Kürt Halkına ve Önderliğine karşı geliştirilen emperyalist komplo üzerine

0
223

Kemal SÖBE

Kürt Halk Önderliğine yapılan komplonun ideolojik-siyasi kökleri yüz yıl öncesine dayanıyor. Çünkü bu komplo esasen bir halkına karşı yapılmıştı. Kürt halkının statüsüzlüğü üzerine yeni kurulan ulus devletlerle emperyalizm arasında bazı kopmaz siyasi-ideolojik bağlar kurulmuştu. Bu siyasi bağlara ve ilişkilere göre, Kürtler ulus olarak inkar ve asimile edilecek ve İngiltere-Fransa emperyalizmi başta olmak üzere, emperyalist dünya, emperyalist çıkarları gereği bölgede kendi kurdukları uyduruk ulus devletlerle Kürt inkarına ve soykırımına dayalı ilişkiler geliştirmişlerdi. Bu ilişkiler çerçevesinde, bölgedeki emperyalizm etiketli ulus devletler emperyalizme sadık kaldıkları ve efendilerine hizmet ettikleri sürece emperyalizm bu güçlere Kürtleri inkar ve imhada sınırsız destek verecekti. Irak ve Suriye’de bir süre sonra, arkalarında Sovyetlerin desteklediği küçük burjuva ulusal sosyalist rejimler ortaya çıkacak, emperyalizm bu ülkelerdeki Kürt kartını kısmen kaybedecekti. 
Ancak bu kaybediş, Kürt sorununu bu ülkelerde tam olarak çözmedi yada çözümde yetersiz kalındı ve günümüze kadar süren sorunlara yol açtı. Irak’ta 1970’in başlarında Kürt sorunu otonomi temelinde çözülmüştü ancak KDP’nin ulusal demokratik bir çizgide olmamayışı Kürt sorununu güneyde sorunlu bir şekilde çözdü ve güney, emperyalizmin at koşturduğu ve herkesin el attığı, kurcaladığı  bir alan oldu. Emperyalizm bir taraftan kendilerine bağımlı sadık kukla yönetimler kurarken, bu uluslar içinde olası bir isyan durumunda da, Kürt kartını kullanacaktı. Irak’ta BAAS yönetiminin Sovyetlerin desteğiyle yönetime gelmesi emperyalizmi etkisizleştirmiş, etkisi kırılan emperyalizm bu sefer Kürt kartını devreye koydu. Bu duruma  Kürt Önderi Öcalan ” tavşan kaç yazı yakala ” siyaseti diyor. Yani Irak, iran, Suriye ve Türkiye gibi ülkeler emperyalizme sadık kaldıkça, Kürt inkarı konusunda destek alacak ama bu ülkelerde emperyalizm karşıtı yönetimler olursada bu sefer Kürt kartını öne sürerek bu ülkelere karşı, operasyona başlayacaklardı.
 Güney Kürdistan’da bu görüldü. Saddam ve 1958’de sonra oluşan önceki BAAS partili yöneticiler, empeyalizme kısmende olsa karşı çıktıkları için emperyalizmin saldırılarıyla karşılaştılar. Türkiye günümüze kadar Kürt sorunu konusunda emperyalizmde her türlü desteği alıyor, bundan dolayı Kürt Halk Önderini kabul etmemişlerdi. Türkiye’de emperyalizm karşıtı ve Sovyetlere yakın bir rejim kurulsaydı, emperyalizm bugüne kadar Türkiye’ye Kürtleri inkarda ve imhada verdiği desteği vermezdi, Kürtleri göstermelikte olsa desteklerdi. Emperyalizm, bölgede sömürge yönetimler kurmak için çok çeşitli oyunlar kurdu, oynadı. Bir taraftan kendilerine bağımlı yönetimleri, Kürtleri inkar ve imhada desteklemek ama bu yönetimlerde kendilerine karşı bir isyana olursada, bu sefer kart değiştirip Kürtleri destekleyip bunlara karşı kullanmak. Saddam, kendisine devrimci ve sosyalist diyordu ama Kürtlere de düşmanlık yapıyordu, Arap milliyetçiliği yapıyordu. Arapları sevdiği gibi, Kürtleride sevseydi, Kürt sorununu tam çözerdi ve demokratik halklar federasyonu kurardı ve emperyalizmin hem kendilerini hemde Kürt kartını kullanmasına müsaade etmezdi.
 Kürt Halk Önderi hem Kürtleri hemde Arapları, Türkleri, Farsları ve bölgede ne kadar halk varsa, seviyor. PKK, hem Kürt sorunu çözülsün hemde bölge demokratik olsun, hemde halklar kardeşçe yaşasın ve bölgede barış olsun diyor. Saddam, Kürt sorununa Türkiye’deki gibi çok inkarcı yaklaşmıyordu ama fırsat buldukça Kürtleri katlediyordu. Yani Irak’ta bir taraftan Kürt sanatçılar Irak devlet televizyonu ve radyolarında Kürtçe şarkılar söylüyordu ama bir taraftanda Saddam’ın askerleri, Kürtleri katlediyordu. Kürt sanatçılar tabiki Kürtçe şarkılar söyleyecekler ama Kürt halkıda özgür olacak, karnı tok olacak ve barış-huzur içinde yaşayacak. Ne Saddam ne de Esad rejimi, Kürtlerle Araplar arasında kardeşliğe dayalı özgür eşit bir rejim kuramadılar, bundan dolAyı emperyalizmin kartını etkisizleştiremediler ve günümüzde bile emperyalizmin saldırılarıyla karşı karşıya kaldılar. Bugün Suriye bu yanlış siyasetin acısını çekiyor. Kürt Halk Önderliği, emperyalizmin ne gibi oyunlar ve dümenler kurduğunu çok iyi biliyor ve Ortadoğu’da halklar arasında kalıcı bir barış inşa etmek için uğraşıyor.
 PKK’nin hedeflediği sistem, hem halkların ulusal demokratik sorunlarını çözecek hemde halkları birbirine yakınlaştıracak ve bölgeyi böylece emperyalizmin boyundurluğundan kurtaracak. Araplar tek ulus oldukları halde, yirmi iki ülkeye bölünmüşler ve biri diğerini sevmiyor. Bu durum, emperyalizmin böl parçala düşmanlaştır ve yönet siyasetidir. PKK ve önderlik, emperyalizmin bu çirkin siyasetini etkisizleştirdi. Kürt Halk Önderi, halkları demokratik sosyalist temelde birleştirdiği için, emperyalizm tarafından kabul edilmedi, Avrupa’da kalma izni verilmedi. Dünyada bütün sosyalist ve ulusal hareketlerin yöneticileri, Avrupa’da mülteci statüsünde kalırlarken, Kürt Halk Önderine kalma izni verilmedi. Çünkü Kürt Halk Önderi, halkların önderidir ve halkları emperyalizmin egemenliğinden kurtarma mücadelesi verdiği için, kabul edilmedi. Emperyalizm, KDP eliyle Kürtlerin içinde de böl parçala yönet siyasetini ve kendisine bağımlı kukla bir yönetim oluşturmaya çalışıyor. KDP’nin PKK’ye karşı saldırgan tutumunun altında bu işbirlikçi siyaseti var. Dolayısıyla, emperyalizm kadar, Kürtler içindeki KDP gibi kanserleşmiş işbirlikçi siyaseti ve kesimleride yok etmek şart olmuştur. 
Kürtler, önderliklerine yapılan komplonun kendilerine karşı yapıldıklarının bilincindeler ve önderliklerine ve partilerine sahip çıkmışlar, emperyalizmin oyunlarını şimdilik etkisizleştirdiler. Emperyalist güçler ve Kürt inkarcı rejimler, Önder Apo’nun yakalanıp Türkiye’ye teslim edilmesiyle, PKK’nin birkaç ayda biteceğini, dağılacağını hesaplamışlardı. Ama düşündükleri gibi olmadı. PKK ve Kürtler komploya karşı direnmesini ve önderlerine sahip çıkmasını bildiler ve önderlerine karşı yapılan bir hatanın kendilerine karşı yapılmış olduğunu kabul ederek, gereken her şeyi yapabileceklerini Kürt düşmanlarına gösterdiler. Türkiye artık Kürt inkarında son zamanlarını yaşıyor, ekonomi dibe vurdu vuracak, siyaset iflas etti, sistem hiçbir konuda çözüm üretemiyor. Bu tıkanmışlığının aşılması ise Kürt sorununun demokratik çözümüdür. Türkiye, Kürt sorununu çözerse hem düzelir hemde emperyalizmin yüz yıllık hizmetçisi olmaktan kurtulur, adam olur. Bütün bunları yapacak güç ise, Kürtlerin önderliği ve partileridir. Demokratik Ulus Paradigması ve Halk Federasyonu bütün sorunların çözümüdür…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz