Nusaybin davası tutukluları: YPS bir özsavunma oluşumudur

0
621

Tefrik edilen Nisêbîn Davası dosyasında 2 tutukluya daha hapis cezası verildi. Duruşmada savunma yapan Bawer Başar, Sivil Savunma Birlikleri (YPS) ‘nin suç örgütü olmadığını aksine suça karşı örgütlenen bir oluşum olduğunu dile getirerek Kürt halkına dönük işlenen suçlara karşı bir özsavunma birimi olduğunu ifade etti. Amaçlarının demokratik bir toplum oluşturmak olduğunu söyleyen Başar, “Eğer halkın kendisini savunması terör olsaydı, bugün Kurtuluş Savaşı bir terör faaliyeti, Kuvva-i Milliye de bir terör örgütü olurdu” vurgusu yaptı.

Mêrdîn’in Nisêbîn ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağının devam ettiği 26 Mayıs 2016’da gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 17’si çocuk 70 yurttaş hakkında açılan ve daha sonra tefrik edilen davada tutuklular Bawer Başar ve tutuklandığı sırada 18 yaşından küçük olan H.B.nin duruşmaları görüldü.

İlk olarak duruşması görülen Bawer Başar duruşma salonunda hazır edilirken, avukatı Osman Çelik salonda hazır bulundu. Yapılan kimlik tespitinin ardından duruşmaya geçildi.

Savunmasında Kürt halkının üzerinde yürütülen sömürgeciliğin olduğunu belirten Başar, “Ama Kürt halkı eski halk değil. Sömürgecilik politikalarına boyun eğmeyecektir” dedi. Direniş ve savaşların aynı kavramlar olmadığını dile getiren Başar, savaşın devletlerin icadı, direnişin ise halkın meşru müdafaa hakkını kullanması olduğunu söyledi. Özsavunma üzerine değerlendirmeler yapan Başar, toplumların özsavunma sistemi ile kendisini şekillendire-bildiği zaman demokratik toplum olabileceğini kaydetti. Kürt halkının kurbanlık koyun gibi boynunu uzatmayacağını kaydeden Başar, Kürt halkının mücadelesinin sonucunda kazanan taraf olacağını söyledi.

‘AMACIMIZ DEMOKRATİK BİR TOPLUM’

Sivil Savunma Birlikleri’nin (YPS) iddianamede ve basında yer aldığı gibi bir suç örgütü olmadığını aksine suça karşı örgütlenen bir oluşum olduğunu dile getiren Başar, Kürt halkına dönük işlenen suçlara karşı bir özsavunma birimi olduğunu ifade etti. Amaçlarının demokratik bir toplumun oluşturulması ve halka karşı işlenen suçların hesabını sormak olduğunu söyleyen Başar, “Kürt halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan ile görüşmeler devam ederken hazırlanan Çöktürme Planı’na karşı Kürt halkı varlığını korumaya çalışmıştır. Savaş uçakları ile Kürt halkına karşı başlatılan saldırılara karşı öz-savunma geliştirilmiştir. 24 Haziran’a kadar hiçbir kentte sokaklarda barikatlar olduğunu kimse iddia edemez. Bu barikatlar ve hendekler başlatılan saldırılara karşı öz savunma temelinde kurulmuştur. Biraz düşünen herkes bu hendek ve barikatların amacının savunma olduğunu anlayacaktır. Bu Hz. Muhammet’in Hendek Savaşı sırasında hayata geçirdiği savunma taktiğinin bir benzeridir. Bakıldığı zaman bu savunma birliklerinin sivil oluşumlar oldukları görülecektir” dedi.

‘KUVVA-İ MİLLİYE’ VURGUSU

Başar, YPS’ye dönük “terör” söylemlerine de cevap vererek, “Eğer ki halkın kendisini savunması terör olsaydı, bugün Kurtuluş Savaşı bir terör faaliyeti, Kuvva-i Milliye de bir terör örgütü olurdu. Bugün Kürdistan’da Gazi, Kahraman ve Şanlı unvanı verilen şehirler için terörist denilirdi. Bu da gösteriyor ki kendisini savunabilen savunan halklar direnişçidir. Savunmaları da meşrudur” ifadelerini kullandı. Yaptığı savunmada Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç’un “Direndik, diz çökmedik, bizimle gurur duyun” sözlerine dikkat çeken Başar, “Yaşasın PKK, yaşasın Başkan Apo” sloganı ile savunmasını bitirdi.

Ardından savunma yapan Başar’ın avukatı Osman Çelik de, müvekkilinin gözaltına alındığı sırada işkenceye maruz kaldığını dile getirdi. İşkence ile alınan ifadelere itibar edilmemesi gerektiğini kaydeden Çelik, müvekkilinin Nusaybin’de yaşayan biri olduğunu söyledi. Hukukta fiil ile fail arasında intiba kurulmasının mecburi olduğunu kaydeden Çelik, dosyada buna dair hiçbir kanıt olmadığını sadece baskı ve işkence ile alınmış ifadelerin delil olarak sunulduğunu kaydetti. Çelik, müvekkilinin beraatını iddia makamının taleplerinin de reddi yönünde karar verilmesini talep etti.

Savunmaların ardından kararını veren mahkeme Başar’a “Ağırlaştırılmış müebbet” ve 19 yıl hapis cezası verildi.

Ardından duruşması görülen H.B. de duruşmada hazır edildi. Avukatı Azad Yıldırım’ın da hazır olduğu duruşmada H.B.’ye “Kasten öldürmeye teşebbüs” iddiası ile 11 yıl hapis cezası verildi. H.B.’ye daha önce aynı dosya kapsamında yargılandığı Mardin 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da “Ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezası verilmişti.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here