Komplonun geldiği nokta – Rauf KARAKOÇAN

0
659

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik başlatılan uluslararası komplo 21 yılını doldurmuş bulunmaktadır. 9 Ekim 1998’de Suriye’de başlayan uluslararası kovalamaca 15 Şubat 1999 tarihinde, Kenya’nın başkenti Nairobi’de son bulmuştu. Yerkürede, başkan Apo’nun kalacağı bir karış toprak dahi bırakılmadı. Gerçekleşen uluslararası komplo sıradan bir olay değildir. Bir kişi şahsında bir topluma ve hatta Ortadoğu coğrafyasında yaşayan halkların tümüne dayatılan bir komplo olma özeliğini taşımaktadır. Başkan Apo’nun tutsak edilmesiyle, Ortadoğu adeta cehenneme çevrilerek tüm halklar küresel güçlerin tutsağı haline getirildi.

Komplonun uluslararası ölçekte olması komplonun çok boyutlu olduğunu göstermektedir. Uluslararası komplo ile birlikte Kapitalist modernite güçleri, Ortadoğu halklarına kefen giydirmiştir. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın derdest edilerek Türkiye’ye teslim edilmesi, dünya hegemonik güçlerin ittifakı sonucu gerçekleşmiştir. 15 Şubat 1999 tarihi, Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) hayata geçirilmesinin ilk adımını teşkil etmektedir. Ortadoğu’ya dış müdahalenin fitili ateşlenmiştir. Irak’ın işgali, bölgeyi dizayn etme girişimleri ardı sıra devam etmiştir. Adım adım gerçekleşen dış müdahalelerle tüm bölge savaşın içine çekilmiş oldu. Yaşanan kaos, kriz, siyasi istikrarsızlık, ekonomik çöküntü, katliamlar, soykırımlar, toplumsal göçler, bölge halklarını büyük felaketlere sürüklemiştir.

15 Şubat komplosu ile birlikte başlayan süreç zift gibi kara bir süreçtir. Bu sürece tüm bölge halkları kurban edilmiştir. Ortadoğu coğrafyasını savaş alanına çeviren Küresel hegemonik güçler, sahaya inmişler ve kendilerine bağlı paravan güçler oluşturarak vekalet savaşı yürütmektedirler. Halklar birbirlerine kırdırılarak, iç savaşa sürüklenmiştir. Etnik ve dinsel farklılıklar intikam aracına dönüştürülerek, birbirine düşman hale getirilmiştir. İnsanlığın Tarihi ve kültürel mirası yok edilmiştir. Uygarlıklara ev sahipliği yapmış kentler birer birer harabeye çevrilmiştir. Kısacası bölgede yaşanan 3. dünya savaşının sonuçlarına bakarak, Uluslararası komplonun geldiği noktayı görmek mümkün olacaktır.

Uluslararası komplo ile Kürt Halk Önderinin tutuklanması, dünya ölçeğinde etkileri olan sonuçlar doğurmuştur. Komploda buluşan, ortaklaşan güçler, halklarımıza tarifsiz bir acı yaşatmışlardır. Günümüzde de benzer uygulamalar devam etmektedir. Türk devletinin Rojava’daki işgal saldırılarına yol açarak, kendi aralarında uzlaştılar. 15 Şubat’a yol açanların ortak noktası Kürt Özgürlük Hareketinin ilk elden tasfiyesiydi. Yani, Ortadoğu’ya müdahalenin önündeki en ciddi engel olarak görülmesinden kaynaklanmaktadır. Başkan Apo’nun yakalanmasıyla bu engel ortadan kalkmış olacaktı. Bu beklenti içinde olanlar, bu süre zarfında yanılmış olduklarını anladılar. Kürt Halk Önderinin yakalanmasıyla, Kürt özgürlük mücadelesinin tasfiye olmadığını gördüler ve şimdi de Kürt halkının kazanımlarına yönelmektedirler.

Başkan Apo’nun tutuklanmasından günümüze kadar, geçen bu süre zarfında komplocuların beklentileri tam olarak hedefine ulaşmamıştır. Kürt Halk Önderi büyük bir düşünce gücüyle kendi alternatif duruşunu ortaya koymuştur, komployu boşa çıkarmıştır. Kürt halkı, önderliğiyle kenetlenerek tarihte eşine ender rastlanan bir direniş sergilemiştir. 15 Şubat’ın akabinde onlarca insan kendisini yakarak siper olmuştur. Halen süre gelen süreklilik arz eden eylemlerle sahiplenmeye çalışıyor. Kürt halkı çok ağır baskılara maruz kalmasına rağmen mücadelesinden asla vaz geçmediğini kanıtlamıştır. Kazanımlarını korumak için büyük bir direniş içindedir. DAİŞ gibi insanlığın başına bela olmuş terör çete gurubunu yenilgiye uğratarak dünya insanlığının gönlünde taht kurmuştur. Başkan Apo’nun düşünceleri, felsefesi pratik sahada başarı sağlamıştır.

15 Şubat komplosu boşa çıkarılmıştır, fakat tümüyle sona erdirilememiştir. İmralı tecrit sistemi bunun açık bir göstergesidir. Tecrit sistemi de Uluslararası bir sistemdir. Kapitalist modernite güçleri başarısızlığın öfkesi içinde bu tecrit sistemini mutlak hale getirdiler. Önderliğe karşı izolasyon, halka karşı soykırım dayatmaları en yoğun yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu anlamda var olma, yok olma mücadelesi içindeyiz. AKP-MHP faşist iktidarı top yekun bir saldırı konsepti ile soykırım ve imha operasyonlarını sürdürmektedir. Kürt düşmanlığında sınır tanımaz hale gelmişlerdir.

Düşmanı yenilgiye uğratmanın tek yolu, Başkan Apo’yu özgürleştirmek, yaşamak ve yaşatmaktan geçtiğini asla unutmamak gerekir. Direnen, savaşan halk gerçekliği temelinde örgütlenen, mücadele eden halkımız mutlaka kazanacaktır.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here