ÖZGÜRLÜK DAVASINDA DUYARLILIK KENDİNİ ADAMAKTIR

0
61

YPS Koordinasyon Üyesi Ahmet Kesip’in Yps sitesinde yer alan yazısında Faşizme karşı halkların ortak yurtsever devrimci mücadele yöntemini, fedai eylem yapan Veysi Taş ve Mehmet Akar arkadaşların eylemlerini değerlendirdi.

YPS Koordinasyon Üyesi Ahmet Kesip’in değerlendirmesinin tamamı şöyle:

Toplumsal hakikatte devrimciler her zaman en duyarlı insanlar olmuşlardır. Davasında duyarlı insanların temel özelliği onlara ait diyebileceğimiz hiçbir şeylerinin olmamasıdır. Devrimciler bir yönüyle çıplak insanlardır. Kendinde var olan her şeyi ama her şeyi kutsal dava uğruna adayandır. Yüreğin yol göstericiliğinde yürümek hakiki devrimcilerin işidir. Hakikat yolunda yürümek akıl işi değil, öncelikle yürek işidir. Asıl devrimcileri diğer insanlardan ayıran temel özeliklerdir bunlar. Devrimciler aynı zamanda ahlaki-politik toplumun gerçek özünü temsil eden kişiliklerdir.

Bir yerde ahlaki-politik toplumun tüm değerleri zalim ve zorba rejimler tarafından ayaklar altına alınıyorsa toplum buna karşı kendini savunur, savunmak zorunda. Aksi taktirde zorba rejimler tarafında parçalanır. Ahlaki-politik toplumun zorba rejimlerle yaşadığı bu handikap dönemlerinde asıl devrimciler ortaya çıkarlar. İnsanlık tarihinde bu hep böyle olagelmiştir. Peygamberlik geleneği özünde ahlaki-politik toplumun değerlerini zorbalara karşı savunan çağlarının birer önder devrimcileridirler. Devrimcilik kendini ahlaki-politik toplumun kutsal özgürlük davasına adamaktır. Devrimcilerin özünde ölümsüzlük sırrı bu hakikat olmaktadır. Kendini ahlaki-politik toplumun kutsal özgürlük davasına adamak özünde ölümsüzleşmektir.

Ocak 2023 tarihinde faşist işgalci Türk devletinin soykırım saldırılarına karşı ahlaki-politik toplumumuzun değerlerini savunmak için Mardin ve Amed’de bedenlerini ateşe veren, fedai eylemleri yaparak şehadete ulaşan, Veysi Taş ve Mehmet Akar yoldaşları saygı ve minnetle anıyoruz. Önder APO ahlaki-politik toplumumuzun var olma hakikatı olduğu tartışma götürmez bir gerçekliktir. Bugün faşist işgalcı türk devleti önder APO şahsında Kürt toplumsal gerçekliğimizi tümüyle inkâr ve imha etmek istiyor. 20. Yüzyılda Kürt toplumuna dayatılan soykırım gerçekliğini ilk fark eden ve bu duruma müdahale eden Önder APO olmuştur. Yozlaşmamış ahlaki-politik toplumumuzun bağrında çıkan Önder APO ve partimiz PKK geleneği özgürlük mücadelesinde kutsal özgürlük davasına kendilerini adayan binlerce fedai yaratmıştır. Bu önder APO fedailer geleneği Mazlum doğanlardan Zilanlara, Mustafa Malçok ve Evrim Alataş’lardan, Veysi Taş, Mehmet Akar’lara kadar uzanan kesintisiz süre gelen ölümsüz fedailer ordusudur.

Hatırlanacağı gibi 2011 mücadele yılında yine faşist işgalcı türk devletiyle zorlu bir mücadele dönemi yaşanmaktaydı. Faşist işgalci Türk devletinin başta önder APO’ya yönelik tecrit ve saldırılarını ağırlaştırıldığı, yine yurtsever halkımız üzerinde soykırım saldırılarının ayyuka çıkarıldığı bir dönemde Mustafa malçok ve Evrim Alataş yoldaşların fedai eylemleri başta hareketimizi ve tüm yurtsever halkımızı düşmanın bu soykırım saldırılarına karşı duyarlı kılmıştır. Önder APO o dönemde Mustafa Malçok ve Evrim Alataş yoldaşların gerçekleştirdiği  fedai eylemlerine yönelik ‘’ Bu yoldaşlar eylemleriyle kutsal özgürlük davasına yönelik olan duyarlılıklarını açıkça bize gösteriyorlar. İçimizde faşist işgalcı düşmanın bize dayattığı soykırım vahşetini en iyi anlayanlar onlar oldu. Bu soykırım vahşetine karşı nasıl bir tavır almamız gerektiğini eylemleriyle açıkça bize gösterdiler’’ diye değerlendirmede bulundu.

Günümüzde faşist işgali Türk devletinin özgürlük hareketimize ve yurtsever halkımıza karşı topyekûn soykırım saldırıları geçmiş mücadele dönemlerinden çok daha tehlikeli yürütülmektedir. Kürdistan Özgürlük Devrimi geliştikçe faşist işgalci Türk devletinin soykırım imha saldırıları devrim üzerinde daha şiddetlenerek artmaktadır. Önder APO paradigması ışığında 2012 yılında gelişen Rojava devrimimiz, Kürdistan özgürlük mücadelemizde yeni bir dönüm noktası olmuştur. Önder APO`nun başlattığı uzun süreli devrim mücadelesinin ilk defa ete kemiğe bürünmesi oluyordu. Yani yeni Kürdistan devriminin statüye kavuşması oluyordu.

Kürdistan devriminin bu yeni gelişme evresine başta hegemon güçler ve faşist işgalci Türk devleti ilk sert tepki gösteren, kabullenmeyen güçler oldular. Faşist işgalci Türk devleti 24  Temmuz  2015 tarihinde çökertme planı adıyla Kürdistan özgürlük devrimimize yönelik belki de yüz yıllık tarihlerinin en kapsamlı topyekûn soykırım saldırısını başlattılar. Kürdistan özgürlük devrimine karşı faşist işgalci Türk devleti ilk defa kendi içlerinde AKP-MHP diktatörlüğü altında birleştiler. Ergenekoncular ( MHP ) Ulusalcılar ( CHP ) İslami kanat AKP ve Fetullahçılar bu diktatörlük altında birleştiler. Buna karşı muhalif olan bazı Fetullahçı kanatlar 15 Temmuz 2016 yılında darbe girişimi süsüyle hepsi tasfiye edilmek istendi. Faşist işgalci Türk devleti kurduğu bu yeni diktatörlük rejimiyle şimdiye kadar yapamadığı, Kürtleri ve devrim kazanımlarını topyekûn soykırımdan geçireceğini hesapladılar.

O tarihten günümüze kadar özgürlük hareketimize ve yurtsever halkımıza karşı kesintisiz topyekûn soykırım saldırıları yürütülmektedir. 24 Temmuz 2015 tarihinden bu yana kesintisiz süre gelen bu savaşın sonuçlarını özgürlük hareketimiz yıllık bilanço dönemlerinde kamuoyuna açıklamıştır. Ama faşist işgalci Türk devleti her zaman yürüttüğü savaşın sonuçlarını kendi kamuoyundan gizlemeye çalışmıştır. Fazlasıyla yalana dayalı psikolojik özel savaş yöntemleriyle kendi kamuoyunu kandırmaya çalışmıştır. Faşist işgalci Türk devleti, Kürtlere karşı savaşında yenilgisini kabul ettiği anda bu yenilgi aynı zamanda yüzyıllık Kürtler üzerinde geliştirilen inkâr imha rejiminin yıkılması demektir. Faşist işgalci Türk devleti bu durumun farkında olduğu için tüm imkanlarını seferber ederek sonuna kadar Kürtlere karşı soykırım savaşını yürütmek istemektedir.

Son iki yıldan beri faşist işgalci Türk devleti tarafından özgürlük hareketimizin direk merkezini hedef alan topyekûn imha amacıyla saldırılar yürütülmektedir. Faşist işgalci Türk devleti Medya Savunma Alanlarında başlattığı bu son iki yıllık savaşta tüm imkanlarını seferber etmesine rağmen Kürdistan özgürlük gerillası karşısında başarılı olamadı. Faşist işgalci Türk devleti bu savaşta soykırım amacına ulaşmak için hiçbir savaş hukuku, insani değer tanımaksızın sonuna kadar savaş suçu olabilecek bir savaş yürütmesine rağmen yine de kaybetti.

Faşist işgalci Türk devleti özgürlük mücadelemiz karşısında yaşadığı yenilginin hıncını ahlaksız bir biçimde başta Önder APO’ya sivil halka saldırarak intikam almak istiyor. Son Paris katliamı bu yenilginin örneğidir. Yine yurtsever halkımızın tüm iyi niyet çağrılarına rağmen Önder APO ve zindanlar üzerindeki tecrit izolasyonun giderek ağırlaştırılarak işkence saldırılarına dönüştürülmesi, faşist işgalci Türk devletinin yine bu savaşta yaşadığı yenilginin intikamını alma yöntemlerindendir. Ellerindeki esir insanlara işkence yapmak yiğitlerin değil olsa olsa korkakların, ceberut rejimlerin işidir. Bu işkence yöntemi günümüzde insanlığın başına musallat edilmiş DAİŞ yöntemidir. Bugün Türkiye’de DAİŞ` in fikir babalığını yapan faşist AKP-MHP rejiminin toplumsal değerlerimize karşı yaptıkları işkence, tecavüz, talan ve ahlaksızca saldırılar DAİŞ’e rahmet okutan cinstendir.

Bakûr Kürdistan ve Türkiye de faşist AKP-MHP rejiminin toplumsal değerlerimize karşı yaptıkları bu vahşete karşı bedenlerini ateşe vererek fedai eylemi yapan Veysi taş ve Mehmet akar yoldaşlar faşist işgalci düşmanın Önder APO şahsında halkımıza dayattığı topyekûn soykırım saldırılarına dur demek için canlarını feda etiler. Bir insanın kendini yakması, yakarak küle çevirmesi öyle kolay mıdır? Kutsal özgürlük dava aşkı olmasa insanın kendini öyle feda etmesi düşünüle bilinir mi? Fedai yoldaşların aşkı-mücadelesi yücedir, kutsaldır; çünkü toplumsal insani bir sevgidir. Kendini tümüyle toplumsal insani değerlerin korunması uğruna ateşlerde cayır cayır yakan kudret iradesi olsa olsa asil devrimcilerin kutsal, yüce, toplumsal aşkı-mücadelesi olur.

Tüm yurtsever halkımız ve devrimci yurtsever gençlik Veysi Taş ve Mehmet Akar yoldaşların faşist işgalci düşmana karşı bize vermek istedikleri yurtsever devrimci mücadele mesajını doğru anlamamız gerekiyor.

Bugün bakûr Kürdistan ve Türkiye’de herkes faşist AKP-MHP rejiminin geliştirdiği seçim gündemine odaklanmış durumdadır. Yaşanmış tarihten doğru dersler çıkarmasak faşist diktatörlüğün tuzaklarına düşmüş oluruz. Bilindiği gibi 7 Haziran  2015 bakûr Kürdistan ve Türkiye genel seçimlerinde geliştirdiğimiz demokratik devrimci mücadele öncülüğünde 3  Kasım 2002 yılından bu yana iktidarda olan AKP rejimini iktidardan düşürdük. Faşist diktatörlük bakûr Kürdistan ve Türkiye genelinde yapılan seçim sonuçlarını yok sayarak yapılan seçimleri iptal etmiş, aynı yılın Kasım ayında yeniden seçim yalanıyla tüm halkın demokratik iradesine el konulmuş AKP-MHP faşist rejimi diktatörlüklerini ilan etmişlerdir. O dönemden günümüze kadar halklarımızın gelişebilecek demokratik özgür iradesi, bu faşist AKP-MHP diktatörlüğü tarafından her zaman gasp edilerek yok sayıldı. Bu durumu demokrasi adına kamuoyuna yutturmaya çalışıyorlar.

Bugün bakûr Kürdistan ve  Türkiye’de bu faşist AKP-MHP diktatörlük rejimine karşı gerçek anlamda demokratik mücadele yürüten bir güçten söz edilecekse oda HDP öncülüğünde gelişen halkların Emek Barış İttifakıdır.  Bakûr Kürdistan ve  Türkiye deki demokratik yurtsever halklarımız, CHP`nin sözüm ona faşist AKP-MHP diktatörlük rejimine karşı muhalefet yaptığına kanmamalıdır. CHP tarihi geleneğini iyi idrak etmesek faşist rejimin tuzaklarına gelmiş oluruz. Cumhuriyet tarihinde CHP`ye verilen rol faşist rejimi ayakta tutabilecek temel güçtür, deyim yerinde ise rejimin yedek lastiğidir. Aynı zamanda CHP, bakûr Kürdistan ve  Türkiye halklarımızın faşist diktatörlük rejimlere karşı geliştirdikleri yurtsever demokratik mücadelesini, sol muhalefet adına liberalize etmek için kullanılan sinsi bir yapılanmadır. CHP güya ezilen halklarımız adına faşist diktatörlük rejimlere karşı mücadele ediyor, halklarımızı bu sefaletten kurtaracak diye sürekli sahte umutlar halkta geliştirmeye çalışıyorlar. İYİ partiden bilmem söz etmemize gerek var mı? Faşist ırkçı MHP`nin diğer adı İYİ parti olmuş.!! Bakûr Kürdistan ve  Türkiye deki demokratik yurtsever halklarımız, CHP`nin sol muhalefet adına yaptığı iktidar olma vaatlerine asla ve asla itibar etmemelidir. Türk faşist devleti, faşist rejimini ayakta tutmak için eğer AKP-MHP ile yola devam kararını vermişse, CHP`ye düşecek söz SUSMAKTIR ve bu rejime destek olmaktır, ki ufukta görünende odur. Bakûr Kürdistan ve  Türkiye’deki demokratik yurtsever halklarımız faşist ırkçı rejimin bu hakikatini asla unutmamalıdır.

Geldiğimiz aşamada son yüzyıldan beri bakûr Kürdistan ve Türkiye’deki demokratik yurtsever halklarımızın iradesini gasp eden bu faşist ırkçı rejimden tümüyle kurtulmak için temel iki mücadele yöntemi önümüzde durmaktadır.

Birinci yöntem: Faşizme karşı halklarımızın ortak yurtsever devrimci mücadele yöntemidir. Ki bugün eğer faşist AKP-MHP diktatörlük rejimi çöküşün eşiğine getirilmişse, özgürlük mücadelesi olarak faşizme karşı verdiğimiz bu aktif devrimci mücadele yöntemi sayesinde olduğunu önemle bilmemiz gerekiyor. Bakûr Kürdistan ve Türkiye metropollerinde faşist AKP-MHP diktatörlük rejimine karşı YPS/YPS-JIN Özsavunma örgütümüz tarafında geliştirilen Zafer hamlesi temelinde tüm yurtsever devrimci halkımızın özelikle gençliğin Veysi Taş ve Mehmet Akar’ın devrimci fedai mücadele ruhuyla faşist rejime karşı eyleme geçmelidir. Faşist işgalci rejimin Kürdistan’da yaptıkları alçakça saldırılara karşı, devrimci yurtsever gençliğimizin bu faşist ırkçı rejime karşı eylemlerinde deyim yerinde ise çılgınlar gibi olmalıdırlar. Başta ekonomi olmak üzere faşist rejimin her şeyini hedefleyip yakmak gerekiyor.

İkinci yöntem: Aslın da ikinci dediğimiz yöntem birinci yöntemin tamamlayıcısı konumunda olan demokratik siyasi mücadele yöntemidir.

Ama maalesef bakûr Kürdistan ve Türkiye’de faşist ırkçı diktatörlük rejimi hakim olduğu için, halklarımızın geliştirdiği bu demokratik siyasi mücadele yöntemlerine fırsat vermeyerek her zaman boğmak istemektedirler. Dikkat edilirse en son HDP’ye açılan kapatma davası ve sindirme korkutma baskıları bu durumun bariz bir örneğidir. O zaman faşist diktatör rejime karşı hem devrimci mücadele yöntemini hem de demokratik siyasi mücadele yöntemlerini iç içe geliştirmemiz çok daha önem kazanıyor. Biri olmaksızın diğerinin başarı sansı olmayacağını önemle bilmemiz gerekiyor.

Sonuç olarak: Bu tarihi ve kritik mücadele döneminde, yüzyıldan beri halklarımızın başına musallat olmuş bu faşist ırkçı diktatör rejimden tümüyle kurtulmak için Önder APO’nun Devrimci Halk Savaşı Stratejisiyle halklarımızın ortak vereceği bütünlüklü demokratik devrimci aktif mücadele yöntemiyle başarıya ulaşacağını önemle bilmemiz gerekiyor. Önder APO’nun öngördüğü bu zafer stratejisi temelinde tüm devrimci yurtsever halklarımızı özgürlük mücadelesini Veysi Taş ve Mehmet Akar yoldaşların devrimci fedai mücadele ruhuyla yükseltmeye çağırıyoruz.

Kahrolsun faşist diktatör rejim!

Yaşasın Devrimci halk savaş mücadelemiz!

Yaşasın halkların çağdaş sosyalist önderi Rêber APO!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz