KOMPLO VE ONUR SAVAŞI

0
683

Bir toplum için en büyük trajedi kendi Önderiyle arasına örülen bentlerdir. Fakat bu bentler ki bazen aradaki bağları zayıflatmak bir yana kopmaz tarzda güçlendirmeye vesile olur.

Devrimci Önderler toplumun kimliği ve onurudurlar

Devrimci Önderler kendi kişiliklerinde insanlığın komünal demokratik
değerlerini temsil ederler. Onlar insanlık aleminin rehberi ve belleğidirler. Önderler
en karanlık zamanlarda insanlık için yol gösterici parlayan bir yıldız, soğuk
zamanlarda ısıtan ve yaşatan özgürlük güneşidirler. Tarihi büyük kişilerin
eylemi ve trajedisi de büyük olur. Bu sıra dışı kişiler sıradan bir yaşama,
savaşa ya da ölüme asla razı olmazlar. Sıra dışı doğuş ve gelişim görkemli
eylemi ve yaratımı da beraberinde getirir. Bilge Önderler önce kendi toplumunun
ve oradan da yayılarak tüm insanlık için beslenme pınarları haline gelerek umut
ve direnç kaynağına dönüşürler. Kaynak kurutulamaz ve durdurulamaz. Bentlerle
akış önlenmeye çalışılsa da o kendi doğru yolunu bulup bir pınar gibi akacaktır  mutlaka insanlığın okyanusuna.

Bir toplum için en büyük trajedi kendi Önderiyle arasına örülen
bentlerdir. Fakat bu bentler ki bazen aradaki bağları zayıflatmak bir yana
kopmaz tarzda güçlendirmeye vesile olur.  Bu durumlarda en büyük trajediler, acılar ve
bedel ödemeler yine Önderlere düşer. Onları büyük kılan ve Önderleştiren de tüm
insanlık adına büyük acılara katlanma erdemine ulaşmaları ve bu acılardan
amansız bir mücadele azmi, kararlılığı ve pratiği ortaya çıkarmalarıdır. Bu
açıdan bilge Önderler insanlığın çarpan büyük yüreği, düşünen büyük beyni ve gören
büyük gözüdürler. Yürek çarpmazsa hayatın bilgeliği sona erer. Bilge yürek
büyük çarpar, büyük hisseder ve en güçlü duygularla büyük aşklar ve direnişler yaratır.
Büyük yürek; insanlığın hakikat arayışındaki yargılayıcı en büyük ahlaki ve vicdani
güçtür.  Büyük akıl insanlığın ortak
tarihi belleği ve zihniyetidir. Toplumsal paradigmadır. Büyük göz; bilgeliğin
estetik özelliği, insanlığın iyiye, doğruya ve güzele olan bakışıdır. Bilge göz;
etkili, derin ve büyük görür. Bilge göz geçmişten bugünü, bugünden yarını
algılayandır. Büyük yürek, büyük beyin ve büyük gözle donanmış bilgeler
toplumsal kurtuluşun ve özgürlüğün gücüdürler, Reberidirler.

Hz. İsa çarmıha giderken insanlığa: “Günahlarınızın bedeline ödemeye
gidiyorum”
 demiştir. Prometheus insanlıktan çalınmış bilgeliğin ve aydınlık
yaşamın sembolü olan ateşi egemen ve gaspçı tanrılar sisteminden geri alıp
insanlığa verdiği için zorba tanrılar sistemi tarafından acımasızca
cezalandırılarak Kafkas dağlarına çivilenir. İnsanlık için barış, kardeşlik ve
özgürlük arayışı nedeniyle Mani paramparça edilerek katledilmiştir. Sokrates, Mazdek,
Hallac-ı Mahsur, Nesimi, Pir Sultan Abdal, Şeyh Bedrettin, Bruno, tanrıça
kültürünün temsilcisi olan birçok kadın bilge  ve nice önderler Hakikat savaşçıları olarak
aynı akıbete uğratılmıştır. Hakikat yolunda yaşanan bu görkemli fedailikler bilge
önderler şahsında insanlık için görkemli bir yücelme anlamındadır. Her biri
insanlığı aydınlatan güneş parçası gibi sonsuz bir ışık oldular. Tarihin ayrı
bir döneminde yine bir İngiliz komplosu sonucu diri diri ateşte yakılan Jeanne
d Ark yüzyıllar sonra azize ilan edilerek Fransız ulusal kahramanı ilan edilecektir.
Irkçı rejim Apartheit zindanlarında 27 yıl tutsaklık yaşayan N. Mandela zafer
coşkusuyla ulusal önder koltuğuna oturacak ve demokrasinin sembolü haline
gelecektir. Prometheus’un son sözü “pişman değilim” olur. Ölüme karşı Sokrates’in
tavrı soylucadır. Hz. İsa çarmıhını sırtında taşır. Önder Apo “tavrım Sokrat’ça
olacak
” derken bu onurlu çizginin temsilcisi ve savaşçısı olduğunu ilan
etmiştir.

Bilge Önderler evvela nasıl yaşanmaması gerektiğinin büyük tavrıdırlar.
Çünkü Bilgelik sistemin sınırlarında yaşamayı kabul etmez. Bilgelik; yanlışı,
çirkini ve adaletsizliği ifade eden köleliğe karşı; iyiyi, güzeli doğruyu ve
adaleti ifade eden özgürlüğü temel yaşam biçimi olarak her koşulda benimsemek,
yaşamak ve bu uğurda mücadele etmektir. Eğer iyi, güzel, doğru ve adaletli olan
yaşama imkân verilmiyorsa; Bilgelik bunu yaratabilmektir. Şayet bununda imkânı
yoksa, o zaman bilgelik var olana teslim olmamak ve hiç yaşamamaktır.  Zira gerçek bilgeliğin hakikati ve ahlakı
bunu gerektirir. Bilge Sokrates insanlara iyi ve doğruyu, yani ahlaklı bir
yaşamı öğütlerken; önemli olan yaşamak değil, iyi, doğru ve ahlaklı yaşamdır
demiştir.  Önderlik bu özgürlük ilkesini:
“Bir gün özgür yaşamak bin yıl kölece yaşamaktan daha iyidir” şeklinde
dile getirir. Burada da karşımıza çıkan bilgelikteki temel yaşam ilkesidir.
Nasıl yaşamalı sorusuna verilen cevaptır.

Önderlik Tüm Bilgelerin Çağımızdaki Büyük isyancısı, Aklı ve
Vicdanıdır

Bilgeler şahsında insanlığın onur savaşımı tüm ihtişamıyla devam
etmektedir. Eski çağlarda yerel düzeyde gerçekleşen komplolar kapitalist
modernite çağında küresel bir biçim almıştır. Yerel ihanet ve kalleşlik yerini
küresel ihanet ve kalleşliğe bırakmıştır. Yukarıda isimlerini saydığımız ve
benzer nice büyük bilgelerin yaşam ve özgürlük mücadelelerinde trajik bir boyut
yaşanmıştır. Bu büyük beyinler ve insanlık abideleri zorbalığın karanlık sistemlerine
karşı aydınlık savaşımında komplocu iktidarcı güçlerin gazabına uğramış, kimisi
ömür boyu zindanlara tutulurken kimisi de alçakça katledilmişlerdir.

Önder APO ’da yaşanan daha farklı bir durumdur. Önder APO’ya öngörülen
uygulama kısa bir süreye sığdırılmış ölüm cezası gibi bir ceza değildir. Önderliğe
uygulanan komplo çok derin, sistemli ve küresel boyuttadır. Zira uluslararası
sistemin planladığı İmralı rejimi çok uzun vadeye yayılmış ve yirmi dört saati
komployla düşünülmüş bir rejimdir. Önderliğe uygulanan egemen sistemin
tasarladığı çağların en büyük komplosudur. Önder APO’ya insan ömrüne tekabül
eden tüm zamanların en acımasız ölüm biçimi hükmedilmiştir. Yalnızlık sürekli
bir ölüm ve yok oluş halidir. Ölümün zamanın her anına hakim kılınmasıdır. Egemen
sistem neden böyle bir ceza biçimini uyguluyor? Çünkü Önderliğe çok kızmış,
ondan ürkmüş ve ciddi anlamda korkmaktadır. Ancak Önderlik bu yalnızlıktan bir
toplumsal düzey ve eylem gücünü açığa çıkarmayı başarmıştır. Prometheus misali
beynini ve yüreğini her an yeniden yenileyerek var kılmış ve yeni bir
zihniyetin doğuşunu gerçekleştirmiştir. Önderlikte vuku bulan bir insanın asla
kaldırmayacağı tanrısal yalnızlıktır. Felsefi açıdan Tanrısallık sürekli bir
var olma ve yaratım hali olduğuna göre Önderlikte de gerçekleşen tamda budur.

Çünkü Önderlik şahsında tüm bilgelerin, ezilenlerin, kadınların, gençlerin kısacası
insanlığın umudu ve mücadelesi dile gelmektedir. Önder Apo insanlığın özgürlük
çığlığı olarak 21. yüzyılda yol gösteren Önder rolündedir. Önderlik varlığını
koruma ve özgürlüğünü sağlama savaşımının önderi olarak hem onurlu bir meşru savunmanın
hem de onurlu bir barışın önderidir. “İsa
tavrının daha zor olanını 2000 yıl sonra üstlenmek durumunda kaldım. Demirci
Kawa rolünü de üstlendim. Hz. İbrahim’in kutsallığını da çağdaşlaştırdım. Bütün
Zinler ve Adule’lerin, Mem’i ve Derweş’e Evde’si oldum. Mani’lerin, Mazdek’lerin,
Babek’lerin son ahından tutalım, Hüseyin’in Kerbela yalnızlığını, Hallac-ı Mansur’un
hakikat aşkını, Pir Sultan’ın dostluk hutbesini taşıdım. Deniz’lerin, Mahir’lerin,
İbrahimlerin arkadaşıydım. Mazlum, Hayri ve Ferhatların intikam savaşçısıydım.
Böylesi bir çağdan, her milletten binlercesinin birleşen ve bilince kavuşan son
örnekleriydim. Bu insanlık abidelelerinin sadece direniş ve savaşları değil,
birde fırsat bulamadıkları barış davaları vardı. Bu savunma benim değil, onların
eksik kalan son barış savunmalarıydı. Bu eksikliği tamamlamak istedim. İnanıyorum
ki, insanlık, tarih, çağ, sömürü, zulüm, direniş, özgürlük ve barışın tarifi
doğru yapılmıştır. Halkların tarihine bir yol açılmıştır.” (Önderlik)

Kürt halkı olarak bizim tarihsel yükümlülüğümüz belki de hiçbir halka nasip
olmamış barbar bir düşmana karşı bedeli ağır ve uzun süren bir onur savaşımını
yürütmemizdir. Bundandır ki, Önder APO’nun ve PKK mücadele tarihi
onursuzlaştıran ve alçaltan her türlü sömürgeciliğe karşı insanı ayağa
kaldırarak yücelten onur savaşı tarihidir.

 Komplonun Mitolojik Anlamı

Yunan Olympos tanrı panteonu komplocu geleneğine sadık kalarak
Önderliğimize karşı geliştirilen komploda alçakça en öndeki yerini almayı
Zeuslardan kalma bir gelenek olarak benimsemiştir. Binlerce yıl önceki
mitolojik komplocu gelenek kendini Zeus’un günümüzdeki torunlarınca icra
etmiştir. “Yunan devleti leviathanların
başında gelir. Bana göre sonuna kadar dostluk esprisiyle yürümem doğruydu.
Kişiliğimden geriye kalan en önemli yanım buydu. Bununla oynatmayacaktım.
İhanet onlara kalsın, dostluk benim olsundu. Kenya’ya gidişim aslında
mitolojideki Tartaros’a (cehennem kuyusu) atılmaktı. Zeus’un çağdaş piçleri bu
günahı işlemekten çekinmeyeceklerdi. Afrikalı sevimli zencileri Tartros’ta
görevlerini yapıyorlardı. Düşle gerçek arası denilen noktadaydım. Cehennemden
İmralı kayalığına Prometheus gibi bağlandığımda, tam yarı insan ama diğer
yarısının ne olacağı bilinmeyen biri konumundaydım. Enkidu müthiş savaşmıştı
ama kötü ölmüştü. Hegel ‘devlet cisimleşmiş tanrıdır’ der. Bütün dünya
tanrılarının üstüme üşüşmelerini, gerçekten yarı insan yarı tanrı Prometheus
soyuna beni tam bağlamış gibiydi. Yüreğim günde bin defa yenilse de onu
yenileme gücünü gösterecektim. Beynimi her gün kargalar gagalasa da çalışır
kılacaktım. Şehir ve devlet toplumu mücadelesinde beni epey çiğnemiş, ama
geriye kusmuştu. Bende midelerini parçalayamamıştım. Savaşta şehirsel-devletsel
toplumla kırsal komünal, çağdaş deyimle ekolojik sosyalist toplum yan yana bir
barış ile değilde diyalektik bir ikilem halinde nasıl bir arada yaşanabilirdi?
Bu sorun üzerinde yoğunlaştım.” (Önderlik)

