Öcalan’ın ‘gizli ruhu’ Haki Karer

0
1230
haki karer ile ilgili görsel sonucu

Haki Karer katledildikten bir yıl sonra Özgürlük Hareketi, yani Partiya Karkerên Kurdistan kuruldu. Başkan Abdullah Öcalan kurmuş olduğu partiyle haki Karer’in intikamını büyük almıştı. O günden bugüne binlerce insan örgütlendi, binlerce Hakiler yetişti, gerilla orduları kuruldu. Haki Karer’in emeğiyle, onun büyük mücadele azmi ve enternasyonalist ruhuyla Rojava’da enternasyonalist-komünal devrim inşa edildi.

FUAT KAV

Özgürlük Hareketi’nin 41. yıl dönemimde muhteşem bir gelişim süreci ile onurlu tarihine yeni sayfalar eklemeye devam ediyor. 41 yıl önce kuruluşunu ilan ederken Urfa’nın Siverek ilçesini denetimine alan, çapulculuk ve gaspla bölgeye adeta kan kusturan derebeyi konumunda olan işbirlikçi Mehmet Celal Bucak ve onun elit yapısına karşı gerçekleştirdiği eylemle adını duyurmuş ve o günden bugüne kadar tam 41 yıldır verdiği özgürlük ve onur mücadelesi ile gelişmelere yön vermeye devam etmiştir.

”Özgürlük Hareketi sonu gelmemiş bir romandır” belirlemesi elbette ki onun tarih ve toplumsal devriminin diğer partilerden çok farklı olarak ele alışından kaynaklanan bir ifade tarzıdır. Zira Özgürlük Hareketi felsefeye, tarihe, toplusal gelişim sürecine, dolayısıyla devrimsel gelişmeye de oldukça farklı bakarak kendini inşa eden ender partilerden birisi olarak anlam bulmuştur. Özgürlük hareketi  ”klasik partiler” diye tabir edilen partiler gibi ne dünyayı yorumlamış, ne tarihe ve toplumsal gelişim sürecine yaklaşmış, ne de devrime bakmıştır. özgürlük Hareketi  kendine özgü, kendi duruşu ve Kürdistan halkının bağrından şekillenen ama Ortadoğu ve  dünya devrimini de birinci derecede görev bilen bir hareket olarak doğdu, büyüdü ve bugünlere ulaştı…

Özgürlük Hareketi şehitler partisidir

Özgürlük Hareketi her alanda olduğu gibi şehit belirlemesi ve onu anlamlandıran şehitlere de farklı bakmıştır. Şehitleri sadece yılda bir gün anmayı, törenlerinde nutuk atmayı kabul etmedi, böyle de ele alıp değerlendirmedi. Özgürlük Hareketi, şehitlerin gerçek anlamda mücadelenin sahiplerini, mücadelenin gerçek komutan ve sorumluları olarak gördü. Onları her zaman ve her koşul alında andı, ama esas olarak da her yıldönümlerinde onların adına mücadeleyi çok daha büyütmesini bilen bir hareket olarak varlığını sürdürdü. Bu nedenle her hamlenin adını o yıl şehadete ulaşan şehitlerin adına gerçekleştirdi, katılan her yeni militana bir önceki yıllarda şehadete ulaşan şehitlerin adını verdi, hayatın her alanında şehitlerin isimlerini, posterlerini, fotolarını, anılarını derin bir biçimde bir yaşattı.

Sadece bu da değil, Başkan Abdullah Öcalan, ”Özgürlük Hareketi şehitler partisidir” dedi. ”Eğer partimiz şehitlerin kanıyla yoğrulmuşsa, eğer şehitlerimiz bu partinin büyümesi ve gelişmesi için canlarını vermişlerse o zaman bu parti onlarındır, yani şehitlerindir, yani Özgürlük Hareketi şehitlerin partisidir” diyerek, Özgürlük Hareketi’nin gerçek kimliğini ifade eden her militanın ruhunda, beyninde kazılacak ve bir daha asla silinmeyecek bir belirlemede bulundu: ”Özgürlük Hareketi şehitlerin partisidir…”

Başkan Abdullah Öcalan bu adlandırmayla aynı zamanda Özgürlük Hareketi’nin nasıl bir parti olduğunu, nasıl bir çizgi ve ilkelere, nasıl bir duruşa sahip olduğunu ve nasıl yaşaması, nasıl gelişmesi, nasıl bir toplumun yaratması gerektiğini de ifade ediyordu. Başkan Öcalan; ”Özgürlük Hareketi şehitlerin ruhunu, onların lekesiz, pir u pak yaşamlarını temsil eden bir partidir. Onlar nasıl ki korkmadan, çekinmeden, yılmadan, boyun eğmeden canlarıyla, kan ve ruhlarıyla düşmanın, sömürgeciliğin üzerine üzerine gittilerse Özgürlük Hareketi de bu esaslar üzerinde inşa edildi. Demek ki şehitler Özgürlük Hareketi’dir, Özgürlük Hareketi şehitlerin ta kendisidir” derken, aynı zamanda Özgürlük Hareketi’nin  ruhunu yaratan ilk şehit Haki Karer’i de anlatıyordu…

Haki Karer enternasyonalist kimliktir

Haki Karer, Özgürlük Hareketi’nin kimliğini oluşturan, onun temel ilkelerini, duruşunu belirleyen ilk şehidi olarak tarihe geçti. İdeolojinin oluşum sürecinde Başkan Abdullah Öcalan ile birlikte en büyük fedakarlıklarda bulunan ilk grupta öncü bir kadro olarak yer aldı…

Özgürlük Hareketi’ni enternasyonalist yapan, Kürtlerin Türkiye halkını kardeş halk olarak görmesini sağlayan, demokratik Cumhuriyetin ve Demokratik Konfederalizmi anlamlı kılmasını sağlayan Haki Karer ve Kemal Pir olmuştur. Bu iki büyük enternasyonalist devrimci aynı zamanda Türkiye halkı ile Kürt halkının arasında yıkılmaz çelikten bir köprü rolünü oynamışlardır. Başkan Abdullah Öcalan’ın etrafında kenetlenen bu iki enternasyonalist devrimci son nefeslerini verirken onun mutlak anlamda Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu devrimini gerçekleştireceğine olan inançlarını yenilemişlerdir. Kemal Pir mahkeme kürsüsünde; ”Türkiye devrimi Kürdistan devriminden, Ortadoğu devrimi de Türkiye ve Kürdistan devriminden geçecektir, buna inandım ve inanıyorum. Bu nedenle Abdullah arkadaş ve PKK ile birlikteyim” demiş ve son nefesini verirken de bunu her militanın bilmesi gerektiği söylemiştir.

Bir emek militanıydı

Özgürlük Hareketi’ni bir emek hareketi haline getiren ilk şehitlerden birisi olan Hakiki Karer olmuştur. Emeğin en yoğunlaşmış halini, düşünceyi, üretme ve bıkıp usanmadan çalışmayı, İdeolojide derinleşme ve enternasyonalist bakış açısını Özgürlük Hareketi için bir kimlik haline getiren Haki Karer, ilk grup aşamasında Başkan Abdullah Öcalan’ın yanında yer almış ve ideolojik mücadele sürecinde onunla birlikte müthiş bir yoğunlaşmayı yaşamıştır.

Haki Karer daha ilk aşamada Başkan Abdullah Öcalan ile birlikte hareket eder ve yaşamının son nefesine kadar onunla birlikte Özgürlük Hareketi’nin temel ilkelerinin şekillenme çalışmasına katılır. Haki Karer, Karadenizli bir ailenin mensubu olarak 1950 yılında Ordu’da dünyaya gelir. Burada Liseyi bitirdikten sonra Üniversiteyi okumak amacıyla Ankara’ya gider. 1971-1972  yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümüne girer. Burada Başkan Abdullah Öcalan’la tanışır ve yaşamı boyunca onunla birlikte Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu devrimi için çalışır. Başkan Abdullah Öcalan’ın kaldığı evde diğer kesimlerden farklı olarak yanında bulundurduğu ve onları eğittiği özel bir grubun içinde bulunan Haki Karer, kısa bir zaman diliminde Apocu grubun önde gelen kadrosu haline gelir.

Başkan Abdullah Öcalan ile aynı dönemde çekirdek grubun içinde yer alan PKK Yürütüme Kurulu üyesi Durak Kalkan bu süreci, yani Başkan Abdullah Öcalan’ın kaldığı evin misyonunu şöyle ifade ediyor: ”Kemal Pir, İlk gün geldi, misafir olarak kalma talebinde bulundu, ikinci günden itibaren ev sahibi haline gelerek bize talimat vermeye başladı. Yani Önder Apo Çubuk Barajı’nda Kürt orijinli bir grup kurma adımını atarken, temel bir grubu da söz konusu evde vardı. Bu evi bir okul, bir araştırma merkezi, yeni düşüncelerin tartışıldığı ve sistemleştirildiği bir yer, aynı zamanda gizli bir örgütlenme merkezi olarak değerlendiriyorlardı. Önder Apo düşüncelerini bir ideolojik-politik çizgi olarak bu evde şekillendiriyor, bunu Haki ve Kemal arkadaşlarla da tartışarak yapıyor ve söz konusu düşüncelere Haki ve Kemal arkadaşlar da katılıyorlardı…”

Kemal Pir ve Haki Karer giderek öne çıkıyor, toplantıdan toplantıya, örgütlemeden örgütlemeye, bir tartışmadan başka bir tartışmaya koşan iki Karadenizli ve iki yoldaş olarak grubun içinde söz ve otorite sahibi olmaya başlıyorlar. Sadece grubun içinde değil giderek üniversitelerde, eylemlerde, seminer ve panellerde, dolayısıyla Türk ve Kürt solunun içinde de öne çıkan iki isim oluyor. ”Kürdistan sömürgedir, Türk devleti sömürgecilik esasları üzerinde inşa edilen bir devlettir, Kemalizm halkların inkarı üzerinde inşa edilen bir cumhuriyettir” tezleri ile sürece damgasını vuran yeni şekillenen bir hareketin temsilcileri olarak öne çıkan Kemal Pir ve Haki Karer hergün biraz daha gelişerek süreci yönlendirmeye başlamışlardı.

Örgütleyiciydi, devrimciydi

PKK Yürütme Komitesi üyesi Duran Kalkan Haki Karer için şunları söyler: ”Grubun temelleri resmen Çubuk Barajı toplantısında atıldı, örgüt resmiyeti oradan işledi; ancak örgütün çekirdeğini oluşturan ve pratikte yürüten de söz konusu evdeki grup oldu. Haki Karer kişiliği örgütleme ustalığında öne çıktı, Kemal Pir kişiliği ise eylemcilikte öne çıktı. Bu biçimde Önder Abdullah Öcalan’ın teorik-ideolojik doğuşunu örgüt ve eylem alanlarında tamamlayan iki gerçek yardımcısı oluşmuş oldu. Bu iki yardımcı, tanıdıklarından itibaren ve şahadetlerine kadar Önder Apo’nun düşüncelerini propaganda edip, örgüte ve eyleme dönüştürmeye çalıştılar…”

Haki Karer artık Apocu hareketin önder ve örgütleyici kadrosu konumundadır. Sorumluluğunun bilincine varmış, nasıl bir önderlik sürecine katıldığını ve nasıl büyük bir devrimin yükünü omuzladığını artık sözcüğün gerçek anlamıyla biliyordu. Aslında daha başlangıçta biliyordu, çünkü hareketin, grubun temel ilkelerini oluşturan önder kişilerden birisiydi. Bu anlamda Başkan Abdullah Öcalan ile tanıştıktan ve onunla omuz omuza mücadeleye katılım gösterdikten sonra artık sorumluluğu paylaşma sürecine de girdiğini anlamıştı. Balkan Abdullah Öcalan da çok kısa bir süre içinde onun örgütleme yeteneğine, ikna edici kabiliyetine sahip olduğunu anlayınca hareketi büyütmek, grubu çoğaltmak ve çalışmaların ideolojik boyutunu sistemli hale getirmek için, onu özel olarak Kürdistan’da, öğrenci-gençlik hareketinin bulunduğu şehirlerde görevlendirme kararına ulaşır.

O döneme ilişkin PKK Yürütme Komitesi üyesi Duran Kalkan şunları dile getiriyor: ”Haki Karer, insanlarla uğraşma, onları eğitip örgütleme ve devrim için iş yapar hale getirme gibi oldukça zor bir görevi üzerine aldı ve başarıyla yürüttü. Öyle zor bir ortamda Apocu grubun şekillenmesi ve hızla büyümesi kesinlikle en fazla Haki Karer’in söz konusu çaba ve başarısıyla oldu. Onun için Önder Apo, ‘Benim gizli ruhum gibiydi” dedi.

Esas çalışma alanı Kürdistan’dı

Haki Karer artık Kürdistan’dadır. Başkan Abdullah Öcalan ve ilk çekirdek grup için, Türkiye süreci hemen hemen tamamlanmıştı. Tamamen terk edilmeyecek ama esas çalışma alanı Kürdistan olacaktı. Kürdistan’da devrim yapılacak, bunun için de Kürt halkı ve Kürdistan’da yaşayan halklar örgütlenecek, devrim sürecine dahil edilecekti. Bunun için de Kürdistan’da çok yoğun ve derin bir örgütlemeye gidilecekti. Bu örgütlemeyi kim yapacaktı? Elbette ki önder-öncü ve ideolojik alanda birikimi olan kadrolar yapacaktı. Bu çalışmya en yakın olan, en fazla örgütleme ve yoğunlaşmaya sahip olan kişi ise Haki Karer’di. Başkan Abdullah Öcalan, Haki Karer’i bu alanda özel olarak görevlendirir. ”Kürdistan’a, öğrenci-gençliği örgütlemeye, orada ideolojimizi ve örgütümüzü, düşünce ve devrim stratejimizi anlatacak ve yeni insanları örgütleyeceksin” dedi. Ve Haki Karer 1976 yazında bir daha geri dönmemek üzere Ankara’dan ayrılır.

Hiç kuşkusuz ki Haki Karer sadece bir yerde görev almadı. Birçok alanda çalıştı, faaliyet yürüttü. Kısa süre Batman’da çalıştı, grubunun ilk temelini Batman’da attı. Orada bir grup arkadaşıyla depremden dolayı Van’a giti, burada halka yardım etti, daha sonra belli bir süre Adana’da çalıştı. Antep, Maraş, Adıyaman, Urfa hattında çalışma yürüttü. 1976 yılında Fevzi Aslansoy’un cenaze törenine katılmak amacıyla Suruç’a gitti.

Başka bir söyleşinde Kalkan, Haki Karer’e  ilişkin şunları aktaracaktı: ”Haki arkadaş ilk dönemdeki katılımlarının çoğunda emeği vardır. Örneğin Mazlum arkadaş, ‘Oturduk Haki arkadaş dört saat gurubun görüşlerini anlattı, bitirince hepsine katılıyorum dedim ve Apocu oldum’ diye kendi katılımını özetledi. Haki arkadaş şahadetine kadar grubun içinde en çok tanınan kişilerinden birisidir. Şehadetiyle birlikte ise, zaten herkesin yürüme gücü olarak rol oynadı…”

Kürtler açısından artık ok yaydan çıkmıştı. İlk söz söylenmiş, ilk eylem konulmuş. ”Kürdistan sömürgedir, ancak devrimci bir duruşla, karşı devrimin şiddetine karşı devrimci şiddetle mücadele başarıya ulaşılabilir. Kürdistan ancak devrimci zorla kurulabilir” denilmiş ve bu temelde hem ideolojik, hem teorik, hem de örgütsel olarak yoğun bir çalışma sürecine girilmişti. Türk devleti başlangıçta anlamamışsa da daha sonraki yıllarda gelişen Apocu hareketinin kendisi açısından tehlikeye dönüştüğünü, gelecek yıllarda büyük atılım yapacak bir hareket olma ihtimalinin yüksek  olduğunu anlamış ve buna göre tedbirler almaya başlamıştı.

Türk devleti bu düşüncelerden hareketle bir karara varmıştı: Hareketin önünü kesilmesi, örgütlemesini sekteye uğratılması, kadrolarının gözünün korkutulması ve kısa süre içerisinde hareketin daha filiz halindeyken tasfiye edilmesi gerekiyordu. Evet, karar kesin ve netti: Apocu hareketin önde gelen kadroları katledilecek, geride kalanlar da korkup kaçacak ve böylece hareket daha filiz halindeyken bitirilecek…

Hedef seçilmişti: Haki Karer

Haki vurulmalı, katledilmeli, tasfiye edilmeli, fiziki olarak yok edilmeliydi.

Çünkü Haki Apocu hareketinin bir militanı, öncü kadrosu, ideolojik, teorik ve düşünsel olarak büyük emek veren, öğrenci-gençliği örgütleyen bir havariydi. Daha da önemlisi Haki karer Türkiyeli bir devrimciydi, Kürt halkı ile Laz ve Türk halkının kardeşliğini pekiştiren çelikten bir köprüydü. Apocu harekete enternasyonalist renk, ruh, kişilik ve düşünce katan oydu. Kürt-Türk kardeşliğinin doğru, gerçek ve özgürlük ruhu ile yeniden anlam verecek olan da oydu. O, Türkiye ve diğer halkları temsil eden gerçek bir devrimci, çağımızın büyük enternasyonalistlerden birisiydi. Halkların ortak mücadelesi ile ortak bir yaşamın kurulması için kavgaya atılmış büyük bir atılımcıydı.  Ama çok daha önemli olan Başkan Abdullah Öcalan’ın ”gizli ruhu”ydu.

Eğer vurulacaksa bu devrimci, bu enternasyonalist, halkların ortak iradesini temsil eden Apocu hareketin öncü kadrosu olan bu devrimci vurulmalıydı…Eğer  Apocu hareket tasfiye edilecekse o zaman ”Apo’nun gizli ruhu’’ katledilmeliydi.

Ve öyle de yapıldı. Evet, ”gizli ruh” Haki Karer vuruldu… Ama bizzat devletin kendisi değil oluşturduğu ajan provaktörlerin vastasıyla katliam planlamasını yaptı ve Haki Karer’i de ”BeşParçacılar” denilen bir grupla katletti. 18 Mayıs 1977’de Antep’in Düztepe semtinde yapılması düşünülen teorik bir tartışa sürecinde gerçekleştirilen bir komplo ile katledilir. Haki Karer vurulmuştu, Apocu hareket büyük bir kayıp vermişti, hareketin öncüsü vurulmuştu, Kürt-Türk ve diğer halkların kardeşliği büyük darbe almıştı. Halkların köprüsü hedeflenmiş ve bu anlamda süreç sekteye uğratılmak istenmişti.

O gün, yani 18 Mayıs günü büyük bir hüzün bulutunun yanında kötülük yüklü, katliam ve soykırım yüklü kara bir bulut da çökmüştü Kürdistan üzerine. Aynı zamanda büyük bir hayal kırıklığı ve moralsizlik ruhu da yaratılmak istenmişti. ”Haki vuruldu, artık her şey bitti, hepimiz hedefleneceğiz, hepimizi öldürecekler” hissi ve düşüncesi Apocu hareketin içerisine sokulmak istenmişti. Bu komployu fark eden Başkan Abdullah Öcalan hemen harekete geçer. Yapılan toplantı ve diyaloglar temelinde kadrolarına şu talimatı verir: ” Bu cinayet bir komplodur. Haki arkadaşın katledilmesi hareketimizi hedefleyen bir saldırıdır. Bizi korkutmayı, irademizi kırmayı ve bize pes ettirmeyi hedefleyen bu cinayetin intikamını mutlaka alacağız. Korkmayacağımız gibi daha da cesur, daha da kararlı ve iradeli olacağız. Pes etmeyeceğiz, mücadeleyi terk etmeyeceğiz…”

Başkan Abdullah Öcalan daha sonraki günlerde düşüncelerini daha de keskinleştirmiş, daha da netleştirmiş, daha da örgütlemiş bir halde şunları söyler: ”Artık kan dökülmüştür. Evet Türkiyeli bir arkadaşımın kanı dökülmüştür. Bu nedenle hem sorumluluğumuz artmış, hem görevimiz büyümüş, hem de intikam yeminimiz daha fazla keskinleşmiştir. Haki’nin intikamını alacağız. Ama bu intikam sadece onu vurandan, tetiği çekenden değil, çok daha büyük bir atılımla alacağız. Haki’nin şahadeti bize şu görevi vermiştir: Türkiye ve Kürdistan devriminin kurtuluşunu, o halde biz de her iki halkın devrimini gerçekleştireceğiz. Ancak böyle intikamını alabiliriz. Ama devrim yapmak için de öncelikle bir devrim partisini kurmamız gerek. Haki’nin bize vasiyeti bu temeldedir. Devrim yapmak, bunun için de kendimizi ve örgütü büyütmek ve giderek partileşmek…”

Ve bir yıl sonra

Haki Karer katledildikten bir yıl sonra Özgürlük Hareketi, yani Partiya Karkerên Kurdistan kuruldu. Başkan Abdullah Öcalan kurmuş olduğu partiyle haki Karer’in intikamını büyük almıştı. O günden bugüne binlerce insan örgütlendi, binlerce Hakiler yetişti, gerilla orduları kuruldu. Haki Karer’in emeğiyle, onun büyük mücadele azmi ve enternasyonalist ruhuyla Rojava’da enternasyonalist-komünal devrim inşa edildi. Rojava’da onlarca farklı ülkelerden bir araya gelen devrimcisinin kanı birbirine karşıtı ve hala büyük enternasyonalist savunma taburları Rojava devrimini korumak için savaşıyorlar.

Haki Karer Hilvan’da Halil Çavgun’dur, zindanlarda mazlum Doğan, Kemal Pir, Hayri Durmuş ve Ferhat Kurtay’lardır, ordulaşmada Agit’tir, şehir gerillacılığında Çiyager’dir, Beritan ve zilan’dır, Cemil ve Demhatlardır. O Fiziki olarak toprak olmuş olabilir ama isim, bilinç, çizgi, ölçü olarak yeni Kürdistan’da yaşayan odur.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here