Nazım Hikmet’i doğru anlamak ve sahiplenmek devrimciliğin ve enternasyonalizmin gereğidir

0
237

KEMAL SÖBE
Kendini aşanlar, başkalarınıda görürler ve kendi yaşamlarını, başkalarıyla demokratik-devrimci bir atmosferde ve aynı çatı altında eşit koşullarda birlikte yaşarlar. Komünalizm, farklılıkların kendi kimlikleriyle-renkleriyle beraberce eşit koşullarda yaşamalarıdır. Kendisini keşfetmiş olanlar, başkalarınında var olduğunu ve yaşamaları gerektiğini fark ederler ve sahiplenirler. Sahiplenmek, yalnız olmadığımızı fark edince ortaya çıkan doğal bir duygu olup, başkalarını kucaklamaktır, yaşatmaktır. Duygu, başka değerlerle buluşma ve yaşama-yaşatma hissidir ve bu his, başka değerlerle buluşursa anlamlı hale gelir. İnsanı insan yapan en önemli değer duygu ve sevgi zenginliğidir. Toplum içinde, duygu zenginliğini derinden yaşayanlar sosyalistler ve devrimcilerdir. Bu duygu zenginliği, sınıflı-devletli sistemde, toplumun kurtuluşu için, kendisini devrimcilik olarak ortaya koyar. Devrimcilik, kapitalist koşullarda kendisini fedai tarzda ortaya koyar ve devrimci, kendi hayatını insanlığın kurtuluşuna armağan etmede en ufak bir tereddüt bile yaşamaz. Son yüzyıldır, Türkiye ve Kürdistan’da sayısız fedai ruhlu devrimci hayatını ortaya koydu yeni yaşam ve özgürlüğün yeşermesi ve halkların kardeşliği için.
Devrimci mücadelede, düşmanınla aynı tarza sahip olmamak ilkesi var. Yani düşmanına benzememek ilkesi. Düşmanına benzersen, senin, kendi düşmanından bir farkın kalmaz. Devrimciler, toplumun her bakımdan kendi farkını ortaya koymayı başarmış en duyarlı-duygusal-insancıl kesimidir ve bu kesim, yeni bir yaşam için, kendi hayatlarını özgür-yeni yaşamın temel harcı yapıyorlar. Sözde cumhuriyetin kuruluşundan sonra, Anadolu’nun değerli evlatlarından biri olan Nazım Hikmet, halkların kardeşliği ve sosyalizm için ömrünün önemli bir bölümünü zindanda geçirmiş ve son yıllarınıda sürgünde geçirmiş ve vatanında uzak olmanın verdiği üzüntüyle sürgünde hayata gözlerini kapamıştır. Mustafa Suphi ve arkadaşlarıda Karadeniz’in soğuk sularına gömüldüler. Kürt halkınında soykırım kıskacına alınacağı yıllar, Nazım Hikmet’in zindana alındığı yıllardı ve bütün faklılıklar tekçi faşizan rejimin hedefi haline gelmişti. Nazım Hikmet, kapitalizme, sömürüye ve eşitsizliklere karşı çıktığı ve özgür-eşit bir yaşam ve dünya için mücadele ettiğinden dolayı zindana alındı ve 12 yılı aşkın bir süre zindanda kaldı, idamla yargılandı.
Nazım Hikmet ideolojik olarak sosyalisttir-komünisttir ve Kemalizme karşı en büyük mücadeleyi yürüttü ve bunu hayatıyla ödedi. Ancak birçok çevre, Nazım Hikmet’in Kemalist olduğunu biliyorlar. Bu, büyük bir yanlıştır ve yanılgıdır. Kemalist devlet aygıtı, Nazım Hikmet’i hem zindana attı hem sürgüne gönderdi, vatan haini dedi, devlet düşmanı dedi. Aradan yıllar geçtikten sonra, Nazım’a vatan haini diyenler, Nazım’ı sahiplenir oldular, övgüler yağdırır oldular hatta şiirlerini okudular vs. Bu durum, aslında Nazım Hikmet’i ideolojik fikirlerinden saptırma ve enternasyonal bir devrimci olduğunu unutturma ve Nazım’ı, Kemalist biriymiş gibi göstermedir. Türkiye’de birçok laik ve sosyal demokrat kesimler, Nazım Hikmet’i, dünyaca sahip olduğu şöhretinden ve Türkiyeli olduğundan dolayı kendilerince sahiplenebirler ve bu, kişisel bir sahiplenme durumudur. Ancak Nazım Hikmet’i ideolojik olarak sosyalistler-komünistler sahiplenirler ve temsil ederler. Nazım Hikmet’in Kürtlerle ilgili bilinmeyen bir mektubuda var. Bu mektupta, Kürtlerin ve Türklerin el ele vererek kurtuluş savaşını kazandıklarını ve sonrada, devletin Kürtleri inkar ettiğini dile getiriyor ve Kürt halkını sahipleniyor. 
Nazım’ın Kürtlerle ilgili mektubu, hiç kimse tarafından bilinmiyordu. Sonradan birileri tarafından ortaya çıkarılıyor ve yayınlanıyor ve yayınlayan gazete sahibine sekiz yıl hapis cezası veriliyor. Nazım Hikmet’in Kürtleri sahiplenmesini bile istemeyen bir inkarcı rejim var. Nazım Hikmet’i anlamak için, ideolojik olarak her türlü milliyetçi zihniyetten uzak olmak ve sınıfsal bakış açısıyla değerlendirmek gerekiyor. Milliyetçi bakış açısıyla Nazım değerlendirilirse, Nazım’ın Kemalist olduğu sonucu ortaya çıkar. Çünkü Kürtleri nasılki millet olarak asimilasyon kıskacına aldılarsa, Nazım Hikmet te ideolojik olarak asimilasyon kıskacına alındı. Sadece Nazım değil, birçok sol-sosyalist-devrimci değer ideolojik olarak asimile edilmek istendi, isteniyor. Resmi ideoloji ve tekçi zihniyet, yok edemediği bir ideolojiyi ve kimliği, sahiplendiğini söyleyip farklı yollarla yok etmek ister. Mesela NEWROZ, yıllarca yasaktı ancak Kürt halkının kararlı mücadelesi sonucu, yok edemedi ama bu seferde, Newroz’u nevruzlaştırdı ve Türklerin bahar bayramı deme uydurukluğuna girdi. Nazım Hikmet, Türkiyeli ve Kürdistanlı birçok yazara ve şaire ilham kaynağı olmuş ve birçok yazar ve şairin hoca olarak gördükleri büyük bir şairdir. 
Nazım Hikmet, bugün yaşasaydı, Kürt halkının ulusal demokratik mücadelesinin yanında yer alır, Demokratik Ulus Paradigmasının savunucusu olurdu. Sosyal medyada bazı kişiler, Nazım Hikmetle ilgili olarak, terbiyesizlik denecek paylaşımlar yapıyorlar ve sanki Nazım Hikmet, Kemalistmiş ve TC’nin adamıymış gibi yanlış ve yanılgılı bir yaklaşım içine giriyorlar. Nazım Hikmet, büyük ihtimalle mahkemelerde yargılanırken, Kürtlerin ulus olarak inkar edildiklerini ve Türklerle Kürtlerin kardeşliğinden söz etmiştir ama tekçi zihniyet bütün bunları gizlemiştir. Nazım’ın Kürtlerle ilgili yazdığı mektubu ortaya çıkaran ve yayınlayan gazetenin sahibine sekiz yıl hapis veren bir rejim, Nazım’ın mahkeme dosyasını ve mahkemede neler konuştuğu belgelerini kim bilir ne yapmıştır. Birçok Kürt, Nazım Hikmet’in Kürtler için birşey söylemediğini ve yazmadığını, yapmadığını düşünüyorlar. Nazım Hikmeti bir şairdi ve yazardı ve tek başınaydı. Yaşadığı dönemler, hiçbir sol-sosyalist örgütün hatta kişinin bile pek olmadığı ve mücadele etmediği bir dönemdi. Ve bu yalnızlığa rağmen, göğsünü faşizme siper etti, mücadele yürüttü. 
Nazım Hikmet’ten, o dönemler eline silah alıp savaşmasını bekleyemezdik. Nazım, siyasi fikirleriyle ve ideolojisiyle faşizme baş kaldırdı ve mahkum etti. Bügün, Kürdistan’da ve Türkiye’de Kürtlerin ve Türkiyeli devrimci-demokratik kesimlerin mücadele etmesi Nazım’ın başlattığı mücadelenin bir devamıdır. Nazımla ilgili birçok şey devlet tarafından yasaklandı, yok edildi ve sonrada, Nazım’ın sosyalist değil, Kemalist olduğu yaygarası ve propagandası yapıldı. Ve birçok insan, halada Nazım’ın Kemalist olduğunu, sosyalist olmadığını düşünüyor. Bu, Nazım Hikmet’e yapılacak en büyük saygısızlık ve haksızlıktır. Nazım  Hikmet,in tek parti döneminde yargılanması, idama bile mahkum edilmesi, 12 yıl zindanda tutulması ve sonrada sürgün edilmesi, Kemalizme karşı en büyük mücadeleyi verdiğinin bir kanıtıdır. Bu açından, Nazım Hikmet, halkların şairidir-dostudur ve halkların kalbinde sonsuzluğa dek yaşayacak. Nazım Hikmet’in Kürtlerle ilgili mektubunu, siz değerli okuyucular, ” Nazım Hikmet’in Kürtlerle ilgili mektubu ” diye yazarak Google’da bulabilirsiniz. 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here