Kürtleri dışlamak barışa hizmet etmiyor – Zeki AKIL

0
608
afrin halkı şehba ile ilgili görsel sonucu

Erdoğan, Putin ve Ruhani’nin Ankara’daki toplantısı önemlidir. Özellikle Erdoğan’ın sözü edilen devlet başkanlarının yanı başında El Nusra’ya sahip çıkması ve açıktan kuzey Suriye’yi işgal edeceğini söylemesi sıradan bir tutum olarak ele alınamaz. Denilebilir ki, Erdoğan’ın Kürt düşmanı olduğu ve soykırım planlarını uyguladığı bilinmiyor değil. Erdoğan aynı pervasızlığı Efrîn sürecinde de sergiledi. Doğru, Erdoğan o zaman da dünyanın gözlerinin içine bakarak bunları söyledi. Ancak şimdi ardında bıraktığı bir Efrîn pratiği var. Efrîn’de açıktan etnik temizlik uyguladı. Putin ve Ruhani, Erdoğan’ının açıklamalarını bir tehdit ve blöf olarak ele alamaz. Efrîn’de yapılanlardan en fazla bilgi sahibi olan iki devleti temsil ediyorlar.

Erdoğan El Nusra için terörist kavramını ağzına almadı. Sadece İdlib’deki gerginlik kavramını kullandı. El Nusra’yı korumaya almak için askeri gözlem noktaları kuran devlet de Türkiye. Şimdi İdlib’de operasyona karşı çıkan ve kamuoyu oluşturmaya çalışan da Türkiye. İş Kürtlere gelince Erdoğan’ın ağzından kan akmaya başladı. DAİŞ bitti, artık asıl tehlike YPG ve PKK deyip durdu. Kuzey Suriye’ye girip temizleyecek ve Türkiye’ye çektiği Araplardan bir milyon insanı getirip onların topraklarına yerleştirecek. Erdoğan’ın sözünü ettiği bölgeler boş, insansız alanlar değil. Oralarda yüzbinlerce insan yaşıyor. O toprakların sahipleri var. Putin ve Ruhani bunları biliyor mu? Evet. Sessiz kalmaları açık ki, normal bir durum değil.

Aynı basın toplantısında Ruhani’nin Fırat’ın doğusunda terörist gruplar var demesi de çok dikkat çekici. Çünkü aynı zamana denk gelecek biçimde Suriye yönetimi de BM’ye başvurarak SDG’nin terörist bir güç olarak kabul edilmesi için başvuru yaptı. Suriye şimdiye kadar SDG’ye terörist demiyordu. Bu üç devletin yaptığı toplantıya sözü edilen başvurunun yapılması bir rastlantı değildir. Şam yönetimi Rusya’dan habersiz böyle bir girişimde bulunmaz. İran’dan da habersiz olmaz.

İran ve Rusya, Türkiye’nin yumuşak karnının Kürt sorunu olduğunu iyi biliyorlar. Kürt karşıtlığında Türkiye’nin önünü açıyorlar. Kürtlerin oluşacak yeni Suriye’de bir etkinliğinin olmasını istemiyorlar. Türkiye’nin tek amacı da Kürtleri ezmek ve dışlamaktır. Suriye’yi kanlı bir girdaba çeken ve yıkıma uğratan Türk devleti çıkan fırsatlardan Kürtler yararlanmasın diye bu belaları başına aldı. Kürt düşmanlığı onu İran ve Rusya’nın elinde bir oyuncağa çevirdi. Rusya ve İran, Türkiye ile Kürt karşıtı bir görüntü sergileyerek Kürtleri bir taraftaymış, karşı bir cephedeymiş gibi göstermek istiyorlar. Halbuki Kürtler Rusya gibi güçlerle hep diyalogda oldular. Suriye’nin toprak bütünlüğü içinde demokratik bir anayasa istediklerini söylediler. Kürtlerin bu taleplerinde ve duruşlarında herhangi bir değişiklik olmadı.

İran ve Rusya, Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu söyleyip duruyorlar. Ama Erdoğan onların önünde kuzey Suriye’yi işgal edeceğini dünyaya ilan ettiğinde hiçbir tepki vermediler. Türkiye’nin Suriye’ye girip yerleşik halklara etnik temizlik yapmaya ne hakkı var? Türkiye işgal ettiği topraklardan çıkar mı? Çıksa arkasında nasıl bir örgütleme ve güç bırakacak? Bunlara İran ve Rusya bir cevap veremez. Ama yanı başlarında oturan ve Suriye’nin bir kısmını işgal eden Erdoğan’a Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduklarını söyleyip neyi değiştirecekler? Sorulacak çok soru var.

Rusya ve İran, Türk devleti gibi Kürtlere soykırım dayatan güçler değillerdir. Ancak soykırımcılara gerektiği gibi bir tutumun sahibi de olmadılar. Bu tutumları Erdoğan gibi işgalci faşistlere cesaret veriyor.

Suriye’yi yıkıma götüren Erdoğan gibi bir faşistin yanında durmaları onun işgalini meşrulaştırıyor ve Suriye üzerine söz sahibi olmasını sağlıyor. Türkiye işgalci bir güçtür ve Suriye’de işi yoktur. Türkiye, Suriye’den ne kadar uzak tutulursa barış ve çözüm o kadar kolay ve yakın olur. Türkiye, İdlib’de savaş olmasın, göç olur gibi argümanlara sığınıyor. Madem göçe ve ölüme karşısın o zaman güvenliği en iyi durumda olan kuzey Suriye’ye niye saldırıyorsun, orada göç ve ölüm olmayacak mı? Üstelik orada El Nusra gibi bir güç de yok. Oldukça demokratik bir yönetim de oluşturulmuş. Özerk yönetimler kimse için bir tehdit oluşturmuyor. Kimseyi rahatsız etmiyorlar. O zaman sakin ve güvenlikli bir bölgeye neden saldıracaksın? Üstelik bu bölgede uluslararası güçler de var. ABD ve Avrupalı ülkeler Türkiye gibi NATO üyesidirler. Bunlar Türkiye’yi yıkmak için mi uğraşıyorlar? Bu yalan ve demagojilere kimse inanmaz.

Tek bir gerçek var, o da Erdoğan Türkiye’sinin halklara ve demokrasiye düşmanlığıdır. ABD, Rusya veya İran, Erdoğan gibi faşistlerin önünü açmadıkça bir adım dahi atamazlar. Erdoğan gibi işgalcilere taviz verildikçe, basit çıkarlar öne çıkarıldıkça bu faşistler daha fazla tahripkar ve saldırgan olurlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz