Newroz ve özgürlük hamlesi

0
100

Selahattin ERDEM

Kürtler ve dostları yeni bir Newroz’u yaşıyor. Her yanı direniş ve özgürlük heyecanı sarmış. Kıpır kıpır her yerde daha güçlü kutlama hazırlığı yaşanıyor.

Açıklamalar, çağrılar peş peşe geliyor. Günlere yayılan kutlama planları ve güçlü programlar yayınlanıyor. 15 Mart’tan itibaren Newroz kutlamalarının yayılarak haftalarca süreceği anlaşılıyor. 2024 yılı Newroz kutlamalarına on milyonlarca insanın katılacağı varsayılıyor.

Kürtler ve dostları 2024 yılı Newroz’unu, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü ve Kürt sorununun çözümünü hedefleyen ‘Küresel Özgürlük Hamlesi’ temelinde karşılıyor ve yaşıyor. Newroz’u kutlama sloganları da buna göre oluşuyor. Kimi yerde “Önder Apo’ya Özgürlük Newroz’u”, kimi yerde ise “Özgürlük ve Zafer Newroz’u” deniyor. Ortak kavramlar “Özgürlük” ve “Önder Apo” oluyor. Elbette böyle olması da çok doğal. Çünkü Newroz demek özgürlük demek, özgürlük için direniş ve zafer demek. Newroz ateşi bunları temsil ediyor. Bu temelde Newroz’un böyle etkili güncellenmesini de Önder Apo yaratmış bulunuyor. 1973 Newroz’unda PKK’nin temellerini atarak ve her Newroz’da özgürlük mücadelesini biraz daha büyüterek bugüne ulaşmayı sağlayan oluyor. Böylece ‘Newroz Partisi’ ve ‘Newroz Halkı’ yaratılıyor. Dolayısıyla 2024 Newroz kutlamaları da Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü hedefleyen Küresel Özgürlük Hamlesi ile iç içe geçip bütünleşerek gerçekleşiyor.

Kadınların 8 Mart etkinlikleri de böyle oldu. Kürt kadınlarının ve dostlarının her alandaki 8 Mart kutlamaları, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü hedefleyen Küresel Özgürlük Hamlesiyle bütünleşti. Öyle ki, Özgürlük Hamlesinin ikinci aşamasında önemli bir zirve olma özelliği taşıdı. Şimdi Newroz da Özgürlük Hamlesinin yeni bir zirvesi olacak. Hamlenin ikinci aşamasının görkemini temsil edecek. Böylece Hamle etkinliklerini 4 Nisan ve 1 Mayıs kutlamalarına devredecek.

Kuşkusuz söz konusu etkinliklerin zirvesel düzeyde güçlü olmasını sağlayan en temel etken, şehit vermeyi göze alan bilinç, inanç, cesaret ve fedakârlıkta yürütülüyor olmasıdır. 8 Mart etkinlikleri, kadın özgürlük mücadelesinin büyük şehitleri Clara Zetkin, Roza Lüksemburg ve Sakine Cansız gibi isimler etrafında yaşandı. Şimdi Newroz kutlamalarında da Çağdaş Kawalar Mazlum Doğan, Zekiye Alkan, Ronahi ve Berivan bayrak oluyor. Yüzlerce Newroz şehidi saygıyla anılıyor ve etkinliklere ruh veriyor. Demirci Kawa direnişçiliği günümüze taşınarak, özgürlük tutkunu ve direnişçi bir halk gerçeği ortaya çıkartılıyor.

Newroz kutlamalarının Küresel Özgürlük Hamlesi ile iç içe geçmesi, her ikisini de büyüten bir etken oluyor. Newroz özgürlük ve direniş ruhu Küresel Özgürlük Hamlesini büyütürken, Hamle ruhu da Newroz kutlamalarını tarihin en görkemli düzeyine çıkartıyor. Böylece 2024 baharında Kurdistan özgürlük mücadelesi büyüyor ve hamlesel bir gelişme yaşıyor. Kürt halkının ve dostlarının topyekûn özgürlük direnişi her alanda gelişerek AKP-MHP faşizminin çöküşünü hızlandırıyor.

Kuşkusuz bu mücadeleye en büyük gücü katan ve ilham veren iki şey, Önder Apo’nun tarihi İmralı Direnişi ile Kürdistan Özgürlük Gerillasının Zap’ta gerçekleştirdiği Devrimci Operasyonlardır. Her türlü baskı ve hileye rağmen, İmralı’da yaşanan sarsılmaz özgürlük direnişi, gerçekleri aydınlattığı gibi, herkese doğru hakikat yolunu, yani özgür yaşam yolunu da gösteriyor. Anlamak isteyenler için bundan daha net ve somut yol göstericilik olamaz.

Zap gerillasının Şehit Helmet Dereluk ve Şehit Doğa Viyan Devrimci Operasyonları temelindeki vuruşları ise, gösterilen bu doğru özgürlük yolundaki en doğru ve en güçlü yürüyüş olmaktadır. Faşist-soykırımcı düşmanın beynini ve yüreğini felç eden, tüm özgürlük arayışçılarının ise umudunu yeşerten bu direniş eylemleri, yaşanan sürecin temel belirleyici güçleridir. Doğru duruş ve düşünceyi verdikleri gibi, doğru tarzı ve üslubu da ortaya koymaktadırlar.

İmralı ve Zap Direnişlerinden alınan güçle, bugün tüm devrimci ve demokratlar, kadınlar ve gençler öncülüğünde tüm Kürt halkı ve dostları Newroz kutlamalarını büyük bir özgürlük hamlesine dönüştürebilmektedir. Bu temelde zindanlar direnmekte, buna dayalı olarak analar direnmekte, her alanda gençler ve kadınlar direnmekte, dört parça Kurdistan’da ve dünyanın dört bir yanında Kürt halkı ve dostları direnmektedir. Çok açık ki tüm bu direnişlerin çok önemli sonuçları olacaktır. İlk sonuç 31 Mart yerel seçimlerinde kısmen ortaya çıkacaktır. 31 Mart seçiminde de AKP-MHP faşizmine vurulacak etkili bir darbe, faşist diktatörlüğün yıkılış sürecini hızlandıracaktır. Sonuç alıcı ve yıkıcı darbeyi ise gerilla ve halk direnişi vuracaktır.

Yeni bir Newroz yılına girilirken yaşanan siyasi ve askeri sürecin esas yönü böyledir. Bu durumu çok iyi bildiği için, çöküşü önlemek amacıyla faşist Tayyip Erdoğan diktatörlüğü elindeki tüm gücü, tüm imkân ve fırsatlarını savaşa sürmektedir. İsveç’in NATO’ya girme pazarlığından elde ettiği siyasi ve askeri gücü, İran yanlısı siyasi güçlerin desteğiyle de birleştirerek, son bir işgal ve imha saldırısı hazırlamaya çalışmaktadır. Bunun için yeni güçler eğitmekte, Kürt ihanetine yeni ayarlar vermeye çalışmakta, Washington ve Bağdat arasında mekik dokumaktadır. Adeta el öpmediği ve pazarlık yapmadığı hiç kimse bırakmamaktadır.

Kuşkusuz yaşadığımız süreç açısından bu durum da çok önemlidir ve Kürtler ile dostları, bölgenin tüm antifaşist demokratik güçleri bu gerçeği de iyi görüp buna göre kendi mücadelelerini hazırlamalıdırlar. Yoksa hata yaparlar ve olumsuz sonuçlarla karşılaşırlar. Elbette bu duruma düşmemelidirler. Bunun için de sürecin ana yönünün Küresel Özgürlük Hamlesi olduğunu iyi görüp, her alanda hamlenin gerektirdiği mücadele etkinliğini göstermelidirler. Eğer böyle yaparlarsa, o zaman her türlü faşist saldırıya karşı da hazırlıklı olurlar ve bu tür saldırıları anında kıracak etkinliği gösterirler.

Kısaca yeni bir Newroz Yılına girerken yaşanan süreci doğru görmek, tanımlamak ve karşılamak gerekir. Faşist-soykırımcı diktatörlüğün hazırlıklarını görüp, gürül gürül gelişen Küresel Özgürlük Hamlesini görmemek doğru olmaz.

Yine Küresel Özgürlük Hamlesinin 8 Mart ve Newroz kutlamalarında ulaştığı düzeye bakarak AKP-MHP faşizminin saldırı hazırlıklarını dikkate almamak da doğru olmaz. Demek ki süreci anlamaya ve tanımlamaya çalışırken tek yanlı olmamak ve öncelik sıralamasını kaybetmemek gerekir.

Aynı zamanda bazı ayrıntıları görmek de önemlidir. Örneğin TC işgaline destek verirken KDP’nin kendini Irak bayrağı arkasına saklaması önemlidir. KDP araçlarına Irak bayraklarının asıldığı, TC yetkilileri ile görüşen KDP’lilerin Irak askeri elbisesi giydiği sık sık basına yansımaktadır. Demek ki ihanet ciddi biçimde teşhir olmuştur ve kendini gizlemek zorunda kalmaktadır. Yine TC Cumhurbaşkanı ile görüşürken Neçirvan Barzani’nin arkasında TC bayrağının asılı olması da önemlidir. Eskiden hiçbir bayrak asmayıp boş bırakıyorlardı, şimdi ise TC bayrağı önünde oturtup görüşme yapıyorlar. Oysa söz konusu görüşmeyi bir Irak görevlisi olarak, Irak anayasasının belirlediği “Irak Kurdistan’ı Bölge Yönetimi” başkanı sıfatıyla gerçekleştiriyor Neçirvan Barzani. Peki niye Irak bayrağı değil de TC bayrağı önünde oturuyor? Neçirvan Barzani ve KDP yöneticileri zaten fiilen birer TC görevlisi konumundaydılar, belli ki şimdi resmi TC görevlisi haline de gelmişler! İşin daha da önem arz eden garip yanı ise, bu durumu hiç kimsenin görmemesi veya görmezlikten gelmesidir. Örneğin bu konu üzerinde basın hiç durmamıştır. Irak ve IKBY’den de hiçbir tepki yansımamıştır.

Faşist-işbirlikçi cephenin içinde bulunduğu durum işte böyledir.

Bunlar temelinde, tüm Newroz şehitlerini Çağdaş Kawa Mazlum Doğan şahsında saygı ve minnetle anıyor, anlayan herkesin Newroz’unu kutluyoruz!

Kaynak: Yeni Özgür Politika

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz