Kürt Halk Önderi’ne gereksinimimiz var!

Cafer TAR

Acilen Kürt Halk Önderi Öcalan ile ilişkiye geçmenin yollarını bulmalı; iç kamuoyunu buna ikna etmeye çalışmalı, uluslararası kamuoyunda da bu noktada faaliyetleri artırmalıdır.

Hergün yüreğimiz ağzımızda kötü bir haber bekler olduk; halbuki bu ülkede barış olsun diye binlerce Kürt Gerillası ölümü göze alıp mevzilerini terk etmiş, yüzlercesi çekilme döneminde kurulan pusularda şehadete ulaşmıştı.

Aralarında başta Kürtler olmak üzere her milletten gerilla vardı ve onlar bu ülkenin özgür yarınları için toprağa düştüler. Bunun yanı sıra tutuklanacaklarını bile bile Kandil, Mexmûr ve Avrupa’dan insanlar barış iradesini ortaya koymak için Türkiye’ye geldiler.

Kürtler her şeyi bir kez daha değerlendirdi; bu ülkenin barışına, kardeşçe birarada yaşama katkı sunabilmek için yoğun bir örgütsel ve ideolojik yoğunlaşma sürecine girdiler. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, “demokratik ulus” yaklaşımı ile bu coğrafyada bir arada yaşamanın manifestosunu yazdı.

Fakat Kürtler ve diğer halklardan ilerici insanlık barışın ve özgürlüğün çabasını verirken, DAİŞ barbarlığına karşı mücadele ederken; Türkiye’deki AKP/MHP rejimi DAİŞ ve türevleri ile birlikte halklarımıza karşı suç işlemeye devam etti.

Daha önce nispeten kısmı işleyen iç savaş süreci Konya Meram’da gerçekleştirilen katliamla birlikte daha açık hale gelmiştir ve bu saatten sonra bir mucize olmazsa bu olumsuz süreç artarak devam edecek gibi.

Türkiye’de iç savaş sadece Kürt Halk Önderi Öcalan ile doğrudan görüşmeler başlarsa belki önlenebilir; aksi halde hiç tartışmasız kimin kime tam olarak karşı olduğunun bilinmediği bir iç savaşa doğru sürükleniyoruz.

Ülkeyi yönetenler boğazlarına kadar pisliğe bulaştılar; birçok ülke Erdoğan ve çevresinin bulaştığı suçları onlara karşı şantaj olarak kullanıyor. Biraz olsun iktidarlarını kaybetme ihtimali ortaya çıkarsa bu çevrelerin hepsi Erdoğan ve ailesinden hesap sormak isteyecek ve muhtemelen Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmak durumunda kalacaktır.

Devlet içinde farklı motivasyonlardan kaynaklı bir iç savaş iradesi ortaya çıkmış gibi görünüyor. Bütün çabalarına rağmen Kürtlerin ve diğer demokrasi güçlerinin özgürlük iradesini kıramadılar, uluslararası koşullar aleyhlerine işliyor ve iktidar sahipleri iktidarlarını kaybederlerse özgürlükleri de dahil herşeylerini kaybedeceklerini biliyorlar.

Güney Kürdistan’da yaklaşık dört aydır yerli işbirlikçi çevreleri de yanlarına alarak sürdürdükleri saldırılar istedikleri sonucu vermiyor. Türkiye içinde HDP’ye saldırarak Kürtler üzerinde kurdukları baskı geri tepti. Kürtler her zamankinden daha fazla HDP’ye dolayısıyla özgürlüklerine sahip çıkıyorlar.

Rejimin gelinen noktada normal koşullarda seçim kazanma ihtimali her geçen gün biraz daha azalıyor. Bu durumda iktidarda kalabilmek için iç savaşı bütün ülkeye yaymak ve sanki kollektif bir tehdit varmışcasına ortalama Türkiyeli insanlar arasında sahte bir birlik duygusu yaratmaya çalışıyorlar.

İnsanların zihninde hiç bir karşılığı olmayan, onların günlük hayatlarını sorgulamalarını engelleyecek yeni toplumsal hedefler belirlemeye çalışıyorlar. İnsanları Kürt/ Alevi/ göçmen karşıtlığı üzeriden akıl ve vicdan dışı hedefler üzerinden iç savaşa hazırlıyorlar.

Ormanları kim yaktı bilmiyoruz, diğer ülkelerdeki yangınlara bakınca da mevsim kaynaklı olma ihtimali yüksek. Orman yangınları ırkçılık aracı haline getirilmiş durumda. Türkiye’nin uzun bir süredir içerde iç barışı sağlayamadığını, bölgesel problemleri Türkçü/sünnici bir yaklaşımla daha da kötüleştirdiğini biliyoruz. Bütün bu provokatif yaklaşımların Türkiye’nin içine yansımalarının olması kaçılınmazdı. Türkiye’yi yönetenler rüzgar ektiler, fırtına biçiyorlar.

30.07.2021 günü itibariyle Türkiye geri dönüşü çok güç bir yola girdi; buradan kim nasıl çıkacak bunu bugünden bilmek mümkün değil. Fakat geçen Cuma’dan itibaren Türkiye iç savaşa giden yolda önemli bir aşamayı daha geride bırakmış oldu.

Buradan dönülebilmesi için acilen Kürt Halk Önderi Öcalan ile ilişkiye geçmenin yollarını bulmalı; iç kamuoyunu buna ikna etmeye çalışmalı, uluslararası kamuoyunda da bu noktada faaliyetleri artırmalıdır.

Çok fazla zamanımız kalmadı; bundan sonra hazırlığımızı olası en kötü şeye göre yapmalı, kendimiz ve halkımızın özgürlüğü için gerekli tedbirleri almalıyız. Kürtler ve bu ülkenin namuslu yurtseverleri özgürlük ve demokrasi mücadelesinin bedelini fazlasıyla ödediler; fakat bu noktadan sonra bizi yok etmeye çalışanlar için kolay lokma olmamalı, şahsımıza ve halkımıza yapılacak her türden saldırıya öz savunma hakkımızı kullanarak cevap vermeliyiz.

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

En Çok Okunanlar

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler