Serhat: 2021, kadın yılı olacak

PAJK Koordinasyonu Üyesi Ronahi Serhat, bu yıl da sistemin radikal sorgulanacağı bir 8 Mart olacağını belirterek, “2021, kadın yılı olarak karşılıyor, söyleminden eylemine kadar, sanattan spora kadar her yeri, alanı özgürlük değerleriyle donatacağız, çoğaltacağız, güzelleştireceğiz”

Bu yılın, 8 Mart’la hamleye ivme kazandırarak, mutlaka sonuç alma temelinde en zengin, radikal bir mücadeleye sahne olacağını kaydeden PAJK Koordinasyonu Üyesi Ronahi Serhat, “Sözümüz eylemimiz, eylemimiz başarı olacak. İdeolojik eylem, askeri eylem, siyasal eylem sürekliliğinde inşa faaliyetlerimizi sürdüreceğiz” dedi. Hangi kadına, kazanılmış değerlere, özgürlük alanlarına, ülkeye nereden, kimden bir saldırı gelişirse gelişsin Garê ruhuyla karşılık verileceğini vurgulayan Serhat, şunun altını çizdi: “2021, kadın yılı olarak karşılıyor, söyleminden eylemine kadar, sanattan spora kadar her yeri, alanı özgürlük değerleriyle donatacağız, çoğaltacağız, güzelleştireceğiz.”

PAJK Koordinasyonu’ndan Ronahi Serhat, ANF’nin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili sorularını yanıtladı.

8 Mart’ın Kürdistan kadın özgürlük mücadelesi açısından anlamı/önemi nedir, Kürt kadınları bu anlama nasıl katıldı?

Direnişle, savaşla, bedelle 8 Martları yaratan mücadele şehitlerimizi Zin Cizre, Leyla Agirî ve 20 Şubat 2020’de fedai eylem yapan Sema Koçerin yoldaş şahsında anıyor, anılarını mücadeleyle yaşatma ve başarıya ulaştırma sözü veriyor, saygıyla eğiliyoruz. Ezilen, sömürülen tüm dünya kadınlarının bin bir emekle, bedelle, direnişle yaratıp dünya insanlığına mal ettikleri 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün mirasını yaşatmak, ancak Kürdistan’da Kürt kadın özgürlük mücadelesini yükseltmektir. Dünyanın her yerinde direnen tüm kadınlarla mücadelenin onurunu paylaşıyor, 8 Martlarını kutluyorum.

Kürt kadınları olarak PKK saflarında kadın özgürlük mücadelesine başladığımızdan bugüne değin her 8 Mart’ı, yıl için mücadele miladı olarak belirleyerek tarihsel anlamına denk bir katılımla karşıladık. 8 Mart’ı, kadın haklarının ve sorunlarının anıldığı sembolik bir gün olmaktan çıkararak tüm günleri mücadele günleri olarak yürüttük. Her yıla önemli gelişmeler sığdırdık, gelişmeleri de aşan devrim niteliğinde değişimler ortaya çıkardık. Kürt kadınları olarak bizler açısından egemen erkek sistemle mücadele aynı zamanda soykırım, kadın kırımına varlığını dayandıran Türk devletinin zorbalığına, düşmanlığına karşı var olma savaşıdır. Ulus devletin uyguladığı şiddet, sistematik asimilasyon, inkar ve fiziki katliama, işkenceye ve askeri/siyasi operasyonlarla yürütülmektedir. Düşmanın varlık yokluk ikileminde tuttuğu sosyolojik gerçekliğimiz her zaman savunmaya öncelik vermemizi sağladı. O nedenle silahlı direniş çizgisine dayanarak yürüttüğümüz mücadeleyle düşmanı gerilettikçe, kadına siyaset alanı açabildik. Var olmasını, görünür olmasını sağlayabildik. Sömürgecilikten ve askeri/siyasi şiddetten güçlenen düşman gerçeğinin yarattığı korku duvarı zihinlerde aşıldıkça kadınlar meydanlara çıkabildi, bilinçlendi ve 8 Mart’ı sahiplenebildi. Kürdistan’da sömürgecilik gerçeği tepeden tırnağa faşizmle yüklü olup onun özel savaş uygulamalarıyla diri tutulmakta. Erkek egemen sistemle mücadeleyi kadın partisini kurarak, savunma güçlerimizi oluşturarak, sistemleşerek veriyoruz.

2020’de de kadınların öz savunması en temel gündemlerden biri oldu. Erkek egemen zihniyetinin vahşeti Kürdistan’da ve dünyada kadın katliamlarını kadınkırım boyutlarına vardırdı. Bu anlamda öz savunma kapsamında çeşitli kampanyalar başlatıldı, etkinlikler yapıldı. Kadınların öz savunması konusu bireysel ve kolektif kapsamda nasıl ele alınmalı?

Kürdistan’da sömürgecilik koşullarında 8 Mart’ın ruhuna, anlamına en uygun cevap öz savunma temelinde kadın özgürlük mücadelesini sürdürmektir. Öz savunma çizgisine dayanmayan örgütlenme ve mücadele, kaybetmeye mahkumdur. Dağlardaki, ovalardaki, şehirlerdeki kadın gerillalar, kadın silahlı birlikleri özgürlüğün teminatıdır. Bundan vazgeçilemez. Erkeğin milliyetçiliğe, cinsiyetçiliğe, dinciliğe dayalı kurduğu ulus devlet ordularının ve DAİŞ, Boko Haram vb. dehşet saçan militarist örgütler karşısında öz savunma şarttır. Kürdistan dağlarında YJA STAR deneyimi, büyük derslerle yüklü olup tarihe şimdiden iz bırakmıştır. Hakeza Rojava’da YPJ olarak kadın öz savunma örgütlenmesi tüm dünyaya ilham verdi. Yine Şengal’de YJŞ birlikleri ve Rojhilat’ta ise HPJ silahlı birlikleri var. Bunu sadece Kürt kadınlarının kazanımı ve değeri olarak görmek çok eksik bir yaklaşım olacaktır. Tüm kadınların sahiplenmesi gerekir. Şiddetin normalleştiği ve her düzeyde yürütüldüğü III. Dünya Savaşı gerçeğinde kadınların da bunu gözetmesi hayatidir. Bu ihtiyaç sorunuzda da belirtildiği gibi aslında 2020’de daha radikal mücadele yürütmek isteyen kadın örgütleri, hareketleri tarafından tartışıldı. Yine kadın cinayetleri, katliamları o kadar yoğunki kadınlar öz savunma ihtiyacını derinden hissediyor ve istiyor. Devletlerin uyduruk yasa ve tedbirleriyle önüne geçilmediğini biliyorlar. Bir de erkeği kollayan, gözeten yargı varken kadın lehine büyük beklentilere girmek sadece sıradaki cinayeti, şiddeti tetikler. Bu anlamda kadınlar, devletlerin hukukuna, devletin kendisine, bu ataerkil sisteme öfkeliler. Erkek egemen sistem, kadını öldüren; erkeğe, iktidara, aileye, kocaya, geleneğe, devlete kurban eden sistemdir. Erkek egemen sistem gerçekten geçtiğimiz yıl çok radikal sorgulandı. Küresel salgın süreci geliştirilmeseydi bu radikal eylemler sürecekti. Salgın yasaklarıyla kesintiye uğradı ve kadına ev içi şiddet arttı. Evde şiddet, kadınların öz savunma gücü olan kadın gerillacılığını geliştiren YJA STAR güçlerimizin mevzilendiği tüm alanlar aralıksız Türk savaş uçaklarıyla bombalandı; Şengal asayiş güçleri dağıtılmak istendi; Haftanin ardından Garê’ye işgal saldırısı başlatıldı; Kuzey-Doğu Suriye halkları boydan boya AKP faşizminin tehdidi ve tehlikesi altında; Efrîn’de her gün kadınlar kaçırılmakta, tecavüz edilmekte, binlerce insanımızın akıbeti bilinmiyor; Türk faşist devleti Güney’e askeri-istihbarat, ekonomik, eğitim kurumlarıyla yerleşmiş ve giderek hakimiyetini sağlamaya çalışıyor; Özgürlük Hareketimize en alçakça planlarını buradan yerel iş birliğe dayanarak hayata geçiriyor; İran’da kadınlar tamamen korumasız, halkımız baskı ve yasaklar altında adına yaşam denilemeyecek bir yaşamın içinde.

Başta ABD, Rusya, Fransa, Almanya olmak üzere herkesin çok açık bildiği gibi AKP’nin, bizzat Erdoğan’ın garantörlük yaptığı DAİŞ’i güçlendirmek için her şeyi yapıyor ve DAİŞ tehdidi Suriye sorunu çözülmeyene kadar devam edecek. Düşmanın soykırım, kadın kırımı politikası ve uygulamaları nedeniyle öz savunma yaşam ve mücadele biçimidir. Aslında profesyonel birlikler olarak özelleşmiş kurumsallaşmalar olsa bile tüm kadınların, Kürt toplumunun yaşam biçimini buna evriltmesi gerekir.

Savunma dışarıdan hiç kimseye bırakılamayacak denli hayati bir meseledir. Bunu DAİŞ Şengal’e saldırıp yüzlerce insanı öldürerek, kadınları kaçırıp tecavüz ettiğinde ne Irak devleti ne de KDP bir şey yapmak istedi, tersine alandan kaçtılar. Şimdi de zorbalık yapılarak Şengal halkının öz savunma güçlerini dağıtmaları dayatılmaktadır. Bundan Şengal halkımızın, kadınların, gençlerin vazgeçmesi demek boynunu kılıcın altına yeniden uzatmak demektir. Her şeyden vazgeçebilirler, hayatlarından da ama zaten hayatları için öz savunmalarından ve kendilerini özerk yönetmekten vazgeçmemeliler. Kadınların, gençlerin öncülüğünde gösterdikleri direnişi selamlıyor, 8 Martlarını kutluyorum.

Dış yardımlar, destek bir yere kadar olur ama asla hiç kimseyi boyunduruk altına girmekten, katledilmekten kurtaramaz. Tarihte kadınların ve özelde Kürt halkının temel kaybı kendi öz savunma güçlerinin olmayışıdır. Başka ulusların askeri birliklerinde yer almışlar, şimdiye değin sömürgeci ulus devletler için ‘vatani görev’ adı altında askere gidilmektedir ve kendi halkına karşı savaştırılmaktadır. Kürdistan gençliği böyle bir suçu artık işlememelidir, kendi öz savunma birliklerinde yerini almalıdır. Tüm Kürt kadınlarını da bulundukları yerde öz savunmaya yoğunlaşmaya, kendilerini eğitme ve örgütlenmelerini kurmaya çağırıyorum. Öz savunmayı, sadece oluşan birlikler olarak anlamamak gerekir. Komple bir halkın yaşam örgütlenmesi ve tarzı buna uyar ve uygular halde olmalıdır. Bu anlamda Kürdistani tüm kadın hareketlerine ve gençliğe 2021 mücadele stratejisi olarak öz savunmaya katılma ve örgütleme görev ve sorumluluklarına davet ediyorum. Öz savunmaya dayalı özgürlük savaşını kazanma temelinde başta YJA STAR gerillaları olmak üzere öz savunma birliklerinde yer alan YPJ, YJŞ ve HPJ’li kadın özgürlük savaşçılarının 8 Mart’ını kutlarız.

Her ülkede de kadınların, toplumların karşı karşıya olduğu tehlikeler, tehditler, sonuçlar benzer yaşanmaktadır. Kadınların mutlaka bir araya gelerek bir öz savunma birliğini, birimini kurması gerekir. Bunun biçimini kendileri kuşkusuz belirler. Kadınların birbirinden haberdar olabilecek bir örgütlenme ağları olmalı. Harekete geçecek genç savunma birimleri olabilir. Hangi araçla ve biçimde olursa olsun kadınlar mutlaka karşılık verecek yolu, yöntemi bulmalı, bulabilir.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan öncülüğünde gelişen kadın özgürlük değerleri ne kadar toplumsallaştı, yaygınlaştı ve toplumsal olarak zihniyet inşasını gerçekleştirdi?

Önder Apo, cinsiyetçiliği en radikal eleştiriye tabi tutup tarihsel/toplumsal irdeleyerek kadının kurtuluşunu sınıfsal ve ulusal mücadeleyi aşarak ve kapsayarak bağımsız bir ideoloji olarak sistemleştirmiş. Kadının kölelik gerçeğinin değişmesi ancak sınıflı uygarlığın kökten değişmesiyle mümkün olacağını ortaya koyarak ilk ezilen sınıf, cins olarak tanımlayıp ataerkilliğe karşı anaerkil toplumsal sistemin inşasını demokratik-ekolojik-kadın özgürlükçü paradigmayla savunmuştur. Eşitsizliğin, şiddetin, özel mülkiyetin, ulus devletin, ailenin kökeninin dayandığı erkek egemenliği temelden sarsılırsa ve yeni bir toplumsal sistem inşa edilirse kadın ve kadınla birlikte erkek de özgür olabilir, böylelikle toplumsal özgürlüğe kavuşulabilir. Özgürlük problemi toplumsal mücadelelerin hep temel konusu ve amacı olmuştur. Eksik olan bunun merkezine kadın özgürlük probleminin alınmaması ya da gerektiği gibi yer verilmemesiydi. Kadın özgürlük sorunu, toplumsal sorunlardan biri, hatta ikincil bir sorun, bazen de toplumsal kurtuluştan sonra düzeltilebilecek bir sorun olarak çeşitli özgürlükçü teorilerde yer verilmiştir. Ancak sınıflı uygarlık tarihinin süresi olarak genelde tarihçiler, sosyologlar ve konuyla ilgili olan herkes tarafından kabul gören 5 bin yıllık erkek egemenlikli uygarlık düzeni öyle bazı iyileştirmelerle değişmeyeceğini, tamamen alternatif yeni bir dünya sisteminin gerekli olduğunu savunmak, özgürlük adına büyük ve ilk bir çıkıştır. Egemen erkek paradigmasına karşılık özgür kadın paradigmasıyla karşılık vermek ve alternatif olarak demokratik konfederalizm sistemini savunmak ve pratiğine yönelmek devrimin kendisi olmaktadır. Bu kadınlar adına, halklar, toplumlar adına yeni bir çıkıştır.

21. yüzyılda bunu gerçekleştirebilirsek gerçekten 21. yüzyıl kadın çağı olabilir. Kadınlar, eril sistem çarkının döndürülmesinden emeğini çekerek, tamamen karşı kutbunda yer alıp sistem içinde sisteme karşı öz savunmaya dayalı hem mücadele etse hem de bir taraftan yöneldiği yeni toplumun inşasını kesintisiz sürdürürse ulaşılabilir. Bu bağlamda Önder Apo, kadınların kurtuluşu için katkı sunan bir kimlik olmayı aşmış, insanlığın kurtuluşunun ancak kadın değerlerinin sistemleştiği yeni bir toplumsal yaşam olarak amaçladığından bizzat gerçekleştirendir. Kürt kadın ve erkek gerçeğinden yola çıkarak geliştirdiği kölelik-egemenlik çözümlemesini genişletip derinleştirerek yeni bir sosyal bilimin temelini atmıştır. Jineoloji olarak sosyal bilim, krizli kadın kimliğinin kölelik kodlarını sorguladıkça egemen erkeklik kimliğinin dayanakları deşifre edilerek böylelikle çözüm insanca yaşamın yolunu gösterecektir. Tarihin daha az sınıflı uygarlık tarihi olduğu, demokratik uygarlığın uzun süreli kültürel yaşamla örülü olduğu anlaşılacaktır. Bu yönlü çalışmalarıyla insanlığı aydınlatan değerli akademisyenler, şahsiyetler, bilim insanları var. Ortaklaşılan hedef yeni bir dünya düzeninin gerekli olduğuna dairdir. Bu küresel güç olarak kapitalist moderniteyle savaş halindedir.

Kadını porno, reklam, fuhuş ve ucuz emek gücü, nüfus üretimi için kullanarak en aşağılık konumda tutan kapitalist sistem, anti toplumcu sistem olarak kadın, toplum dolayısıyla insanlık düşmanıdır. Kapitalist sömürü vahşeti, sadece kadınları, insanlığı değil, doğayı, dünyayı yok ediyor. Salgın hastalık, işsizliğin yarattığı bunalımlar, toplumsal krizler, iklim dengesizliği hepsi sistemin sürdürülemezliğini ortaya koymakta. İnsanlık daha fazla kapitalist dünya düzeniyle bir yüzyıl, iki yüzyıl yaşayamaz. Kadın özgürlüğünü, kurtuluşunu istemek, yeni bir dünya düzenini istemektir. Görüldüğü gibi sorunlar çoktan sistem içi hak ve özgürlükler elde etmeyi geride bırakmıştır. Kapitalist sistemde, ulus devlet sınırları içinde, hak ve özgürlüklerde iyileşmeler yapılsa bile bu neyi değiştirecektir? Sendikal mücadeleyle maaşlara bir miktar zam yapılsa, işverenle-işçi toplu sözleşmelerde anlaşsa yine sorunlar devam edecektir. Kapitalizm, kar-sermaye yasası dünya çapında işledikçe, ulus devlet formunda çok uluslu şirketlerin dünyayı yönetme gerçeği sürdükçe ekonomik, siyasal, sosyal vb. krizler, sorunlar artarak devam edecektir. Sömürü derinleşecek, değişen başka bir şey olmayacaktır.

Sınıflı uygarlık zihniyetinin sistemleşmesi olan kapitalist sistem aşılmadığı ve yeni bir sistem gelişmediği sürece kadınlara gerçek kurtuluş yoktur. Halklara, toplumlara da yoktur. Sistem dışı hareketlerin başında kadınlar gelmektedir. Bu gerçeği fark eden kadınlar, dünyanın her yerinde yeni sistem arayışını mitinglerle, çeşitli gösterilerle, tartışmalarla, isyanlarla ortaya koydu. Bu yıl da erkek egemen sistemin radikal sorgulanacağı bir 8 Mart duruşu ortaya çıkacaktır. 8 Mart’ı kutlamak, karşılamak isyan etmektir, baş kaldırmaktır. Kürt kadınları her 8 Mart’a, özgürlükle sözleşme yapma, isyana çevirmenin özüyle yaklaşmakta ve katılmaktadır. Kutlamanın özü ve niteliği başkaldırıdır. Erkek egemen sistemden hesap sormadır.

Faşizmi yıkmak ve Kürt Halk Önderi’nin fiziki özgürlüğünü sağlamak için zamanın geldiğini ilan ettiniz. Bu kampanya hangi düzeyde yürütülmektedir, rejim karşısında kadınların direnişi bu 8 Mart’la birlikte nasıl olacaktır?

Önder Apo, İmralı esaret koşullarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne sunmak üzere yazdığı 5 ciltlik savunmasında kadını, toplumu, insanlığı ve bununla bağdaş olan demokrasiyi, özgürlüğü, adaleti, eşitliği savundu. Hem de kapitalist cellatlar karşısında tek başına. Önder Apo, başını ABD’nin çektiği ulus devletler arası ve yerel ortaklarının da katıldığı komployla İmralı’ya konularak özgürlüğü savunmanın yalnızlığına mahkum edildi. Mahkumiyet en başta biz kadınların mahkumiyetidir. Toplumumuzun ve özgürlük isteyen herkesin mahkumiyetidir. Önder Apo şahsında yargılanan özgürlüktür ve bunu isteyen milyonların iradesidir, kimliğidir. Esasta komployla getirilip düzmece mahkemeyle kararı önceden belli olan AİHM, Avrupa’nın siyasi çıkarlarını her şeyin üstünde tutmuştur. CPT gibi uluslararası kurumlar sessiz kalarak bu siyasetin ortağı olmuştur. Siyaset, adalete galip gelmiştir. Bundandır Önderliğimiz tek başına tüm haklarından alıkonularak ve kimseyle görüştürülmeyerek 22 yıldır esaret koşullarında tutulmakta. Önder Apo’ya tam 22 yıldır bunun bedeli ödetilmek istenmektedir.

Önder Apo’nun özgürlüğünü savunuyoruz. Özgürlük birleştirendir, çoğaltandır, büyütendir, güç ve cesaret verendir, iradedir, değişimdir, sonsuzluktur, yaratmaktır, aşk ve tutkuyla savunmaktır, uğruna kendini feda etmektir, fedaice savaşmaktır, dünya gericiliği birleşip saldırsa da kadın değerlerinin özüyle mayalanmış temel insanlık değerlerinden asla vazgeçmemektir. Yani hep hakikatin yanında olmak ve savunmaktır. Özgürlük mücadelemizi, Önder Apo etrafında kenetlenerek, mutlaka fiziki özgürlüğünü sağlama temelinde 2021’de başarıya ulaşacağımız bir yıla çevirmeliyiz. Bu amaçla Türkiye zindanlarında açlık grevi eylemi eylemini sürdüren PAJK ve PKK’li tutsakları ve Mexmûr ve Lavrion’daki eylemcileri selamlıyorum. Önder Apo yalnız değildir. Milyonlara fikirleriyle mal olmuş, Kürt ve Araplar başta olmak üzere Ortadoğu halklarının umudu ve toplumsal değişimin iradesine dönüşmüştür. Demokratik ulus anlayışına dayalı demokratik özerkliği, öz yönetim biçimi olarak konfederalizm projesi sahiplenilmekte. Sorunların çözümü ve demokrasinin, barışın tesisi, özgürlüğün yaşanabilir olması için Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü milyonlar haykırmakta.

PAJK’ın 8 Mart vesilesiyle Kürt, Ortadoğu ve dünya kadınlarına mesajı nedir?

2021’in mücadele duruşunu, ruhunu ve çizgisini, Garê destanını yaratan 15 kahraman gerilla yoldaşımız belirledi. Garê’ye faşist AKP iktidarının saldırı amacı ve yarattığı sonuçlar Hareketimiz tarafından kamuoyuna açıklanmıştı. Şoreş Beytüşşebap komutasındaki 15 yoldaşımız ‘TECRİDE, FAŞİZME, İŞGALE SON, ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI’ hamlemizin başarı çizgisini ortaya koydu. Tüm gerilla güçleri mevzilendikleri tüm alanlarda yetkin gerillacılık taktikleriyle düşmanı bozguna uğratacaktır.

Yine KJK’nin özgün olarak hamle bütünlüğünde sürdürdüğü “KADIN KIRIMINA KARŞI ÖZGÜR KADIN VE TOPLUM ZAMANI’ hamlemizi, Garê fedai çizgisinde yürüterek kesin başarı elde etmek için her bir kadın özgürlük militanı, öncülük görevlerini layıkıyla yerine getirecektir.

Toplumsal değişim, devrim gücü olan kadınlar/gençler, toplumu ayağa kaldırarak özgürlük zamanını yaratmalılar. 2021, 8 Mart’la hamlemize ivme kazandırarak, mutlaka sonuç alma temelinde en zengin, radikal bir mücadeleye sahne olacak. Sözümüz eylemimiz, eylemimiz başarı olacak. İdeolojik eylem, askeri eylem, siyasal eylem sürekliliğinde inşa faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Hangi kadına, kazanılmış değerlere, özgürlük alanlarımıza, yurdumuza nereden, kimden bir saldırı gelişirse gelişsin Garê ruhuyla karşılık verilecektir. Bunun için örgütlenme kapasitemizi genişleterek, örgütlenmiş güç yenilmezdir bilinci ve silahıyla öz savunma güçlerini büyüterek, eğiterek meşru savunmayı etkili uygulayacağımız bir yıl olacak. Erkek damgalı ideolojileri ve kadına uzanan versiyonlarını etkisizleştirmek için ideolojik bir mücadeleyi etkili yürüteceğiz. 2021, kadın yılı olarak karşılıyor, söyleminden eylemine kadar, sanattan spora kadar her yeri, alanı özgürlük değerleriyle donatacağız, çoğaltacağız, güzelleştireceğiz.

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler