Mültecileşme, ihanet ve statüsüzlük Kürtlerin kaderi değildir 

0
557

KEMAL SÖBE

Kimliksizlik ve statüsüzlük bir toplumu mültecileşmekle karşı karşıya getirir. Bunun en kötüsüde, kendi topraklarında mültecileşmektir. Hatta başka ülkelere giden mültecilerin, insan hakları bağlamında bile hakları vardır. Kürtler ise, her haktan yoksunlar. Ne dilini kullanmasına ne kültürünü yaşamasına, nede yönetim sahibi olunmasına izin verilmiyor. Kürtlerin, özelliklede, ulusal kimliğini kazanmak için, tarihi bir fırsatın oluştuğu şimdi daha çok birlik olmaları gerekiyor. Kürtlerin kazanmaktan başka çareleri yoktur. Kazanmanın önünde bir engel olarak duran KDP-Barzani hainlerini, ne pahasına olursa olsun etkisizleştirmek artık şart olmuştur. Ne kadar Kürt düşmanı devlet ve yönetim varsa, hepsiyle iş birliği yapmaktan ve Kürt kazanımlarına saldırmaktan hiç geri durmuyor. Kürtlerin kimliksizliğe ve statüsüzlüğe mahkum olup kendi topraklarında mültecileşmeleri, KDP  ve benzeri hain oluşumların, düşmanla yaptıkları iş birliğinden kaynaklanıyor. Bir koltuk ve makam ve biraz ekonomik rant için her türlü ulusal değeri harcıyorlar hatta düşman gibi saldırıyorlar.

KDP-Barzanilerin ulusal demokratik bir çizgiye gelmeyecekleri-gelemeyecekleri artık tam olarak netleşmiş durumdadır. Düşman her zaman dışarıdan gelmez. Kürtlerin yüz yıllık tarihleri ve yaşadıkları katliamlar ve inkar siyaseti dikkate alındığında, içerideki düşman etkisizleştirilmeden, dışarıdaki düşmana karşı başarı tam olarak gerçekleşmez yada gecikir. İhanet hep Kürtlerin kaderi oldu. Yani iç düşman dediğimiz olay. Düşmanın soykırım siyaseti, KDP ve benzeri ihanet ağının sürekli hortlaklar gibi Kürtlerin içinde ortaya çıkmakla ve düşmanın içteki uzantısı olmakla ortaya çıktı ve sonuç almak istiyor. Kürtler içinde ihanet ağı olmasaydı, soykırım siyaseti bu denli gelişemezdi, Kürtleri asimile etmeye cesaret edemezdi. Dış düşmanın nerede saldıracağı bilinir ama iç düşmanın nereden ne zaman, hangi çıkarı için ve nasıl vuracağı bilinmez. Türk devletiyle iş birliği içinde olan çok sayıda hain bulunmaktadır. Kimisi koltuk için, kimisi ekonomik rant için hatta kimisi çok basit bir maaş için, bir memuriyet için bile ihanet edebilmektedirler. Soykırım siyaseti, ihanetçilere dayanarak, güç alarak bu soykırımcı siyasette ısrar ediyor. Aksi halde, buna cesaret edemez. 

Soykırımcı siyasete karşı mücadele edildiği kadar, ihanet ağına karşıda etkince mücadele etmek ulusal zafer için olmazsa olmaz kabilindedir. Kürtlerin başına ne geldiyse bu ihanet belasından, hastalığından geldi. Hem derin bir ulusal bilincin gelişmesi hemde düşmanı iyi tanıyıp etkili direnişi gerçekleştirmek önemlidir. Gençliğe, burada daha büyük görevler düşmektedir. Gençliğe daha çok sahip çıkmak ve ulusal-demokratik çizgide eğitmek, toplumun demokratik geleceği için daha önemlidir. Düşmanla iç içe geçmiş olanları, artık Kürt olarak hatta insan olarak bile görmeyeceğiz ve gerekenler yapılacaktır. Dönem yakıcı ve acımasızdır. Kürt varlığı önünde engel olan herkes Kürt Militan Gençliğin hedefinde olacaktır. KDP-Barzani hainleri, Türk devletiyle her türlü iş birliğine girebilmektedir ve Başur Kurdistan’ı adeta soykırımcı devletin at koşturduğu bir alan haline getirmiştir. Başur halkıda, belli bir statüye sahip olduğu halde, KDP-Barzanilerin ihanetçi çizgilerinden dolayı huzursuz olmaktadırlar. Son otuz yılda, yüzbinlerce Kürt, Başurdan Avrupa’ya ekmek kavgası için gittiler, halada gidiyorlar.

 Petrol zengini bir ülkemiz var ama petrolden gelen milyarlarca dolarlık para ve gelir, bir hain ailenin eline geçmektedir, halk ise mülteci koşullarında yarı aç yarı tok yaşamaktadır. KDP’de biraz ulusal onur ve dava olsaydı, Başur şimdi Ortadoğu’da en zengin ülkelerden biri olurdu. Kürt gençliği Avrupa kapılarında araba yıkıyorlar, temizlik ve bahçe-tarla işlerinde çalışıyorlar. O petrol geliri Kürt halkının refahı için kullanılmalıdır. KDP-Barzanilerin, klasik bir ulusal çizgileri bile yoktur. Yani bildiğimiz normal bir ulusal devlet anlayışına bile sahip değildir. KDP-Barzanilerin çizgizi, tam bir ihanet çizgisidir. Hiçbir ulus devlet, kendi halkının düşmanıyla, bu denli bir iş birliği içinde girmez-giremez. Ulus devletler, her ne kadar kapitalist ilişkilere göre şekillenmiş bir aygıt olsada, geleneksel ulusal ve kimliksel, kültürel çıkarlar söz konusu olunca kiyameti koparırlar, kendi ulusunu korurlar, savunurlar. Hangi ulus devlet yönetimi, KDP-Barzaniler gibi, kendi ulusunun kimliksel kasaplığını yapıyor? Kürtlerin, kendi topraklarında bile mülteci koşullarında yaşamalarından bu ihanet ağı olan KDP-Barzaniler sorumludur. Bu ihanet damarını eksip atmanın tamda zamanıdır. Bu onurlu görevde Kürt Militan Gençliğe düşmektedir. Çünkü bu parti görünümlü ihanetçi çete aile, bu saatten sonra adam olmazlar..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz