KCK: Tüm katliamların hesabını soracağız

0
147

KCK’nin yazılı açıklaması şöyle:

Soykırımcı sömürgeci Türk devletinin 44 yıl önce Maraş’ta Kürtler’e yönelik gerçekleştirdiği katliamda yüzlerce insanımız hayatını kaybetmiş, binlercesi yaralanmış ve yerini yurdunu bırakmak durumunda kalmıştır. Maraş Katliamında yaşamını yitirenleri 44. Yılında bir kez daha saygıyla anıyor, katliamı gerçekleştiren soykırımcı sömürgeci Türk devletini nefretle kınıyoruz. Kürt Özgürlük Hareketi olarak yapılan tüm katliamların hesabını soracağımızı bir kez daha belirtiyoruz.

Türk devleti, Kurdistan’ı Türk uluslaşmasının yayılma alanı haline getirerek tek ulus hedefine ulaşmak için bugüne kadar onlarca Kürt katliamı gerçekleştirmiştir. Maraş Katliamı da bunlardan biridir. Türk devleti bu katliamları gerçekleştirerek Kurdistan’ı Kürtler’den temizlemeyi amaçlamıştır. Önder Apo Türk devletinin bu gerçeğini çok önceden görmüş ve dile getirmiştir. Zaten Maraş Katliamı Kürt Özgürlük Hareketinin partileşme kararı almasından çok kısa sonra yapılmıştır. Türk devleti Maraş’ta büyük bir katliam gerçekleştirerek Kürt Özgürlük Hareketinin gelişmesinin önünü almayı ve Kürt soykırımını bir an önce tamamlamayı amaçlamıştır. Daha önceki katliamlarında olduğu gibi Maraş Katliamında da katledilebilenler katledilmiş, geriye kalanlar ise göçertilmiştir. Çünkü katliamlarla amaçlanan Kurdistanı Kürtsüz’leştirmektir.

AKP-MHP’YE KARŞI MÜCADELE BÜYÜTÜLMELİ

Türk devleti, Kürt soykırımı politikasını bir plan dahilinde uygulamıştır. Bu planın en önemli ayaklarından biri de Fıratın Batısını Kürtler’den boşaltmak olmuştur. Maraş Katliamı Fıratın Batısının Kürtler’den boşaltmak ve burayı Kürtleştirmek kapsamında yapılmış bir katliamdır. Kürt-Alevi kimliği Kürt kültürünün ve toplumsallığının gelişmesinde ve korunmasında önemli bir yere sahip olduğundan, Türk devleti, Kürt soykırımı kapsamında Alevi Kürtler’i öncelikli hedef olarak ele almış ve yönelmiştir. Maraş’ta yapılan katliamda bu temelde gerçekleştirilen bir Alevi-Kürt katliamıdır. Buradaki halkımız Kürt-Alevi kimliğine sahip olduğundan, Türk devleti, mezhep şovenizmini geliştirerek ve gerici Sunni ideolojisi temelinde kitleleri kışkırtarak öncelikle katliam için ortam oluşturmuş ve daha sonra ülkücü faşist paramiliter kesimler eliyle katliamı gerçekleştirmiştir. Zaten, Türk devleti, Alevi Kürtler’e olduğu kadar tüm Aleviler’e de düşmandır. Maraş’ta olduğu gibi Çorum, Tokat, Sivas başta olmak üzere birçok yerde Aleviler’e yönelik katliamlar yapmıştır. Dolayısıyla Maraş Katliamı aynı zamanda bir Alevi Katliamıdır.

Günümüzde Kürt soykırımını faşist AKP-MHP iktidarı yürütmektedir. AKP-MHP ile birlikte Kürt soykırımı politikası Bakurê Kurdistan sınırlarının dışında da uygulanmaya başlanmış ve bu çerçevede katliam ve işgaller yapılmıştır. Rojavada başta Efrin’in daha sonra Serêkani ve Gırê Spi’nin işgal edilmesi, Başurê Kurdistan’a yönelik işgal saldırıları, Gerillaya karşı kullanılan kimyasal silahlar, Şengal, Maxmur veya Rojavaya yönelik saldırılar, Önder Apo üzerinde kurulan mutlak tecrit, tüm bunlar Kürt soykırımı kapsamında olmaktadır ve faşist AKP-MHP iktidarı tarafından gerçekleştirilmektedir. Çok açıktır ki AKP-MHP iktidarı gelmiş geçmiş en soykırımcı, en faşist, en Kürt düşmanı iktidardır ve AKP-MHP var olduğu sürece Kürt halkı soykırım ve katliam tehdidinden kurtulamaz. Soykırım ve katliam tehdidi ancak AKP-MHP’nin yıkımı gerçekleştirilirse aşılabilir. Bu gerçeklik bilinerek başta yurtsever Kürdistan halkı ve Kürt halkının dostları olmak üzere devrimci demokratik tüm kesimlerin faşist AKP-MHP iktidarına karşı mücadeleyi daha da büyütmeleri gerekmektedir.

FAŞİST SALDIRILARA KARŞI DİRENİŞLE DÜŞMAN YENİLDİ

Soykırımcı sömürgeci Türk devleti 19 Aralık 2000 tarihinde ise tutsaklara yönelik saldırılar yapmış ve bu saldırılar sonucu onlarca tutsak yaşamını yitirmiştir. Bu saldırılarda direnerek şehit düşen tutsaklar şahsında tüm devrim ve demokrasi şehitlerini saygı ve minnetle anıyor, mücadelelerini zafere taşıyacağımıza dair verdiğimiz sözü yineliyoruz. Soykırımcı sömürgeci faşist Türk devleti 19 Aralık 2000 tarihinde tutsakların iradesini kırmak ve teslim almak amacıyla zindanlara saldırmış ve onlarca devrimci katledilmiştir. Fakat tutsaklar her zaman olduğu gibi faşist saldırılara karşı direnmiş ve teslimiyeti kabul etmeyerek düşmanı yenmiştir. Bugün aynı politika faşist AKP-MHP iktidarı tarafından yürütülmektedir. Hatta bugün eskisinden daha büyük bir baskı, tecrit, yıldırma ve teslim alma politikası yürütülmektedir. Bu politikaların zirve yaptığı yer ise İmralı olmaktadır. Önder Apo üzerinde mutlak bir tecrit ve işkence uygulanmaktadır. Dolayısıyla en büyük direniş ve mücadele İmralı’da olmakta, Önder Apo şahsında temsilini bulmaktadır. Bundan dolayıdır ki İmralı tecridine karşı çıkmak ve Önder Apo’yu sahiplenmek aynı zamanda tutsaklara ve zindan direniş çizgisine sahip çıkmak demektir. Biz herkesi Önder Apo üzerindeki tecride karşı daha güçlü tutum alarak tutsaklara ve direnişlerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here