Kürt düşmanlığında adres AP – Zeki AKIL

0
639

Avrupa Parlamentosunda 16. Kürt Konferansı 5-6 Şubat tarihleri arasında yapıldı. Dikkat edilirse bu toplantılar ilk defa yapılmıyor. 16 yıldır üst üste yapılıyor. Avrupa’nın birliğini ve halklarını temsil eden AP gibi bir kurumda Kürt halkının yaşadığı sorunları tartışmak için bir grup insan bir araya geliyor. Tartışmalar kamuoyuna, basına açıktır. Kimsenin hiç bilmediği, hiç duymadığı bir şeyler olmuyor veya konuşulmuyor. Durum gayet meşru, açık ve demokratik bir zeminde yürüyor. Türk devleti yetkilileri bu konferansı yine terörle özdeşleştirerek Avrupa’yı ve kurumları suçluyorlar.

Türk devletinin Kürt düşmanlığı ancak Kürt halkının soykırımını tamamlanmasıyla bitecek! Mevcut durum bunu gösteriyor. Türkiye Kürdistan’ın bütün parçalarında Kürt halkına dolu dizgin bir düşmanlıkla saldırı halindedir. Güney Kürtleri referandum yapsa Türkiye karşı cephede yer alıp kuşatmaya ve ezmeye çalışıyor. Rojava’da bütün dünyayla koalisyon içinde yer alıp DAİŞ’le savaşan Kürtlere Türkiye düşmanlık yapıyor. Düşmanlığı öyle gözü kara bir noktaya getiriyor ki DAİŞ ve El Nusra gibi insanlık düşmanı güçlerle ittifak yapıyor. Bunlarla sonuç alamayınca ordusunu ve karanlık örgütlerden devşirdiği paralı askerleriyle Efrîn, Girê Spî ve Serêkaniyê’yi işgal ediyor. Etnik temizlik yapıp Kürtleri ana yurtlarından sürüyor. Rusya’yla ittifak yapıyor. Onlarca yıldır NATO ve ABD’yi ittifak ilişkileri içinde Kürtlere karşı kullanıyor. Bütün gücünü ve ittifaklarını kullanarak, suiistimal ederek Kürtleri yok etmeye, boğmaya çalışıyor. İçerde de kendi yasalarını da çiğneyerek faşizmi kurumlaştırmaya ve Kürtleri bitirmeye devam ediyor.

Bu Kürt düşmanlığını Amerika, AB, NATO ve Rusya bilmiyor değil. Türk devletinin Kürtler üzerindeki katliamlarını durdurmak için frenleyebilir, savaş ve imha dışında bir çözüm zeminine çekebilirler. Onlar da bunu yapmak yerine Kürtlerin aleyhinde hep Türk devletiyle çıkarlarını esas alarak ilişkilerini sürdürdüler. Bu da Türkiye’nin imha ve inkarda bu kadar pervasızlaşmasına, yıkıcı politikalar yürütmesine yol açtı.

Türkiye’nin Kürt düşmanlığı içerde demokratik kazanımları tümüyle ortadan kaldırarak siyasi zemini zehirliyor. Aynı şekilde komşuları olan ülkelerle NATO, ABD ve AB’yle de ilişkileri zorlu ve sorunlu hale getiriyor. Türkiye, AP’de bile Kürtleri tartışan ve soruna ilgi duyan akademisyen, aydın ve parti temsilcilerini terörizm ve düşmanca faaliyetlerle suçluyor. Bu da gösteriyor ki, Türkiye terörizm kavramını Kürtlere yapıştırarak çok kötü biçimde suiistimal ediyor. Avrupa basını ve siyaset kurumlarının bunu görmesi ve artık dur demesi gerekiyor. Türkiye nereye kadar Kürtleri kovalayacak, düşmanlığı sürdürecek? Avrupa Parlamentosu’nda (AP) bir grup insanın Kürtleri konuşması ve tartışması bile bunları çılgınlaştırıp saldırganlaştırabiliyor. Kürtlerin terörist olmaması için ne yapması gerekiyor? Açık ki, 1925’te yapılan Şark Islahat Planı’yla Kürtler yok etme ve Türkleştirme projesine dahil olmaları gerekir. Yani Kürtler Kürt olmaktan vazgeçecek, Türk olduklarını kabul edecekler! Türk yöneticileri de rahatlayıp demokratik ve modern oldukları yönünde çalım atacaklar.

Ermenileri, Asurileri, Yahudileri, Pontus Rumlarını yok ettiler, soykırımı başarıya ulaştırdılar. Bundan ders çıkarıp tarihleriyle yüzleşeceklerine aynı uğursuz politikaları güncelleyerek 21. yüzyılda Kürtler üzerinde de başarıya götürmek için çırpınıyorlar. Türkiye başka çözüm yolları, demokratik mekanizmaları arayıp denemediği için bu durumda ya Kürtleri yok edecek ya da bu politikaları kırılmayla sonuçlanacaktır. Devlet olmanın ve ittifakların gücünü kullanarak Kürtleri yok edeceklerine inandığı için hak, hukuk ve adalet gibi seçenekleri bir tarafa atıyorlar. Avrupa’nın da aynı şeyi yapmasını istiyorlar, ısrar ediyorlar, basit bir demokratik tartışma ortamına bile düşmanca saldırıyorlar.

Sonuç olarak görüldüğü gibi Kürt sorununu yaratan Türkiye devletinin bu ırkçı ve soykırımcı politikaları asıl sorunların kaynağıdır. Avrupa veya başka güçler Türkiye’nin baskılarından, ürettiği kötülüklerinden, şantajlarından kurtulmak istiyorsa Türkiye’yi sorun olmaktan çıkarmalıdırlar. Sorun olan ve sorun yaratanlar Kürtler değildir.

Kürtler de bütün örgütleri ve partileriyle Türkiye’nin bu düşmanlığını görerek kendilerini aldatmamalı ve farklı arayışa girmemelidirler. Kürt halkının yüzlerce yıllık özgürlük taleplerine ve birlik olma özlemlerine cevap olmakla yükümlüdürler. Ailesel ve partisel çıkarlar birliğin ve var olmanın önüne çıkarılmamalıdır. Sorun Kürtler arasında şu veya bu görüş farklılığı, farklı siyasi eğilimler değildir. Sorun var olup olmama sorunudur.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here