Toplumsal mücadele AKP-MHP faşizmini zorluyor

Kemal SOBE

Türkiye her bakımdan zor bir dönemden geçmektedir. İşsizlik, yoksulluk ve sefalet bir kanser gibi toplumu kasıp kavuruyor. İnsanlar, yoksulluktan ve maddi sorunlardan dolayı hayatlarına son veriyorlar. Bütün bu sorunlar yetmiyor mu gibi, birde AKP-MHP hükümeti, toplumun başına bela olmuş durumdadır. Zor ve şiddet kullanarak, toplum üzerinde hakimiyet kurmaya ve iktidarlarını bu şekilde sürdürme peşindeler. Demokrasi, hak hukuk, adalet ve insan hakları gibi değerlerin ayaklar altına alınmış durumda. Ülke adeta açık bir zindan haline getirilmiş durumda. Bir taraftan, ülkenin en büyük 3. partisi HDP üzerinde devlet terörü estirilip, parti işleyemez, çalışamaz hale getiriliyor. Dünya’da HDP dışında hiçbir partinin binlerce üyesi, çalışanı ve yöneticisi hapiste değil, olamazda. Türkiye’de elit, bürokrat ve egemen kesimler dışında, hiç kimse kendi durumlarında ve memleketin gidişatından memnun değiller. AKP-MHP hükümeti, anayasada sözde var olan maddelere bile uymuyorlar.

***
Türkiye, kendi tarihinde çok hükümet gördü geçirdi ama AKP-MHP hükümet, askeri rejimleri bile geride bırakan bir faşizan iktidar olmuştur. Kan siyaseti yaparak, iç ve dış düşmanlar yaratarak, suni gündemler oluşturarak, içi boş çeşitli vaatlerle umut yaratarak kamuoyu oluşturmaya ve destek bulmaya çalışıyor. Bir hükümet zor kullanarak ayakta kalmaya çalışıyorsa, o hükümet toplum nezdinde meşruluğunu kaybetmiş demektir. Türkiye toplumu artık içi boş vaatlere kanmıyor, VATAN MİLLET SAKARYA siyaseti artık siyaseten prim yapmıyor. Yani onlarca yıldır esasen geleneksel sistemin siyasi argüman olarak kullandığı TÜRK-İSLAM SENTEZİ iflas etme noktasına geldi. Toplum artık mevcut sorunlara bir çare ve çözüm arıyor. Türkiye halkı, hükümetlerin ve devletin, öteden beri
sistemi meşrulaştırmak ve egemenlik için kullandıkları argümanlara artık itibar etmiyor, inanmıyor. Üç ay önce, Karadeniz’de doğal gaz bulduk, Akdeniz de petrol bulduk dediler. Bu vaatler işe yaramayınca, son günlerde de, aya mekik göndereceğiz, uzay çalışmalarımız başladı deyip, iyi çalıştıkları izlenimini veriyorlar.

***
Güney Kürdistan’a yönelik bir sınır ötesi operasyon daha yaparak, devletimiz savaştadır, bekamız tehlikededir deyip, toplumdan destek bulmaya çalışsalar da, hepsi nafile. Türkiye halkı, AKP-MHP hükümetinin ve mevcut rejimin ” terör-güvenlik” palavralarına artık inanmıyor ve ” terör-güvenlik” dedikleri şeyin, Türkiye’nin yıllardır çözmediği Kürt sorunu, emek sorunu, adalet ve özgürlük sorunu, demokrasi sorunu, yani iç sorunları olduğunu
ve biran önce çözülmesi gerektiğini artık biliyorlar. Son elli yıldır toplumsal mücadele birike birike artık bir finale doğru gidiyor. Sistem AKP-MHP eliyle kendisini restore etmeye ve ömrünü uzatmaya çalışıyor. Türkiye tarihinde her zaman sorunlar oldu ama hiçbir hükümet, şimdiki hükümet gibi, işçisiyle, köylüyle, çiftçiyle, esnafıyla, tüccarıyla, öğrenci gençlikle, öğretmenlerle, avukatlarla, halka bu denli kötü ve kavgalı olmadı. Yani Türkiye beterinde beteri türünden bir durumu yaşıyor. Eskiden sadece dar gelirliler durumlarında şikayetçiydi. Şimdi ise küçük bir elit-bürokrat-yandaş kesim dışında her kesimden şikayetler en üst seviyede ortaya çıkmış durumdadır. Bir hükümet-iktidar zor ve şiddetle ayakta kalmaya çalışıyorsa, o hükümet ve rejim toplum nezdinde siyaseten sıfıra inmiş, iflas etmiş demektir.

***
Faşizm, toplum üzerinde siyasi meşruluğun ve hakimiyetin bittiği koşullarda, sistemin kendisini sürdürmenin bir aracı olarak ortaya çıkar ve toplum üzerinde devlet terörü estirir. Türkiye’de her zaman toplum üzerinde devlet terörü oldu ama şimdi bu durum daha açık ve yoğunca yaşanılıyor. Faşizmin yoğunluk kazandığı durumlar, genellikle toplumsal değişimlerle sonuçlanır. Yani Türkiye yavaş yavaş bir demokratik devrim sürecine evriliyor. Her tarafta büyük bir mücadele var. Zindanlar son kırk yılda büyük mücadeleye sahne olmuştur. Zindanlar zaman zaman büyük mücadele vererek büyük bedellerle büyük kazanımlara yol açmışlardır. Açlık grevleri her zaman toplumsal mücadelenin önemli bir ayağını oluşturmuştur. Hatta kimi önemli zamanlarda yol açıcı olmuş, toplumsal-siyasi tıkanıklığı gidermiştir, bir mücadele ışığı olmuştur. Son on haftadır Türkiye’de, zindanlarda adaleti, demokrasiyi ve özgürlüğü kazanma direnişleri var. Dışarıda gelişen mücadelede, zindan direnişlerini tamamlıyor. Türkiye ve Kürdistan’da her koldan mücadele tam geliştirilirse, AKP-MHP hükümeti ve temsil ettiği mevcut faşizan rejim yıkılacak, Türkiye yeni demokratik bir döneme girecektir.

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler