Kürtler, zafere daha yakın duruyorlar

0
219

KEMAL SÖBE

Kürtleri tarihten silmeye yemin etmiş TC devleti, Kürtler’in statü kazandığı Rojava’ya ve Başur’a saldırmaktan, Kürtleri yerinden yurdundan etmekten geri durmuyor. Kürt’ün nefes aldığı ve yaşadığı her yeri hedefine koymuş ve savaş alanı haline getirmiştir. Kürt’ün kimliksel varlığını kendi yok oluşu olarak görüyor. Bundan dolayı Kürt var olmamalı ve yaşamalı diyor. Aslında Kürtlere sıktığı her kurşunu, kendisine sıktığının farkında değildir. TC’nin, Kürtleri yok edemeyeceği kesinleştiğine göre, Kürtlere karşı inkarda ve savaşta ısrar etmek ve düşmanlıkta sınır tanımamak, uzun vadede Türkiye’nin aleyhine ve zararına olabilecek sonuçlara yol açabilir.

Hain KDP ve Barzani hanedanın yardımıyla Başur’u kendi üssü haline getirmiş. Birkaç bin Türkmenin yaşadığı Kerkük’ü Türk şehri olarak görüyor. Bu zihniyete göre, bizimde, bütün Türkiye’yi Kürtlerin ülkesi olarak görmemiz lazım çünkü başta Türkiye metropol şehirleri olmak üzere on beş milyon Kürt, sadece Türkiye şehirlerinde, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Mersin, Antalya, Manisa, İzmit, Konya ve diğer bütün Türk şehirlerinde Kürtler yoğunca yaşıyorlar. Nüfus yoğunluğuna göre, en büyük Kürt şehri İstanbul’dur. Çünkü altı milyon Kürt sadece İstanbul’da yaşıyor. Yani Adana ile Muğla, Kayseri ile İzmir ve Sivas’ın yarısıyla Çanakkale arasında sadece on beş milyon Kürt yaşıyor diyebiliriz.

Bu durumda Bütün Türkiye Kürtlerin olmuyor mu? Bazı Türkçüler, Önder Apo’nun ortak vatan projesini, bütün Türkiye’yi ele geçirme olarak yorumluyorlar. Bazı tırşıkçılar da, ortak vatan projesini, Kürtlerin, Türkiye içinde, uzun vadede erimesi olarak görüyorlar. Halbuki ortak vatan projesine dünyanın ihtiyacı var, insanlık bu projeye şiddetle ihtiyaç duyuyor. Başka türlü, kapitalizmin ekmeğine yağ süren ulus devlet ve emperyalist savaşlar nasıl sona erdirilir? Halkların kardeşliği ancak demokratik ulus çizgisiyle yaşamsal hale gelebilir. Demokratik ulus çizgisinde, dünya hiçbir ulusun ve kimsenin tekelinde değildir ve bütün dünya halkların ortak vatanı olarak görülüyor.

 Bu proje, Rojava’da filizleniyor ve katı ulus devlete ve kapitalizme ideolojik olarak ölümcül darbeler indiriyor. Emperyalizmin PKK karşıtlığının esase nedeni işte budur. Emperyalizm TC’ye yüz yıllık Ortadoğu/Kurdistan sömürüsü temelinde Kürtlerin inkar edilmesi ve ulus olarak yok edilmesi için destek veriyor. Yani Kürtlerin, ulus olarak inkâr edilmesi konusunda, en büyük desteği İngiliz emperyalizmi veriyor, diğer ülkelerde ABD Avrupa da buna, ekonomik ve politik çıkarları gereği katılım gösteriyorlar.

 Evet Türkiye’de yüz yılı aşkın bir ırkçı devlet yapısı var ama bu ırkçı Türk devletini, emperyalist emeller karşılığında harlayanda İngiliz siyaseti’dir. Türkiye, gelinen noktada tam bir sessiz kaos yaşıyor ama heran patlamaya hazır bir bomba olma yolunda hızla ilerliyor. Tahminen, günde on milyon dolarlık kirli savaş maliyeti var. Varını yoğunu, Kürtleri tarihten silmeye harcıyor. Yolunmuş kazdan bir farkı kalmamış, her tarafı kirlilik kokan bir duruma gelmiş. Türkiye’yi yönetenler, dünyaya rezil olduklarını çok iyi biliyorlar. Her gün, Türkiye’nin bir yerini pazarlıyorlar. Türkiye, Bursa’nın büyüklüğünde olan Katar’dan para dileniyor. Hayat pahalılığı ve yoksulluk, toplumu günden güne kavuruyor. AKP/MHP rejimi, Türkiye halkının sırtında bir yük haline gelmiştir. Türkiye, ya Kürtlerle barışıp  demokratik olup düzelecek ya da bir iç savaşa sahne olacaktır.

Kürtleri artık daha çok inkâr edip yok edebilecek gücü kalmamıştır. Yüz yıl önce, kadersizliğe mahkûm edilen bir halk kader tayin edebilecek bir güç haline gelmişse, artık hiçbir güç bu halk üzerinde egemenlik kuramaz ve bu halka istediğini yaptıramaz. Kürtlerin desteğiyle kurulup ta Kürtler üzerinde soykırım uygulamak isteyenlerin geleceği olmaz. İşte Türkiye’nin geldiği nokta ortadadır. Normalde, demokratik olsa kendi kendine yetecek maddi kanyaklara sahip bir ülkenin geldiği durum, sokaklara düşmüş bir insanı andırıyor. Bundan kurtulmanın yolu Kürtleri kabul edip demokratik, adil ve şeffaf bir ülke olmaktır. Bu imkansız bir şey değil ki. Ancak Türkiye’de, bunu yapacak, yapabilecek kapasitede, zihniyette politikacı yok. Türkiye’deki sözde siyasetçilerin, yaptıkları en iyi iş yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlıktır. Kürtler demokratikleşme konusunda iyi bir gelişme sağlıyorlar. Biraz daha örgütlü bir mücadele, Kürtleri zafere daha çok yakınlaştıracaktır. Kazanan Kürtler/Kurdistan kazanan demokratik Türkiye ve Ortadoğu olacaktır. 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here