“Onların kemik dediği bizim çocuklarımız”

0
825

Garzan Mezarlığı’ndan çıkarılan oğlunun kemiklerini teslim alan Hayriye Demir, savcının kendilerine “Neden bir kemiğin peşine düştünüz?” dediğini belirterek, “Onların kemik dediği bizim çocuklarımız” dedi.

Bitlis’in Yukarı Ölek (Oleka Jor) kırsalında bulunan Garzan Mezarlığı’ndan 19 Aralık 2017 tarihinde çıkarılan 267 cenaze, DNA eşleşmeleri yapılacağı iddiasıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) getirildi. Süreç içerisinde 18 cenaze ailesine teslim edildi. 18 cenazeden en son ailesine teslim edilen 2 cenazeden biri olan Cengiz Demir’in kemiklerini bin bir zorlukla alan ailesi, yaşadıkları süreci anlattı.

‘CENAZELERİNİZİ GİDİP ALIN’

800 gün sonra oğlunun bir kutu içine konulmuş kemiklerini teslim alan anne Hayriye Demir (68), hala İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda (ATK) birçok cenazenin tutulduğunu söyleyerek, ailelere, “Onlarda merhamet yok, vicdan yok. Cenazelerinizi gidip alın, yoksa çocuklarımızın kemiklerini çöpe atacaklar” çağrısında bulundu.

1999 yılında gerilla olan Cengiz Demir (Sami) Kürt Halk önderi Abdullah Öcalan’ın tek taraflı ateşkes çağrısından sonra sonbahardaki geri çekilme sürecinde yaşamını yitirir. Garzan Mezarlığı’na defnedilir. Anne Hayriye Demir, Garzan Mezarlığı’na yönelik saldırı haberini televizyondan öğrenir. Saldırı haberinden sonra oğlu Cengiz’in cenazesini almak için girişimlerde bulunur.

SAVCI: NEDEN KEMİKLERİN PEŞİNE DÜŞTÜNÜZ?

Önce Diyarbakır Savcılığına giden anne Demir, buradan da Bitlis’e yönlendirilir. Bitlis’te kan örneği verdikten sonra DNA eşleşmesi sonucu aileye cenazelerini almaları için bilgi verilir.

Sarıyer’deki Kilyos Kimsesizler Mezarlığı’ndan alınan kemiklerin zarar gördüğünü ve kırıldığını belirten anne Demir, “Ben hastalıklarımdan dolayı gidemedim. Oğlum ve kızım gidip cenazeyi aldı. Gittiklerinde sandıkların için de cenazelerle karşılaşıyorlar. Kimsesizler Mezarlığı deniliyor ya, orası mezar değil. Kemikleri kumların içine koymuşlar. Birçok kemik kırılmış. Yine çocuklarım cenazeyi almak isterken, bin bir zorluk ile karşılaşıyorlar. Kızım gidip savcı ile görüşüyor. Savcıya ‘Bize zorluk çıkarıyorlar’ diyor. Savcı ise ona, ‘Neden bir kemiğin peşine düştünüz, ne yapacaksınız?’ diye tepki gösteriyor. Onların kemik dediği bizim çocuklarımız” ifadesinde bulundu.

OĞLUNUN KEMİKLERİNİ YIKAR, TEKRAR DEFNEDER

Oğlunun kemiklerini büyük zorluklarla aldığını belirten Demir, “Cenazeyi Fis Mahallesi Camisi’ne getirdik. Askerler köyü ablukaya almıştı. 4 zırhlı araç bekliyordu mezarlıkta. Ben kemikleri yıkayıp kefenleyip gömmek istedim. Ancak köyün imamı cenazemizi yıkamak istemedi. Görevden atılmakla tehdit edilmiş. Başka imamlar geldi. Kemikleri düzeltip kendi ellerimle yıkadım. Kefenledim, sonra gömdüm oğlumu” diye belirtti.

‘YAPILAN VAHŞETTİR’

2017 yılından bu yana oğlunun kemiklerinin peşinde olan anne Demir, yaşananları “vahşet” olarak tanımlayarak “Kimsenin hakkı yok cenazelere bu işkenceyi yapmaya. Bu durumu kimsenin kabul etmemesi gerekirdi. Çocuklarımızın kemikleri idi onlar. Bu halk 40 yıldır zulüm görüyor devletten” diyerek tepki gösterdi.

1983 yılında Fis köyünden gördükleri devlet baskısı sonucu Adana’ya göç ettiklerini anlatan Demir, diğer çocukları ve eşinin de yıllarca baskı ve işkence gördüklerini, çocuklarının gördükleri baskıya karşı PKK’ya katıldıklarını söyledi.

Diyarbakır’ın Fis Köyü’nde yaşadıkları sürece evleri sayısız kez basılan Demir ailesinden baba Resul Demir, yaşamı boyunca 3 kez tutuklanarak tahliye olur. En son 2009 yılında gözaltına alınıp tutuklan Demir, bir yıl tutukluluğun ardından tahliye olur. Demir, 2011 yılında rahatsızlanarak yaşamını yitirir. Demir’in diğer oğlu Tekin Demir de 1992’de PKK’ye katılır. 1993’te yaşamını yitirir, ancak cenazesinin nerede olduğu bilinmiyor. Ailenin diğer bireyi Berçem Demir de babasından hemen sonra 2010 yılında tutuklanır, 2019’da tahliye edilir. Hayriye Demir’in oğlu Abdullah Demir ise siyasi gerekçelerle aldığı müebbet hapis cezası nedeniyle 25 yıldır cezaevinde.

‘ÇOCUKLARINIZIN CENAZESİNİ GİDİP ALIN’

Anne Demir, tüm çocuklarının onurları için yaşadıklarını söyleyerek, çocuklarının mücadele ile tanışmalarını şu sözlerle anlattı: “Adana’da yaşadığımız süre zarfında evimiz her gün basılıyordu. Her baskında Kürtçe kanalları izleyebilmek için aldığım çanaklarım kırılıyordu. Her baskında bana ‘Bu kanalları izlemeyeceksiniz’ diyorlar. Onlarla Kürtçe konuşunca gavur gibi konuşuyorsunuz, Buralardan gidin’ diyorlardı. Her defasında yeni çanak aldım. Çocuklarım bu bilinçle, böyle bir ortamda büyüdü.”

Demir, son olarak ailelere cenazelerini almaları konusunda çağrıda bulundu.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here