KJAR: Yeni katliamlar mücadele büyütülerek engellenir

Halepçe’de katledilenleri anan Doğu Kürdistanlı Kadınlar Topluluğu (KJAR), katliamı “Kürtlerin kıyametine karar verildiği gün” diye tanımladı. KJAR, olası katliamların tekçi anlayış yok edilerek önlenebileceğini belirtti.

KJAR Koordinasyonu, Halepçe Katliamı’nın yıl dönümüne ilişkin yazılı açıklama yaptı.

“16 Mart sabahı, savaş uçakları Halepçe’nin üzerine sarı bir toz serpti. Tıpkı Tarım uçaklarının bahçelerin üzerine ilaçlarını serpmeleri gibi Bağdat’tan gelen bomba yüklü uçaklar da Halepçe’nin üzerine kimyasallarını serptikten sonra geldikleri yöne, Bağdat’a doğru gözden kayboldular” diye başlayan açıklamada, şunlar kaydedildi:

‘KÜRTLERİN KIYAMETİNE KARAR VERİLDİ!’

“Oluşan toz bulutu önce kırmızıya, sonra maviye döndü. Ardından yer gök kokmaya başladı: acı badem kokusu, çürük soğan kokusu, taze biçilmiş çim kokusu ve başka kokuların hepsi birbirine karıştı.

Tek bir kurşun sıkılmadan, bombalar patlamadan, tanklar ezmeden, evler yıkılmadan, camlar kırılmadan, duvarlar çökmeden, Halepçe ölüm uykusuna daldı.

O gün, insanların güneşin durulduğu, yıldızların sönüp düştüğü, dağların yürüdüğü, denizlerin yandığı, göklerin yarıldığı, yerin sarsıldığı, sesin kesildiği, İsrafil’in Sur’a üflediği kıyamet günüydü.

O gün Saddam’ın, Kürtlerin kıyametine karar verdiği gündü. Ölüm kokusunun ulaştığı yerde sağ kalabilenler kan kustular, ateşler içinde yandılar, vücutlarında yaralar açıldı.

Sağ kalanlar, Halepçe’deki ölülerini gömmeden, ağıtlar yakamadan, arkalarına bakmadan dağlara doğru kaçtılar. Bir sel gibi, dağdan kopan bir çığ gibi çoğalarak, büyüyerek aktılar dağlara doğru…

Kasabalar, köyler, mezralar boşaldı. Bölük bölük, kol kol yeniden birleşti. Derelere, ovalara, dağ eteklerine aktılar. Zap oldular, Hezil Çayı oldular, Dicle oldular, Fırat oldular… Kuzeye, ters yöne doğru aktılar, Şattul-Kürdistan oldular.

Tarih boyunca tozların bulutlarla birleştiği, ‘Hawar’ların (imdat çığlıklarının) dağları aşıp göklere yükseldiği o gün gibi başka bir gün yaşanmadı o yerlerde… Mezopotamya’nın hiçbir bölgesinde ne Akadların ne Asurların ne Babil ve Medlerin ne de İskender ile Daryus’un kapışmasında bile böyle mahşeri bir kalabalık görülmüştü. Tarih daha önce böyle bir kıyımı yazmamıştı. Dünya böylesi bir felakete tanıklık etmemişti. 33 yıl önce bugün, Irak diktatörü Saddam Hüseyin’in Kürt halkının mücadelesini bastırmak için başlattığı “Enfal” adı verilen harekat kapsamında Halepçe 16 mart günü tarihte eşine az rastlanır bir katliama maruz kaldı.

‘ANILARINI ÖZGÜR KÜRDİSTAN İLE YAŞATACAĞIZ’

Mart ayı, Kürt halkının belleğinde serhıldanların, direnişlerin ve birçok katliamın gerçekleştiği aydır. Bunlardan en acısı ve en ağırı elbette ki Halepçe’de binlerce insanımızın kimyasal silahlarla katledilmesi olmuştur. Bu yıl dönümünde Halepçe şehitlerini minnet ve saygıyla anıyor, onların anısını ulusal birlik ve özgür Kürdistan’ı gerçekleştirme mücadelesinde yaşatacağımız sözünü bir kere daha yineliyoruz.

Halepçe katliamı, Kürdün varlığını reddeden merkeziyetçi ulus devlet anlayışı temelinde gerçekleşmiştir. Kürtler hala eşit ulus ve halk olarak kabul edilmediği gibi, Kürdün varlığını yok etmek isteyen soykırımcı sömürgeci ulus devlet anlayışı sürdürülmektedir. Bugün başta Türk devleti olmak üzere Kürtler üzerinde soykırımcı egemenlik politikası yürüten güçler Halepçe katliamını yapanlarla aynı zihniyet ve politikaya sahiptirler.”

‘YENİ KATLİAMLAR MÜCADELE BÜYÜTÜLEREK ENGELLENİR’

Halepçe’deki katliamların benzerinin olmaması için tekçi ulus devlet anlayışının, farklılıkları yok sayan soykırımcı zihniyetlerin, merkezi otoriter iktidar anlayışlarının ortadan kaldırılmasının gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, “Halepçe şehitlerinin anısına bağlılık en başta da bu tür anlayışlara karşı mücadeleden geçmektedir. Bunun için de Kürt halkının demokratik zihniyetin öncülüğünü yaparak tüm Ortadoğu’nun demokratikleşmesinde tarihi rolünü oynaması çok önemlidir. Ortadoğu’da tüm ezilen, sömürülen, soykırıma tabi tutulan halkların ve toplulukların varlığının güvencesi, özgür ve demokratik yaşama kavuşması da başta Kürtleri egemenlik altında tutan ülkeler olmak üzere tüm Ortadoğu’nun demokratikleşmesinden geçmektedir” diye kaydedildi.

KJAR, açıklamasının sonunda şöyle dedi:

“Halkımız ve tüm halklar bir daha Halepçeler yaşanmasın, Serdeştler, Kobanêler, Cizreler olmasın diye Ortadoğu’yu demokratikleştirme mücadelesinde dün olduğu gibi bugün de üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz.”

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler