Neden komplo? 

0
74

Roza ERZURUM

Neden komplo? sorusuna verilecek yanıt, bizzat Önderliğin deyişiyle, “Kürt olgusundaki zayıflıklar ve sorunsalın ucuz hesaplara kurban edilebilecek özelliklere sahip olmasıdır.” Ağacı içerden kemiren kurt örneği toplumun direniş gücünü tüketen Kürt egemen sınıflarının tarihsel işbirlikçi karakteri, Kürdistan’a egemen olan dış güçlerin ülke ve halk olarak bu alanı istedikleri biçimde kullanmalarına yol açmıştır. Kürdistan’da diledikleri gibi at koşturan bu güçler bunun için bir bedel ödeme durumuyla pek karşılaşmamışlardır. Sömürge hukukunun dahi uygulanmadığı bir ülke olan Kürdistan’da işgalcinin ve hainin yaptıkları yanına kâr kalmış, bunlardan hesap sorabilecek aydın bir güç ortaya çıkmamıştır. Sonuçta Kürdistan sömürge bile olamayan bir ülke, Kürt toplumu köle bile olamayan bir toplum derekesine düşmüştür. Önder APO’nun ve onun düşüncelerinin cisimleşmiş hali olarak, PKK’nin ortaya çıktığı döneme kadar; Kürdistan’ın ve Kürt toplumunun ürkütücü ve yüzü en başta kendine karşı katmerli ihaneti ve yabancılaşmayı yaşayan sözde Kürt bireyi, üstteki işbirlikçisinden en diptekine kadar kendi öz varlığına karşı ya kara cahil, ya ukala-lafazan, ya da çok bilinçli hain durumundadır. Bir tavuk ve köpek için adam vurur; ama tarihin artık kanıtlanmış ilk büyük insanlık devrimi olan ‘neolitik devrimi’ gerçekleştiren kültürün toplumsal dokusunun ayakta kalan en eski halkı olduğu halde, en azından on beş bin yıllık biçimlenen kültürel varlığa sahip çıkmaya, bunun için bir damla ter dökmeye yanaşmaz. Ucubelik, ironi buradadır. Tüm lanetlilik, zorbalık, yalan ve gerilik bu gerçeklikte gizlidir.” Önderlik tam olarak  bu paragrafla Kürt realitesini çözümlemiştir.

PKK’nin ortaya çıkışıyla ülkemize damgasını vuran bu insanlık dışı tablonun değiştiği, zalim ve haksızdan hesap sormayı asli görevi sayan PKK’nin mucizevî bir biçimde Kürt halkını ayağa kaldırıp bu tabloyu büyük ölçüde değiştirdiğini gerilla savaş gücü ve zafere olan bağlılığı ile kanıtladı. Kürt’ün diriliş eylemi olarak Önderlik çıkışının Kürdistan’da ‘bir özgürlük hareketi olma’ olanaklarını ortaya çıkardığı ve bunun da yukarıda özellikleri ortaya konulan tabloyu tepeden tırnağa sarstığı kesindir. Önder APO’nun ve başında bulunduğu PKK Hareketinin yalnızca Kürdistan’ı fiili olarak yöneten sömürgeci devletlerin değil, neredeyse bir bütün olarak egemen dünya sisteminin boy hedefi olması da bu nedenledir. Kaldı ki, dünya dengelerinin kurulduğu 20. yüzyılın başında Kürdistan’ı bölüp parçalayan ve yakın dönemde ABD’nin müdahale ettiği Ortadoğu’daki statükoyu tesis eden kapitalist Batı sistemidir. Bu anlamda Kürdistan’ı bir uluslararası sömürge olarak tanımlamak yerinde bir tanım olacaktır. Dünyamızda bu özellikleri taşıyan başka bir sömürge ülke bulmak zordur. Dolayısıyla Kürdistan sadece dört sömürgeci devlet tarafından değil, bünyesindeki her devletin üzerinde çağdaş bir harami gibi davrandığı kapitalist dünya sistemi tarafından yönetilmektedir.

Bu sürecin komplonun yeni bir uygulama aşaması olduğunu belirtmek yeterlidir. Altı çizilmesi gereken nokta, komplonun harekete mensup insanların bedenlerinden önce zihinlerini ve ruhlarını vurmaya çalıştığı gerçeğidir. Direniş bu temelde kırılmak istenmiş, teslim almaya bu noktadan başlanmıştır. Örnek Sovyetler Birliği’dir. Sovyetler Birliği insanı sosyalist anayurdu savunduğu inancıyla Nazi işgaline karşı destansı bir direniş örneği gösterdi. Bu uğurda 20 milyonu aşkın üyesini şehit verdi ve direnişini zaferle taçlandırdı. Ancak yaşamda kaybettiği için yıkılmaktan ve koptuğunu iddia ettiği kapitalist sisteme yamanmaktan kurtulamadı. Bu anlamda PKK’nin ve PKK militanlığının en büyük kazanımı özgür yaşamdaki ısrarıdır. Her zaman “Olacaksa bir yaşam özgür olacak, ya da hiç olmayacak” diyen Önder APO, bununla gerçekte PKK direnişinin en derin özüne vurgu yapmaktadır. Nitekim Önderlik AİHM’e sunduğu Savunmada aynı gerçeğe ısrarla parmak basacak; ey yaşam ya seni özgür yaşıyacağım yada seni hiç yaşanmammış sayacağım’ ilkesine bağlılığım doğuştan ölüme veya sonsuzluğa kadardır” diyecektir.

Bunca yaşanılan, yaratılan değerlere rağmen   (PKK tüm hedeflerini bir yana bıraktı), sadece Öcalan’ın özgürlüğünü istiyor” biçimindeki değerlendirmeler, kimlerden gelirse gelsin, bir düşman propagandasıdır. Bu tür iddiaların sahipleri anlam ve duygu yüceliğini tanımamış, kendi mide salgılarını düşünce diye ortaya atan, halkın hayati özgürlük davasının kıyısından bile geçmemiş, yüceliklere saldırmayı varlık gerekçeleri haline getiren lanetli tarihin cüce sözcüleri ve ihanetin elçileridir. Onların bakış açılarına göre önder ya bir işbirlikçi, aşiret reisi veya kabile şefi, ya da soy kütüğünü paşalığa ve beyliğe dayandıran uyduruk bir asalet temsilcisidir. Önder APO kendisini bu tür önderliklerin üst üste yığılmış pisliklerini temizleyen bir insan olarak tanımladı. Gömlek değiştirir gibi efendi değiştiren bu tür önderler sözcüğün gerçek anlamında ihanetin elçileridir. Bunlar bu uğursuz elçilik görevlerini rahatça icra etsinler diye Önder APO İmralı işkence sistemine direnmektedir. Namuslu hiçbir Kürt bu gerçeği bir an için bile olsa unutmamalıdır. Unutmak ihanettir değişi yaşam şiarı olmalıdır. PKK hedeflerini bir yana bıraksaydı Mersin de  Sara ve Ruken eylemleri ile ölümsüzlüğe ulaşamayacaklardı. ZAPTAN Ankara’ya sayısızca boş tabutlar gitmezdi. Ankara’nın göbeğinde  PKK’nin fedaileri Rojhat ve Erdal bedenlerini siper eden bir tarzda fedai eylem gerçekleştirmezlerdi. PKK hedeflerini bir kenera bırakmamış PKK nin mücadelesini anlamak ihanetçilerin ve işbirlikçilerin zihniyetine aykırı!!! çünkü onlar; özgürlük anlayışından dan yoksun oldukları için ancak kendileri gibi yalancı ve hiç yüzlü diktatörlerle oturur toprak pazarlar. unutulmamalıdır ki Şeh SAİD direnişinde de bacanak kasım ihanet etmişti ardından Dersim direnişinde de Rêber ihanet etmişti düşman Rêber’i başını keserek Dersimin ortasından dolaştırarak halkına hayrı olmayanın düşmanına da hayrı olmaz diyerek dolaştırır. Bugün Kürt düşmanlığına soyunanlarla oturup toprak pazarlayan Barzani ve Aşiret mensupları tarihte Rêber ve kasım gibi alınacaklar… bununla kalmayıp direnen halk gerçekliği karşısında yargılanacaklar. Çünkü tarih kendisine yapılanları asla unutmaz.

Bir zamanlar Kürt sorunu diye bir sorun yoktu; Kürt gerçeği tarihin karanlıklarına gömülmek üzereydi. İnkâr ve imha sistemi Kürt gerçeğini mezara gömerek bu sorundan kurtulduğuna inanıyordu. Ancak Önder APO inanılmazı başardı ve öldüğüne karar verilen bir halkı ayağa kaldırdı. Dili kesilen ve düşüncesiz bırakılan bu halkın beyni ve yüreği oldu; onun duygularını ayaklandırdı, kendisine düşünce ve ruh verdi, kendisini kaynağında yine kendisinin yer aldığı insanlık değerleriyle tanıştırdı. Sonuçta kendisini özgür yaşamakta kararlı ve bunun için her türlü bedeli ödemeye hazır bir halk düzeyine yükseltti. Bu halk elbette nankör davranmayacak, elbette böyle bir Önderliğe sahip çıkacak, böyle bir Önderliğe sahip olmayı tarihin kendisine sunduğu en büyük özgürleşme şansı sayacak, ve Önderliğin direnişi ile gurur duyacak. Önderliğin bütün değerlerin bileşkesi olduğunu bilerek hareket edecek. Değerlerin gerçek yaratıcısını iğrenç bir intikam duygusuyla her günü birkaç ölüme beden insanlık dışı koşullara mahkûm eden bir rejimin, bundan geri adım atıp kendisine sorunun asıl muhatabı olarak yaklaşmadıkça, Kürt sorununun çözülmesinin mümkün olmadığının bilincinde olacak, ve buna uygun davranacak. Önder APO’nun ve başında bulunduğu PKK Hareketinin yalnızca Kürdistan’ı fiili olarak yöneten sömürgeci devletlerin değil, neredeyse bir bütün olarak egemen dünya sisteminin boy hedefi olması da bu nedenledir. Kaldı ki, dünya dengelerinin kurulduğu 20. yüzyılın başında Kürdistan’ı bölüp parçalayan ve yakın dönemde ABD’nin müdahale ettiği Ortadoğu’daki statükoyu tesis eden kapitalist Batı sistemidir. Tekrar ederek Kürdistan’ı bir uluslararası sömürge olarak tanımlamak yerindedir. Bu sömürge durumunu kabul edemeyen Önderlik gladyonun bütün tasfiye çabalarını İmralı’da sergilediği muazzam insan üstü iradi bir  duruşla  tecritin duvarlarını parçalamış bütün konseptleri boşa çıkarmıştır.  Yaşatılan bunca hukuksuzluk, aklaksızlık, riyakarlık, sahte dostluk ve güç sahibi egemenlerin kirli çıkar ilişkileri karşısında yıllardır taviz vermeden mücadele ettiğimiz davamız; önderliğin fiziki özgürlüğü sağlanana kadar kendisine, Kürt halkına yüklenen sorumluluğun; başarıya ulaşması için canla başla kendisine borç sayacak  bir katılımla  mücadelesine devam edecektir.

Bu uğurda güneşimizi karartamazsınız şiarı ile kahramanlık ve bağlılık eylemi gerçekleştiren bütün yoldaşlarımızla geleceğe dair umutlarımızı eylemleştirerek zafere olan inancımızı M. Halit Oral şahsında devrim şehitlerin yarattığı halk destanı PKK nin yenilmez gücünün Önder  APO yenilemez kişiliğini göstermektedir.

Direnen boyun eğmeyen ve özgürlük mücadelesinde ısrar eden bir önderlik gerçeği komployu boşa çıkarmaya yetecek güçte direniş halinde olmak ve direnmemekten bir an bile vazgeçmemek…

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here