Komplocu Olympos tanrı düzeninin Tantalos’a uyguladığı Tartaros
sisteminin çağdaş biçimi İmralı sistemidir. Mitolojik bir figür altında gerçek
bir durumu anlatan Tantolos hikayesi Önderlikle benzerlik taşıyan ilginç bir
örnektir. Komplo yine Zeusların diyarı olan eski Yunan’da yaşanır. Komplonun
hedefi Lydia kralı Tantalos’tur. Komplocular yine dönemin egemen Olympos
güçleridir. Tantalos Olympos sistemi tarafından lanetli ilan dilen bir halkın,
bir topluluğun önderidir. Olympos ataerkil sistemin uyguladığı korkunç ceza ile
ünlenen Tantalos Anadolu, yani Doğu uygarlığının temsilcisidir. Daha o zaman
Doğu ve Batı çatışması söz konusudur. Aslında esas çatışma Önderler şahsında
kültürler arasında yaşanmaktadır. Tantalos Sipylos (Manisa) bölgesinde uygarlık
kurmuş, güçlü ve zengin bir Doğu kültürünün temsilcisidir. Bu kültürde Tanrıça
kültürü köklüdür. Tantalos ve temsil ettiği kültür Anaerkil kültürünü
benimsemiştir, Batı ataerkil kültürünü reddetmiş ve ona baş kaldırmıştır. Bunun
üzerine Tantalos ‘a Olympos tarafından eşi görülmemiş bir ceza verilir. Batı
mitolojik yorumda bu konu çarpıtılarak farklı anlatılsa da aslında hakikat bu
şekildedir. Tantalos tek başına, yaşayan hiç kimsenin olmadığı ölüler diyarının
yani cehennemin en karanlık dip noktası olan Tartaros’a kapatılarak ölüm
yalnızlığına cezalandırılır. Her şeyden ve her kesten mahrum bırakılır. Her an
ve her gün ıstırap ve acılar içinde yaşatılır. Tartaros her anı bir işkence mekânıdır.
“Tantalos işkencesi” diye mitolojiye ve trajedilere konu olmuş bu
uygulamanın bir benzeri aynen İmralı komplo sisteminde yaşatılmaktadır.

Homeros Odysseia’da Tantalos
işkencesini şöyle tasvir eder
Tantalos’u gördüm, korkunç işkenceler
çekerken, duruyordu bir gölün içinde, ayakta, yüksele yüksele çıkıyordu su
çenesine kadar, ama içmek için davrandımıydı, damlasını alamıyordu suyun, ihtiyar
adam eğiliyor, eğiliyor, eğiliyordu, su çekiliyor, çekiliyor yok oluyordu emen toprakta
ve bir çamur peyda oluyordu ayaklarının dibinde, kapkara, o saat bir tanrı
kurutuyordu gölü. Yemişler sarkıyordu başının önünde dallı budaklı ağaçlardan armutlar,
narlar, pırıl pırıl elmalar, ballı incirler, tombul zeytinler sarkıyordu, ama
ihtiyar adam, koparayım diye ellerini uzatımıydı, bir yel geliyor, savuruyordu
onları kara bulutlara.

Theogania’sında Hesiodos
Tartaros cehennemini en iyi anlatan ozanlardandır: Orada durur yan yana kaynaklar, bütün varlıkların son uçları kara
toprağı ve sisli Tartaros ’un, etkinsiz denizin ve yıldızlı göğün tanrıları
ürküten pis küflü köşeler. Öylesine derindir ki, bu yerler bir yılda varılmaz
dibine, kapılarında girildikten sonra. Bora üstüne bora savurur insanı bir
oyana, bir bu yana, korkunç bir hızla. Ve işte orada yükselir konağı kara
gencin kasvetli korkunç bulutlar içinde. Bir örs gökten düşse dokuz gün, dokuz
gece, ancak sonuncu günü varabilirdi yeryüzüne ve tunç bir örs düşse yeryüzünden
ancak dokuz gün, dokuz gece sonra varabilir Tartaros’a.

Bir işkence sistemi edebi dille ancak bu kadar betimlenebilir. Peki,
Olympos ve Tantalos ’tan günümüze ne değişti? Devletçi sistem hala egemendir.
İktidarın temel aracı olan komplo en etkin bir şekilde kullanılmaktadır.
İnsanlık ahlakından çok şey kaybetmiştir. Alçaklık, kalleşlik, çıkarcılık, inkarcılık
ve ihanet inceltilmiş bir tarzda kapitalist modernitenin temel yaşam tarzı
haline getirilmiştir. Akıl tutulması ve vicdan kararması diz boyudur. Başka
türlü en kadim bir halka ve onun önderliğine reva görülen bu İmralı komplosu
izah edilemez. Tartaros 21. yy. da İmralı’ya dönüşmüştür.  Önder APO’yu çağımızın Tartaros’u olan
İmralı’ya kapatırken onu halkından ve yoldaşından koparıp yeryüzünden silmek
istiyorlardı. Fakat geldiğimiz aşamada İmralı sistemi henüz tamamıyla
parçalanamamış olsa da komplo büyük oranda yenilmiş ve boşa çıkarılmıştır.
Mücadele sürüyor, henüz son söz söylenmemiş ve henüz final sona ermemiştir.

Komplo Önderlik Şahsında Demokratik Modernite ile Kapitalist Modernite
Sisteminin Çatışma Alanıdır

15 Şubat komplosu Sümerlerden günümüze halkımız ve ülkemiz üzerinde
geliştirilmeye çalışılan sömürgeleştirme çabasının bir devamı niteliğindedir.  Kürt toplumuna karşı dayatılan soykırım
amacını taşımaktadır. Önderlik ve özgür Kürt kimliği şahsında Ortadoğu
kimliğine ve demokratik değerlerine bir saldırıdır. PKK Ortadoğu’nun çıkış
noktası olarak değerlendirilmiştir. Buna göre ya tasfiye edilip yok edilecekti
ya da zayıflatılıp denetime alınacaktı. Çünkü PKK Batı sisteminin Ortadoğu’daki
sınırlarını aşmış, Doğu statükocu işbirlikçi geleneğini kırmış ve küresel
sistemin alternatifi haline gelmiştir. Bu durum hakim sistem için ciddi bir
tehlike oluşturmuştur. “Benim önderlik
konumum Kürtler üzerinde geleneksel Batı politikasını sarsmaktadır. Olayın özü
de bu gerçekliğe dayanmaktadır. Avrupa bu nedenle tasfiye edilmemi çıkarlarına
uygun bulmuştur. Çünkü uzun süredir yürüttüğü Kürt politikası yine benim
yüzümden boşa çıkmaktadır. Birleştikleri daha genel bir özellik Doğu kültürünü
benim şahsımda çözmemiş olmalarıdır. Bu husus teslim edilmemin psikolojik ve
kültürel gerekçesini teşkil etmiştir. Batı kültürünün beni eritebilecek bir
yapıda olmaması, dışlanması gereken bir kişilik olarak görülmede etkili
olmuştur.” (Önderlik)

Batı sistemi Doğu’da gelişebilecek yeni bir devrimsel çıkışa, özelliklede
sosyalist kimlikli bir alternatif paradigmaya tahammül göstermemektedir. Hele
midesine alıp sindiremediği ve kusmak zorunda kaldığı sosyalist önderlik gibi
bir kişiliğe asla yaşam hakkı tanımak istemeyecektir. Bölgenin en kadim bir
halkın imhası söz konusu olsa da komplo gerçekleştirilecek ve sistem güvenceye
alınmak istenecektir. Tantalos’a, Prometheus’a, İsa’ya ve diğer Bilge önderlere
reva görülen bu kez Önder Öcalan’a misliyle hiç çekinilmeden
gerçekleştirilecektir. Hem de çarmıh çivileri dünya sisteminin dört ayrı
devletinde çakılarak İmralı sistemi inşa edilmiştir. Zira Önder Apo Batının
gözünde Doğu uygarlığının demokratik toplumun iflah olmamış, dize gelmeyen
tehlikeli çocuğudur. Kapitalist modernitenin küresel sistemine isyan etmiş
Çağdaş Mesih Hareketinin Önderidir. Komployla İsa’nın çarmıha gerilişi yeniden
sahnelenmiştir. Başrol ve figüranlar belirlenmiş ve tiyatro alanı dizayn
edilmiştir. “Hz. İsa’nın öyküsünden
tam iki bin yıl geçtikten sonra onun makamına ve kültürüne yakın bir yerden
benzer bir sürecin içine düşenlerden biride benim. Bu sefer Roma yerine ABD
bitirici gücü olmaya yakındır. Ortadoğu da o da tıpkı Roma gibi hızla yayılmak
durumundadır. İşbirlikçilere sıkı ihtiyaç vardır. Ortadoğu toplumu zenginler ve
yoksullar olarak hızla bir ayrışmayı daha yaşamaktadır. Zenginlerin işbirlikçi
partileri yanında yoksulların da birçok partileri türemiştir. Bu sefer bölgenin
en yoksul halkı Kürtlerdir. Katmerli bir baskıya uğramaktadır. Öykümden
hoşlandığım için belirtmiyorum. Ama doğuş, oluşum tarzım sistemin içine giriş
muhaliflik ve yakalanış tarzım Hz .İsa Öyküsüne öz ve biçim olarak yakın
durmaktadır. Ortadoğu’nun en yoksullarını taban olarak aldığım bilinmektedir.
Yeni ideolojik anlayış, zihniyet belirgindir. Çok bağlı topluluklar oluşmuştur.
Yeni Roma imparatorluğu ABD ve işbirlikçileri oldukça rahatsızdır. Yine
Yahudiye devleti en sıkı işbirlikçi konumundadır. Grekler içinde de sıkı
taraftarlar var. Öldürücü ihanetin Yahuda İskaryot’un Grekli Kalenderides sıkı
bir sempatizan geçinmektedir. Kürt Yahudiciliğinin Kürt kralları Kürt
yoksullarının yükselişinden büyük korku duymaktadır. Tüm işbirlikçilerin
bölgede konumlarını pekiştirme ihtiyacı vardır. Benim ideolojik politik konumum
hepsini şiddetle rahatsız etmektedir. Komplo için çıkarlar son derece elverişli
haldedir. Yeter ki despotlukları biraz daha beslensin” (Önderlik)

21. Yüzyılın Ayıbı: İmralı

Kafkas dağlarına zincirlenen Prometheus’u kurtaracak yarı tanrı dostları
vardır. Yine bir İngiliz komplosuyla St. Helene adasında tutulan Napolyon’un
dostları her an yanı başındaydı. Ama Önder Apo’ya değil bir ada birkaç metrelik
tabutluk bile çok görülmüştür.
Zulümlerin en korkuncu ve ayıpların en büyüğü İmralı’da yaşanmaktadır. Bir
Önder insan ancak bu kadar yoldaşlarından ve halkından ayrı tutulabilir. Bir
uygarlık ancak bu kadar ahlaksızlaşabilir. Tarih ve insanlık şahittir ki, Tartaros
işkencesine karşı bir Önderlik ancak bu kadar muhteşem direnebilir ve amansız
özgürlük savaşçısı olabilir.

Komployu çözmek ve İmralı ayıbını ortadan kaldırmak ancak tarihi doğru
okumak ve Önderlik gerçeğini doğru uygulamakla mümkündür. Bunu ancak
hakikatimize doğru ulaşmakla gerçekleştirebiliriz. Kendimizi tanımlamak,
kendimizi tanımaktır. Mitolojide, dinde, felsefede ve bilimdeki hakikati açığa
çıkarıp onu güncelleştirmek temel bir özgürlük görevi olmaktadır. Uygarlık
sisteminin ördüğü sis perdesi aralandığında hakikatin şafağında göreceğiz ki; “tarih
günümüzde gizli ve biz tarihin başlangıcında gizliyiz.” 
Önderlik gerçeği
hakikatle örülen özgür yaşam gerçeğidir. Komplo ve İmralı rejimi ancak hakikat
savaşıyla yenilebilir.

Ve Yeniden Doğuş

Komplonun amacı Kürt halkını Önderliğinden ve partisinden kopararak
umutsuzluk girdabında boğmak ve sömürgeci sistemini sürdürmektir. Apocu
Hareketi dağıtmak ve halkın demokratik kurtuluşa olan inancını kırmaktır. Eğer
komplo amacına ulaşırsa Önderlik oluşumu tasfiye edilerek yerine işbirlikçi
unsurlar geliştirilecekti. Ancak Önderlik komployu şahsında tersi bir duruma
çevirdi. Komplonun büyük sarsıcı krizleri ölümle değil, Önderliğin sıra dışı kişiliğinde
paradigmatik bir dönüşümle yeni bir doğuşun zemini yapıldı. Önderlik bunu Üçüncü
Doğuş
 olarak tanımladı. Önderlik bir kez daha dehşetvari komplo silsileci
altında uçurumun kenarında  kanatlanarak
yeni bir dönemin zihniyetini, kavram, kuram ve stratejik açılımını
gerçekleştirdi. “Atina, Moskova, Roma
ve tekrar Atina üzeri Kenya-Nairobi’de sonuçlanan dehşetvari maceranın beni
yeniden bir doğuş yapmayla karşı karşıya bıraktığı açıktı. Ortaya çıkan sonuç:
Sadece bir infaz değil, bir çarmıha gerilmedir. Sistemin çarmıha germe,
Prometheusvari bir kayalığa çivileme yöntemi, klasik veya mitolojik çağlardaki
sonuca pek benzemiyordu. Kapitalist sistemin ‘küresel taarruzuna’ karşı
halkların da ‘küresel demokrasi’ arayışını güçlendirmek ve Kürt sorunun çözüm
yollarını yakalamak imkan dâhiline giriyordu. Özellikle ‘İmralı Tek Kişilik
Tutukevi’ sürecim, tarih boyunca alışılan çürütmeye karşın hem felsefi hem de
pratik bilimsel bir çözümün sadece şahsım ve Kürt halkı için değil, tüm
insanlık için çıkış bulabileceğini kanıtlıyordu. Aslında dayatılan, ölümlerden
ölüm beğen tavrıydı. Beklenen, hâkim dünya sistemlerinin çokça
gerçekleştirdikleri derin komplolarla nasıl, Kaybettirildiğimin bile
anlaşılmayacağı bir imha süreciydi. Sıradan bir ideolojik dönüşüm kavramaya
yetmezdi. Bu darbenin altından çıkmak, ancak doğa ve toplum nasıl ise öyle
anlamaktan geçer. Doğanın ve toplumun dilini ve aklını çözmeden bu iş
başarılamazdı. Ana hatlarıyla çözdüğüm iflasa uğrayan paradigmanın yerine, doğa
ve toplumun akıl özüne dayalı temel bakış açısına daha fazla yaklaştığıma
ilişkin kanılarım güçlüdür.” (Önderlik)

Önderlik çizgisi Kürt inkarına ve soykırımına dayalı olarak
geliştirilen Ortadoğu statükocu ulus-devlet iktidarlarının soykırım planlarını ve
komplolarını boşa çıkarmakla kalmamış, Kürt varlığını bölgenin temel aktörü
haline getirmiştir. Demokratik ulus zihniyeti ve örgütlülüğüyle toplumsal bir
aydınlanmayı yaratmıştır. Kürt toplumu kendi öz bilincine dayalı ideolojik,
siyasal ve askeri kurumlaşmalarına kavuşmuştur. Herkesin yararlandığı,
kullandığı bir nesne olmaktan çıkarıp özne haline getirmiştir. PKK Önderlik
ideolojisi ve felsefesi yeni paradigmayla toplumsal sorunlara çözüm olarak evrensel
düzeyde bir perspektif sunmaktadır. Rojava devrimi ile bu özellik demokratik
direnişin ve sistemin merkezi haline gelmiştir. Önderlik bir kişi olmaktan çıkmıştır, asla yok edilemeyen bir halkın,
insanlık ailesinin, büyük düşüncesi, zihniyeti ve yaşam biçimine dönüşmüştür.

Özgürlük Mücadelesi Var Oldukça
Komplolar, İşbirlikçilik Ve İhanetlerde Var Olacaktır. Komploya karşı mücadele bir onur savaşıdır

9 Ekim 1998‘de Önderliğe karşı
geliştirilen uluslararası komplo üçüncü Dünya savaşının en önemli evrelerinden birisidir.  Kuzey-Doğu-Suriye ve Rojava işgali ve buna
karşı direniş yine bu savaşın en önemli aşaması durumundadır. Rojava işgali Önderlik çizgisini tasfiye edemeyen ve
gelişimini engelleyemeyen Kapitalist modernite güçlerinin 9 Ekim 1998
komplosunun bir devamı olarak geliştirilmiştir. 21. Yılına girilen komplo
güncellenerek yeni kararlarla sürdürülmektedir. Sistemin hegemon gücü ve
temsilcisi durumundaki ABD’nin PKK yönetimini hedefleyen 6 Kasım 2018 kararı
Komplonun güncellenerek yeniden devreye sokulmasıydı.  Rojava işgal süreci böyle başladı. Söz konusu
kararla Özgürlük Hareketinin tasfiye edilmesi amaçlanmıştır. Ancak Örgütsel ve
ideolojik öncü güç tasfiye edilemeyince ve Rojava devrimi istenen biçimde
kullanılamayınca bu kez tümden yok etme kararı alındı. Rojava işgal saldırıları
bu temelde gelişti. Önce ideolojik öncü güce, onun sistemine yöneldiler.
Gerillaya karşı NATO düzeyinde tarihin en kapsamlı hava ve kara saldırılarını
başlattılar. Küresel kapitalist güçlerin PKK Önderliğine karşı gerçekleştirdiği
1998 komplosu NATO tarafından kararlaştırılan sistemsel bir müdahaleydi.
Dolayısıyla komplo Önderlik şahsında Ortadoğu halklarının demokratik sistemini
ve özgür yaşamını hedeflemiştir. Bu bakımdan komplo gerçeğini doğru çözümlemeden
Ortadoğu’da yaşanmakta olan müdahaleler ve savaşlar anlaşılamaz. 2019 Rojava
işgali de aynı müdahalenin devamıdır ve sistemseldir.  9 Ekim 1998 komplosu Demokratik Modernitenin
ideolojik ve felsefik Önderliğini hedeflemiştir. PKK Önderliğinin esareti ve
İmralı sistemi böyle gerçekleştirilmiştir. İmralı tecrit sistemi sadece
Önderliğin sürece müdahale etmesini engellemeye dönük değildi. Önderlik
sisteminin ve örgütünün dağıtılması, yok edilmesi hesaplanmıştır. Aslında iki
modernitenin en büyük savaşı İmralı’da gerçekleşmektedir. İmralı iki çizginin
savaş sahasıdır. Önderlik İmralı mücadele ortamında modernitesini geliştirerek
yetkinleştirdi ve tüm yönleriyle yeni paradigmaya kavuşturarak Demokratik
Modernite güçlerine bir Manifesto tarzında sundu. Bu Önderlik savaş tarzının
zaferi oldu.

9 Ekim 2019 Rojava işgali
Önderlik paradigmasıyla inşa edilen toplumsal sitemi hedeflemektedir. Amaç
Rojava Devrimi şahsında PKK Önderlik felsefesiyle oluşturulan Demokratik
Modernite sistemini dağıtmak ve bunun yanında kırk yıllık mücadeleyle yaratılan
Kürt özgürlük kazanımlarını faşist Türk devleti üzerinden ortadan kaldırmaktır.
TC-Erdoğan’ın amacı kurumsal faşist diktatörlük kurmak ve Ortadoğu’da hegemonya
geliştirmektir. Bunun önünde tek temel engel olarak Önderlik ve Özgürlük
Hareketini görmektedir. Türk faşist rejimi nasıl ki 1980’lerde kurumlaşmasının
önünde PKK direnişini engel gördüyse, şimdi de Ortadoğu’da hegemonlaşmasının
önünde onu engel görmektedir. Eğer Özgürlük Hareketinin imhasını başarırsa
Kürtleri tümden soykırıma uğratmasının ve hegemon olmasının önünde hiçbir engel
kalmamış olacaktır.  Türk devletinin Stratejik amacı; Kürtler
öncülüğünde Rojava’ da gelişen demokratik modernite sistemini yok etmektir. Ancak
20. Yüz yılda gerçekleştirmediği bu amacını 21. Yüzyılda asla
gerçekleştiremeyecektir. Komplocu sistem Tarihin en büyük ONUR DİRENİŞİ karşısında yenilmekten kurtulamayacaktır.

Özgürlük mücadelesi var oldukça
komplolar, işbirlikçilik ve ihanetlerde var olacaktır. Rojava Büyük Onur
direnişi, dünya halklarının dayanışması komplo ve işgal planlarını etkisiz
kılmaktadır. Rojava özgülünde demokratik modernite sistemine karşı NATO ordusu
düzeyinde kapsamlı bir saldırı ve buna karşı tarihi bir direniş söz konusudur.
Komplocu ve işgalci güçler devrimci halk savaşı karşısında istediği sonucu
alamamaktadır. Gerçekleşen büyük direniş gelişmelere yön vermektedir. İşgale
karşı devrim cephesinde destansı direnişler ve kahramanlıklar yaşanmıştır. Örgütlenmiş,
bilinçlenmiş ve öz savunmasını sağlamış toplumlar her türlü işgal ve komloyu
boşa çıkarmakla kalmayıp kendilerini bir irade olarak kabul ettirirler.
Devrimci mücadele halkların varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlamak amacıyla yürüttüğü
ONUR SAVAŞIDIR.

Önderlik: “Lanetli ihanet
tarihin tekerrür edilmesi istenmiyorsa, uluslararası komploya karşı mücadele
bir onur savaşına dönüştürülmelidir”
 diyor. Bizlerde bu onur savaşında
görevlerimizi layıkıyla yerine getirelim ve Önderliği yaşayarak yaşatalım. Bu
hakikate eriştiğimizde işte o zaman komplo tümüyle aşılacak ve Önderlik çizgisi
yaşam tarzı haline gelecek ve Demokratik Ekolojik ve Kadın özgürlükçü sistem
evrensel bir hakikate dönüşecektir.

Dıjwar SASON

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz