Rewşen Mêrdîn: Önderliğin fiziki özgürlüğünün sağlanması için 24 saatimizi çalışarak geçirmeliyiz

0
83

KJK Koordinasyon Üyesi Rewşen Mêrdîn, Dengê Welat radyosuna konuştu.  

Mêrdîn, konuşmasının başında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride vurgu yaparak, tecridin arttırılması karşısında kadınlar olarak mücadelelerini büyüterek düşmanı yok edeceklerinin altını çizdi:

“23 yıldır ağırlaştırılarak sürdürülen tecrit her geçen gün daha ağırlaştırılıyor. Önderlik paradigması ve felsefesini önünde engel gören TC ve iktidarlar bunun hesabıyla Önderliği hedef almaktalar. Bu sebeple de özel savaşın her yöntemini kullanmaktadırlar. Buna karşı da mücadeleyi her zaman yürüteceğiz. Mücadele, halkların birliği, Önderlik paradigmasının yaşamsallaştırılmasında öncülük rolünü kadınlar üstlenmiştir. Bu sebeple örgütlülüğü büyütmeli ve birlikteliği her yerde arttırmalıyız. Bu tarzla düşmanı geriletip yok edeceğiz. Kadın hareketi ve kadınlar olarak Önderliğin fiziki özgürlüğünün sağlanması için 24 saatimizi çalışarak geçirmeliyiz. İnsanlık düşmanı olan bütün güçlere karşı savaşımımızı büyüteceğiz.”

ZİNDAN DİRENİŞİNİ SELAMLADI

Konuşmasının devamında Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için zindanlarda eylem halinde bulunan PKK ve PAJK’lı tutsakların direnişini selamlayan Mêrdîn, tutsaklara uygulanan işkencelere ise şöyle vurgu yaptı:

“Bugün zindanlarda Önderliğe uygulanan tecride karşı PKK ve PAJK tutsaklarının direnişi devam ediyor. 12 Eylül darbe zihniyetinin uyguladığı sistematik işkencelere karşı büyük bir direniş sergileniyor. Tabii bu direnişin en büyüğünü Önder Apo vermektedir. Düşmanın bütün onursuzlandırma, irade kırma politikalarına rağmen tutsakların onurlu direnişlerini selamlıyoruz.
Bugün tutsaklara uygulanan işkenceler 12 Eylül faşizmini katbekat geride bırakmıştır. Fakat buna karşı PKK militanlarının direnişleri tarih yazmıştır.   Direniş 14 Temmuz direnişidir, diyebiliriz. Bugün zindanlarda, dağda, toplumsal alanda verilen tüm direnişler güçlerini buradan almaktadırlar. Yine Metina, Avaşin, Zap’taki direniş ruhu neyse zindanlardaki de aynıdır.”

 ‘KADINLAR DAHA ÖRGÜTLÜ HAREKET ETMELİ’

Mêrdîn, şu değerlendirmeleri de yaptı:

“Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması amacıyla, ‘kadın kırımına hayır, özgür kadın ve özgür toplum’ hamlemiz birçok eylem, etkinlik kapsamında sürdürülmektedir. Kadın hareketi olarak Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü hedefleyen hamle ile birleştirip devam ettiriyoruz. Eylem tarzı olarak düşmanın arttırmış olduğu saldırılar karşısında kadının daha örgütlü ve birlikte hareket etmesi gerekiyor. Eril zihniyet sahibi devlete karşı demokratik, ahlaki, ekolojik bir yaşam için kadın hareketi bir mücadele içerisindedir. Kadın hareketi tüm kadınlarca öncü olarak görülüyor. Hamlenin geldiği aşama oldukça önemlidir. Hamlemizin tüm alanlara yayılması için büyük çalışma içerisindeyiz.  Sadece kadınların eğitimine değil aynı zamanda erkeklerin eğitimine de önem veriyoruz. Bunun için çalışmalarımız var. Onların da faşist zihniyetlere karşı savaşır hale getirilmesi hedeflerimiz arasındadır.”

‘TARİH VE HALKIMIZ BU İHANETİ UNUTMAYACAK’

Türk devletinin Medya Savunma Alanları, Maxmûr, Rojava, Şengal ve Rojhilat alanına yönelik saldırılarına dönük ise Mêrdîn, şunları kaydetti:

“Faşist Türk devletinin saldırılardaki asıl amacı gerillayı yok etmektir. Özellikle son dört ayda Metina, Avaşin, Zap’ta gelişen faşist saldırılar her şeyi somut bir şekilde ortaya koyuyor. Yine diğer alanlara dönük saldırılardaki amaç, Kürt halkının iradesinin kırılmak istenmesidir. Tüm bunlara karşı gerillanın verdiği olağanüstü irade savaşımı bu saldırıları püskürtmektedir. HPG ve YJA-STAR gerillalarının darbeleri karşısında çaresiz kalan düşman kimyasal ve zehirli gazlarla savaşı kazanmak istemektedir. Fakat bu şekilde en büyük savaş ve insanlık suçunu işlemektedir.
Yaşanan insanlık suçları karşısında büyük bir sessizlik yaşanıyor. Ayrıca geliştirilmek, büyütülmek istenen ihanetçi çizgiye rağmen insanlıktan nasibini almamış düşmana karşı büyük bir direniş tarihi yazılmaktadır. Bunun en büyük örneği Zendûra’da şehit olan 7 yoldaşımızdır. Bu yoldaşlarımızın direnişini selamlıyoruz. Anılarının takipçileri olacağız. 7 yoldaşımız KDP’nin önayak olması ile şehit oldular. Ne tarih ne de halkımız bu ihaneti unutmayacaktır.”

‘PKK OLMASAYDI ŞENGAL DE HEWLÊR DE OLMAZDI’

Rewşen Mêrdîn, KDP’nin PKK’ye dönük saldırılarına da şöyle değindi:

“KDP istihbaratı Parastin ile TC devletinin istihbaratı MİT birlikte çalışmaktalar. Özellikle Maxmûr’da halka göçü, ajanlığı dayatmaktadırlar. Düşmana sürekli halkımızın bulunduğu yerlerin koordinatlarını veren MİT ve Parastin halkımızı katliamdan geçiriyor. Oysa PKK olmasaydı Şengal de olmayacaktı, Hewlêr de olmayacaktı.

Şengal için de durum aynıdır.  Şengal’deki halkımıza dönük saldırılar bir katliamdır. Bir hastanenin vurulması tam bir vahşettir. Fakat hiç kimse ses çıkarmıyor. İnsan haklarını savunanlar nerede, neden büyük bir sessizlik içerisindeler?

Şengal gençleri Almanya’ya yollanıp Hıristiyanlaştırılıyorlar. Aslında bu Nazilerin katliam politikasının bir devamıdır. Şengal halkının asıl direnişlerinin kaynağı kültürlerini korumak istemeleriydi. Bu şekilde aslında bu kültür katliamına da yol açıyorlar. Şengal halkının buna karşı duyarlı olması gerekiyor.”

KJK Koordinasyon Üyesi Rewşen Mêrdîn, son olarak ortak direniş ruhu ile düşmanı yenilgiye uğratıp Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü sağlayacaklarının altını çizdi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz