“Torunlarımız intikamımızı alacaktır”

0
73

Fırat DOST

“Paşam bunlar mağaralara iltica etmişlerdi, zehirli gaz kullanıp mağaraların içerisinden, tümünü fare gibi zehirleyip yok ettik, başka türlü öldürme şansımız yoktu. Kanlı bir hareket oldu, ama yediden yetmişe, temizleyip büyük bir başarı elde ettik,” dedi Hasan Hüsnü yanındaki Generale mağaradaki cesetleri gösterirken.

“Doğrusu şanlı tarihimizden iyi ders çıkarmışsınız, bu mağara tütsü tekniğini, Topal Osman taa, 1919-20’lerde bulmuş, Ermeni, Rum ve Koçgiri Kürtlerine karşı çok yaratıcı tarzda kullanmıştı,” dedi General takdir dolu bir bakışla Hasan Hüsnü’ye bakarak.

Hasan Hüsnü Dersim dağlarında kimyasal ile katlettiği insanların cenazelerine bakarak “Paşam, tümü eşkıya, keskin nişancı, buraları iyi biliyorlardı başka türlü haklarından gelemezdik zaten,” dedi.

Kürdistan tarihi işgalcilerin soykırım ve katliam saldırılarına karşı efsanevi onur ve özgürlük savaşları ile doludur. Yüzlerce Hasan Hüsnü, Sağır Paşa, Topal Osman, Kimyasal Nejdetler bu topraklardan gelip tarihin çöp sepetine hazin bir son ile yuvarlandılar. Ama Kürt Agitleri öncülüğünde Kürdistan halkı tüm katliam ve soykırım saldırılarına karşı direnerek bin yıllardır bu topraklardaki özgürlük tohumlarını kanları ile sulayıp büyüttü. Bu tarihi bakış Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara, Nuri Dersimilere “Torunlarımız mutlaka intikamımızı alcaktır.” Dedirtti. Özellikle 20. Yüzyılın başından PKK’nin ortaya çıkışına kadar parçalı, örgütsüz, Önderliksiz olan Kürt halkı özgürlük ve kurtuluş umutlarını hep bir sonraki nesillere devretti.

PKK; dili, kimliği, tarihi, inkar edilmiş soykırım kıskacına alınmış yani can vermek üzere olan Kürtlüğü yeniden dirilterek özgürlük ideolojisiyle bilinçlendirip öz gücü ile kendi halkının özgürlüğü için savaşan ve yaşayan bir duruma getirdi. Kürt halkına soykırım kıskacından kurtulup özgür yaşamı inşa etmek için gereken bilinç, örgüt, strateji ve savunma güçlerinin Reber APO sayesinde kazanılması ile yenilmeyen, savaşan halk gerçekliği ve zafere giden bir özgürlük yürüyüşü kazanılmış oldu.

Bizler Kürt halkı olarak bu yürüyüşün en kritik ve çetin süreçlerini yaşamaktayız. Ortadoğu’nun paylaşım anlaşmalarının miadını doldurduğu bu süreçte tüm hegomon ve bölgesel güçlerin çıkar ve hakimiyet savaşlarının merkezi yine bu topraklar olmakta. Yüz yıl önce olduğu gibi bu güçler Kürt coğrafyasını sömürge alanlarına dönüştürmek için saldırılar, işgal operasyonları gerçekleştiriyor. İşgalci Türk devleti, Irak devleti ile işbirlikçi Kdp’nin yine dıştan hegemon güçlerin Kürdistan’da uyguladığı politika işgal ve soykırım olmakta. 17 Nisan ile Medya Savunma alanlarına ve Şengal’e başlayan bu yeni işgal ve kirli savaş ittifakının saldırıları bu temelde gelişiyor. Planlar, sömürgeciler, işbirlikçiler yüzyıl öncesi ile  aynı fakat direniş ve savaş çok farklı yaşanmaktadır. Yüzyıl önce Kürt’e nasip olmayan bilinç, örgüt, strateji ve savunma güçleri PKK sayesinde dipdiri ve sağlam bir şekilde kirli ittifakların planlarını boşa çıkarmakta, yerle bir etmektedir. Yazının başına eklediğim 1938’de Dersim katliamında Türk devleti katliamcılarının arasında geçen diyalogda geçtiği gibi bugün de kimyasal silahlarla saldırılar gerçekleştiriliyor. Topal Osman gibi katil, katliamcı çete sürüsü lideri bir barbardan öğrendiği taktikle bugün de kimyasal Hulusiler, kimyasal Tayyipler Kürd’e saldırıyor. Fakat özgürlük gerillası özgür bilinci, çelikten iradesi ve profesyonel askeri tarzı ile işgale gelen orduyu deyim yerindeyse tarumar ediyor. Şu an Zap’ta ve Avaşin’de böyle bir ceng yaşanıyor Kürt Agit ve Zilanları fedaice savaşıyor ve Kürdün celladına azrail oluyor.

Tarihte böylesi süreçler halklar için kritik dönüm noktası olurken bireyler için de büyük bir karar ve tarihi görevleri üstlenerek çıkış yapma noktası oluyor. Yani okuluna giden öğrenci, sebze satan pazarcı, mahallenin fırıncısı, terzi, berber, manav… yarın sabah uyandığında bu tarihi sürecin görevlerinin bilinci ile kalkmalı ve Kürd’ün tarihindeki bu kritik kavşakta üstlenmesi gereken rolü oynamalıdır. Topyekün saldırılar ancak topyekün direnişler ile mutlak zafere dönüştürülebilir. İşte böylesi bir kader sürecinde her Kürdistanlı bulunduğu her alanı faşizme, işgale ve soykırıma karşı bir direniş mevzisi haline getirmelidir. Her Kürt bulunduğu yerden Zap’ta, Avaşin’de savaşan fedailerinin direniş ruhu ile direnerek zafere yürüyenlerin yoldaşı olmalıdır. Şeyh Saitlerin torunları olarak her Kürt bireyinin alınması gereken inkamını alma zamanıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz