Özel savaşın rolü

0
75

Aren HOZAT

Tarihsel gelişmeler içerisinde boğuntuya getirmeden günümüz koşullarında savaşı nasıl ele almalıyız? Konuya neden böyle giriş yaptık? çünkü günümüzün savaş gerçekliği tarihin tüm çağlarından farklı olarak yürütülmektedir . Elbette gelişim süreçleri ve tarihsel dayanakları ve bir savaş geleneğine dayanıyor  ama tarihin hiç bir döneminde bu kadar sistemli bu kadar planlı bire bir toplumu hedef alan plan ve projeler üzerinden toplum hedef alınmamıştır. İdeolojik ve felsefi dayanağı bio iktidar olan günümüz savası direkt toplumu ve bireyi hedef alan doğayı talan eden toplumun bütün değer yargılarını bireyin duygu dünyasını ,düşünce dünyasını ,davranışlarını ,psikolojisini ,toplumsal ilişkilerini ,doğayla ilişkisini ,kültürel, sanatsal, tarihsel ,maddi manevi değerlere saldırmaktan, yok etmekten, soykırıma uğratmaktan, talan etmekten, sömürmekten, hiç çekinmeyen gayet bilinçli bir savaş gerçekliğiyle yüz yüzeyiz her birey ,toplumsal tüm kesimler belki de çok acıdır ama farkında olmasalar da bu savasın acımasız kıskacında can çekişmektedir, bu savasın içinde ve bu savaşın kurbanlarıdır. Bu savaş tarihsel olarak devletçi uygarlığın erkek egemenliğine dayalı olarak kadına yönelik sömürgeleştirme ve köleleştirme ile başladı. Kadına karşı saldırı ve kadın sömürüsü ile başlayan bu savaş tarihsel süreçlerden günümüze gelerek evrenin her zerresinin yaşamın her anını bireyin her hücresini sömürme boyutlarına ulaştı . Önderlik yaşanan bu toplum kırımı “ teneke yürekli ve teneke beyinli bireylerin sistem tarafından yaratılması olarak tanımladı. Hiç bir şey hissetmeyen düşünemeyen bir bireyler toplamı yani olmayan bir toplum olmayan tarih olmayan maneviyat olmayan sanat olmayan kültür olmayan insan ilişkileri olmayan doğa olmayan kadın olmayan gençlik olmayan sağlık olmayan huzur olmayan duygular dolayısıyla olmayan yaşam olmayan dünya gösterişten ibaret sanal ve uydurulmuş olmayan bir var olma! Evet sanal bir yaşam ile gerçek savaşın içindeyiz hem de hepimiz! O zaman sorularla başlayalım! neden hep egemenler kazanıyor? dünyanın sonu mu geldi? madem yaşam kıskaca alınmış madem hepimiz bütün toplum savaşın kurbanı o halde ne yapmak gerekiyor? Bu kadar gelişmiş sistemleşmiş, örgütlenmiş sömürgeci sistem karşısında ne yapalım? Şimdi bu soruları ve daha bir çok soruyu her birimiz kendimize soralım ve cevap arayalım ama doğru cevapları . Toplum kırım , kadın kırım ,ve daha da sıralayabileceğimiz kırımlar silsilesi bu şu anlama geliyor topyekûn saldırı altındayız ve  hiç kimse ben bu savaşın dışındayım diye düşünmesin peki yaşama karşı başlatılmış bu  savaşa yaşamı savunmak kendimizi savunmak gibi bir görevimiz sorumluluğumuz yok mu ? Dünyada ad konulmuş savaşlar var bir de adı konulmamış savaşlar var işte birlikte ve iç içe yürütülen bu savaşların farkında olmak ve bunlara karşı aktif savunma içerisinde olmak doğal görevimiz ve en doğal yaşam hakkımızdır. Bazen doğal yaşam hakkımızı koruyabilmek için nasıl yaşamamız gerektiğinin ve ne yapmamız gerektiğinin bilincinde olmak tartışmasız gerekli olan bir husustur.100 yıldır bu topraklardan savaş hiç eksik olmadı ama son 50 yıldır coğrafyamızda henüz adı konulmamış ülkemizde yaşanan savaşın içinde büyüdük ve bu savaşı tüm sıcaklığı ile yaşadık yaşamaya devam ediyoruz. VAROLMA SAVAŞI  farkında olsak da olmasak da ,istesek de istemesek de  bu savaşın içinde ve muhatabıyız bu nedenledir ki hepimizin sorumluluğu var ve sorumluyuz?

Savaş denilince aklımıza gelen ilk şey iki taraf arasında herhangi bir sebepten dolayı yaşanan mücadele akla gelir, bu savaş durumu silahlı ve ya silahsız yürütülebilinir, söz konusu günümüz savaşlarında bu durumlar elbette belli oranda yaşanıyor ama 3. dünya savaşının yaşandığını unutmamak ve bu savaşın bütün toplumu, doğayı kapsadığı gerçekliğini bilerek ve yürütüldüğü boyutların bilincinde olmak gerekiyor. O halde bu savaş nasıl yürütülüyor, taktikleri nelerdir, hangi yöntemlerle yürütülüyor, hangi araçlar kullanılıyor? Biraz genel çerçeve ile birlikte detaylarına bakalım ve irdeleyelim. Bilim teknik, teknoloji, iletişim, teknolojik silahlar, uzay teknolojisi, ulaşım kolaylığı, tarihsel deneyimlerle harmanlanarak yeni savaş stratejileri ve yöntemlerin gelişmesine ve toplumsal sömürünün daha kolay ve ince yöntemlerle yürütülmesini sağladı veya hegemonik güçler gelişen insan üretimini sömürge savaşları için tekeline alarak insanlık üretimi olan gelişmeleri insanlığa karşı silah haline getirdi. Bu doğal olarak savaşın boyutlarını genişleterek yayılım alanlarını farklılaştırmıştır, savaş iki askeri güç arasına sıkıştırılmayarak daha geniş alana yayıldı, yol ve yöntemleri zenginleştirerek topluma karşı aktifleştirildi, Kürt toplumu olarak 100 yıldır soykırım kıskacında yok edilmek istenmekteyiz ve 50 yıldır tüm kirli yönleriyle savaş yöntemleriyle saldıran düşman gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Kürtler üzerinde psikolojik ve özel savaş uzun yıllardır sistematik olarak devam etmektedir ,fiziki katliamlar ve  kültürel katliamlarla sonuç alamayan devlet ,günümüzde bu yöntemlerine ek olarak ahlaki yozlaşma, yoksulluk, bilinçsizlik, aile problemleri ,özentili yaşam ,manevi zayıflık ,moralsizlik, kadın erkek ilişkilerinde özgürlük adı altında ölçüsüz toplumsal değer yargılarımıza uymayan aşk kılıfı uydurularak yozlaşmayı geliştirmek , işsiz bırakmak, çalışma koşullarını ortadan kaldırarak göç ettirme ,hırsızlığa teşvik etmek vb olumsuz koşullar yaratarak bireyde ve toplumda, ailede  sorunlar  yaratarak toplumu ve bireyi depresif duruma getirerek toplumsal huzursuzluk üzerinden sosyal kaos yaratmak ve toplumsallığın intiharını gerçekleştirmektir .Günlük yaşamımızda her birimiz bu durumları bariz bir şekilde yaşıyoruz ama biz  bunları  doğal ,yaşanması sıradan durumlarmış gibi görüyoruz ,aslında öyle değilmiş!

Yaygınlaşan uyuşturucu normal bir durum mu? Çocuk yaşlarda uyuşturucu kullanımı ,hırsızlık normal mi? yaşanan intiharlar, cinayetler, fuhuş, aile sorunları normal mi ?yalan ,sahtekarlık, aile içi saygı ve sevgi bağlılıkların zayıflatılması basit ve sıradan bir durum mu? İnsanların eğitimsiz bırakılması cehalete sürüklenmesi, okullarda yanlış bilinçlendirilmesi normal bir durum mu? Artık herkesin kendisine bu ve benzeri daha bir çok soruyu başta kendisine sorarak çevresinde, mahallesinde, köyünde, kasabasında, yaşadığı şehirde sorgulamasını yapması ve bilinçlenerek buna karşı mücadele etme zamanı gelmiş hatta zamanı geçmiştir. Adına yaşam dediğimiz çoktan öldürülmüş, can çekişmekte maddi değerlerimiz talan edilmekte manevi değerlerimiz yok edilmekte insani vasıflarımız tahriş ediliyor, dilimiz, kültürümüz, kimliğimiz inkar ediliyor bu yetmiyor bizi kendimize yabancılaştırmak için her türlü saldırıya maruz bırakılıyoruz, en tehlikeli olan şey bütün bu saldırılar karşısında savunmasız kalıyoruz ve gereken sorumluluk içerisine girmiyoruz. Devletin polisi, askeri, memuru, imamı, öğretmeni doktoru, kurum ve kuruluşlarıyla ülkemizi işgal ediyor, talan ediyor, bizi yok etmek için kılı kırk yarıyor ama bizler sadece bakıyor, hayıflanıyor, rahatsız oluyor ve çaresizlik içinde kurbanlık koyun gibi boğazımıza bıçağı dayamış kasaba bakıyoruz, belki bazıları gelir bizi kurtarır diye umut ediyoruz. Peki neden böyle çünkü korkutulmuş, sindirilmiş, baskı altına alınmaya çalışılmışız bir korku psikolojisi yaratılmış yaratılmak isteniyor, yoksa bu kadar küçük şehirlerde bu kadar askerin bu kadar polisin ne işi var? kasabalar ilçeler köyler askeri kışlalara çevrilmiş, sadece korku yaratmak, toplumun cesaretini kırmak için on binlerce polis ve asker yerleştirilmiş, bunlar öyle sıradan polis ve askerde değil, hepsi özel olarak eğitilmiş ideolojik donanımlı istihbarat ve özel savaş elamanı !!! Şöyle biraz düşünelim bu kadar polis ve asker güvenlik için (sözde güvenlik) bir bölgeye yerleştirilir mi? Tek kelimeyle verilecek cevap HAYIR .Özel savaş yöntemi bir savaş taktiğidir, düşmanları birbirilerini özel yöntemlerle yıpratmak için veya psikolojik üstünlük sağlamak için kullanılır, o zaman bu bize şunu gösteriyor demek bizler özellikle Kürtler bu devletin düşmanı olarak gördüğü bir halkız, şunu anlatmaya çalışıyorum devlet bize karşı azılı bir düşman gözüyle bakıyor hem de yeminli düşmanlık yaparak ! biraz gözlemlediğimizde bu gerçekliği çok açık bir şekilde görebiliriz. Demek oluyor ki devletin resmi sıfatlar taktığı bu güruh halka karşı açılmış savaş cephesinde savaşmak için eğitilmiş, donatılmış, hazırlanmış ÖZEL SAVAŞ ORDUSU, elamanlarından oluşuyor. Bu ordu sadece asker ve polisten oluşmuyor, vali, kaymakam, okul müdürlükleri, hakimler, savcılar, cami imamları ,sistem içi parti yöneticileri, emniyet güçleri ve İSTİHBARAT elamanları başta olmak üzere devletin kurum ve kuruluşları bu savaşı aktif olarak yürütmektedir. Bunu şöyle adlandıralım SESSİZ ÖLDÜRME !bunlarla birlikte bölgede yaşayan işbirlikçi ihanetçi kesimler düşmanın bu özel savaşında düşmana önayak olarak en olumsuz rolü oynamaktadır.

Devam edecek…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz