güçleri için, demokratik-sosyalist-özgürlük güçleri için, kadınları ve gençleri içindir. Tüm insanlık için özgürce, kardeşçe, demokratik birlik içerisinde yaşama çağrısıdır. Bu temelde kendilerini insanlığın özgür ve eşit yaşamına, kardeşliğine katık etmiş olan bu Kürdistan şehitlerini doğru anlayacaklarına, bu temelde Apocu özgürlük ve demokrasi çizgisini doğru kavrayarak Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle daha güçlü birleşeceklerine inanıyoruz. Kürtlerle daha çok dostluk ve kardeşlik ilişkisi içerisine girecekler, AKP-MHP faşizminin ırkçı-şoven-soykırımcı-sömürgeci, erkek-egemen zihniyet ve siyasetine daha çok karşı çıkacaklar. Ona karşı ortak mücadele içinde olacaklardır. 

Bunlar temelinde bir kez daha Şehit Kasım Engin Yoldaşı saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz. Kasım Engin Yoldaşın anısı ölümsüzdür diyoruz. Anısının mutlaka yaşatılacağını ve amacının başarılacağını ifade ediyoruz. Kasım Engin Yoldaşın anısının Demokratik Ortadoğu ve Özgür Kürdistan’da mutlaka yaşatılacağını belirtiyoruz. Bu çerçevede bize bırakmış olduğu devrimci mirası bütün yönleriyle değerlendirip esas alarak Önderlik ve şehitler çizgisinde tüm Parti öncülüğü, gerilla güçleri, hareket ve halk olarak kendimizi tekrar tekrar gözden geçirip hata ve eksikliklerimizi giderme temelinde yenileyerek özgürlük ve demokrasi mücadelemizi başarı ve zafer çizgisinde daha güçlü geliştireceğimizi ifade ediyoruz. Böyle bir mücadele başta Kasım Engin Yoldaş olmak üzere tüm şehitlerimizin anılarını yaşatacak, amaçlarını başartacak ve intikamlarını mutlaka alacaktır. Böyle bir mücadeleyle faşist-soykırımcı diktatörlük yıkılacak, halklarımız kazanacaktır. Biz kazanacağız. Söz konusu zaferin adı ve öncüsü de Kasım Enginlerde somutlaşan kahraman şehitlerimiz olacaktır. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz